30 Nisan 2021 Cuma

Rus aşısına acil kullanım onayı

 Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Rus aşısı Sputnik V'nin acil kullanımına onay verildiğini duyurdu

Türkiye Sinovac ve Biontech aşısının ardından üçüncü aşıya da kullanım onayı verdi.


Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Twitter hesabından yaptığı açıklamada Rus aşısının Türkiye'de acil kullanım onayı aldığını duyurdu. Koca, "Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumumuz yaptığı inceleme ve değerlendirmeler sonunda Sputnik V aşısının acil kullanımına onay vermiştir. İki ülke için hayırlı olmasını dilerim. Böylece üçüncü aşı olarak Sputnik V aşısı da ülkemizde kullanıma girecek." dedi.

Türkiye'de üretimi için imzalar atılmıştı

Türkiye ile Rusya arasında Sputnik V koronavirüs aşısının Türkiye'de üretilmesine yönelik anlaşma sağlanmıştı.


Rusya Doğrudan Yatırım Fonu, yazılı açıklamasında Türk Viscoran İlaç’ın aşının yerlileştirilmesi çalışmaları yürüttüğünü ve önümüzdeki aylarda birçok tesiste aşıyı üretmeyi hedeflediğini açıkladı.


Viscoran İlaç, diğer Türk ilaç üreticileriyle de ortaklıklar kurulmasında yardımcı olacak.


CinnaGen İlaç ile teknoloji transferi anlaşmasında son noktaya gelinirken, iki üretim tesisiyle de kapasite artırım görüşmeleri sürüyor.


Koca: 6 ayda 50 milyon doz Sputnik-V aşısının teslim edilmesi bekleniyor

 Sağlık Bakanı Koca, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadelede acil kullanımına onay verilen Sputnik-V ile ilgili 6 ayda 50 milyon doz aşı teslim edilmesi ve ilk sevkiyatın bu ay gerçekleşmesinin beklendiğini söyledi

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Antalya İl Değerlendirme Toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, Kovid-19 ile mücadelede sıkılaştırılmış tedbirlere vatandaşların çok iyi uyum gösterdiğini, bu durumdan çok memnun olduklarını ifade etti.


BioNTech aşısıyla ilgili olarak Bilim Kurulunun aldığı 2 doz arası uygulama süresinin 28 günden 6-8 haftaya çıkarılması kararının yanlış anlaşıldığını belirten Koca, "Öncelikle bu karar, bilimsel gerekçelerle ve somut kanıta dayalı verilerin incelenmesiyle alınmış bilimsel bir karardır." dedi.


Sputnik V aşısının acil kullanımına onay verildiğini vurgulayan Koca, şunları kaydetti:


"En kısa sürede Sputnik V aşısı da ülkede kullanımıma başlanacak. 6 ayda 50 milyon doz aşı teslim edilmesi ve ilk sevkiyatın bu ay gerçekleşmesi beklenmektedir. Mayıstan itibaren aşıların ilk etabının geleceğini söylemek istiyorum. Bir hafta 10 gün içinde ne kadar aşının gelebileceği konusu netleşmiş olacak. 23 milyona yakın doz aşı yapıldı. İlave olarak 6 milyon doz aşımız da hazırda var. Haziranla birlikte daha yoğun aşı gelecek. Haziranda en az 40 yaş üstü vatandaşımızı aşılama noktasında kararlıyız. Yaz dönemi itibarıyla da 18 yaş ve üstü herkesin aşılanması için yoğun bir çaba içindeyiz."


Aşılama çalışmaları

Antalya'da yapılan toplantıda Isparta ve Burdur ile 3 ilin tedbirlerini, sağlık çalışmalarını her yönüyle ele aldıklarını, değerlendirdiklerini anlatan Koca, şöyle konuştu:


"Bugün virüs hareket alanlarını kısıtlayacağımız, ona yayılma şansı tanımamak için gayret edeceğimiz sıkılaştırılmış tedbirlerin uygulanacağı 17 günün ilki. Sokağa çıkma kısıtlamasının daha sıkı olarak uygulandığı bu dönem öncesinde tatil beldelerinde daha hareketlilik gerçekleşti. Başka illerden kısıtlama süresini turizm bölgelerinde geçirmeye karar veren vatandaşlarımızın hareketliliğine sebep oldu. Bu durumun virüsün yayılması için yeni bir fırsat olmaması amacıyla tedbir ve uygulamaları yerinde görmek üzere Antalya'da bir durum değerlendirmesi yaptık."


Aşı programında planlanan sevkiyat takvimiyle uyumlu olarak ve birinci doz aşısını olmuş vatandaşların ikinci doz aşılarını uygulayacağı güne kadar saklı tutarak aşılamaya devam ettiklerini aktaran Koca, daha fazla aşı temin edildikçe günlük aşılama miktarının da artacağını söyledi.


Bugün itibarıyla Türkiye'de üçüncü bir aşı kullanımına onay verildiğine işaret eden Koca, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun Sputnik V aşısının acil kullanım onayını bugün verdiğini dile getirdi.


BioNTech aşısı hakkında bilgi veren Koca, "BioNTech aşısı haziran sonuna kadar 30 milyon doz olarak ülkemize teslim edilmiş olacak. Benzer şekilde Sinovac aşısı da tedarikte yaşanan olumlu gelişmelerle yakında planladığı şekilde sevk edilmeye devam edecektir." dedi.


BioNTech aşısında ilk doz aşısını olup, ikinci dozları için randevu alan vatandaşları aynı tarihlerde aşılarını olabileceklerine değinen Koca, şöyle konuştu:


"Alternatif bir uygulama yöntemi olan iki doz arası sürenin uzatılmasının uygun olduğuna bilim kurulumuz karar vermiştir. Yeni uygulamalarda bu süreler dikkate alınacaktır. Kısıtlamalar ile birlikte vaka sayılarında zirveyi gördüğü günden bugüne önemli bir düşüş yaşanmıştır. Sıkılaştırılmış kısıtlamalar ile vaka sayısındaki düşüş hızı da daha da artacağı öngörülmektedir. Kısıtlamalara uyum iyi seviyede başladı, böyle devam etmesi halinde bayram sonrasında çok daha öngörülebilir planlar yapabileceğiz."


İllere göre vaka oranları

İller bazında değerlendirme yapan Koca, Antalya'da her biri 3 kişiden oluşan filyasyon ekibinin 358 olduğunu, son bir haftada vaka sayısının yüzde 35 azaldığını kaydetti. Antalya'da yatak doluluk oranının yüzde 47,7, yoğun bakım doluluk oranının ise yüzde 66,3 olduğunu belirten Koca, Antalya'da 65 yaş üstü vatandaşların aşılanma oranının da yüzde 85 olduğunu söyledi.


Burdur'da da 127 filyasyon ekibi bulunduğuna değinen Koca, şöyle devam etti:


"Son bir haftada Burdur'da vaka sayısında yüzde 25 oranında azalma, yatak doluluk oranımız yüzde 32,7. Yoğun bakım doluluk oranımız ise yüzde 52,9. Burdur'da 65 yaş üstü vatandaşlarımızın aşılanma oranı yüzde 83. Isparta'da 311 filyasyon ekibimizle mücadeleye devam ediyoruz. Vaka sayısı son bir haftada yüzde 35 oranında azaldı. Yatak doluluk oranımız yüzde 53,1, yoğun bakım doluluk oranımız ise yüzde 70,4. Isparta 65 yaş üstü vatandaşlarımızın aşılanma oranı yüzde 84."


Koca, Antalya, Isparta ve Burdur'a sağlık alanında yapılan yatırımlar hakkında da bilgilendirme yaptı.


Sağlık Bakanı Koca, "Haziranla birlikte daha yoğun aşı gelecek. Haziranda en az 40 yaş üstü vatandaşımızı aşılama noktasında kararlıyız. Yaz dönemi itibarıyla da 18 yaş ve üstü herkesin aşılanması için yoğun bir çaba içindeyiz." dedi.


29 Nisan 2021 Perşembe

Hindistan'daki Kovid-19 krizi neden tüm dünyayı tehdit ediyor?

 Uzmanlar, Hindistan’daki salgın durumunun, Güney Afrika ve Brezilya'nın da dahil olduğu 92 yoksul ülkenin aylarca hatta yıllarca tamamen aşılanamaması anlamına geldiğini belirterek dünya için bir tehdit oluşturduğunu söyledi.


Bununla birlikte uzmanlar, virüs ne kadar yayılırsa, mutasyona uğraması ve mevcut aşılara nihayetinde direnebilecek varyantlar yaratma olasılığının o kadar yüksek olduğunu ve bu durumun diğer ülkelerin pandemiyi kontrol altına almasını tehdit ettiğini söyledi. 

SON 24 SAATTE YAKLAŞIK 380 BİN VAKA MEYDANA GELDİ


NTV'deki habere göre; Hindistan son 24 saatte 379 bin 459 vaka ve 3 bin 647 ölüm bildirerek yeni bir rekor kırdı. Hindistan'ın ölümcül ikinci Kovid-19 ikinci dalgası, Delhi, Mumbai, Lucknow ve Pune gibi büyük şehirleri mahvetti. Hastaneler ve krematoryumlarda yer kalmadı ve cenazeler otoparklarda yapılıyor. Ancak pandemi, yıkımın büyük ölçüde eksik bildirildiği birçok küçük şehri, kasabayı ve köyü de etkisi altına aldı.

Ancak, Hindistan’daki yıkıcı salgın tüm dünya için bir tehdit oluşturuyor. ABD’de Brown Üniversitesi Halk Sağlığı Okulu dekanı Dr. Ashish Jha, "Hindistan'a yardım etmezsek, dünya çapında bir vaka patlaması olacağından endişeleniyorum. Bu nedenle Hindistan'daki Kovid salgını, koordineli bir yanıt gerektiren küresel bir sorundur” ifadelerini kullandı. 

Bununla birlikte ülkede acil öncelik, halihazırda hasta olanların hayatını kurtarmak olsa da, virüsün yayılmasını önlemek için ülke nüfusunun aşılanması büyük bir önem taşıyor. Ancak, dünyanın en büyük aşı üreticisine ev sahipliği yapmasına rağmen, Hindistan'da yeterli doz yok ve daha fazla insanı aşılamanın daha hızlı ve basit bir yolu yok.

Batılı ülkeler aşı stoklaması nedeniyle eleştirildi, ancak İngiltere Sağlık Bakanı Matt Hancock, İngiltere'nin göndereceği fazla aşısının olmadığını öne sürdü. ABD Başkanı Joe Biden ise Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile görüştüğünü ve ABD'nin Hindistan'a aşı göndermeyi planladığını doğruladı. Haftanın başlarında ABD, 60 milyon AstraZeneca dozunu diğer ülkelerle paylaşacağını söyledi, ancak bunun ne zaman gerçekleşeceği ve aşıların hangi ülkelere gönderileceği açıklanmadı.

ABD Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü Direktörü Dr. Anthony Fauci, korona virüs aşılarının dünya çapında adil bir şekilde dağıtılmasının çok önemli olduğunu ifade etti:


"Çünkü hepimiz bu işin içindeyiz. Küresel bir dünyada yaşıyoruz. Özellikle zengin bir ülkeyseniz ve elinizdeki çok fazla kaynak varsa diğer ülkelerden sorumlusunuz.”

HİNSİATAN'DAKİ SALGIN YOKSUL KOMŞU ÜLKELER ARACILIĞIYLA TÜM DÜNYAYA YAYILABİLİR


Bununla birlikte, uzmanlar Hindistan salgını kontrol altına alınamaz ve düşük aşı kaynaklarına ve zayıf sağlık sistemlerine sahip komşu ülkelere yayılırsa, Hindistan'da tanık olunan sahnelerin dünya genelinde artacağı konusunda uyarıyor. Hindistan'ın diğer ülkeler için aşı yapımında öncü bir rolü olduğu için, virüsün orada yayılmasını durdurmamak, aşının dünya çapında yaygınlaşmasını tehlikeye atacak.

KORONA VİRÜS AŞILARINA KARŞI MUTASYONLAR


Korona virüs ilk olarak 2019’un sonunda Çin'in Hubei eyaletine bağlı Wuhan kentinde tespit edildi ve o zamandan beri dünya çapında insandan insana yayıldı, bazı ülkelerde mutasyona uğrayarak yeni varyantlara dönüştü.


Geçen yılın aralık ayında, bilim insanları Hindistan'da B.1.617 olarak bilinen yeni bir varyant keşfetti, ancak bunun genomik sürveyans eksikliğinden dolayı yerel salgına neden olup olmadığı bilinmiyor.

Hindistan Genomik ve Bütünleştirici Biyoloji Enstitüsü Müdürü Anurag Agrawal varyantların artan yaygınlığı ile Hindistan vaka sayılarındaki artış arasında bir korelasyon olduğunu doğruladı.


Agrawal, "Maharashtra'da B.1.617’in neden olduğu vakaların yükseldiğini gördük. Bu tür vakaların başkent Delhi'de de yükseldiğini görüyoruz. Bunlar çok önemli epidemiyolojik korelasyonlar" ifadelerini kullandı.

ÜLKEDE İNGİLTERE MUTASYONU HALA ETKİN


Diğer taraftan Agrawal, Delhi ve Hindistan'ın kuzeyinde ilk olarak İngiltere'de tanımlanan ve B.1.1.7 olarak bilinen başka bir varyantın B.1.617'den daha baskın olduğunu belirtti. B.1.1.7 varyantının virüsün orijinal versiyonuna göre yüzde 60 daha aktarılabilir olduğu biliniyor.


Fauci ise son verilerin Hindistan'da üretilen Kovid-19 aşısı Covaxin'in B1.617 varyantını etkisiz hale getirdiğini gösterdiğini söyledi.

MEVCUT AŞILARIN İNSANLARI YENİ VARYANTLARDAN KORUYACAĞININ GARANTİSİ YOK


Bununla birlikte, İlk olarak Güney Afrika ve Brezilya'daki bilim insanları tarafından tespit edilen diğer varyantların da orijinal virüsten daha fazla bulaşabilir olduğuna inanılıyor ve daha şimdiden bu mutasyonlu virüsler ondan fazla ülkeye sıçramış durumda. Pfizer/BioNTech, Moderna ve Johnson & Johnson'ın aşıları, bu varyantlara karşı değişen derecelerde etkililik gösterdi. Ancak, corona virüs sürekli mutasyona uğradığından mevcut aşıların insanları yeni varyantlardan koruyacağının garantisi yok. 

Avrupa Birliği’ne bağlı Adalet ve İçişleri Konseyi (JHA) "Her ülke kontrolden çıkmış büyük salgınlarla ilgilenmelidir. İngiltere ve ABD gibi ülkeler aşı konusunda harika bir iş çıkarıyorlar ve bu konuda kendilerini iyi hissetmeleri gerekiyor, ancak bu sadece aşılar dolaşımdaki varyantlara etkili oluncaya sürecek” açıklanmasını yaptı. 

HİNDİSTAN'DA AŞILAMA ÇOK YAVAŞ GERÇEKLEŞİYOR


Hindistan Sağlık Bakanlığı’nın bildirdiğine göre, 27 Nisan itibariyle ülkede yaklaşık 129 milyon kişi en az bir doz aşı oldu. Bu, 1,3 milyar nüfuslu Hindistan'da halkın yüzde 8’inden biraz fazlasının aşı olduğu anlamına geliyor. Uzmanlar ise, Hindistan’da aşılamanın bu kadar yavaş ilerlemesinden hükümetin kayıtsızlığını sorumlu tutuyor. Epidemiyolog Brahmar Mukherjee, ülkenin önümüzdeki beş ila altı ay içinde tüm yetişkinleri aşılamak için günde 10 milyon doz uygulaması gerektiğini belirtti. 

HİNDİSTAN COVAX'IN EN ÖNEMLİ OYUNCULARINDAN BİRİ: 92 ÜLKEYE AŞI GÖNDERME SÖZÜ VERDİ


Diğer taraftan, yeni mutasyon riskinin yanı sıra Hindistan'daki ikinci korona virüs dalgası dünya için başka bir sorunu teşkil ediyor. Çünkü, ülke , düşük gelirli ülkelere indirimli veya ücretsiz dozlar sağlayan küresel aşı paylaşım girişimi COVAX'ın önemli oyuncularından biri.

Hindistan, 92 fakir 200 milyon COVAX aşı dozu tedarik etme sözü verdi. Ancak ülkenin hızla kötüleşen kendi durumu, Delhi'nin odak noktasını COVAX'tan Hindistan vatandaşlarına öncelik vermeye kaydırmasına neden oldu.

YOKSUL ÜLKELERİN AŞILANMASI AYLARCA HATTA YILLARCA ERTELENEBİLİR


Hindistan Serum Enstitüsü (SII), Mart ayında yaptığı açıklamada, COVAX’a 28 milyon doz AstraZeneca aşısı teslim ettiğini, ancak Mart ve Nisan aylarında 90 milyon doz daha göndereceğini aöylemişti. Ancak, Hindistan'da artan talep nedeniyle bu teslimatların gecikeceği uyarısında bulundu. Hindistan'ın aşı konusunda yetersiz kalması, Güney Afrika ve Brezilya gibi diğer ülkelerin beklemesi gerektiği anlamına geliyor. Yani, dünyanın aşılanmasını aylarca belki yıllarca erteleniyor. 

