Balık yağının(omega-3 yağ asitlerinin) kalp damar hastalıkları üzerinde çok olumlu etkileri var. Kanın pıhtılaşma eğilimini azaltıyor, damarları genişletiyor, ritim bozukluklarını önlüyor ve kan yağlarını düşürüyorlar. Önemli etkilerinden biri de iltihabu(enflamasyon) azaltarak damar sertliğini azaltması ve damarların genişliğini artırması. Bu sayede yüksek kan basıncını da azaltıyor. Damarları esnek olan insanlarda ise kan basıncını düşürmüyor.
Omega-3 yağ asitleri daha çok balık, merada beslenen hayvan eti, özgür dolaşan kümes hayvanlarının yumurtası ve keten tohumu yağlarında mevcut. Omega-6 yağ asitleri ise en çok mısır, soya, pamuk, ayçiçeği gibi yağlarda bulunuyor. Taş Devri çağlarında omega-6 omega-3 oranı yaklaşık 4:1 ile 1:1 arasında idi. Fakat son 50 yılda serum kolesterol düzeylerini düşürmek amacı ile mısır, soya, pamuk, ayçiçeği gibi yağların aşırı kullanılması, buna karşılık özgür beslenen hayvanlardan kaynaklanan proteinlerin(et, balık, süt, yumurta) ve lahana, marul gibi yeşil sebzelerin daha az tüketilmesi ile bu oran 20-50:1'e kadar çıktı.
Omega-6 yağ asitleri omega-3 yağ asitlerinin tersine iltihabı artırarak damar sertliğine ve hipertansiyona sebep oluyor.
Un ve şekerden fakir sebze, meyve, et, yumurta ve fermanstasyon ürünleri (kefir, turşu, yoğurt, peynir, şarap, boza, sirke, tuzlama yiyecekler, bira mayası) gibi doğal gıdalardan zengin bir diyet bağırsak florasının koruyuculuğunu artırıyor. Bu doğal probiyotikleri alamayanlar bunların eczanelerde satılan preparatlarını da kullanabilirler.
Alıntı:
Prof. Dr. Ahmet Aydın
7'den 70'e Taş Devri Diyeti
Sayfa 278
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder