25 Aralık 2015 Cuma

Sağlıklı beslenmenin genel ilkeleri

- İki beyazı(şeker ve beyaz unu) iyice azaltın, hatta mümkünse hiç yemeyin. Tuzu(üçüncü beyaz) tamamen kesmeyin ama azaltın
- Her mevsimin taze meyve sebzesini tüketin
- Özgür dolaşan hayvanların etini, süt ürünlerini ve yumurtasını yiyin
- Zeytinyağı dışındaki sıvı yağları ve margarini tüketmeyin. Doymuş yağları (terayağı, iç yağı, kuyruk yağı) tercih edin
- Her yiyeceği doğal şekline en yakın olarak tüketin. Paketlenmiş gıdalara itibar etmeyin.
- Toplam diyetin en az yarısını çiğ yiyeceklerden oluşturun
- Kefir, yoğurt, turşu, sirke, nar ekşisi ve boza gibi probiyotiklerden(faydalı mikroplar) zengin gıdaları fazla tüketin
- Yasaklar haricinde yeme sınırı yoktur. Doyuncaya kadar yiyebilirsiniz (patlayınca kadar değil!)
- Yeteri kadar güneşlenin yada kan düzeylerini 40-120ng/mL arasında tutacak kadar D vitamini takviyesi alın
- Omega-3/omega-6 oranınızı artırın. Mutlaka omega-3 takviyesi alın
- Günde en az 2 litre su için
- Derin nefes alın, stresten uzak durun, iyi uyuyun


Kaynak:
7'den 70'e Taş Devri Diyeti
Prof. Dr. Ahmet Aydın
Sayfa 479

Depresyon ve üzüntü için öneriler

- Öncelikli olarak Taş Devri Diyeti yaparak unlu şekerli gıdaları iyice azaltmalılar
- Hipotiroidileri varsa tiroid hormonu almalılar
- Aktif maddesi en az 2000-3000mg olacak şekilde balık yağı almalılar
- D vitaminlerini 40-120ng/dL arasında tutacak şekilde takviye almalılar
- Yüksek dozda B kompleks vitamini ve C vitamini almalılar
- Yetersizlikleri varsa B12 vitamini iğnesi olmalılar
- Tahlil sonuçlarına göre magnezyum, karnitin, inozitol, selenyum, çinko, DEHA, fenilalanin, tirozin, melatonin ve S-adenozil metionin takviyeleri de yapılabilir


Kaynak:
7'den 70'e Taş Devri Diyeti
Prof. Dr. Ahmet Aydın
Sayfa 416


Astımlılar nelere dikkat etmeli?

- Sigara içilen ortamdan uzaklaşın
- Katkı maddesi ilave edilmiş, rafine edilmiş, paketlenmiş gıdaları yemeyin. Un ve şekerden fakir, sebze, meyve, ot, et ve yumurta gibi doğal gıdalardan zengin bir diyet uygulayın
- Margarin ve sıvı yağları (mısır, soya, ayçiçeği, kanola vb) kullanmayın. Bunun yerine doğal hayvani yağlar (tereyağı, kaymak, iç yağı, kuyruk yağı) ve zeytinyağı kullanın
- Yeterli omega-3 alın (erişkin için en az 2000mg aktif balıkyağı; DEHA+EPA)
- Kefir, yoğurt, turşu, sirke, nar ekşisi ve boza gibi probiyotiklerden zengin gıdalarla beslenin. Bunların doğal yöntemlerle üretilmişlerini satın alın
- Pastörize ve hele de UHT'li sütlerden mümkün olduğunca kaçının. Kutu sütü tüketmeyin. Süt yerine geleneksel yöntemlerle mayalanmış süt ürünlerini(yoğurt, peynir, kefir) tüketin
- Yeteri kadar güneşe çıkın. Güneşli havalarda en az yarım saat güneşe maruz kalınmalı. Yeterli güneşlenilmiyorsa takviye D vitamini alın. D vitamini düzeyinizi 40-120ng/mL arasında üzerinde tutacak kadar D vitamini takviyesi alın
- Günde 6-8 bardak su için. İdrarınız koyu ise yeteri kadar su içmiyorsunuz demektir.
- Bol yeşil yapraklı sebze ve ot yiyin. Gerekirse magnezyum takviyesi alın.
- Günde 1-2 tatlı kaşığı zerdaçal tüketin


Kaynak:
7'den 70'e Taş Devri Diyeti
Prof. Dr. Ahmet Aydın
Sayfa 404


24 Aralık 2015 Perşembe

Besinsel ve çevresel korunma önlemleri

- Sezaryen doğumlardan mümkün olduğunca kaçının
- Çok gerekmedikçe antibiyotik kullanmayın
- Katkı maddesi ilave edilmiş, rafine edilmiş, paketlenmiş gıdaları yemeyin. Un ve şekerden fakir, sebze, meyve, ot, et ve yumurta gibi doğal gıdalardan zengin bir diyet uygulayın
- Yeterli omega-3 alın; ayçiçeği, mısır, soya, pamuk ve margarin gibi yağları diyetinizden çıkartın. Bunların yerine zeytinyağı ve doğal hayvani yağları (tereyağı, iç yağı ve kuyruk yağı) yiyin
- Kefir, yoğurt, turşu, sirke, nar ekşisi ve boza gibi probiyotiklerden zengin gıdalarla beslenin
- Pastörize ve hele de UHT'li sütlerden mümkün olduğunca kaçının. Kutu sütü tüketmeyin. Süt yerine geleneksel yöntemlerle mayalanmış süt ürünlerini (yoğurt, peynir, kefir) tercih edin
- Yeteri kadar güneşlenin. Güneşli havalarda en az yarım saat güneşe maruz kalınmalı. Yeterli güneşlenilmiyorsa takviye D vitamini alın
- Günde 6-8 bardak su için. Yeterli su alınmaması balgamın koyulaşmasına yol açar. İdrarınız koyu ise yeteri kadar su içmiyor demektir. Kaynak sularını ve alkali suları tercih edin. Maden suyu da içilebilir.


Kaynak:
7'den 70'e Taş Devri Diyeti
Prof. Dr. Ahmet Aydın
Sayfa 399


Enfeksiyonlardan korunmak için neler yapmalı?

- Hijyen kurallarına uyulmalı
- Un ve şekerden fakir, sebze, meyve, et ve yumurta gibi doğal gıdalardan zengin bir diyet kullanılmalı
- Margarin ve sıvı(mısır, soya, ayçiçeği vb) yağlar kullanılmamalı, bunların yerine hayvani yağlar ve zeytinyağı yenilmeli
- Bol yeşil sebze ve taze meyve yenilmeli
- Kolesterolden zengin gıdalarla beslenilmeli
- Bağırsak flolarasında bulunan probiyotikleri artırdıkları için bol fermantasyon ürünleri (kefir, turşu, yoğurt, peynir, şarap, boza, sirke, tuzlama yiyecekler, bira mayası) tüketilmeli
- Günde en az 3-5 dakika kültür fizik yapılmalı ve yarım saat yürünmeli
- Güneşlenilmeli ve erken yatıp erken kalkılmalı. Bu yeterince yapılmıyorsa D vitamini alınmalı, çocuklar için günde 1000-2000 ünite, erişkinler için 5000 ünite kullanılması güvenlidir
- Fazla alkol tüketilmemeli
- Sarımsak ve soğan tüketilmeli


Kaynak:
7'den 70'e Taş Devri Diyeti
Prof. Dr. Ahmet Aydın
Sayfa 388


21 Aralık 2015 Pazartesi

Diş sağlının korunması için neler önerirsiniz?

- Şekerli ve rafine gıdaları (bisküvi, ekmek, nişasta, hamur işleri) azaltın
- İşlenmemiş ve mümkün olduğunca doğal gıdaları yiyin
- Çocuklarınızı biberonla beslemeyin
- Dişlerin iyi gelişmesi için yarı-katı ve katı veya kemirilen gıdalara erken başlatın
- Diş fırçalama alışkanlığını erken yaşlardan itibaren verin
- Çocuğun macunu yuttuğu dönemde flor içeren diş macunlarını kullandırmayın
- Çocuklara flor tabletlerini hiç vermeyin

Kaynak:
7'den 70'e Taş Devri Diyeti
Prof. Dr. Ahmet Aydın
Sayfa 377

Hayatımızda ne değişti de osteoporoz bu kadar arttı?

Bizce osteoporozun üç temel nedeni var;
1- Hareketsizlik
2- Yeterli güneş ışığı (D vitamini) alamama
3- Kemiğin hammaddesini oluşturan kalsiyum, magnezyum, potasyum, omega-3, C vitamini, A vitamini ve B kompleks vitaminleri gibi besin unsurlarını yeteri kadar içermeyen doğal olmayan(rafine) gıdaların aşırı tüketilmesi.

Kaynak:
7'den 70'e Taş Devri Diyeti
Prof. Dr. Ahmet Aydın
Sayfa 354

22 Kasım 2015 Pazar

Erkekler prostat hastalıklarından korunmak için neler yapmalı

- Un ve şeker tüketimini iyice azaltın; öyleki kan insülin düzeyiniz 5 ünitenin altında olsun.
- Günde en az bir domates ya da karşılığı kadar domates salçası yiyin.
- Karnıbahar, brokoli ve her çeşit lahanayı bol bol tüketin.
- Günde en az 1000mg aktif balıkyağı (EPA+DEHA) alın, ayçiçeği, mısır, margarin gibi omega-6'dan zengin yağları diyetten çıkarın.
- Kan D vitaminizi 40-120ng/mL arasında tutun.
- Selenyum ve E vitamininden zengin olan kabuklu kuruyemişleri yiyin.
- Yeşillikler yüksek magnezyum ve K vitamini oranları ile prostat sağlınıza faydalı olur.
- Günde en az yarım saat yürüyün, egzersiz yapın.

Kaynak:
7'den 70'e Taş Devri Diyeti
Prof. Dr. Ahmet Aydın
Sayfa 343


Menopoz dönemindeki hanımlara tavsiyeler

- Sağlıklı beslenme ilkelerine uyun.
- Bol taze sebze ve meyve yiyin. Yeşil yapraklı sebzeler ve otlar kalsiyum, potasyum ve magnezyum açısından süt ve süt ürünlerinden çok daha üstündür.
- Günde en az yarım saat hızlı yürüyün.
- Günde en az 3-5 dakika kültür fizik hareketleri yapılmalı (özellikle bel, karın ve boyun kaslarını çalıştırın)
- Yorgun düşüren hareketlerden kaçının. Egzersiz ağırlığını yavaş yavaş artırın.
- Yaz dışında güneşlenmeniz mümkün olmadığına göre en iyisi hekiminize danışarak günlük ya da iki ayda bir depo şeklinde D vitamini(De vit 2 ampul 300.000Ü) alın. Günlük 5000 ünite D vitamini(50 damla D vit 3) güvenle kullanılabilir.
- Bitkisel östrojen kullanın.

En önemli bitkisel östrojen preparatlarının başında soya ve keten tohumu gelir. Çok sayıda zararı olduğu için fermente edilmemiş soya ürünlerinden kaçının. Soyanın onca zararı göz önüne alındığında, en az onun kadar iyi bir bitkisel östrojen kaynağı olan, buna karşın soyanın yan etkilerine de sahip olmayan keten tohumunun önemi ortaya çıkmakta.

Bu nedenle 2-3 çorba kaşığı keten tohumunu kahve değirmeninde öğüttükten sonra yoğurda, salatalara veya ağız tadınıza uygun bir yiyecek üzerine serpin ve o şekilde tüketin. Sıcak yemeklerin içine koymayın.

Kaynak:
7'den 70'e Taş Devri Diyeti
Prof. Dr. Ahmet Aydın
Sayfa 3127


22 Ağustos 2015 Cumartesi

Normal bağırsak floranızın olması için şunları yapın

Bağırsaktaki faydalı mikrop(probiyotik) düzenini sağlayın. Bu tedbirler sizi birçok önemli başka hastalıktan da koruyacaktır:
- Turşu, kefir, ekşiyebilen yoğurt, klasik peynir, mandıra sütü, şarap, boza, sirke, nar ekşisi ve bira mayası gibi geleneksel fermantasyon ürünleri bağırsaktaki faydalı mikrop sayısını artırırlar. Bu mikroplar birçok faydalarının yanısıra glüten parçacıklarını kullanan bakterilerin üremesini de azaltırlar.
- Bağırsaktaki faydalı mikrop düzenini bozacağı için çok zorunlu olmadıkça antibiyotik kullanmayın.
- Çocuğunuzun sağlığı için sezaryan doğumlardan mümkün olduğunca kaçının. Aksi halde vaijanadan geçemediği ve oradaki faydalı mikropları alamadığı için bebekte normal bağırsak florası tam anlamı ile gelişemez.

Kaynak:
7'den 70'e Taş Devri Diyeti
Prof. Dr. Ahmet Aydın
Sayfa 318

22 Mart 2015 Pazar

Kanserden korunmak için nelere dikkat edelim?

Kanserde korunmak için nelere dikkat edelim? Aslında hayatımızda çok basit değişiklikler yaparak çok daha sağlıklı olmak mümkün değil mi?
Günlük hayatımızda bazı tedbirler alırsak kanserlerin en az üçte ikisi önlenebilir:
- Un ve şekerden kaçınarak insülin direncini yenin
- Hiçbir şekilde tatlandırıcı ve tatlandırıcı içeren 'light' hafif yiyecek ve içecek tüketmeyin
- Katkı maddesi ilave edilmiş, paketlenmiş gıdaları yemeyin
- Bol taze sebze ve meyve yiyin
- Yeterli omega-3 alın. Ayçiçeği, mısır, kanola, soya, pamuk ve margarin gibi yağları diyetinizden çıkartın. Bunların yerine zeytinyağı ve doğal hayvani yağları (tereyağı, kaymak, iç yağı ve kuyruk yağı) yiyin
- Kefir, ekşiyebilen yoğurt, turşu, sirke, nar ekşisi ve boza gibi probiyotiklerden zengin gıdalarla beslenin. Bu gıdaların fabrikasyon değil, doğal yöntemlerle üretilmiş olmasına özen gösterin
- Özgür dolaşan hayvanların etini ve yumurtasını yiyin
- Pastörize sütlerden mümkün olduğunca kaçının. Kutu sütü tüketmeyin. Mümkünse mandıra sütü kullanın. Süt yerine süt ürünlerini (yoğurt, peynir) tercih edin.
- Günde iki diş sarımsak ve/veya 1 baş kuru soğan tüketin
- Günde 1-2 tatlı kaşığı zerdeçal tozu tüketin
- Yeşil ve siyah çay tüketin(şekersiz)
- Streslerden uzak durun
- İyi uyuyun
- Çevresel toksinlerden ve sigaradan uzak durun
- D vitamini düzeylerinizi yükseltmek için dengeli bir şekilde güneşlenin ya da D vitamini takviyesi alın
- Yeteri derecede egzersiz yapın
- Aşırı alkol almayın
- İşlenmiş soya ürünü yemeyin
- Yemekleri geleneksel yöntemler (buğulama, buharda pişirme) ile pişirin. Turbo fırınlar da kullanılabilir.
- Hızlı pişirme yöntemleri (mikrodalga gibi) besin kayıplarına yol açar; ayrıca kansorejen olabilirler
- Daha çok toprak(güveç), cam ya da kalaylı bakır kapları tercih edin. Emaye ve çelik tencere daha sonraki tercihlerdir. Teflon ve alüminyumu ise kesinlikle kullanmayın. Yemeklerinizi ve içeceklerinizi plastik kaplarda muhafaza etmeyin.

Alıntı:
Taş Devri Diyeti - Sayfa 301
Prof. Dr. Ahmet Aydın

21 Mart 2015 Cumartesi

Karatay'dan çocuklara 'Türk kahvesi için' tavsiyesi

İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, 'Çocuklar, Türk kahvesini şekersiz olmak şartıyla istedikleri kadar içebilir. Kahve çok güçlü bir antioksidandır' dedi.

İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocukların sağlıklı ve doğal gıdalarla beslenmesinin çok önemli olduğunu, paketlenmiş suni yiyecekleri asla tüketmemeleri gerektiğini söyledi.

Türkiye'de zeytin, zeytin yağı, fındık ve fıstığın bol olduğunu anlatan Karatay, şöyle konuştu:

"Çocukları bunlara alıştırmamız lazım. Sarısıyla doğal köy yumurtası, yağıyla doğal kuzu eti yemeleri lazım. Çocuklara paça vermek de çok önemli. Büyüme çağındaki çocukların köy tereyağı yemesi de çok önemli. Bunların içinde çocukların büyüme çağında çok ihtiyaçları olan kalsiyum, protein, mineral, vitamin, omega 3 ve bütün yağlar bulunuyor. Bu yağlar ve çocukların büyüme çağında ihtiyacı olan A, D, E ve K vitaminleri vücuda girdiği zaman çocuklar cin gibi oluyor."