MODİ’NİN SALGIN YANITI ELEŞTİRİLİYOR


Hindistan, ülkedeki corona virüs krizinden önce, pandemiyi sona erdirme için küresel liderlik pozisyonunu üstlendi. Başbakan Narendra Modi, COVAX girişimi kapsamında bu yılın başlarında Guyana, Guatemala, Seyşeller ve Maldivler de dahil olmak üzere diğer ülkelere aşı bağışladı.

Bununla birlikte, Başbakan'ın cömertliği, onu iç sağlık krizini şiddetlendirmedeki iddia edilen rolü nedeniyle, memleketteki halkın öfkesinden korumadı. Örneğin Modi, sayısız eyalette milyonlarca katılımcının seyahat etmesiyle haftalarca süren büyük bir Hindu hac yolculuğuna izin verdi ve siyasi partisi, dört eyalette yaklaşan seçimler için büyük mitingler düzenledi.

Öte yandan, Modi krizin boyutunu kabul etti ve ülke çapında aşılama programını hızlandırmaya çalışıyor. Hindistan Serum Enstitüsü (SII) ise eyaletlerin daha fazla insanı aşılayabilmesi için doz başına daha az ücret alacağını duyurdu.


Sputnik V aşısı dünyada 60'tan fazla ülkede tescil edildi

 21 gün arayla iki doz halinde uygulanan Sputnik V aşısı, bağışıklık sistemini daha fazla güçlendirmesi için her dozun içeriğinin farklı olmasıyla dikkati çekiyor.

Türkiye'ye mayıs ayında getirilmesi beklenen, dünyada 60'tan fazla ülkenin tescil ettiği yeni tip korona virüs (Kovid-19) aşısı Sputnik V, iki farklı doz ile antikor üretme yeteneğine sahip olmasıyla dikkati çekiyor.


Rusya'da Gamaleya Ulusal Epidemiyoloji ve Mikrobiyoloji Enstitüsü tarafından geliştirilen Sputnik V, virüs vektörü yöntemiyle geliştirilen aşılar arasında yer alıyor. Aşının çalışmalarını Rusya Doğrudan Yatırım Fonu destekliyor.


Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçen yıl 11 Ağustos'ta yaptığı açıklamada, Sputnik V'nin erken aşamadaki klinik denemelerde kaydettiği olumlu sonuçların ardından "aşı" olarak tescillendiğini ve yaygın kullanımına başlanacağını duyurmuştu.


Aşı adını, 1957'de uzaya fırlatılan ilk Sovyet uzay aracı "Sputnik"ten alıyor.


Adenovirüsten alınan bileşenlere sahip


Sputnik V, soğuk algınlığına yol açan bir adenovirüsten (Viral vektör) alınan, ayrı dozlar halinde uygulanan iki virüs bileşeni (rAd26 ve rAd5) içeriyor.


Şempanzelerde grip hastalığı yapan bir virüs olan adenovirüsün genetik olarak koronavirüs proteini ile desteklenerek insana verildiğinde bağışıklık sağladığı teorisi üzerine kurulu olan bu tip aşılar, yıllardır ebola, zika, chikungunya gibi viral hastalıklara karşı denendiği için uzun süredir Faz 3 aşamasında bulunuyordu.


Aşıların içindeki mikroorganizmalar canlı olmanın yanı sıra zayıflatıldıklarından insanlarda hastalık yapmıyor.


Viral vektör aşılarının en avantajlı tarafı 2-8 santigrat derece arasında, yani rutin kullanılan aşı dolaplarında saklanabilmeleri olarak gösteriliyor. Bu özelliği aşının sevkiyatını da kolaylaştırıyor.


Sputnik V dünyanın en etkili üç aşısı arasına girdi


Söz konusu özelliklere sahip "Sputnik V" aşısının üçüncü aşama klinik denemelerinin erken sonuçları, şubat ayında tıp dergisi "The Lancet"te yayımlandı.


Gamaleya Enstitüsü araştırmacıları, 20 binden fazla deneğe iki doz aşı yapılan denemede, aşının ilk dozunun uygulanmasından 21 gün sonra tüm yaş gruplarında hastalığı önlemede yüzde 91,6 başarı gösterdiğini belirtti.


Böylece Sputnik V'nin etkinliğini kanıtlamış Pfizer ve Moderna ile dünyanın en etkili üç aşısı arasına girdiği ifade edildi.


Aşı adayının kısa süren 1. ve 2. aşama klinik denemelerin ardından Eylül 2020'de, 3'üncü aşamaya geçildi. Aşı insanlar üzerinde test edilmeye başlandı.


İki farklı dozuyla bağışıklığı güçlendiriyor


Sputnik V, 21 gün arayla iki doz halinde uygulanıyor. Yapılan birinci doz ile ikinci dozun içeriği, çok az da olsa birbirinden farklılık gösteriyor. Gamaleya Enstitüsü yetkilileri, dozlardaki farklı formüllerle bağışıklık sisteminin daha da güçlendirilmesinin amaçlandığını belirtiyor.


Dünyada 60'ın üzerinde ülkede tescillendi


Sputnik V, dünyada şu ana kadar toplam nüfusu 3 milyara ulaşan 60'ın üzerinde ülkede tescillenmiş durumda. Rusya'da üretimi yapılan aşının dünyanın diğer ülkelerindeki firmalarla da ortaklaşa seri üretimi için anlaşmalar yapıldı. Anlaşma yapılan ülkeler arasında Hindistan, Güney Kore, Brezilya, Çin, Suudi Arabistan ve Türkiye de bulunuyor.


Sputnik V, geçen yılın sonunda ülkelere gönderilmeye başlandı. Şubat itibarıyla Arjantin, Macaristan, Bolivya, Cezayir, Karadağ, Paraguay başta olmak üzere 20’den fazla ülkede Sputnik V kullanımı başladı. Rusya’nın bu yılın ilk yarısında, 83 milyon doz Sputnik V üretmesi bekleniyor.


DSÖ ve Avrupa Birliği'nin ilaç düzenleyicisi Avrupa İlaç Ajansı (EMA) uzmanları, Sputnik V aşısına yönelik değerlendirme çalışmalarını sürdürüyor. Bir sonraki değerlendirme aşamasının 10 Mayıs'ta başlanıp haziranın ilk haftasında bitirileceği kaydediliyor. Gelecek günlerde EMA'dan bir heyetin, Rusya'da Sputnik V aşısının üretim tesislerini denetlemesi planlanıyor.


Mayısta Türkiye'ye gelecek aşının üretimi için de anlaşmaya varıldı


Rusya'da büyük çoğunluğu Sputnik V olmak üzere 12 milyondan fazla kişiye tek doz, 8 milyona yakın kişiye ise iki doz aşı yapıldı. Aşılama için ülke genelinde aralarında alışveriş merkezlerinin de bulunduğu 5 bin 500 nokta kuruldu.


Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) ve Viscoran İlaç, 26 Nisan'da Sputnik V aşısının Türkiye'de üretilmesi için anlaşmaya vardı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da dün Türkiye'de iki aşının kullanıma girdiğini hatırlatarak "Üçüncü olarak ise Sputnik V aşısının acil kullanım onayı için son aşamaya gelindi ve aşı tedariki için bir anlaşma da yapıldı. Türkiye, Sputnik V aşısından 6 ay içinde 50 milyon doz almak üzere anlaşmayı imzaladı. İlk sevkiyat mayıs ayı içinde gerçekleşecektir. Ayrıca bu aşının ülkemizde üretilmesi için de teknoloji transferi yapılacaktır." ifadesini kullandı.


28 Nisan 2021 Çarşamba

Zeytin yaprağı korona virüs tedavisinde umut oldu

 Zeytin yaprağının vücudu korona virüse karşı korumada ve hastalığın tedavisinde etkinliği araştırıldı

Vücudu korona virüse karşı korumada doğal tedavilerin rolü araştırılıyor. Zeytin yaprağı çayı da bu doğal tedavilerden biri. Bu çayın bağışıklık sistemini desteklediği biliniyordu. Türkiye'den bir grup bilim insanı bu etkinliği laboratuvar ortamında araştırdı. Türkiye'de 3 üniversite ve 3 devlet hastanesinden 15 hekimin katılımıyla gerçekleşen çalışma, demleme zeytin yaprağı çayının laboratuvar ortamında vücudun savunma sisteminin bazı hücrelerini (lökositlerin bazılarını) aktive ettiği ve gücünü artırdığını gösterdi.


