17 Ekim 2021 Pazar

İl sağlık müdürlüğünden 'ıspanak' uyarısı: 6 kişi zehirlendi!

 Giresun'da ıspanak yedikten sonra atropin zehirlenmesi şüphesiyle hastaneye kaldırılan 6 kişi, taburcu oldu. Giresun İl Sağlık Müdürlüğü son günlerde alınan ıspanakların tüketilmemesi uyarısında bulundu.

Kentte aynı işletmede çalışan 6 kişi, dün akşam yemeğinde ıspanak yedikten sonra mide bulantısı ve kusma şikayetiyle hastaneye başvurdu. Atropin zehirlenmesi şüphesiyle tedavi altına alınan 6 kişi, taburcu oldu.


Konu ile ilgili Giresun İl Sağlık Müdürlüğü'nden bir de açıklama geldi. Yazılı açıklamada "Özellikle ıspanak içerisinde yer alan atropa belladona (güzel avrat otu) kaynaklı olabileceği düşünüldüğünden son günlerde market ve manavlardan alınan ıspanakların tüketilmemesini siz halkımızdan özellikle rica ediyoruz" ifadeleri kullanıldı.


Kaynak:

https://www.finansgundem.com/haber/il-saglik-mudurlugunden-ispanak-uyarisi-6-kisi-zehirlendi/1610482


16 Ekim 2021 Cumartesi

Majezik'in de bulunduğu 39 topikal ürünün piyasadan toplatılmasına karar verildi

 Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK), 39 ürün için piyasadan toplatılma kararı aldı.


Sağlık Bakanlığı'ndan gelen açıklama ise şu şekilde:


Ekte yer alan listede isimleri belirtilen, tiyokolşikosid içeren topikal ürünler hakkında Kurumumuz ilgili bilimsel komisyonunca alınan kararlar doğrultusunda ilgili ürünlerin ruhsatları askıya alınmış olup, piyasada bulunan tüm partilerine 19 Kasım 2015 tarihli ve 29537 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Geri Çekme Yönetmeliği’ ne göre 3. Sınıf B seviyesinde geri çekme işlemi uygulanmıştır. Kamuoyuna saygılarımızla duyurulur.


Kaynak:

https://www.finansgundem.com/haber/39-ilac-piyasadan-toplatiliyor/1610120


İtalya'da korona belgesi zorunluluğu bugün başlıyor

 İtalya'da 23 milyon çalışan bugünden itibaren sadece aşılı, iyileşmiş ya da negatif olduğunu kanıtlayan belgeyle işe gidebilecek. Belgesizleri 1500 euroya varan para cezası bekliyor.

İtalya'da çalışanlar artık sadece aşılı, iyileşmiş ya da negatif test sonucuna sahip olduklarını belgelemeleri durumunda işe gidebilecek. Bugün yürürlüğe giren ve "Yeşil pasaport" olarak adlandırılan dijital korona belgesi zorunluluğu uyarınca, durumunu belgeleyemeyenlere 1500 euroya varan para cezası öngörülüyor. Korona belgesi olmadığı için işe gitmeyenler ise ücretsiz izne ayrılacak. Çalışanlarının belgelerini kontrol etmeyen şirketlere 1000 euroya varan para cezaları uygulanacak.


Aşılanmak istemeyenlerin korona test ücretlerini kendileri karşılamaları gerekecek ve bu testler 48 saat geçerli olacak. İtalya'da 23 milyon çalışanı etkileyecek düzenlemeye karşı geçen haftalarda yoğun protesto gösterileri düzenlenmiş, Cumartesi günü Roma'da binlerce kişinin katıldığı gösterilerde taşkınlıklar yaşanmış, polisle göstericiler arasında çıkan arbedede yaralananlar olmuştu. Düzenlemenin yürürlüğe girdiği bugün de Roma'da protesto gösterileri düzenleniyor.


Hükümet, bu düzenlemeyle iş yerindeki bulaşın ve toplu karantinaların önüne geçmeyi hedefliyor. Belge ibraz zorunluluğu daha önce okullar ve sağlık kuruluşları gibi belli alanlarda yürürlüğe sokulmuştu.


Kaos endişesi


Yeni düzenlemenin başta mal taşımacılığı olmak üzere ekonominin çeşitli alanlarında kaosa yol açması bekleniyor. Özellikle Doğu Avrupalı tır ve kamyon şoförlerinin pek çoğunun korona belgesi bulunmuyor. Bunda Rus Sputnik aşısının Avrupa'da henüz tanınmaması da rol oynuyor.


Şimdiye kadar ücretsiz olan korona testlerine 15 euro ödenecek olması da özellikle merkez sağ ve sağ partilerin tepkisini çekti. Uygulamaya karşı olanlar "Artık işe gitmek için para ödemek zorunda olacağız" çıkışında bulunurken hükümet, aşıların ücretsiz olduğu yanıtını verdi.


İtalya'da 12 yaş üstü nüfusun yüzde 85'i en az bir doz aşı olmuş durumda. Hükümet aşılama oranını artırarak günlük hayattaki kısıtlamaların gevşetilmesini hedefliyor. Dijital korona belgesi ibraz edenler için Pazartesi gününden itibaren diskoların yeniden açılması, tiyatro ve sinemalarda tüm sıralara kısıtlamasız oturulabilmesi gibi adımlar atılacak.


1 Eylül 2021 Çarşamba

Prof. Dr. Gökçen Orhan: Kovid aslında bir pıhtı hastalığı

 Roman yazmak akademisyenler arasında az görülen bir uğraşıdır. En azından mesleklerinde aktif ve zirvede oldukları dönemde bu örnekler çok azdır. İşte nadir örneklerden biri Prof. Dr. Gökçen Orhan. Ünlü kalp ve damar cerrahı bu hafta “Kazandıran Sohbetler”in konuğu…




"YAZDIM, ÇOK İLGİNÇ BİR ŞEY OLDU, YAZDIKÇA YAZASIM GELDİ, YAZASIM GELDİKÇE YAZDIM"


- Sayın Orhan, kitabınız “Emanet Kalp” çok etkileyici bir roman. Hem Covid 19 ve ölümcül yansımaları hem organ nakli konusu hem de sağlık ordumuzun fedakar savaşçılarımızın öyküleri var… Nasıl yazıldı bu kitap?


- Türkiye’de bu tarzda yazan kimse yoktu şimdiye kadar. Ben buna ‘neşter edebiyatı’ -bu, NewYork Times’da okuduğum bir makaleden alıntıdır- dedim. Bir ameliyat öyküsünün etrafında gelişiyor olaylar. Ameliyathanenin içinde yaşanan olaylar anlatılıyor, o yüzden neşter edebiyatı dedim. Benim bildiğim Türkçe yazılmış, tıp etrafında gelişen bir roman yok. İlk deneme oldu.


Bu, benim Kovid 19 sayesinde yazabildiğim bir roman. Ben çok hızlı çalışan bir cerrahım. Zaman, mekan kavramım yoktur çünkü uç ameliyatlar yaparım. Örneğin, kalp nakli, çok az merkezde yapılan iyi kasılmayan kalplerle ilgili ameliyatlar. İster istemez yoğun çalışıyorum. Ama pandemi döneminde bir ‘es’ aldım, biraz nefes alma fırsatımız oldu. Hasta yükümüz azaldı, ancak acil hastaları alır hale geldik. Benim çok yakın bir dostum var, yazar Bedia Ceylan Güzelce… Beni o dönemde Kovid ile ilgili tıbbi bir sorun için aramıştı. Ben onu yarım saat dinledikten sonra dedim ki, “Ben de bir roman yazmak istiyorum ama beceremiyorum. Sen de bana bunu anlatsana.” O bana bazı yollar gösterdi. Biz onunla “Emanet Kalp”in temelini attık. Benim böyle başladığım ama yarım kalmış romanlarım vardır, başlamışımdır ama bitmemiştir çünkü tekniği bilmiyordum. Bedia, benden bir roman yazmamı değil, parçalar halinde öyküler yazmamı sonra birleştirmemi istedi. “Aynı öyküyü küçük parçalara ayır, onları yaz ve sonra birleştir” dedi. Biz cerrahlar gördüklerimizi uygularız, bir metodolojimiz vardır. Aslında ameliyata girmeden A planınız, B planınız, C planınız, D planınız hep vardır. Ameliyat zannedilir ki, girilir patır kütür yapılır. Hayır, bir gece öncesinde siz onun bütün planını, programını kafanızda yaparsınız. Şimdi bu metodolojiye anlayınca, parçalara ayırarak onu yaptığımda ben kafamda bir metodoloji oluşturdum. Bu tamamen istem dışı oldu.




Benim çok yakın bir dostum var, yazar Bedia Ceylan Güzelce… Beni o dönemde Kovid ile ilgili tıbbi bir sorun için aramıştı. Ben onu yarım saat dinledikten sonra dedim ki, “Ben de bir roman yazmak istiyorum ama beceremiyorum. Sen de bana bunu anlatsana.” O bana bazı yollar gösterdi. Biz onunla “Emanet Kalp”in temelini attık.

Sonra yazdım, yazdıkça çok ilginç bir şey oldu, yazdıkça yazasım geldi, yazasım geldikçe yazdım. Ortaya bir metin çıktı. Sonra o metni çok güvendiğim insanlara, öncelikle Bedia’ya okuttum. “Çok güzel olmuş” dediler. Sonraki aşamada, tabii ben bir edebiyatçı değilim, bir iddiam da yok, ben bir cerrahım. Cerrahlığım konusunda bana birisi bir şey söylediğinde her tür tartışmaya da girerim ama haddimi de bilirim yazar da değilim. Burada bir yol alırsam yazar olabilirim ama şu anda yazar da değilim. Ben bir yola çıktım, çok güvendiğim dostlarıma, çevremdeki edebiyatla ilgili insanlara okuttum. Onlar da çok beğendiler, bazı eleştiriler yaptılar. Onları elden geçirdim. En son yolumuz İpek Özbey ile kesişti. Editörlüğümü kabul etti. Kendisine ne kadar teşekkür etsem azdır. Biz onunla metnin üzerinden bir daha geçtik. Yeniden yazmadık aslında, daha güzel Türkçe haline gelmesini sağladı. İpek Özbey’den yazma konusunda çok şey öğrendim. Birçok ödev verdi. Bunları yaptıkça ortaya bu kitap çıktı.


Ben hayatımda bazı şeyleri profesyonellere delege etmeyi severim. Bir kitap ajansıyla anlaştık. O ajans aracılığıyla dört yayınevi okudu. Üçü olumlu döndü. Kitap insanların hoşuna gitti. Biz düşündük ve Hep Kitap ile anlaştık. İyi ki de öyle yapmışız. Genç ve dinamik bir kadrosu var. Tam bana uygun. Bu deneyime başlarken etrafım beni çok uyardı. “Türkiye’de birçok yazarın ilk romanları çok satmaz. Bu da satmayabilir. Büyük beklentiyle girme…” Ama beklediğimizin üzerinde bir ilgi oldu. Şimdi ikinci baskıya girmek üzereyiz. Umarım başka baskılar gelir. Bu arada ikinci romanı yazmaya başladım. O da yine neşter edebiyatı olacak. Yine bir ameliyat öyküsünün etrafında gelişen bir konu. Ameliyat anlatmıyoruz ama onun etrafında dönüyor olay. Yine spesifik bir ameliyattan söz ediyoruz. Aynı kalp naklinin nasıl yapıldığı gibi. Tabii tıbbi dilde değil. Herkesin anlayabileceği bir dilde anlatmaya çalışacağız, bakalım o nasıl olacak?




"KOVİD ZANNEDİLDİĞİNİN ÖTESİNDE ASLINDA BİR PIHTI HASTALIĞI, YAYGIN BİR DAMAR HASTALIĞI"


- Neşter edebiyatından biraz da neştere dönersek, Kovid 19 nedeniyle yakın gelecekte kalp hastalıkları nasıl şekillenecek ya da etkilenecek?


- Kovid zannedildiğinin ötesinde, hep bir akciğer hastalığı gibi geçirilmesine rağmen aslında bir pıhtı hastalığı, yaygın bir damar hastalığı. Pıhtıların damar içinde oluşması ile ortaya çıkan bir hastalık. Bu noktada bir konuya dikkat çekmemiz gerekiyor. Maalesef Tıp ile ilgili insanlar ikiye ayrıldılar. Bunlardan bir kısmı vitamin ve sağlıklı beslemeyi öne çıkararak aşı karşıtlığına kadar gidebiliyorlar. Bir de gerçekten sahada savaşan, benim gibi iki kere Kovid olmuş, savaşa devam eden doktorlar var. Bu doktorlar, özellikle akademisyen olanlar konuyla ilgili ciddi makaleler okuyorlar. Popüler kültürde ilgi çekecek bir şey söylemek çok kolay. Topluma bir mesajı verirken bilimsel altyapıyı çok doğru şekilde anlatmak gerekiyor. Derinlemesine süzmek için de ciddi bir bilimsel birikim gerekiyor. Şu anda ben eminim ki sosyal medyada “Aşı tu kaka” desem, şu ankinden çok daha fazla ilgi toplarım, takipçim artar.


Pıhtı konusu benim özel ilgi alnımdır. Birçok pıhtı ilaçları da öyle. İnternette de görebilirsiniz, aralarında Cem Yılmaz’ın da bulunduğu geniş bir ünlü topluluğuyla pıhtıya dikkat çektiğimiz kampanyalar da yaptık. Kovid nasıl bir hastalık? Önce onu bir anlatmak lazım. Aslında kimse bu hastalıktan enfeksiyondan ötürü ölmüyor. Kovid aslında bir grip. Hepimiz grip geçiririz. Gripte de kalbimiz tutulur, akciğerimiz tutulur. Gripte de pnömoni(zatürre) oluruz. Ama asıl sorun Kovid hastalığında -genetik olarak veya başka nedenlerden dolayı- vücut bu hastalığın etkenine çok ciddi bir reaksiyon gösteriyor. Öyle bir reaksiyon gösteriyor ki, sanki vücut çıldırıyor. Bunu da maalesef şu an için öngörmek mümkün değil. Belki de ileride -şimdi de o yönde çalışmalar var- bir takım gen tahlilleriyle, birtakım gruplarda bu çıldırmanın sebebini bulabileceğiz. Kovid’te vücut çıldırdığında, -sitokin fırtınası gibi ya da hiperimün yanıt diye kısa laflar söyleniyor- adeta virüsü yok etmek için normalin çok üzerinde bir tepki gösteriyor. Vücudumuz bu tür yanıtlar verdiğinde, damar cidarı bozulunca, damarlarımızın içinde bu yanıta bağlı pıhtılar oluşuyor. Pıhtılar oluşunca organlara giden en uç damarlarımız, pıhtılarla tıkanıyor ve organ fonksiyonlarımız bozulmaya başlıyor. Sonra da çoklu organ yetersizliğine yakalanıyoruz.


En sık nerede oluşuyor bu pıhtılar? Akciğer, karaciğer, böbrek, sonra kalp daha da kötüsü, damarları besleyen yapılarda, damarın damarında da oluşuyor. Bu yaygın iltihabi durum, o kadar hızlı seyrediyor ki biz Kovid’te insanları kaybediyoruz. Bunun için pıhtı ve pıhtıyla savaşmak çok önemli. Biz ilk günlerde bu hastalığa yaptığımız tedavilerin bugün tam tersini yapar olduk. Birtakım ilaçlar veriyorduk bugün vermiyoruz.  Mekanizmayı daha iyi anladıkça hastalıkla daha iyi savaşır olduk. Kovid’te artık neden steroid veriyoruz, bunu herkes biliyor? O delicesine yanıtı azaltmak için… Aktif Covid’te neden kan sulandırıcı veriyoruz? Pıhtıları yok edip, organların pıhtılarla beslenmesini engellemek için veriyoruz…




"BU İŞİ KEFEYE KOYARSAK, BİR TARAF AĞIR BASIYOR YANİ AŞILANMAMIZ GEREKİYOR"


- Biraz önce sözünü ettiğiniz gibi, aşı konusu ciddi bir tartışma yarattı, bir tıp insanı olarak sizin çağrınız nedir?


- Bütün bu gürültü yeni aşı teknolojisinden çıktı. Bu yeni kullanılan teknoloji henüz çok sayıda insan üzerinde denenmiş bir teknoloji değil. Daha önce yol alınmıştı ama Kovid’le daha da hızlandırıldı. Hepimizin bildiği gibi FDA de iki gün önce onay verdi. Ondan önce FDA onayı da yoktu. Bu onay neden önemli, çünkü FDA çok ince eler sık dokur. Bir ilacın FDA onayı alması her zaman uzun sürer. Mesela Avrupa’da kullanılan birçok ilaç bu onayı sonradan almıştır. En önemli referans merkezi burasıdır.


İlk başlarda Sinovac vardı. Bu aşı bizim suçiçeği, çiçek gibi virüs aşılarının hepsinin üretildiği yöntemle üretiliyor. Bunun için Sinovac’ın güvenli olduğunu herkes biliyordu. Biz de ülke olarak Sinovac’ı tercih ettik, ki ben de herkese bu aşıyı olalım dedim. Ancak daha sonra bir dizi mutasyonlar gelişti. Bu mutasyonlar sonucunda şu anda tıbbi olarak biliyoruz ki, Sinovac’ın yeni varyantlara etkisi ya çok az, ya da etkisiz. O zaman elimizde silah olarak yeni nesil RNA aşıları kaldı. Bunların içinde Johnson&Johnson aşısının pıhtıya yol açtığına yönelik bir yayın çıktı. İstatistik, bir bilimdir ve bu bilim siz nereden bakarsanız orayı söyleyen bir bilimdir. Bir de bin denek üzerinde yaparsanız sizi yanıltabilir, on bin denek üzerinde yaparsanız daha doğru sonuca ulaşabilirsiniz. Bu yayın ilk çıkan verilere göre yapılmıştı ve insanlarda bir reaksiyon gelişti. Sonradan uzun vadede bakıldığında, sayı arttıkça Johnson&Johnson aşısının bile Kovid’in yarattığı yan etkilerin çok daha altında bu tip sorunlara yol açtığı görüldü. Ama bir kere damga yenilmiş oldu.


Aşılanmazsak bu pandemiden nasıl çıkacağız? Ya herkesin bu hastalığı geçirmesi gerekecek. Ama şöyle bir sorun çıkıyor, bu virüs çok hızlı mutasyon geçiriyor, tip değiştiriyor. Siz birini tanırken öbürü çıkıyor ve yumruğu geçiriyor. Bundan çıkmanın tek yolu hızlı bir şekilde aşılanmak. Sürü bağışıklığına bel bağlayan hiçbir ülke kalmadı. Hem ekonomik açıdan hem de kayıplar açısından vazgeçtiler.

İkinci konu, aşı hakkındaki deneyim üzerine spekülasyonlar da çok arttı. Üçüncüsü bir de miyokardit yani kalp kasının iltihabı konusu gündeme geldi. Şimdi altını çizerek söylüyorum, saygın tıbbi dergilerde yayınlanmış makalelerden elde edilen verilere göre aşılar yüzde yüz masum diyemeyiz ama siz aşı olmadığınız takdirde Kovid’in getireceği riskler bunun çok daha üzerinde.

Bu işi kefeye koyarsak, bir taraf ağır basıyor yani aşılanmamız gerekiyor. Aşılanmazsak bu pandemiden nasıl çıkacağız? Ya herkesin bu hastalığı geçirmesi gerekecek. Ama şöyle bir sorun çıkıyor, bu virüs çok hızlı mutasyon geçiriyor, tip değiştiriyor. Siz birini tanırken öbürü çıkıyor ve yumruğu geçiriyor. Bundan çıkmanın tek yolu hızlı bir şekilde aşılanmak. Sürü bağışıklığına bel bağlayan hiçbir ülke kalmadı. Hem ekonomik açıdan hem de kayıplar açısından vazgeçtiler.


Aynı bilgi kirliliği kan sulandırıcılarda da oluyor. Herkes bir asprin içme merakında. İçtiğiniz aspirini eğer size Kovid nedeniyle bir doktor önermemişse, sizin altta yatan hastalıklarınız yoksa, sizin midenizi kanatma ihtimali çok daha yüksek, beyninizi kanatma ihtimali de çok daha yüksek. Tıpta her şey yarar ve zarar hesabıdır. Önce zarar vermeyeceksin. Ben kendimde üç aşımı oldum, şimdi dördüncü aşımın süresini bekliyorum.




"YOĞUN BAKIM KONUSUNDA DÜNYANIN EN BAŞARILILARINDAN BİRİYİZ"


- Pandemi döneminde yoğun bakım servisleri ve bu konuda uzman doktorlar büyük bir sınavdan başarı ile geçti. Ülkemiz için bu konuda “dünyanın en başarılılarından biri” diyebilir miyiz?


- Emin olun dünya çapında başarı var. Yoğun bakım konusunda dünyanın en başarılılarından biriyiz. Neden? Çünkü Türk doktorları olarak çok iyi yetiştirilen doktorlarız. Hepsinden önemlisi biz Türk doktorları, ön safta süngü ile savaşabilen doktorlarız. Dünyanın birçok yerinde süngü ile savaşmak yerine tedbirle savaşılır. Biz milletçe bir stres anında kendimizi feda edebiliriz. Bence sağlık ordusu çok ciddi fedakarlık yaptı. Bunun karşılığında ne kadar takdir edildi bunu toplumun vicdanına bırakıyorum.


Bu dönemde sağlık ordusu çok insan kaybetti. Tanıdığım dostlarımı kaybettim. Çok ciddi doktor kayıpları, çok ciddi hemşire kayıpları, çok ciddi sayıda acil teknisyenleri, ambülans şoförleri, çok ciddi sayıda sağlık personeli kaybettik. Sizin odanızı temizleyen insan hayatını kaybetti. Burada kimseyi ayırmanın anlamı yok. Bu bir savaştı, şanssızlık o arkadaşlarımızı buldu. Bizi de vurabilirdi ben iki kez bu hastalığı geçirdim. Birinde perikardit (kalp zarı iltihabı) oldum, ama atlattım. Şunu tekrar vurgulamak istiyorum gerek yoğun bakımda, gerekse tedavi aşamasında Türk doktorları üzerlerine düşeni fazlasıyla yaptı. Ama artık, benim inancım hepimiz çok yorulduk. Şimdi toplumca hepimiz bilinçli olmalı, aşılanmalıyız. Biraz kendimizi korumayı öğrenmeliyiz. Maskeye, sosyal mesafeye ve biraz da zevk-ü sefadan uzaklaşmalıyız. Ve de akılcı davranmamız gerekiyor. Çünkü sağlık çalışanları da çok şey kaybetti, kapasitesinin üzerinde çalıştı. Doktorlarımız, hemşirelerimiz günlerce uykusuz çalıştı. Ülkece çok iyi sınav verdik, “tehlike bitti” gibi bir algı var, ama bitmedi… Delta varyantı orada duruyor, yeni varyantlar sırada ve bir kez geçirmeniz bir daha geçirmeyeceğiniz anlamına gelmiyor. Gevşemememiz lazım. Aşı oldum diye de çok güvende hissetmemek lazım. Aşı sizin hastalanmayacağınızın garantisi değildir. Aşı sizin ölüm oranınızı düşürmek, yoğun bakıma yatış oranınızı düşürmek, hastalığınızı daha hafif geçirmek için bir araçtır.




"BİZ TÜRK HALKI OLARAK ÇOK YARDIM SEVERİZ AMA ORGAN BAĞIŞINA GELİNCE ELİMİZ KOLUMUZ BAĞLANIYOR"


- Kitabınız adeta organ bağışına bir çağrı gibi, bu konuda insanlar daha iyi nasıl özendirilebilir?


- Sağlık Bakanlığı 2025 yılı için bir projeksiyon yaptı ve Türkiye’de üzerimize bir çığın geldiğini saptadı. O çığ şu, Türkiye’de kalp damar hastalıkları hızla ve özellikle genç nüfus arasında artıyor. İleride de bizi bekleyen en büyük sorun kalp yetersizliği olacak çünkü bu rahatsızlıkların en geldiği nokta kalp yetersizliği. Bu da geniş bir spektrum. Bunun en ucu hastalığın başladığı yer öbür ucu son dönem kalp yetersizliği dediğimiz hastalar. Bir insan bu noktaya geldiğinde yürüyemiyor, merdiven çıkamıyor, evinden çıkıp dolaşamıyor. Ama daha da kötü bir hasta grubu var, hastaneye bağımlı kalıyor. Hastanede birtakım ilaçları kullanmak zorunda. Hastaneden taburcu olamıyor. Hayatını bir odanın içinde bazı ilaçları kullanarak geçirmek zorunda kalıyor ya da daha da kötüsü yoğun bakımda yaşamla ölüm arasında arafta kalıyor. Türkiye’de her yıl, ileri dönem kalp yetersizliğinden ötürü kalp nakli havuzuna beş bin insan giriyor. O havuzdan nakil listesine alabildiğimiz hasta sayısı -bazılarını ilaçla tedavisini sürdürebildiğimiz için- 500 kişi. Ama nakilden başka çözümü olmayan bu 500 hasta bu listesi oluşturuyor. Peki, biz en iyi ihtimalle ne kadarına kalp nakli yapabiliyoruz? Yaklaşık 50… Bu en iyi durumda 80’e çıkabildi.

Temel problem şu. Kalp bir tane. Karaciğerinizin bir parçasını bir kişiye verebiliyorsunuz, canlıdan alabiliyorsunuz. Böbreğin bir tanesini verebiliyorsunuz, canlıdan alabiliyorsunuz. Kalbi veremiyorsunuz çünkü ölürsünüz…


Böyle bir durumda tek çıkış yolu, beyin ölümü olan bir kişiden kalp nakli yapmak. Beyin ölümünü tarif edelim. Komadan çok farklı, komanın geri dönüşü vardır, beyin ölümünün yoktur. Bunun bir doktor grubu tarafından tanısı konur. Çok ciddi kuralları vardır ve bir insana beyin ölümü tanısı konulduğunda geri dönüşü yoktur. O insanın ortalama 72 saatte organları da ölür. O dönem içerisinde henüz organları yaşıyorken, siz o organları alıp o emanetini ihtiyacı olan başka birine verebilirseniz o kişi veya kişilerin yaşama tutunmasını sağlarsınız. Bu kalp olabilir, akciğer, karaciğer, pankreas olabilir. Böbrek, bağırsak, kornea hatta günümüzde yüz olabilir. Ayrıca yalnızca o insanın yaşama tutunmasını sağlamazsınız, onun anası babası ailesi vardır, onları da yaşama tutundurursunuz.

Burada önemli olan şu: Bu çaresiz insanlara yardım etmeli miyiz?

Biz Türk halkı olarak çok yardım severiz ama organ bağışına gelince elimiz kolumuz bağlanıyor. Sorunun nerede olduğuna cevap verebileceğimiz bir bilgi de yok. Belki din, belki kurallar, belki cehalet ama ben şuna inanıyorum: Biz bu insanları bilinçlendirirsek, çok sayıda insana ümit olabiliriz. Yaşama yeniden tutunmalarını sağlayabiliriz. Beyin ölümünün geri dönüşünün olmayacağını doğru bilmemiz lazım. Klasik bir öykü var ya, bir deniz yıldızını denize attık. O deniz yıldızı için çok önemli ama insanlık için hiç önemi yok. Bir deniz yıldızını kurtarmak, belki size bu dünyada kendinizi en iyi hissettirecek şey.

Organ bağışı yapan insanların, yakınlarının organlarını bağışlayan insanların çok ulu, çok saygın olduklarına inanıyorum.

Bir de nakil bekleyenler için yapay kalpler de var. Onları takarak diğer organlar bozulmadan gerçek nakil safhasına taşımaya çalışıyoruz. Bu bir nihai çözüm değil. Bunun için bizim bağışı daha çok arttırmamız lazım.


Biz Türk halkı olarak çok yardım severiz ama organ bağışına gelince elimiz kolumuz bağlanıyor. Sorunun nerede olduğuna cevap verebileceğimiz bir bilgi de yok. Belki din, belki kurallar, belki cehalet ama ben şuna inanıyorum: Biz bu insanları bilinçlendirirsek, çok sayıda insana ümit olabiliriz. Yaşama yeniden tutunmalarını sağlayabiliriz. Beyin ölümünün geri dönüşünün olmayacağını doğru bilmemiz lazım.

 


"ÜNİVERSİTE SINAVINDA EN YÜKSEK PUANI ALANLAR TIP FAKÜLTESİNE GİRİYOR VE BİZ BU ZEKİ ÇOCUKLARI KAYBEDİYORUZ"


- Hocam sizin de yurt dışı meslek hayatınız var. Günümüzde ciddi bir tıp insanı göçü var batıya doğru. Ne olacak bu gelişim?


- Şu anda Tıp fakültelerini bitirmek üzere olan birçok insanla temasım var, çok yakından tanıdıklarım var… Hepsi Almanca, İsveççe öğreniyorlar. Bu dilleri öğrenip o ülkelere gitmek çok moda. Amerika’ya gitmek o kadar popüler değil.

Nedeni şu?

Türkiye’de bu insanlar bizim krema tabakamız. Üniversite sınavında en yüksek puanı alanlar tıp fakültesine giriyor ve biz bu zeki çocukları kaybediyoruz. Bu kadar ciddi bir eğitimi ülkemizde verdikten sonra gidiyorlar. Burada bu insanları ülkemizde tutmak için bir dizi özendirici tedbirler lazım. Ben de bir eğitimci olarak söylüyorum, onları motive etmemiz lazım. İnsan her zaman parayla motive olmayabilir. Saygınlıkla olur, haklarla olur, değer verilmekle olur, hor görülmemekle olur. Bence toplum olarak önce kendimize şunu sormalıyız. Biz hekimlerimizi ne kadar sayıyoruz ve seviyoruz. Mesela bugün hasta hakları var -çok doğru- ama ters tarafta hekim hakları eşit oranda gelişmiyor. Günümüzde hekimlere çok sayıda malpraktis (yanlış, özensiz tedavi) davaları açılıyor. Hekimlerin en büyük sorunlarından bir tanesi bu. Hızla defansif tıbba geçiyorlar. Çok yakında ameliyat yapacak cerrah bulmakta güçlük çekilebilir çünkü hekimler zor ameliyatlar için “niye dokunayım ki, davalarla uğraşayım” diyorlar. Hep birlikte toplumsal bir sulh içine girmeliyiz çünkü o hastalığı, en yakınınızın hastalığını oraya hekim koymadı. Onun suçu değil sizin de suçunuz değil, hastanın da suçu değil. Beraber bir savaş vereceğiz. Karşı cephelerde değiliz, aynı cephedeyiz. Bence önce bunu çözmeliyiz. Sonra hekimlere daha iyi haklar vermeliyiz çünkü yurt dışında daha iyi ekonomik şartlarda çalışabileceğini bilen hekim, uluslararası insan olduğunda, bazı yetenekleri olduğunda hak ettiğini kazanacağı yeri tercih ediyor.

Bir de hekime şiddet konusu var. Yurt dışında böyle bir şey akıldan geçmez, hekime sesini yükseltemezsin. Ayrıca, böyle bir girişimde yaptırımları çok serttir.


Üniversite sınavında en yüksek puanı alanlar tıp fakültesine giriyor ve biz bu zeki çocukları kaybediyoruz. Bu kadar ciddi bir eğitimi ülkemizde verdikten sonra gidiyorlar. Burada bu insanları ülkemizde tutmak için bir dizi özendirici tedbirler lazım. Ben de bir eğitimci olarak söylüyorum, onları motive etmemiz lazım. İnsan her zaman parayla motive olmayabilir. Saygınlıkla olur, haklarla olur, değer verilmekle olur, hor görülmemekle olur. Bence toplum olarak önce kendimize şunu sormalıyız. Biz hekimlerimizi ne kadar sayıyoruz ve seviyoruz.



"NEDEN BİRBİRİMİZLE SAVAŞALIM, BIRAKIN HASTALIKLA SAVAŞALIM"


- Tekrar kitaba dönersek, biraz önce de vurguladığınız gibi, kitapta da olan bir söz var: Birlikte savaşmak. Hasta ve doktorun birlikte savaşını biraz daha açar mısınız?


- Her hastamla ameliyat öncesi konuşurken şunu söylerim. Belli oranda riskleri var. Seni yüzde yüz yaşatırım garantisini ben veremem, kimse de veremez. Yoğun bakımın uzun sürmez ya da felç kalmazsın garantisini ben veremem. Ama sana bir şeyin garantisini veririm. Sen savaşı bırakma, ben asla bırakmam sonuna kadar savaşırım ve hadi “savaşalım” derim. Özellikle nakil hastalarıma bunu mutlaka söylerim.

Yaşamın kendisi bir savaş, bu savaşta yanınızda çok iyi yardımcılar var. Doktorlar var, hemşireler ve sağlık personeli var. Bu bir nimet aslında. Neden birbirimizle savaşalım, bırakın hastalıkla savaşalım.

Kitapta da böyle dedim ve ben kitap yazmayı çok sevdim. İşin ilginç tarafı sonra da kitabı okutmayı çok sevdim. Sonra da şunu fark ettim, kitabı tartışmayı çok sevdim. Umarım bundan sonra birçok roman yazmayı daha başarabilirim. Bazı süreçlerde yenilerini yazmayı düşünüyorum. Bu benim bir nevi kaçış alanım. Çok nefes aldım. Umarım devam ederim. Şu anda yazar değilim ama ileride tıp doktorunun yanında yazar olarak anılmayı çok isterim.


Kaynak:

https://www.finansgundem.com/haber/prof-dr-gokcen-orhan-kovid-aslinda-bir-pihti-hastaligi/1597625


15 Temmuz 2021 Perşembe

Sinovac ne kadar etkili? Bakan Koca açıkladı

 Sağlık Bakanı Koca, "Türkiye’de Faz-3 çalışmaları tamamlanan Sinovac aşısının iki doz etkinliğinin yüzde 83,5 olduğu belirlendi" dedi

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Twitter hesabından Sinovac aşısının etkinlik oranı ile ilgili açıklama yaptı. 


Bakan Koca, 10 bin 218 kişide yapılan araştırmanın sonuçlarına göre iki doz aşının yüzde 83,5 etkin olduğunu duyurdu. 


İKİ DOZ SINOVAC %83,5 ETKİLİ. Türkiye’de Faz-3 çalışmaları tamamlanan Çin menşeli Sinovac aşısının (CoronaVac) iki doz etkinliğinin %83,5 olduğu belirlendi. 10 Bin 218 kişiyle yapılan araştırmanın sonuçları tıp dünyasının ünlü dergilerinden The Lancet’te yayımlandı.


https://twitter.com/drfahrettinkoca/status/1415714609244352517

5 Temmuz 2021 Pazartesi

Apple Watch, bir kadının hayatını kurtardı

 Apple Watch, kalp atış hızı takip sensörüyle bir kadının hayatını kurtardı. Kalbinin normalin çok üzerinde bir hızla attığını fark eden kadın, acil servise başvurarak ölümcül bir kalp krizinin eşiğinden döndü.



Son yıllarda günlük hayatımızın kıyafet, gözlük gibi parçaları olmaya başlayan giyilebilir teknolojilerden biri, ABD’li bir kadının hayatını kurtardı. Akıllı saati sayesinde kalp ritmindeki farklılığı fark eden kadın, ölümcül bir kalp krizinin eşiğinden döndü.


O günkü fiziksel aktivitesinin az olmasına rağmen kalp ritminin normalin çok üzerinde olduğunu gören kadın, eşini de aramasıyla doktoruna ulaştı. Yapılan müdahalenin ardından kalp krizinden kurtulan kadın, her şeyin Apple Watch sayesinde olduğunu açıkladı.


Kalp hızının normalin 2 katına çıktığını Apple Watch’la fark etti


ABD’nin Michigan eyaletinde yaşayan Diane Feenstra, tesadüfen kontrol ettiği Apple Watch’ında kalp atış hızının normalin çok üzerinde; saniyede 169 vuruş şiddetinde seyrettiğini gördü. Bu hız egzersiz sırasında bile garip olmakla beraber Feenstra, o gün yorucu hiçbir şey yapmamıştı.


O gün yaptığı en ağır aktivite 12 basamak merdiven çıkmak olan kadın, durumu fark edince eşini aradı. Acil bir şekilde doktoruna görünen Feenstra’nın gün içinde kalp krizi geçirmiş olduğu ortaya çıktı. Eğer müdahale edilmeseydi ikinci, ve muhtemelen ciddi sonuçlara neden olan bir kalp krizi daha gelebilirdi.


Acil serviste yapılan müdahale sırasında atar damarı tıkandığı anlaşılan kadın, gün içinde sol ayağında şişme ve sol elinde ağrı hissettiğini söyledi. Kanını sulandırmak amacıyla aspirin verilerek kalp doktoruna yönlendirilen kadın, belki de hayatını kurtaran Apple Watch hakkında şu ifadeleri kullandı: “Saatle kalp hızınızı kontrol etmek çok kolay bir şey. Sabah hiçbir şey yapmamıştım. Kim bilir, ölümcül sonuçları olabilecek ikinci bir kalp krizi geçirebilirdim.”




22 Haziran 2021 Salı

TURKOVAC için rekor başvuru

 Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, "TURKOVAC'ın 3. faz çalışmalarında ilk doz uygulandı. 40 Bin 800 gönüllünün yardımına ihtiyaç duyulduğu halde, E-Nabız üzerinden kısa sürede 846 bin 451 başvuru oldu" dedi

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yerli inaktif KOVID-19 aşısı "TURKOVAC"ın ilk doz uygulamasına ilişkin açıklama yaptı.


Bakan Koca, "TURKOVAC'ın 3. faz çalışmalarında ilk doz uygulandı. 40 Bin 800 gönüllünün yardımına ihtiyaç duyulduğu halde, E-Nabız üzerinden kısa sürede 846 bin 451 başvuru oldu. Sonuca inancımız tam. Yakında kendi aşısını üreten ve aşısı dünyada kullanılan sayılı ülkelerden biri olacağız" dedi.


Erdoğan, yerli aşının adını açıkladı

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Yerli aşının üçüncü fazının ilk doz uygulaması"na videokonferans yöntemiyle katıldı.

Yerli Kovid-19 aşısının Faz-3 çalışması kapsamında gönüllülerle yürütülen aşılama programı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çevrim içi katılımıyla Ankara Şehir Hastanesi'nde başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerli aşının isminin TURKOVAC olduğunu açıkladı.


Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şu şekilde:


Ben de çok çok teşekkür ediyorum. Hayırlı olmasını diliyorum. Çalışmaların en kısa sürede neticelenmesini diliyorum.


Üçüncü fazının ilk uygulaması gerçekleştirilen bu aşımızla birlikte Türkiye artık bu hususta yeni bir dönemin kapılarını aralamaktadır. Birkaç hafta içerisinde ülkemizdeki 18 yaş üzeri nüfusun tamamını aşılama kapsamına almış olacağız.


İtalya 28 Haziran'a kilitlendi

 Korona virüs salgınını Avrupa'da en şiddetli şekilde yaşayan ülkelerden İtalya'da aylar sonra mutl haber geldi. Sağlık Bakanı Speranza, açık alanda maske zorunluluğunun 28 Haziran itibariyle kaldırılacağını duyurdu

İtalya Sağlık Bakanı Roberto Speranza, ülke genelinde 28 Haziran Pazartesi gününden itibaren açık alanda maske kullanılması zorunluluğunu kaldıracaklarını bildirdi.


Bakan Speranza, Twitter hesabından akşam saatlerinde yaptığı paylaşımda, "Koronavirüs Bilim-Teknik Kurulu tarafından belirlenen ihtiyati tedbirlere uygun olarak 28 Haziran'dan itibaren beyaz (düşük riskli) kategorili bölgelerde açık havada maske takma zorunluluğunu aşıyoruz." ifadelerini kullandı. Ülkede bir süredir tartışma konusu olan açık alanda maske kullanımı zorunluluğu iktidar ortağı bazı siyasi partilerce son günlerde kamuoyunda tartışma konusu haline getirilmişti. Salgında günlük vaka sayılarının, son dönemde 1000'in altına, günlük ölüm sayılarının ise 50'nin altına kadar gerilediği İtalya'da Sağlık Bakanı Speranza'nın talimatıyla Koronavirüs Bilim-Teknik Kurulu, açık havada maske zorunluluğunu değerlendirmeye almıştı.


Kovid-19 salgınının Batı ülkeleri arasında ilk ve en sert şekilde etkilediği ülke olan İtalya'da geçen yıl yaz aylarında vaka sayılarının düşmesiyle açık havada maske kullanım zorunluluğu kaldırılmış, sonbaharda günlük vakaların artmasıyla açık alanda maske kullanımı yeniden zorunlu hale getirilmişti.


21 Haziran 2021 Pazartesi

Küba, Abdala'nın etkinlik oranını açıkladı

 Yeni tip korona virüs (Kovid-19) aşıları için bir süredir çalışmaların yürütüldüğü Küba'da, "Abdala" ismi verilen aşının yüzde 92,28 oranında etkinlik gösterdiğini iddia edildi.

Küba Genetik Mühendisliği ve Biyoteknoloji Merkezinin (CIGB) Twitter paylaşımında, üretilen anti Kovid-19 dozunun etkinliğinin yüzde 92,28 olduğu belirtilerek, "Küba'nın bugün 5 aşı adayı var, yüzde 62 etkinlik ile Soberana 02 ve yüzde 92,28 etkinlik oranıyla Abdala'dır, bunlar zaten aşı olarak kabul ediliyor. Küba, kendi öz imkanlarıyla nüfusunu aşılayan ilk ülke olacak." ifadesi kullanıldı.


Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel de Twitter'dan aşı haberlerini paylaşmaktan büyük mutluluk duyduklarını dile getirerek, "Soberana 02 ve Abdala aşılarının başarılı çıkan sonuçlarının sevinciyle size bu haberleri veriyorum. Abdala'nın etkinliği gurur duyulacak bir olay. Tüm engellere rağmen bilim adamlarımız bize çok etkili 2 aşı verdiler" dedi.


Küba, 19 Mart'ta çalışmaları devam etmekte olan aşılardan birinin insan denemeleri için onaylandığı ve 19 ila 80 yaşları arasında yaklaşık 48 bin kişi üzerinde deneneceğini açıklamıştı.


Bakan Koca açıkladı! Aşı yaş sınırı 25'e indi

 Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, aşı randevularında yaş sınırının 25'e indiğini açıkladı.

Bakan Koca açıklamasında, "AŞI RANDEVULARINDA YAŞ SINIRI 25’E İNDİ. Randevu alan gençler, aşı olmayı ertelemiş büyükleri varsa konuşup, randevu için yardımcı olsun. İlk randevular yarın. Gençlik salgına karşı harekete geçsin." denildi.


2 Haziran 2021 Çarşamba

ABD'de Johnson&Johnson'a verilen milyar dolarlık ceza onaylandı

 ABD'li ilaç üreticisi Johnson & Johnson'ın bebek pudrasında kansere yol açan madde kullanmasından dolayı aldığı 2,1 milyar dolarlık ceza, temyiz mahkemesi tarafından onaylandı

Bebek bakımı ürünleri dünya genelinde satılan firmaya, kansere yol açan asbest maddesi ile karıştırılmış talk bazlı bebek pudrası nedeniyle, daha önce Missouri'nin St. Louis Mahkemesince verilen 2,1 milyar dolarlık ceza, temyiz mahkemesi tarafından da onandı.


Temyiz mahkemesi, firmanın, St. Louis jürisinin 2018 yılında pudra ürününün 20 kadında yumurtalık kanserine neden olduğunu tespitine yönelik itirazlarını değerlendirmeyi reddetti.


St. Louis davasının yargıcı Rex Burlison, Johnson & Johnson'ın pazarlama usullerinde "özellikle kınanacak davranışlar" sergilediği, "bebekleri için ebeveynlere satmayı hedefledikleri ürünlerde asbestin varlığını ve zararını bildiği halde, bu ürünlerin güvenliği hakkında onlarca yıldır yanlış bilgilendirme yaptığı" sonucuna varmıştı.


Pfizer ve Moderna ile birlikte Johnson & Johnson, ABD'de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısı onay alan ilaç firmaları arasında bulunuyor.


27 Mayıs 2021 Perşembe

Avrupa İlaç Ajansı (EMA), BioNTech-Pfizer'in Kovid-19 aşısının 12-15 yaş grubuna uygulanabileceğini bildirdi.

 EMA, BioNTech-Pfizer aşısının 12-15 yaş arasında kullanımına onay verdi.

EMA'dan yapılan açıklamada, "EMA’nın İnsan İlaçları Komitesi bugün, Pfizer / BioNTech Kovid-19 aşısının (Comirnaty) 12 ila 15 yaş arasındaki çocukları kapsayacak şekilde genişletilmesine yönelik başvuruyu onayladı" ifadeleri yer aldı.


12 Mayıs 2021 Çarşamba

Sinovac, Türkiye'ye üretim lisansı verdi

 Sinovac CEO’su Yin Weidong Bloomberg’e verdiği söyleşide aralarında Türkiye'nin de olduğu beş ülkeye üretim lisansı verdiklerini belirtti. Sinovac farklı klinik sonuçlarını savunurken CoronaVac’ın gerçek dünyada daha iyi sonuç verdiğini gösteren kanıtlar olduğunu ifade etti.

Sinovac CEO’su Yin Weidong, Türkiye ile birlikte Endonezya, Brezilya, Malezya ve Mısır'a aşıyı ülkelerinde üretme konusunda lisans verdiklerini beliritti.


Bloomberg'e konuşan Yin, Brezilya, Endonezya ve Türkiye'ye nüfusun yüzde 20'sini aşılamaya yetecek kadar aşı sağladıklarını ancak bunun yetersiz olduğunu belirtti.


Bu kapsamda Yin, aşıların üretimi için lisanslama sürecine geçtiklerini ifade etti.


Sinovac CEO’su Yin Weidong ise Bloomberg’e verdiği söyleşide farklı klinik sonuçlarını savunurken CoronaVac’ın gerçek dünyada daha iyi sonuç verdiğini gösteren kanıtlar olduğunu belirtti.

Gerçek hayat sonuçları yüksek etkinlik gösterdi

Sinovac Biotech Ltd.’in ürettiği Kovid-19 aşısı CoronaVac, Endonezya’da sağlık çalışanları arasında gerçek hayatta yapılan gözlemde yüksek etkinlik sonuçlarına ulaştı.


Endonezya Sağlık Bakanı Budi Gunadı Sadıkin Bloomberg’e yaptığı açıklamada Sinovac aşısı olan 25.374 sağlık çalışanının ikinci dozlarını aldıktan sonra 28 gün boyunca izlendiğini belirtti. Sadıkin’in verdiği bilgiye göre aşı, izlenen grup içinde can kaybını yüzde 100 önlerken hastaneyi yatışlara karşı da yüzde 96 oranında koruma sağladı.


Sadikin, izlenen grupta Kovid-19 bulaşmasının ise yüzde 94 oranında önlendiği bilgisini verdi. Bakanın açıkladığı bu oranın içinde asemptomatik vakaların yer alıp almadığı ise net değil.


Sadıkin “Sağlık çalışanları arasında can kaybı ve hastaneye yatışlarda çok büyük düşüşler gördük” açıklamasını yaptı.


Endonezya’daki sonuçlar aşının üçüncü faz çalışmalarından elde edilen sonuçlara göre daha yüksek etkinliğe işaret ediyor. Brezilya’daki çalışmalarda CoronaVac aşısının etkinliği sadece yüzde 50’nin üzerinde çıkmıştı.


11 Mayıs 2021 Salı

ABD'de FDA, 12-15 yaş için Pfizer/BioNTech'in Kovid-19 aşısına onay verdi

 ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), Amerikan şirketi Pfizer ile Alman biyoteknoloji firması BioNTech’in ürettiği yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısının 12-15 yaş aralığındaki çocuklarda kullanımına onay verdi.

FDA Komiseri Vekili Dr.Janet Woodcock, yaptığı açıklamada, Pfizer/BioNTech Kovid-19 aşısı verilerinin çok sıkı denetimden geçtiğine belirterek, "Aşılama yaşının genişletilmesi salgının bitirilerek, bizi hayatın normale dönülmesine yaklaştıracak." ifadesini kullandı.


Woodcock, onay sürecinin tamamlanmasından sonra eyaletlerin sonbaharda okullar açılmadan ortaokul öğrencilerine Kovid-19 aşısı yapmaya başlayabileceğini belirtti.


ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) aşılama tavsiye komitesinin de yarın toplanarak, Pfizer/BioNTech aşısının çocuklara uygunluğunu değerlendireceği ve onaylaması halinde bir kaç gün içinde aşı dozlarının dağıtımına başlanabileceği kaydedildi.