Çocuklara, kan yapıcı ve vücudu ısıtıcı özelliği bulunan fındık ve fıstığı  bolca yemeleri tavsiyesinde bulunan Karatay, "Bu yiyeceklerin kan yapıcı ve vücudu ısıtıcı özelliği bulunduğuna değinen Karatay, "Fındık ve fıstıkta doğal karbonhidrat, yağ, protein, mineral ve vitaminler vardır. Fındık, fıstık doğanın vitamin ve mineral kaynağıdır" dedi.

Büyüme çağındaki çocuklara özellikle doğal karbonhidrat bulunduran yiyecekler öneren Karatay, kuru baklagillerin doğal karbonhidrat içerdiği bilgisini verdi. Karatay, "Çocukların mutlaka kuru fasulye, mercimek, börülce yemesi lazım. Yalnız kuru fasulye, pilav üstü olmayacak" diye konuştu.

"KANTİNLERDE DOĞAL, GÜNLÜK SEBZE VE MEYVELER BULUNABİLİR"

Okul kantinlerindeki hazır yiyeceklerin çocukların sağlığına zararlı olduğuna dikkati çeken Karatay, şunları kaydetti:

"Kantinlerde doğal, günlük sebze ve meyveler bulunabilir, çocuklara onlar sunulabilir. Sağlıklı, doğal süt, fındık ve fıstık da sunulabilir. Anneler, okula giderken çocuklarının ceplerine, çantalarına fındık, fıstık, bir de ayran, ev yapımı yoğurt koysun. Çocuklar ev yoğurdunun içine ceviz koyup kaşıklasın. Kantinlerde pakete girmiş yiyecek bulunmasın. Ceviz, omega 3, D vitamini çok önemli, beyni geliştirmek için. Roma İmparatorluğu zamanında ruh hastalarına ceviz yediriliyordu, beyinlerini geliştirmesi için."

Canan Karatay, saatlerce bilgisayar başında çalışmanın beyinleri dumura uğrattığını ifade ederek, çocukların hareket etmesi gerektiğini anlattı.

Öğrencilere şeker yemelerini hiçbir zaman önermediğine dikkati çeken Karatay, "Şeker beynin gıdasıdır" denildiğini ancak şeker ve tatlıların geçici bir süre enerji ve mutluluk sağladığını, beyne gıda vermediğini dile getirdi.

Karatay, Türk kahvesinin beyin için uyandırıcı etkisi olduğuna işaret ederek, "Çocuklar, Türk kahvesini şekersiz olmak şartıyla istedikleri kadar içebilir. Kahve çok güçlü bir antioksidandır. Şeker beyinde tahribat yapar, kahve onu düzeltir, cin gibi yapar" diye konuştu.


KAYNAK: AA

Alıntı:
http://www.ajanshaber.com/karataydan-cocuklara-turk-kahvesi-icin-tavsiyesi-haberi/175294

Hipertansiyondan korunmak

Hipertasnsiyondan korunmak için neler önerirsiniz? Nelere dikkat etmeliyiz?
- Un ve şekerden mamul gıdaların tüketimi en aza indirilmeli (Taş Devri diyeti yapmalı)
- Margarin ve sıvı yağlar(mısır,soya,ayçiçeği,kanola) kullanılmamalı
- Bunların yerine hayvani yağlar ve zeytinyaı yenilmeli (dedelerinizin yaptığı gibi)
- Balıkyağı; günlük aktif madde olarak (EPA+DEHA) 1000 mg
- 250-1000 gram kefir ya da ev yoğurdu tüketilmeli
- Et, fermante süt ürünleri(yoğurt gibi), yumurta, sebze, meyve ve kabuklu kuruyemiş yenilmeli
- Bol taze sebze yenilmeli
- Çok şekerli meyveler yenilmemeli
- Günde en az 3-5 dakika kültür fizik yapılmalı ve yarım saat yürünmeli
- Derin nefes alınmalı
- Günde en az 2 litre su içilmeli
- Tuz; günde 3-5 gramı geçmemeli (kristalize deniz tuzu veya turşu yapılan kaya tuzu)
- Kabak çekirdeği ve diğer kabuklu kuruyemişler günde 50-100 gram
- Günde 2 diş sarımsak
- Kan D vitamini düzeyi 40-120 ng/mL arasında tutulacak şekilde D vitamini alınmalı
- Açlık kan insülin düzeyleri 5 ünitenin altında olmalı
- İltihabın göstergesi olan CRP 0.3 mg/dL'nin altında tutulmalı
- Kan ürik asit düzeyleri 5.5 mg/dL'nin altında tutulmalı