"SAĞLIK BAKANLIĞI ONAYI İLE KLİNİK BOYUTU ARAŞTIRILIYOR"

Çalışma ekibinde yer alan Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu, "Bu bir laboratuvar çalışmasıydı ve bu çalışmalar her zaman birebir kliniğe yansımaz. O nedenle şu anda da araştırmanın 2'nci ayağı olarak zeytin yaprağı çayını hastalara veriyoruz. Hastalık öncesinde hastalığa yakalanmayı azaltıp azaltmadığı araştırılıyor. Sağlık Bakanlığı onayı ile birlikte şu anda araştırmanın klinik boyutu araştırılıyor" diye konuştu.


"İLK SONUÇLAR BİZİM İÇİN BİR UMUT IŞIĞI OLDU"

Laboratuvar sonuçlarına göre araştırmanın başarılı olduğunu aktaran Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu, "Kısmi de olsa zeytin yaprağı çayının vücutta bir fark oluşturduğunu gördük. Ama çalışma sona ermeden sonuçlar hakkında kesin bir yorum yapmak mümkün değil. İlk sonuçlar bizim için bir umut ışığı oldu. Zeytin yaprağı çayının usulüyle yapıldığında kısmen de olsa korona virüsün hem tedavisi hem önlenmesinde koruyucu etkisi olacağı gördük. Laboratuvar çalışmalarında bu çayın savunma sistemi hücrelerindeki etkisine bakıldı. Lökositlerin makrofaj aktivitesini (bağışıklık sistemi üzerinde etki) kısmen de olsa etkilediğini ve gücünü artırdığını gördük. İlk çalışma ayrı ikinci çalışma ise ayrı yayın şeklinde olacaktır" değerlendirmesinde bulundu.


ZEYTİN YAPRAĞI ÇAYI NASIL TÜKETİLMELİ?

Çalışmada zeytin yaprağı çayının demleme şeklinde yapıldığını anlatan Prof. Dr. Akkoyunlu, "1 fincan kaynar suya 1 tatlı kaşığı kadar öğütülmüş zeytin yaprağını atıyorsunuz. 10 dakika demlendikten sonra tüketiyorsunuz. Sabah 1, akşam 1 fincan şeklinde günde 2 kez tüketilebilir. İnsanlar her gün sıcak içecek tüketiyor. Akşamları siyah çay tüketiliyor. Bunun yerine özellikle şu dönemde zeytin yaprağı çayını tüketebilirsiniz. Bunun yanında kekik çayı da aynı şekilde demlenerek tercih edilebilir" önerisinde bulundu.


İLAÇ ATIKLARI VE KATKI MADDELERİNE DİKKAT

Aşırı ve uygunsuz tüketim uyarısında bulunan Prof. Dr. Akkoyunlu şunları söyledi:

"Fazla tüketim vücutta toksik etkilere neden olabilir. O nedenle aşırıya kaçmadan, dozu ayarlanmış 1 tatlı kaşığı geçmeyecek ve sabah-akşam bir fincanı geçmeyecek şekilde tüketilebilir. Eğer uygun bir şekilde toplanmamış ve kurutulmamışsa bu ürünlerde küf oluşumu gerçekleşir. Bu da aflatoksin gibi karaciğerde kansere neden olabilecek düzeyde üremelere neden olabilir. Mantar üremeleri gelişebilir. O nedenle merdiven altı olmayan güvenilir işletmelerden bu ürünleri temin etmelisiniz. Burada marka ve sertifika çok önemli. CE ve TES sertifikalarına dikkat edilmesini öneririm. Özellikle ilaç atıklarının ve katkı maddelerinin bu üründe olmaması gerekiyor. Özel olarak toplanması gerekiyor ve alerjik reaksiyonlar oldukça önemli. Alerjik reaksiyonu olan kişilerin bu ürünlere dikkat etmesi gerekir."

Akkoyunlu, son olarak zeytin yaprağı çayının laboratuvarda 1 haftalık etkisinin gözlendiğini ancak insanlar üzerindeki koruyuculuğu etkisinin ne kadar olacağının henüz araştırma konusu olduğunu belirtti.


27 Nisan 2021 Salı

Rus Sputnik V aşısı Türkiye'de üretilecek

 Rusya ile Viscoran İlaç şirketinin Sputnik V aşısının Türkiye’de üretimi için anlaşmaya vardıkları belirtildi.

Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) tüm haklarına sahip olduğu Kovid-19 aşısı Sputnik V'nin Türkiye'de üretimi için VisCoran İlaç Sanayii ile anlaştığını duyurdu.


RDIF tarafından yapılan açıklamada VisCoran'ın Sputnik V aşısının Türkiye'de üretimine birkaç tesiste gelecek aylarda başlamasının öngörüldüğünü belirtti.


RDIF açıklamasında VisCoran'ın Sputnik V'nin üretimi için önde gelen yerel ilaç üreticileri ile işbirliği yapacağı ve bu çerçevede CinnaGen İlaç yirketine teknoloji transferinin tamamlandığı da belirtildi.


VisCoran, Sputnik V aşısının Türkiye üretim haklarını aldığın Ocak ayında duyurmuştu.


24 Nisan 2021 Cumartesi

Korona ölü sayısı hızla artıyor

 ABD'de yeni tip korona virüs (Kovid-19) salgınında hayatını kaybedenlerin sayısı son 24 saatte 721 artarak 571 bin 922'ye çıktı

ABD'de Kovid-19 salgınında ölenlerin sayısı 571 bin 922'ye yükseldi. Johns Hopkins Üniversitesinin Kovid-19 verilerine göre, virüs tespit edilenlerin sayısı bir günde 111 bin 923 artarak 32 milyon 45 bin 168'e yükseldi.


Virüs nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı ise 721 artarak 571 bin 922 oldu.


ABD'deki vaka sayılarında California 3 milyon 731 binden fazla vaka ile ilk sırada yer alırken bu eyaleti 2 milyon 872 binden fazla vakayla Texas ve 2 milyon 203 binden fazla vakayla Florida izledi.


Can kaybı sayılarında da California 61 bin 445 ile ilk sırada bulunuyor, New York'ta ölü sayısı 51 bin 951 ve Texas'ta 49 bin 921 olarak kaydedildi.


91 MİLYONDAN FAZLA KİŞİYE İKİNCİ DOZ AŞI YAPILDI

ABD'de Kovid-19 aşılama istatistiklerini takip eden Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezine (CDC) göre, 138 milyondan fazla kişiye ilk doz, 93 milyonu aşkın kişiye de ikinci doz Kovid-19 aşısı yapıldı.


Salgında vaka ve ölü sayısında dünyada ilk sırada bulunan ABD'nin ardından 16 milyon 960 bini aşkın vakayla Hindistan ve 14 milyon 308 binden fazla vakayla Brezilya geliyor.


Kovid-19 kaynaklı can kaybında ise ABD'yi 389 bini geçen ölü sayısıyla Brezilya, 214 binden fazla ölümle Meksika izliyor.


Günlük Kovid-19 vaka sayıları hızla artan ve en çok vaka görülen ikinci ülke Hindistan'da ölü sayısı 192 bini aşmış durumda.


19 Nisan 2021 Pazartesi

Çağrılar artıyor: Aşıda patentleri askıya alın!

 Küresel çapta daha etkin mücadele için “COVID-19 aşı patentlerinin geçici olarak askıya alınması” çağrılarına, 100 Nobel ödüllü isim ve 70 eski ülke lideri de katıldı.

Tüm dünyayı zengin fakir gözetmeksizin vuran pandemide insanlık tarihin en hızlı aşılarını geliştirdi. Ancak ilaç devlerinin Dünya Ticaret Örgütü’ne ekim ayında gelen taleplere rağmen COVID-19 aşılarında patentleri hala askıya almamış olması, küresel iyileşmenin ve bu sağlık krizini yenmenin önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor.

250’den fazla sivil toplum kuruluşu, 100’den fazla Nobel ödüllü isim ve 70’ten fazla eski ülke lideri, Hindistan ve Güney Afrika’nın DTÖ’de yaptığı “patentler geçici olarak kalksın” çağrısına katılan 60’tan fazla ülke; hepsi aynı şeyi istiyor: Aşının zengin-fakir ayırmaksızın tüm dünyada ihtiyacı olan insanlara ulaştırılması ve dünya ekonomisinin bu işbirliği sayesinde bir an önce normale dönmesi.

