22 Mart 2015 Pazar

Kanserden korunmak için nelere dikkat edelim?

Kanserde korunmak için nelere dikkat edelim? Aslında hayatımızda çok basit değişiklikler yaparak çok daha sağlıklı olmak mümkün değil mi?
Günlük hayatımızda bazı tedbirler alırsak kanserlerin en az üçte ikisi önlenebilir:
- Un ve şekerden kaçınarak insülin direncini yenin
- Hiçbir şekilde tatlandırıcı ve tatlandırıcı içeren 'light' hafif yiyecek ve içecek tüketmeyin
- Katkı maddesi ilave edilmiş, paketlenmiş gıdaları yemeyin
- Bol taze sebze ve meyve yiyin
- Yeterli omega-3 alın. Ayçiçeği, mısır, kanola, soya, pamuk ve margarin gibi yağları diyetinizden çıkartın. Bunların yerine zeytinyağı ve doğal hayvani yağları (tereyağı, kaymak, iç yağı ve kuyruk yağı) yiyin
- Kefir, ekşiyebilen yoğurt, turşu, sirke, nar ekşisi ve boza gibi probiyotiklerden zengin gıdalarla beslenin. Bu gıdaların fabrikasyon değil, doğal yöntemlerle üretilmiş olmasına özen gösterin
- Özgür dolaşan hayvanların etini ve yumurtasını yiyin
- Pastörize sütlerden mümkün olduğunca kaçının. Kutu sütü tüketmeyin. Mümkünse mandıra sütü kullanın. Süt yerine süt ürünlerini (yoğurt, peynir) tercih edin.
- Günde iki diş sarımsak ve/veya 1 baş kuru soğan tüketin
- Günde 1-2 tatlı kaşığı zerdeçal tozu tüketin
- Yeşil ve siyah çay tüketin(şekersiz)
- Streslerden uzak durun
- İyi uyuyun
- Çevresel toksinlerden ve sigaradan uzak durun
- D vitamini düzeylerinizi yükseltmek için dengeli bir şekilde güneşlenin ya da D vitamini takviyesi alın
- Yeteri derecede egzersiz yapın
- Aşırı alkol almayın
- İşlenmiş soya ürünü yemeyin
- Yemekleri geleneksel yöntemler (buğulama, buharda pişirme) ile pişirin. Turbo fırınlar da kullanılabilir.
- Hızlı pişirme yöntemleri (mikrodalga gibi) besin kayıplarına yol açar; ayrıca kansorejen olabilirler
- Daha çok toprak(güveç), cam ya da kalaylı bakır kapları tercih edin. Emaye ve çelik tencere daha sonraki tercihlerdir. Teflon ve alüminyumu ise kesinlikle kullanmayın. Yemeklerinizi ve içeceklerinizi plastik kaplarda muhafaza etmeyin.

Alıntı:
Taş Devri Diyeti - Sayfa 301
Prof. Dr. Ahmet Aydın

21 Mart 2015 Cumartesi

Karatay'dan çocuklara 'Türk kahvesi için' tavsiyesi

İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, 'Çocuklar, Türk kahvesini şekersiz olmak şartıyla istedikleri kadar içebilir. Kahve çok güçlü bir antioksidandır' dedi.

İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocukların sağlıklı ve doğal gıdalarla beslenmesinin çok önemli olduğunu, paketlenmiş suni yiyecekleri asla tüketmemeleri gerektiğini söyledi.

Türkiye'de zeytin, zeytin yağı, fındık ve fıstığın bol olduğunu anlatan Karatay, şöyle konuştu:

"Çocukları bunlara alıştırmamız lazım. Sarısıyla doğal köy yumurtası, yağıyla doğal kuzu eti yemeleri lazım. Çocuklara paça vermek de çok önemli. Büyüme çağındaki çocukların köy tereyağı yemesi de çok önemli. Bunların içinde çocukların büyüme çağında çok ihtiyaçları olan kalsiyum, protein, mineral, vitamin, omega 3 ve bütün yağlar bulunuyor. Bu yağlar ve çocukların büyüme çağında ihtiyacı olan A, D, E ve K vitaminleri vücuda girdiği zaman çocuklar cin gibi oluyor."

Çocuklara, kan yapıcı ve vücudu ısıtıcı özelliği bulunan fındık ve fıstığı  bolca yemeleri tavsiyesinde bulunan Karatay, "Bu yiyeceklerin kan yapıcı ve vücudu ısıtıcı özelliği bulunduğuna değinen Karatay, "Fındık ve fıstıkta doğal karbonhidrat, yağ, protein, mineral ve vitaminler vardır. Fındık, fıstık doğanın vitamin ve mineral kaynağıdır" dedi.

Büyüme çağındaki çocuklara özellikle doğal karbonhidrat bulunduran yiyecekler öneren Karatay, kuru baklagillerin doğal karbonhidrat içerdiği bilgisini verdi. Karatay, "Çocukların mutlaka kuru fasulye, mercimek, börülce yemesi lazım. Yalnız kuru fasulye, pilav üstü olmayacak" diye konuştu.