Alıntı:
Taş Diyeti syf 284
Prof. Dr. Ahmet Aydın

9 Mart 2015 Pazartesi

Omega-3 ve Probiyotikler

Balık yağının(omega-3 yağ asitlerinin) kalp damar hastalıkları üzerinde çok olumlu etkileri var. Kanın pıhtılaşma eğilimini azaltıyor, damarları genişletiyor, ritim bozukluklarını önlüyor ve kan yağlarını düşürüyorlar. Önemli etkilerinden biri de iltihabu(enflamasyon) azaltarak damar sertliğini azaltması ve damarların genişliğini artırması. Bu sayede yüksek kan basıncını da azaltıyor. Damarları esnek olan insanlarda ise kan basıncını düşürmüyor.

Omega-3 yağ asitleri daha çok balık, merada beslenen hayvan eti, özgür dolaşan kümes hayvanlarının yumurtası ve keten tohumu yağlarında mevcut. Omega-6 yağ asitleri ise en çok mısır, soya, pamuk, ayçiçeği gibi yağlarda bulunuyor. Taş Devri çağlarında omega-6 omega-3 oranı yaklaşık 4:1 ile 1:1 arasında idi. Fakat son 50 yılda serum kolesterol düzeylerini düşürmek amacı ile mısır, soya, pamuk, ayçiçeği gibi yağların aşırı kullanılması, buna karşılık özgür beslenen hayvanlardan kaynaklanan proteinlerin(et, balık, süt, yumurta) ve lahana, marul gibi yeşil sebzelerin daha az tüketilmesi ile bu oran 20-50:1'e kadar çıktı.
Omega-6 yağ asitleri omega-3 yağ asitlerinin tersine iltihabı artırarak damar sertliğine ve hipertansiyona sebep oluyor.

Un ve şekerden fakir sebze, meyve, et, yumurta ve fermanstasyon ürünleri (kefir, turşu, yoğurt, peynir, şarap, boza, sirke, tuzlama yiyecekler, bira mayası) gibi doğal gıdalardan zengin bir diyet bağırsak florasının koruyuculuğunu artırıyor. Bu doğal probiyotikleri alamayanlar bunların eczanelerde satılan preparatlarını da kullanabilirler.

Alıntı:
Prof. Dr. Ahmet Aydın
7'den 70'e Taş Devri Diyeti
Sayfa 278

25 Ocak 2015 Pazar

ABD'deki yarışmada Datça balı birinci oldu

Amerika'nın Kuzey Karolina eyaletinde her yıl düzenlenen ‘Siyah Kavanoz' bal yarışmasına Muğla'nın Datça ilçesinden katılan 35 yaşındaki arıcı Ahmet Kuyucu, kekik ve keçiboynuzu ballarıyla şifalı bitkiler dalında birincilik ödülüne layık görüldü.

Yarışmada 40 kategoride, çeşitli ülkelerden 50'ye yakın bal sergilendi. Altı uzman tarafından değerlendiren ballar arasında Datça'nınki en kalitelisi seçildi. ABD'de doğal arıcılık araştırma uzmanı olan Debra Roberts, Datça'da arıcılık ve bal konusunda yaptığı araştırmadan sonra Kuyucu ile birlikte doğal arıcılık konusunda eğitimler verdi. Roberts, Kuyucu'nun çam balını beğenerek, ABD'deki yarışmaya götürdü.

Kuyucu da 2013 yılında çam balı ile ikinci olunca bu yıl kekik ve keçiboynuzu ballarıyla katıldı. Yarışmada kekik balı, şifalı bitkiler dalında birinci seçildi. Türkiye'den yarışmaya ayrıca katılan İstanbul Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Onur Çilenk'in kestane ve komar balları ‘Dark Woodland', İznik'ten katılan bahçe balı da ‘Floral' dalında ödül aldı. Kuyucu'ya ödül kurdelesi, yazısı ve sembolik çeki postayla gönderildi. Kuyucu, Türk balının hak ettiği yerde olmadığını belirterek, “Bal üretmeye çok müsait, mükemmel doğaya sahip bir memlekette yaşıyoruz, ancak bal üretiminde yapılan sahtekârlık ve işi bilmeyen insanların bilinçsizce üretim yapmaları, balımızın kalitesini düşürüyor.” dedi.