Zengin ülkeler DTÖ’deki öneriyi bloke etti
Ekim ayında, 2. dalga başlamadan önce dünyanın en büyük aşı üreticisi Hindistan, Güney Afrika’yla birlikte DTÖ’de fikri mülkiyetlere ilişkin TRIPS anlaşmasında aşı patentlerine ilişkin istisna yapılmasını talep etmişti. Pandeminin sert vurduğu iki ülke inisiyatifiyle DTÖ’ye gelen talepte “Patent karşıtı değiliz, bu sağlık krizi çözülene kadar patentlerin askıya alınmasını istiyoruz” denilmişti. Patent, endüstriyel tasarım gibi hakların askıya alınması yaptıkları resmi talepteki ifadelerle “COVID-19’la mücadele etmek için gerekli olan aşılar da dahil birçok medikal ürünün araştırma, geliştirme, üretim ve tedarikinin ölçeğini artıracaktır.” Ancak bugüne kadar 60’tan fazla ülkenin destek verdiği öneri ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği gibi devlerin taş koyması nedeniyle gerçeğe dönüştürülemedi.

İlaç devleri ve iş dünyası da “patentçi”
Özel sektör de zengin ülkelerin itirazlarının büyük destekçisi olmuştu. ABD Ticaret Odası, bu tür önerileri “yanlış yöne saptırma” olarak nitelemişti. Pandeminin başında ilaç üreticilerinin “pandemide kâr amacı gütmeyeceğini” söyleyen Uluslararası İlaç Üreticileri ve Dernekleri Federasyonu IFPMA da patentleri askıya alma kararının “amaca zarar vereceğini” söyleyerek “hayli etkin aşılar üretilmesini sağlayan kâr amaçlı sisteme güvenin azalacağını” vurgulamıştı.

Ancak aralarında Sınır Tanımayan Doktorlar’ın (MSF) da olduğu 250 kadar sivil toplum kuruluşu bu kafa yapısının “geri kafalılık” olduğunu söylüyor ve dünya liderlerine patentlerin acilen askıya alınması çağrılarını yineliyor.

Patentlerin kaldırılması için DTÖ’nün fikri mülkiyet kurallarında istisnanın şu anda aşının büyük bölümünü almış olan zengin ülkelerin de desteğiyle bir an önce onaylanması gerekiyor.

Biden’a mektup: Kapasiteler ilaç tekelleri yüzünden kısıtlı
Nobel ödüllü isimler ve liderler ABD Başkanı Joe Biden’a gönderdikleri ve Financial Times'da da yayınlanan mektupta ABD’nin küresel aşılama oranlarının artmasını desteklemek amacıyla COVID-19 aşılarında patentlerin kaldırılması için “acilen adım atmasını” istiyor. “Bu pandeminin sonunu getirebilmek için DTÖ’de istisna hayati önem taşımaktadır ve zorunlu bir adımdır” diyen 175 önemli isim, istisnanın “şu anda sektörün tekelleri tarafından kısıtlanarak aşıya yaygın erişimi bloke etmekte olan” küresel üretim kapasitesini artıracağını belirtiyor. Mektubu imzalayan isimler arasında İngiltere eski Başbakanı Gordon Brown, Fransa eski Cumhurbaşkanı François Hollande, SSCB eski lideri Mihail Gorbaçov da bulunuyor.

Hindistan AstraZeneca’yı Covishield ismiyle üretiyor
Ancak konunun istisnaları da ülke ve şirketler özelinde mevcut. Bazı aşılar bazı ülkelerdeki ilaç şirketleriyle üretim ve satış yetki anlaşmaları yapmayı sürdürüyor. İngiliz- İsveç AstraZeneca aşısı, Hindistan’da dünyanın en büyük aşı üreticisi Hindistan Serum Enstitüsü tarafından “Covishield” marka ismiyle üretiliyor. Hedef yılda 1 milyar doz. ABD’li Novavax da Bharat Biotech şirketine üretim yaptıracak, hedef yılda 700 milyon doz. ABD’de kan pıhtısı sorunu nedeniyle askıya alınan Johnson & Johnson aşısı için ise Biological E. adlı Hint üreticiyle yılda 600 milyon doz hedefl enen bir üretim anlaşmasına ilişkin görüşmeler sürüyor. Rusya’nın 60 ülkeden onay alan Sputnik V aşısı Hindistan’da 4 şirket tarafından üretiliyor, Brezilya, Çin, Güney Kore ve hatta İtalya’da bile üretimleri oluyor.

IMF: İşbirliği yapıp COVAX’ı fonlayın
Tüm bu çağrılara geçen hafta Uluslararası Para Fonu (IMF) da kısmen katılmış oldu. IMF doğrudan “patentler askıya alınsın” demiyor ancak fonun başekonomisti Gita Gopinath 6 Nisan’da yayımlanan IMF blog paylaşımında “İyileşme görünümünü düzeltmenin en hızlı yolu pandemiyi bastırmak - ve bunun için aşıların üretim ve dağıtımı konusunda küresel iş birliği şart” diyor. Hükümetlerin politikalarında ana odağının sağlık - aşı, tedavi ve sağlık altyapıları - harcamaları olması gerektiğini belirten Gopinath, “Her şeyden önce ülkelerin evrensel aşılama için beraber çalışması gerekiyor. Bazı ülkeler bu yaz yaygın aşılamaya ulaşsa da çoğu ülke - özellikle de düşük gelirli ülkeler 2022 sonuna kadar beklemek zorunda kalacak” diyor ve şöyle devam ediyor: “Aşılama kampanyalarının hızlanması için, ihracat kontrollerinden kaçınılmalı, aşı üretim ve dağıtımını artırmayı ve düşük gelirli ülkelere aşı tedariki amaçlayan COVAX koalisyonu tamamen finanse edilmeli ve fazla dozlar dünyaya paylaştırılmalı.”

DSÖ: Aşıdaki dengesizlik şok edici
Dünya Sağlık Örgütü geçen hafta yinelediği “aşı adaletsizliği” vurgulu açıklamasında, 9 Nisan itibariyle dünya genelinde üretilen aşıların sadece yüzde 0,2’sinin düşük gelirli ülkelere ulaştığını ve bunun yüzde 87’sinin yüksek gelirli veya üst-orta gelirli ülkelere gittiğini söyledi. DSÖ Genel Sekreteri Tedros Ghebreyesus “Dünya genelinde 700 milyondan fazla aşı üretildi ve bunun yüzde 87’si yüksek ve üst-orta gelirli ülkelere giderken, düşük gelirli ülkelere sadece yüzde 0,2’si gitti” ifadelerini kullandı. Bu durumu “şok edici bir dengesizlik” olarak niteleyen Ghebreyesus, dünya genelinde altı haftadır vaka ve ölümlerde artış olduğunu vurgulayarak “pandeminin yanlış yöne gittiğini” hatırlattı.

Küba, Türkiye ile iş birliğine hazır
Yeniçağ gazetesine konuşan ve Doğu görevi sırasında donup kesilecek noktaya gelen bacakları için Küba’da tedavi gören Emekli Albay Ömer Feza Güllü, Küba Sağlık Bakanlığı MİNSAP yetkililerinin Soberana aşısı için Türkiye ile - müşterek üretim ihtimali de dahil - anlaşmaya hazır olduğunu söylemişti. Küba, habere göre şu an ülkede sadece kırılgan gruplara ve sağlık çalışanlarına uygulanan - 45 bin gönüllüye ikinci doz uygulanmış - ve çalışmaları birkaç ay sonra bitecek yüzde 92 etkinlikteki Soberana aşısı karşılığında para değil, gıda ve tekstil ürünü talep ediyor.

İlaç üreticilerinden patent paylaşımına farklı yorum

 COVID-19 salgınıyla mücadelede en büyük silah olarak görülen aşının dağıtımındaki adaletsizlik kadar formüllerin patentinin kırılması da gündemde. Uluslararası sivil toplum kuruluşları bu yönde Dünya Ticaret Örgütü’ne çağrı yaparak aşı patentlerinin serbest bırakılması için baskıda bulunsa da konuyu DÜNYA’ya değerlendiren Türkiye’deki aşı üreticileri konunun farklı boyutlarına dikkat çektiler.


Herkes Türkiye’ye aşı ürettirmek istiyor

COVID-19 aşısı üretimi için BioNTech başta olmak üzere birçok uluslararası şirketle görüşmeler halinde olan Abdi İbrahim, Türkiye’de aşı üretim ruhsatı olan az sayıda şirketten biri. “Altyapı ve finansman olarak aşı üretmeye hazırız” diyen Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut, patent çağrısının sorunu tam olarak yansıtmadığını dile getirdi. Barut, “Şu anda en büyük sorun vakaların artması ve aşıdaki olağanüstü yoğunluk. Aşının formülünü geliştiren şirketlerin patent diye bir sorunu yok. Zaten ürettirmek istiyorlar ama kimsenin bunun detaylarıyla uğraşacak vakti yok. Az önce bir Çin firmasıyla görüştüm. Fransızlarla ve Hindistan ile de görüşüyorum. Herkes burada aşı ürettirmek istiyor. Patenti bende kalsın diyen yok ama iş o kadar basit değil” dedi.