"KANTİNLERDE DOĞAL, GÜNLÜK SEBZE VE MEYVELER BULUNABİLİR"

Okul kantinlerindeki hazır yiyeceklerin çocukların sağlığına zararlı olduğuna dikkati çeken Karatay, şunları kaydetti:

"Kantinlerde doğal, günlük sebze ve meyveler bulunabilir, çocuklara onlar sunulabilir. Sağlıklı, doğal süt, fındık ve fıstık da sunulabilir. Anneler, okula giderken çocuklarının ceplerine, çantalarına fındık, fıstık, bir de ayran, ev yapımı yoğurt koysun. Çocuklar ev yoğurdunun içine ceviz koyup kaşıklasın. Kantinlerde pakete girmiş yiyecek bulunmasın. Ceviz, omega 3, D vitamini çok önemli, beyni geliştirmek için. Roma İmparatorluğu zamanında ruh hastalarına ceviz yediriliyordu, beyinlerini geliştirmesi için."

Canan Karatay, saatlerce bilgisayar başında çalışmanın beyinleri dumura uğrattığını ifade ederek, çocukların hareket etmesi gerektiğini anlattı.

Öğrencilere şeker yemelerini hiçbir zaman önermediğine dikkati çeken Karatay, "Şeker beynin gıdasıdır" denildiğini ancak şeker ve tatlıların geçici bir süre enerji ve mutluluk sağladığını, beyne gıda vermediğini dile getirdi.

Karatay, Türk kahvesinin beyin için uyandırıcı etkisi olduğuna işaret ederek, "Çocuklar, Türk kahvesini şekersiz olmak şartıyla istedikleri kadar içebilir. Kahve çok güçlü bir antioksidandır. Şeker beyinde tahribat yapar, kahve onu düzeltir, cin gibi yapar" diye konuştu.


KAYNAK: AA

Alıntı:
http://www.ajanshaber.com/karataydan-cocuklara-turk-kahvesi-icin-tavsiyesi-haberi/175294

Hipertansiyondan korunmak

Hipertasnsiyondan korunmak için neler önerirsiniz? Nelere dikkat etmeliyiz?
- Un ve şekerden mamul gıdaların tüketimi en aza indirilmeli (Taş Devri diyeti yapmalı)
- Margarin ve sıvı yağlar(mısır,soya,ayçiçeği,kanola) kullanılmamalı
- Bunların yerine hayvani yağlar ve zeytinyaı yenilmeli (dedelerinizin yaptığı gibi)
- Balıkyağı; günlük aktif madde olarak (EPA+DEHA) 1000 mg
- 250-1000 gram kefir ya da ev yoğurdu tüketilmeli
- Et, fermante süt ürünleri(yoğurt gibi), yumurta, sebze, meyve ve kabuklu kuruyemiş yenilmeli
- Bol taze sebze yenilmeli
- Çok şekerli meyveler yenilmemeli
- Günde en az 3-5 dakika kültür fizik yapılmalı ve yarım saat yürünmeli
- Derin nefes alınmalı
- Günde en az 2 litre su içilmeli
- Tuz; günde 3-5 gramı geçmemeli (kristalize deniz tuzu veya turşu yapılan kaya tuzu)
- Kabak çekirdeği ve diğer kabuklu kuruyemişler günde 50-100 gram
- Günde 2 diş sarımsak
- Kan D vitamini düzeyi 40-120 ng/mL arasında tutulacak şekilde D vitamini alınmalı
- Açlık kan insülin düzeyleri 5 ünitenin altında olmalı
- İltihabın göstergesi olan CRP 0.3 mg/dL'nin altında tutulmalı
- Kan ürik asit düzeyleri 5.5 mg/dL'nin altında tutulmalı

Alıntı:
Taş Diyeti syf 284
Prof. Dr. Ahmet Aydın

9 Mart 2015 Pazartesi

Omega-3 ve Probiyotikler

Balık yağının(omega-3 yağ asitlerinin) kalp damar hastalıkları üzerinde çok olumlu etkileri var. Kanın pıhtılaşma eğilimini azaltıyor, damarları genişletiyor, ritim bozukluklarını önlüyor ve kan yağlarını düşürüyorlar. Önemli etkilerinden biri de iltihabu(enflamasyon) azaltarak damar sertliğini azaltması ve damarların genişliğini artırması. Bu sayede yüksek kan basıncını da azaltıyor. Damarları esnek olan insanlarda ise kan basıncını düşürmüyor.

Omega-3 yağ asitleri daha çok balık, merada beslenen hayvan eti, özgür dolaşan kümes hayvanlarının yumurtası ve keten tohumu yağlarında mevcut. Omega-6 yağ asitleri ise en çok mısır, soya, pamuk, ayçiçeği gibi yağlarda bulunuyor. Taş Devri çağlarında omega-6 omega-3 oranı yaklaşık 4:1 ile 1:1 arasında idi. Fakat son 50 yılda serum kolesterol düzeylerini düşürmek amacı ile mısır, soya, pamuk, ayçiçeği gibi yağların aşırı kullanılması, buna karşılık özgür beslenen hayvanlardan kaynaklanan proteinlerin(et, balık, süt, yumurta) ve lahana, marul gibi yeşil sebzelerin daha az tüketilmesi ile bu oran 20-50:1'e kadar çıktı.
Omega-6 yağ asitleri omega-3 yağ asitlerinin tersine iltihabı artırarak damar sertliğine ve hipertansiyona sebep oluyor.

Un ve şekerden fakir sebze, meyve, et, yumurta ve fermanstasyon ürünleri (kefir, turşu, yoğurt, peynir, şarap, boza, sirke, tuzlama yiyecekler, bira mayası) gibi doğal gıdalardan zengin bir diyet bağırsak florasının koruyuculuğunu artırıyor. Bu doğal probiyotikleri alamayanlar bunların eczanelerde satılan preparatlarını da kullanabilirler.

Alıntı:
Prof. Dr. Ahmet Aydın
7'den 70'e Taş Devri Diyeti
Sayfa 278