Alıntı:
http://www.zaman.com.tr/ekonomi_abddeki-yarismada-datca-bali-birinci-oldu_2273338.html

10 Ocak 2015 Cumartesi

Yaşlılıkta kendine zarar verme ‘deliryum’ belirtisi olabilir

Tüm dünyada yaşlı nüfus giderek artıyor. Daha uzun bir yaşam sürülmesine rağmen uzmanlar, 60 yaş ve üzeri nüfusun yaşam kalitesinin düşük seyrettiğini kaydediyor. Demans, depresyon ve deliryum gibi yaşlılarda sık görülen hastalıklara karşı bulmaca çözme, bahçe ile uğraşma ve kitap okuma gibi faaliyetler tavsiye ediliyor.

Yaşlı nüfusta yaşam kalitesinin düşük olmasına neden olan hastalıklar; kanser, kronik akciğer hastalıkları, kalp hastalıkları, kas ve iskelet sistemi hastalıkları, mental hastalıklar, sinir sistemi hastalıkları olarak sıralanıyor. Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Hakan Levent Gül, yaşlılarda en sık görülen demans, depresyon ve deliryum gibi hastalıkların, ailelerin yanı sıra toplum sağlığını da etkilediğini vurguluyor.

DEMANS: Hafıza ve diğer zihinsel fonksiyonlarda ilerleyici bozulma ile ortaya çıkan demans, entelektüel kapasitenin kaybı durumu olarak adlandırılıyor. Demansın; beyin ya da beyin dışı olmak üzere, tedavi edilebilen ya da edilemeyen birçok nedeni olduğunu söyleyen uzman, “Alzheimer en sık görülen tipidir. Alzheimer hastalığı 65 yaş üzerindeki insanlarda yüzde 10, 85 yaş üzerinde ise yüzde 50 oranında görülür.” diyor. Hakan Levent Gül, diğer demans nedenlerini beyin damar hastalıkları, ilerleyici beyin hastalıkları, genetik nedenler, travma, tümör, enfeksiyon ve şeker hastalığı, B12 vitamin eksikliği, guatr gibi beyin dışı hastalıklar olarak sıralıyor.

DEPRESYON: Üzüntülü hissetme şeklinde seyreden, çevre ile iletişimin azaldığı, yaşamdan zevk alamama ile kendini gösteren depresyon ise en sık karşılaşılan yaşlı hastalıklarından ikincisi. Biyolojik nedenler, beyin kimyası, hormonlar, genetik nedenler, yaşamdaki olaylar ya da çeşitli beyin hastalıkları depresyona neden olabiliyor. Depresyon ile demansın birbiri ile karıştırılabildiğini kaydeden uzman, “Demansın ilk bulgusu depresyon olabilir veya demanslı hastada ek olarak depresyon ortaya çıkabilir veya demans-depresyon aynı anda ortaya çıkabilir.” ifadelerini kullanıyor.

DELİRYUM: Yaşlılarda sık karşılaşılan ancak gözden kaçırılan bir diğer hastalık ise deliryum. Genellikle tedavi edilebilen bu hastalık, beyin işlevlerinin geçici bozukluğu olarak adlandırılıyor. Gül, “Hastalarda; bilinç bulanıklığı, dikkati toplama ve devam ettirme bozukluğu, bulunduğu yeri, zamanı ve kişileri bilememe durumu, hayaller görme, bilinç düzeyinde dalgalanma, konuşma bozukluğu, ellerde titreme, istemsiz hareketler, hareket etme kusuru gözlenir.” diyor. Deliryum dönemindeki hastanın kendisi ya da çevresine zarar verebileceğini kaydeden uzman, bunun önlenmesi gerektiğini vurguluyor.

Bulmaca çözün, bahçe ile uğraşın

Yaşlı hastalar; Dengeli beslenmeli, Dönem dönem B12 vitamini kullanmalı, Egzersiz yapmalı, Bol su tüketmeli, Gündüz uyumayıp, gece belli saatte yatıp sabah belli saatte kalkmalı, Vücudun biyoelektrik ritmini etkilememeli, Kitap okuma, bulmaca çözme gibi zihinsel faaliyetleri ve bahçe ile uğraşma, resim yapma, enstrüman çalma gibi hoşlarına giden hobileri devam ettirmeli, Belli aralıklarla sağlık kontrollerini yaptırmalı.

Alıntı:
http://www.zaman.com.tr/aile-saglik_yaslilikta-kendine-zarar-verme-deliryum-belirtisi-olabilir_2269922.html