Kimsede patent korkusu yok

Barut, şu anda faz aşamaları henüz bitmemiş birçok yabancı ilaç firmasının üretim anlaşması peşinde olduğunun da altını çizerek “Benim görüştüğüm hiçbir firmada patent korkusu yok” diye konuştu.


‘Patent çağrısının bilimsel karşılığı yok’

Aşı üretme ruhsatı olan şirketlerden Türk İlaç’ın Yönetim Kurulu Başkanı Berat Battal’a göre yapılan patent kırma çağrısının bilimsel bir karşılığı bulunmuyor. “Formülü bilmek yetmez, teknoloji transferi gerekiyor” diyen Battal, görüşlerini şöyle dile getirdi: “Üretim makinesinin kurulduğu yer, metrekaresi, havalandırma katsayısı gibi çok fazla bileşen var. Bu mesele ciddi bir teknoloji transferi gerektiriyor ki onun da ruhsat alması lazım. Ancak aşıyı bulan firma zaten şu anda yoğun bir üretim halinde ve kimsenin size bu danışmanlığı, süpervizörlüğü yapacak vakti yok.” Aşının, ilaçtan farklı üretim süreçleri içerdiğini hatırlatan Battal, patentlerin herkese açılmasının sağlık açısından da riskler taşıyacağına dikkat çekti. Battal, “Biz de birçok aşı geliştiren şirketle yakın temas halindeyiz. Patentleri herkese açın demek, biraz halk dili, bilimsel karşılığı yok. Sonu ciddi sağlık problemleriyle bitebilir. Onaylanmış teknoloji transferi olmayan bir şirketin bir aşıyı üretmesi mümkün değil. Bu, bürokratik ya da ticari bir mesele değil; bu bilimsel bir sorun. Yanlış yapılırsa kimse altından kalkamaz” diye konuştu.


Dr. Serdar Savaş: Bunu devletler yapmalı

Halk Sağlığı uzmanı ve Gentest’in kurucusu Dr. Serdar Savaş, “Patentler herkese açılmalı”, “Popülist ve bilimden uzak” diye nitelendirdi. Savaş, “Bu, Nasreddin Hoca’nın tarifesi bendedir hikayesine benziyor. Burada mesele formüle değil, teknolojiye sahip olmak” diye konuştu. Savaş, bilim şirketlerinden bir patent alınacaksa da bunun devletler aracılığıyla yapılması gerektiğini ifade ederek şöyle devam etti: “GSMH’sı ve dış ticareti fazla olan devletler bir araya gelerek söz konusu aşıyı üretmiş bilim şirketlerine bir Ar-Ge bütçesi çıkarmalı. Çünkü COVID-19 bittikten sonra da yeni salgınlar devam edecek. Bu şirketlerin araştırma kapasiteleri desteklenmezse, yatırımları üstlenilmezse yeni salgınlarda dünyanın eli boş kalacak.”


Koçak Farma: Patent açılsa üretime hazırız

Koçak Farma CEO’su Hakan Koçak, aşı üretimiyle ilgili tüm hazırlıkları yerine getirdiklerini belirterek, patentlerin açılmasını ‘haklı bir talep’ olarak nitelendirdi. Koçak, “Bu fikre katılıyorum. Dünya büyük zorluk içinde. En gelişmiş ülkelerde bile sorun yaşanıyorken aşıyı hiç bulamayan ülkeler var. Patentlerin açılması, üretimi de artıracaktır” dedi. Hakan Koçak, böyle bir durum gerçekleştiğinde şirket olarak hemen mevcut ruhsat almış bir aşıyı üretmeye hazır olduklarının da altını çizdi.


Kaynak:
https://www.dunya.com/kose-yazisi/ilac-ureticilerinden-patent-paylasimina-farkli-yorum/618063


18 Nisan 2021 Pazar

Korona’ya karşı robot, teletıp, drone

 Türkçe Google’a “Korona ve Robot” yazınca 10.5 milyon kayıt çıkıyor. “Korona ve Drone” yazınca 3 milyon. Teletıp yazınca 400 bin. Ama İngilizce Google’da “telemedicine” yazınca 24.3 milyon !! Google’daki bu rakamların gösterdiği: Salgınla mücadelede robotlar, drone’lar ve teletıp arka plandalar, ama etkililer: Ortamı arındıran (dezenfekte eden) robotlar. Korona testi yapan robotlar. Sokağa çıkma yasağını delenlere “havadan” seslenen drone’lar. Öncü tanıyı hızla koymak için teletıp… Ve tabii bütün bunlar, sanayi-ötesi toplum düzenine geçmiş, teknik hükümetlere sahip ülkelerde…


Örneğin, Avrupa’da İtalya’dan sonra salgından en zarar gören İspanya’da Korona testini robotların yapacağını Bloomberg 21 Mart’ta haber verdi (https://bloom.bg/33OjdeL). Ülkede o tarihe kadar virüs kapan 35 bin kişiden 4 bin 200’ü (yüzde 12) sağlıkçılardı. Aradan geçen bir haftada teşhis sayısı 40 bine çıktı, virüs kapan sağlıkçı oranı yüzde 14’e. Bu durumun giderek daha da kötüleşmesini engellemek amacıyla günde 80 bin Korona testi yapacak robotlar kullanılacağı açıklandı. Şu sırada İspanya’da sağlıkçılar günde 15 – 20 bin test yapabiliyor. Göreve başlayacak 4 robotla bu test sayısı artacaktı. Ancak, robotların nasıl ve nerede çalışacağına dair bir bilgi dün sabaha kadar çıkmamıştı.


Çin de Korona’yla mücadelede robot kullanıyor. Salgının kaynağı Wuhan’da doktorlar, telekomcular, CloudMinds robotik şirketinin mühendis ve teknisyenleri sırf bu iş için kurulan “Akıllı Hastane”de 14 robotla deneysel olarak çalışmaya başladılar. Amaç, sağlıkçıların yaşamını tehlikeye atmadan, tanıyı robot kullanarak koyma yöntemi geliştirmek. Robotlar hastaların ateşini, nabzını, kanındaki oksijen oranını ölçecek, onlara su ve ilaçlarını getirecek şekilde programlandı. Hastanın bileğine takılı “akıllı bilezikler” robotla ilişkilerini ayarladı. Doktor ve hemşireler, hastanın yanına kadar gitmeye gerek kalmadan, robotun ilettiği bilgiyi ekrandan izlediler. Onlar da aynı bilezikten takarak robotun sürekli gözlemi altına girdiler. Hastalık kapma riskini azalttılar. Böylece, hem hasta bakımı, hem sağlıkçıların sağlığı yapay zekâya bırakıldı. [Wuhan’da 3 bin sağlıkçı virüse yakalandı, virüsü ilk haber veren dahil 13 doktor öldü (https://bit.ly/2vRfnop].



Akıllı Hastane’de yapay zekânın görevi giriş kapısında başlıyordu. Kapıdan girenlerin ateşini kızılötesi ışınla ölçen robotun yazılımı, kişinin acil bir durumu olup olmadığına “karar verecek” şekilde ayarlandı. Hastanede bütün bu işler ve “şeylerin interneti” (IoT) için 5G altyapısı “zaten” kurulmuştu.


Başka ülkelerin yenilikçi şirketleri de mücadeleye katıldı. Danimarka’lı UVD Robots, dezenfekte işlemi yapan robotlarını Wuhan’a gönderdi. İnsana gerek kalmadan, kendi kendine (sürücüsüz araç sistemiyle) hastane koridorlarını, hastası boşalan odaları ve diğer yerleri dezenfekte eden robotlar İtalya’ya da gönderildi. Bunlar, temizlik için ultraviyole ışın yayıyorlar. Odaya girmeden önce robot, “Burayı temizleyeceğim, odayı boşaltın” diye uyarıyor (https://bit.ly/3bwMQDE). Robot, bir şarjla 2,5 saat çalışabildiği için sağlıkçılar bir de arındırmayla uğraşmak zorunda değil artık. Amerikan Xenes Disinfection Services de benzer yöntemle çalışan LightStrike robotlarını, ambülans içlerini, acil servis ortamlarını sürekli arındırmak için işe koştu. Şirketin beyanına göre “binlerce robotu” halen İtalya, Japonya, Singapur, Tayland ve Güney Kore’de çalışıyor (https://bbc.in/2JkB3fW).


Sanal muayene: Teletıp


Özellikle Çin’de sadece robotlarla değil, “uzaktan muayene” (teletıp) yöntemiyle de salgın -şimdilik- yavaşlatılıyor mu acaba? Teletıp, 1990’lardan beri bilinen, bazı gelişmiş ülkelerde şöyle böyle uygulanan bir uzaktan tanı yöntemiydi. Yapay zekâdaki gelişmelerle birlikte iletişimde bant genişliğinin artması (4G), teletıbbın son 10 yılda “yeniden keşfedilmesini” sağladı. Hele şimdiki salgında, ilk tanıyı hızla koyma gereği ile birlikte teletıp “aniden” cankurtaran oldu. ABD’nin ciddi tv kanallarından CNBC’de “Çin’in teletıp ve robot kullanımından, Amerika’nın öğreneği şeyler var” bile denildi (https://cnb.cx/2UjuLSD). [Bizde de Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü’nün Teletıp ve Teleradyoloji Bölümü 2018’den beri var. MR, tomografi, röntgen kayıtları sistemde tutuluyor, paylaşım erişimi hızla sağlanıyor].


Ancak teletıp, sadece radyolojik bilgiyi dijital “depolamaktan” çok daha geniş bir uygulama: Hastaneye, doktora, acil servise gitmeden, internet üzerinden bir doktorla “yüzyüze” görüntülü veya sadece konuşmak, ona tahlil ve tetkik sonuçlarını gönderebilmek, ondan görüş almak, ilk öncü tanıyı koymasını sağlamak, doktorun ilaç yazması gibi bir bilgi alışveriş ortamı, aslında sanal bir muayene.


Bizde de bu tanıma en uygun ve tam zamanında girişimi Beykent Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof.Dr. Nebahat Bulut “Lütfen acil olmayan durumlar için hastanelere gitmeyelim, evde kalalım” diyerek “Sanal Hastane” adıyla twitter üzerinden başlattı. Girişime katılan uzmanlar ücretsiz gönüllü danışmanlık hizmeti veriyor. (https://twitter.com/BulutGulcuN).


Teletıp konusunda The Economist, “Akıllı Telefonunuz şimdi sağlık sorununuzla ilgilenecek” başlıklı makalesinde, Çin’de “Ping An, İyi Doktor” teletıp uygulamasının 300 milyon abonesi olduğunu, Korona’dan sonra da “internet hastaneleri”nin gündelik yaşamda yer alacağını yazdı (https://econ.st/2Jfop1L). Washington Post da “Web kamerası şimdi sizinle ilgilenecek” diyerek, doktorların, hele salgın koşullarında muayene¬/tanı işlemlerini “uzaktan” yapmak istediklerini haberleştirdi (https://wapo.st/33To6TB). Teletıp sektörü öncelikle ABD’de büyüyor: Oradaki en büyük teletıp şirketi Teladoc’un 36.7 milyon aboneli üyesi var. 19.3 milyon kişi ise abone olmadan, muayene başına ücret ödeyerek hizmet aldı (https://bit.ly/2Ukxywf). Üstelik bu veriler, şirketin 2019 yılı son çeyrek raporunda açıkladıkları. 13 Mart’ta Teladoc, günde 15 bin “teletıp talebi” almaya başladıklarını duyurdu. Acaba aradan geçen iki haftada talep nereye yükseldi?.. Teladoc doktorları profesyonel çalışıyorlar. Onlardan görüş almak bedava değil, ücretli. Şimdiki salgında bazı Avrupa hükümetlerinin sunduğu teletıp hizmeti ise sosyal devlet hizmeti kapsamında ücretsiz. 5G’nin 2030’larda yaygınlaşmasıyla teletıp uygulamaları da artacaktır.


Uçan robot: Drone


Drone, yerde yürüyen robotun havada uçanı… Korona mücadelesinde en kolay kullanılan ileri teknoloji bu oldu. Örneğin Güney Kore’de salgının yoğunlaştığı Deagu şehri ve başka yerler drone’larla arındırıldı. Çin’de drone’lara takılan hoparlörlerle halka uyarılar yapıldı. Bunlar bazen anonimdi, bazen de kişiye özel ayarlandı. Çin Global Times gazetesi twitter sitesinde yayınlanan videolarda, bazı vatandaşlara doğrudan seslenerek örneğin “Hey, sen, pembe montlu! Neden masken yok?” gibi uyarılar yapıldığı görülüyor (https://bit.ly/2QPKs39). Sadece Çin’de değil, Batı Avrupa’da Madrid, Paris ve başka şehirlerde drone’lar, korunma kurallarına uymayanlara havadan uyarı için kullanıldı. Ancak, galiba en sıra dışı uygulama Bulgaristan’ın Karadeniz kıyı şehri Burgaz’da olabilir (eğer gerçekleşirse?..). Buradaki “büyük” Roman yerleşiminde salgın durumu drone’larla yapılacak vücut sıcaklığı ölçümleriyle denetlenecekmiş.


Kaynak:

https://www.dunya.com/kose-yazisi/koronaya-karsi-robot-teletip-drone/466731


12 Nisan 2021 Pazartesi

Çin aşısı Sinovac etkinlik oranı yüzde 62.3'e çıkıyor

 Brezilya yapılan Sinovac aşısı deneyine göre, aşının iki dozu arasındaki süre 3 hafta veya daha uzunsa etkinlik oranı yüzde 62.3'e çıkıyor

Brezilya’nın Sao Paolo kentindeki 120 yıllık biyomedikal araştırma merkezi Butantan Enstitüsü, Çin merkezli Sinovac'ın korona virüse karşı ürettiği CoronaVac isimli aşının etkinlik oranlarıyla ilgili yeni açıklama yaptı.


Reuters, Sinovac'ın CoronaVac aşısının Brezilya'daki testlerini ve üretimini yapan Butantan Enstitüsü'nün en yeni Faz 3 klinik deneylerine dayandırdığı raporunu haberleştirdi.


ÜÇ HAFTADAN KISA ARADA ETKİNLİK YÜZDE 50'NİN ALTINDA


Habere göre Butantan Enstitüsü, Sinovac'ın CoronaVac aşısının iki dozunun yapılması arasındaki süre üç haftadan kısa olursa, etkinlik oranının yüzde 49.1 olduğunu duyurdu. Bu oran, Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) koyduğu yüzde 50 çıtasının altında.


Daha küçük bir grupla iki doz arasındaki süre üç hafta veya daha fazla tutularak yapılan deneyde ise CoronaVac'ın etkinlik oranı yüzde 62.3'e çıktı.


KOVİD-19'UN AĞIR GEÇİRİLMEMESİNİ SAĞLAMADA YÜZDE 100'E KADAR BAŞARILI


İkinci dozun yapılmasının üzerinden iki haftadan uzun süre geçmesi halinde etkinliğin yüzde 62.3'e kadar çıkabileceğini saptayan Butantan, koronavirüse yakalananların tıbbi yardım almalarına gerek kalmaması bakımından CoronaVac'ın etkinlik oranının yüzde 83.7-100 arasında değiştiğini belirtti.


ORTA DERECEDEKİ VAKALARI ÖNLEMEDE YÜZDE 83'E KADAR BAŞARILI


Ensitütü'nün sosyal medya hesaplarından "Harika haber" diye açıklanan sonuçlara göre CoronaVac'ın orta derecedeki vakaları önleme oranı, yüzde 62-83 arasına ulaşarak, aralık-ocak ayında açıklanan yüzde 50.3-78 aralığındaki koruma oranlarının üstüne çıktı.


MUTANT VARYANTLARA KARŞI ETKİLİ


Butantan'a göre CoronaVac, koronavirüsün mutasyon geçirmiş İngiliz ve Güney Afrika varyantlarına karşı da etkili.


Enstitü Başkanı Dimas Covas, "Bu aşıyı İngiliz ve Güney Afrika varyantlarına karşı test ettiğimizde, iyi sonuçlar elde ettik" dedi. Ancak Covas, aşının bu varyantlara karşı tam etkililik oranına dair bilgi vermedi.


Butantan Başkanı, CoronaVac'ın Brezilya varyantı karşısında etkinliğine dair de deney yürüttüklerini belirtip "İşe yaradığı konusunda son derece olumluyuz" diye ekledi.


Buna göre CoronaVac, Brezilya varyantı P1'e ve daha az yaygın P2'ye karşı yüzde 50.7 etkinlik kaydetti.


CoronaVac'ı 100 milyon doz tedarikini güvence altına alıp toplu aşılama programının merkezi haline getiren Brezilya için Çin menşeili bu aşının P1 varyantına karşı etkinliği hayati önem taşıyor.


Butantan Enstitüsü Klinik Araştırmalar Tıbbi Direktörü Ricardo Palacios, CoronaVac'ın etkinlik oranını artırmak için üçüncü doz yapmayı değerlendirdiklerini belirtti.


Saygın tıp dergisi The Lancet'te yayımlanacak araştırma için Brezilya'da 12 bin 400 gönüllü üzerinde deneyler yapıldı.


Koronavirüs pandemisini ABD'den sonra en ağır geçiren ülke olan Brezilya'da dün Kovid-19'dan 1803 can kaybı ve 37 bin 17 yeni vaka açıklandı. Toplam can kaybı 353 bin 137’ye, toplam vaka sayısı 13 milyon 482 bin 23’e çıktı.


Türkiye'de Sinovac aşıları, daha yüksek antikor sağlanması için 28 gün arayla yapılıyor.


10 Nisan 2021 Cumartesi

En zengin 27 ülke, küresel aşılanmanın %40'ına sahip

 Dünya nüfusunun yüzde 11'ine sahip en zengin 27 ülke, küresel aşıların yüzde 40'ını uygulamış durumda. Dünyadaki en fakir yüzde 11'lik nüfusa sahip ülkelerin küresel aşılanmadaki payı ise sadece yüzde 1,6

Kovid-19 aşılarının yüzde 40’ı, dünya nüfusunun yüzde 11’ini oluşturan 27 en zengin ülkede uygulanırken, en az varlıklı nüfusun yüzde 11’ine sahip ülkelerde ise üretilen aşının sadece yüzde 1,6’sı uygulanabildi.


Diğer bir deyişle, en yüksek gelire sahip ülkeler en düşük gelire sahip ülkelerden 25 kat daha hızlı aşılandı.


Dünya nüfusunun yüzde 4,3’üne sahip ABD, küresel aşılanmanın yüzde 24’ünü gerçekleştirirken, dünya nüfusunun yüzde 18’ine sahip Çin’in küresel aşılanmadaki payı yüzde 20 seviyesinde bulunuyor.


Aşı anlaşmalarına bakıldığındaysa, zengin ülkeler önceden nüfuslarını birkaç kez aşılayabilecek milyarlarca dozluk aşı tedarik anlaşması imzalamış durumda.


ABD'nin aşılanma rakamları hakkettiğinin 6 katı

ABD gelecek üç ayda nüfusun yüzde 75’ini aşılamayı hedeflerken, ükelerin neredeyse yarısı nüfusunun yüzde 1’ini bile aşılayabilmiş değil. Hesaplamalar dünyadaki en fakir ve kamusal aşılanma verisine sahip olmayan 40 ülkeyi içermemesine rağmen, bu ülkeler dünya nüfusunun yüzde 8’ine ev sahipliği yapıyor.


Eğer dünya üzerinde eşit bir aşı dağıtım mekanizması olsaydı, ABD’nin şu anki aşılanma rakamları hakkettiğini 6 katına tekabül edecekti.


Dünyanın en az zenginliğe sahip kıtası olan Afrika’daki 54 ülkeden sadece üçü nüfusunun yüzde 1’ini aşılayabilmiş durumda. 20’den fazla ülkeyse henüz aşı elde edebilmiş bile değil.


9 Nisan 2021 Cuma

Ülkelerin AstraZeneca kararları

 İngiliz aşısı AstraZeneca için ülkeler peş peşe durdurma, sınırlama tedbirleri alıyor. İspanya, AstraZeneca aşısının 60 yaş, Avustralya ise 50 yaş altına yapılmasını durdurdu.

İspanya Sağlık Bakanlığı, Avrupa'da "yan etkileri olduğu" iddiasıyla tartışma konusu olan, yeni tip korona virüse (Kovid-19) karşı geliştirilen AstraZeneca aşısının 60 yaş altına yapılmasını askıya aldı. Aşı, 60 yaş üstünde ise isteğe bağlı uygulanacak.


Ülkedeki 17 özerk yönetimin sağlık bölümleriyle toplantı yapan İspanya Sağlık Bakanı Carolina Darias, Avrupa İlaç Ajansının (EMA) "AstraZeneca'nın kan pıhtılaşmasına yol açabileceği ihtimaline rağmen yararının riskinden fazla olduğu gerekçesiyle kullanılmasına devam edilmesi" tavsiyesine karşın aksi yönde karar almayı tercih ettiklerini açıkladı.


Bakanlık, söz konusu aşının 60 yaş altına yapılmasını, herhangi bir tarih belirlemeden askıya aldı. AstraZeneca aşısının 60 yaş üstünde ise isteğe bağlı yapılabileceği bildirildi.


İspanya'da mevcut durumda 1,1 milyon doz AstraZeneca aşısı olduğu belirtiliyor.


AstraZeneca'nın ilk doz aşısını olanların ikinci dozu olup olmayacakları belirsizliğini koruyor.

AstraZeneca aşısının yan etkilerinin kaç kişide görüldüğüyle ilgili bir bilgi paylaşılmazken İspanyol basınında, özellikle 60 yaş altı kadınlarda, aşının yapılmasının ardından iki hafta içinde yan etkilerin gözlendiğine ilişkin haberler yer aldı.


İspanya, 15-30 Mart tarihlerinde de bu aşının kullanımını durdurmuştu.


AstraZeneca aşısının askıya alınmasının, Kovid-19 aşılama hedeflerini olumsuz etkilemesi bekleniyor.


İspanyol hükümeti, mevcut durumda yüzde 6 olan yetişkin nüfusun aşılama oranının, ağustos ayı sonunda yüzde 70'e çıkarılacağını vadediyor.


Avustralya 50 yaş altı için kullanımı durdurdu


Avustralya da, AstraZeneca aşısının 50 yaş altı vatandaşlar için kullanımını askıya aldığını duyurdu.


Belçika'da 55 yaş, İngiltere'de 30 yaş altına yapılmayacak


Dün alınan kararla Belçika'da AstraZeneca aşısı 55 yaş üstü kişilere uygulanacak. İngiltere'de ise 30 yaş altındakilere AstraZeneca aşısı yapılmayacak. İtalya'da da bu aşının 60 yaş altına yapılması durdurulmuştu.


Hollanda, Kanada ve Güney Kore de AstraZeneca aşısının kullanımını sınırlandıran ülkeler arasında yer alıyor.


Hollanda'da 60 yaş altına AstraZeneca yasağı

 Hollanda Sağlık Konseyi'nin tavsiye kararı üzerine daha önce AstraZeneca aşısını 60 yaş altına uygulamayı askıya alan Hollanda Sağlık Bakanlığı kararını kalıcı hale getirdi

Hollanda Sağlık Bakanı Hugo de Jonge, düzenlediği basın toplantısında, Hollanda Sağlık Konseyi'nce verilen tavsiye kararı üzerine 60 yaşın altındakilere AstraZeneca aşısının kullanımının  durdurulduğunu bildirdi.


De Jonge, 60 yaşın üstündekilere söz konusu aşının uygulanmaya devam edeceği bilgisini paylaştı.


Aşının yan etkilerinin genellikle 60 yaşın altındakilerde görüldüğünü vurgulayan De Jonge, "60 yaşın üstündekiler için AstraZeneca iyi ve güvenli bir aşı." dedi.


Sağlık Konseyinin tavsiyesine göre, ilk dozu AstraZeneca aşısıyla olan 60 yaşın altındakilere ikinci doz yine aynı aşıyla yapılabilecek.


BAKANLIK, "GEÇİCİ DURDURMA" KARARINI AÇIKLAMIŞTI


Hollanda Sağlık Bakanlığı, AstraZeneca aşısı yapılan 8 kadında yan etkiler görülmesi sebebiyle 60 yaşın altındakiler için bu aşının uygulamasını 3 Nisan itibarıyla geçici durdurulduğunu açıklamıştı.


Yaşları 25 ile 65 yaşındaki kadınlardan birinin akciğerindeki kan pıhtılaşması sebebiyle öldüğü bildirilmişti.


Geçici durdurma kararının ardından Belediyelere bağlı Sağlık Hizmetleri Birliği (GGD GHOR), aşı israfını önlemek için 60 yaşın üzerinde 700 kişinin randevusunu iptal etmişti.


Hollanda Sağlık Bakanlığı, ilk olarak 15 Mart'ta tedbir amaçlı AstraZeneca aşısının kullanımının geçici olarak durdurulmasına karar vermişti.


AVRUPA İLAÇ AJANSININ "KANDA PIHTILAŞMA" KARARI TARTIŞILIYOR


AB'nin ilaç düzenleyicisi Avrupa İlaç Ajansı, AstraZeneca'nın Kovid-19'a karşı geliştirdiği aşının faydalarının risklerinden daha çok olduğunu tekrarlayarak kanda alışılmadık şekilde görülen pıhtılaşmalarla aşı arasında bir "bağlantı" bulunduğunu ancak bunun "çok nadir görülen yan etkiler" olduğunu bildirmişti.


Kararın ardından toplanan AB Sağlık Bakanları, ortak bir karara varamamıştı.


Hollanda'nın yanı sıra Almanya, İtalya ve İspanya da AstraZeneca aşısını 60 yaşın üstündekilere uyguluyor.