ABD ilaç şirketi Pfizer, Alman ortağı BioNTech ile 25 Mart’ta yaptığı açıklamada, 6 ay ile 11 yaş aralığındaki çocuklarda Kovid-19 aşı denemelerine de başlandığını bildirmişti.


Bundan bir süre önce de Pfizer/BioNTech, ABD'de 12 ila 15 yaş grubundaki 2 bin 260 kişi üzerinde yaptığı klinik çalışmanın yüzde 100 etkinlik gösterdiğini duyurmuştu


10 Mayıs 2021 Pazartesi

Aşıda patenti savunan BioNTech gelir beklentisini yükseltti

 BioNTech bu yıl için Covid-19 aşısından elde edilecek gelir tahminlerini 12.4 milyar euro’ya yükseltti

BioNTech ülkelerin artan aşı siparişleri sonrası bu yıl için satış hedeflerini 12.4 milyar euro (15.1 milyar dolar) yükseltti. BioNTech’in daha önceki gelir tahmini 9.8 milyar euroydu.


Son olarak Avrupa Birliği BioNTech’ten 1.8 milyar doz Covid-19 aşısı almak için anlaştı. 2022 yılı ve sonrası için de sözleşme yapıldı.


BioNTech ve Pfizer aşı üretim hedeflerini de yükseltti. Geçen hafta yapılan açıklamada bu sene 3 milyar doz, 2022’de de bunun da üzerinde aşı üretimi yapacaklarını duyurdu.


Gelecek yıl için aşı siparişleri şimdiden rezerv edilmiş durumda. Sadece Avrupa Birliği 2022 ve 2023 yılları için 1.8 milyar dozluk aşı siparişi verdi.


BioNTech bugün ayrıca mRNA (mesajcı RNA) aşıları için Singapur’da yeni üretim tesisi kuracağını duyurmuştu.


8 Mayıs 2021 Cumartesi

Hindistan'da en yüksek günlük can kaybı

 Pandeminin en sıcak noktası olan Hindistan'da günlük kayıplardaki yükseliş ivmesi devam ediyor. Ülkede sonra 24 saatte 4 bin 187 kişi salgın dolayısıyla hayatını kaybetti. Ülkede salgında toplam can kaybı sayısı 238 bin 270'e ulaştı.

Kovid-19 salgınından en çok etkilenen ülkelerden Hindistan'da, son 24 saatte 4 bin 187 kişinin yaşamını yitirmesiyle bugüne kadarki virüse bağlı en yüksek günlük can kaybı sayısı kayıtlara geçti.


Hindistan Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, son 24 saatte 401 bin 78 Kovid-19 vakası ve virüse bağlı 4 bin 187 ölüm kaydedildi.


Böylece, ülkede Kovid-19'a bağlı can kaybı sayısı salgının başından bu yana kaydedilen en yüksek seviyeyi gördü.


Uzmanlar, gerçek vaka ve ölü sayısının, belirtilenden çok daha yüksek olabileceği uyarısını yapıyor.


Günlük olarak en fazla vaka ve ölüm kaydedilen ülke olan Hindistan'da toplam vaka sayısı 21 milyon 892 bin 676'ya, toplam can kaybı sayısı 238 bin 270'e ulaştı.


Ülkede 3 milyon 723 bin 446 hastanın tedavisi sürüyor.


167 milyon dozun üzerinde aşı yapıldı

Nüfusu 1,4 milyara yaklaşan Hindistan'da aşılama kampanyasının başlatıldığı 16 Ocak'tan bu yana 167 milyon 346 bin 544 doz aşı yapılsa da kampanya, henüz salgını durdurabilecek düzeye ulaşmadı.


Dünyanın en büyük aşı üreticisi konumundaki Hindistan Serum Enstitüsünün (SII) Üst Yöneticisi (CEO) Adar Poonawalla, Financial Times gazetesine verdiği röportajda, aşı sıkıntısı olduğu ve bunun birkaç ay süreceği uyarısında bulunmuştu.


AstraZeneca firmasıyla üretim anlaşması bulunan ve Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) Kovid-19 Aşıları Erişim Programı için de aşı üretmeyi taahhüt eden enstitünün acil iç talebine yanıt vermek zorunda olması dünyadaki aşı tedarikini de olumsuz etkileyebilir.


ABD, İngiltere, Almanya ve diğer ülkeler Hindistan'a ilaç, test kiti ve tıbbi oksijen yardımlarının yanı sıra aşı yapımında kullanılan maddelerin ihracını da yoğunlaştırdı.


7 Mayıs 2021 Cuma

DTÖ'den, Kovid-19 aşılarında patent haklarının kaldırılması için yeşil ışık

 Dünya Ticaret Örgütü üyesi ülkeler, Kovid-19 aşılarında fikri mülkiyet haklarının kaldırılması için müzakerelere başlanılmasını önerdi

Dünya Ticaret Örgütü'nde (DTÖ) Hindistan ve Güney Afrika Cumhuriyeti'nin başını çektiği bazı ülkelerin Kovid-19 salgınının tedavisi, teşhisi ve yayılmasının önlenmesi için fikri mülkiyet haklarını düzenleyen Fikri Mülkiyet Haklarının Ticari Niteliklerine İlişkin Anlaşmanın (TRIPS) belli hükümlerinin rafa kaldırılmasını talep eden önerisi görüşüldü.


Ticaretle bağlantılı fikri mülkiyet haklarını düzenleyen tek küresel kuruluş olan DTÖ'de, Kovid-19 aşılarında fikri mülkiyet haklarının kaldırılmasını da içeren öneri Genel Konsey Toplantısında ele alındı.


DTÖ Genel Direktörü Ngozi Okonjo-Iweala, toplantının ardından yaptığı açıklamada, ABD Ticaret Temsilcisi Katherine Tai'nin Kovid-19 aşılarının üretim kapasitesini artırmak için fikri mülkiyetin geçici olarak kaldırılmasını destekleyen ülkelerle hareket etme arzusunu içtenlikle karşıladığını vurguladı.


Okonjo-Iweala, Kovid-19 salgınına dünyanın acil yanıt vermesi gerektiğinin altını çizerek "Çünkü, dünya seyrediyor, insanlar ölüyor." ifadesini kullandı.


Hindistan ve Güney Afrika Cumhuriyeti'nin başını çektiği ülkelerin önerisinde revizyon hazırlığından memnuniyet duyduğunu belirten Okonjo-Iweala, "Metin bazlı müzakerelerin başlayabilmesi için bunu mümkün olan en kısa sürede masaya koymalarını tavsiye ediyorum." çağrısı yaptı.


Kovid-19 aşıları için pragmatik bir yol bulunması gerektiğini ifade eden Okonjo-Iweala, bunun hayat kurtaran aşıların üretimi açısından çok önemli olduğunu kaydetti.


Okonjo-Iweala, bu konuda ülkeleri birlikte harekete etmeye davet etti.


ABD'nin kararına destek artıyor

AA muhabirinin DTÖ kaynaklarından edindiği bilgiye göre, Genel Konsey toplantısı öncesinde, ilaç şirketlerinin fikri mülkiyet haklarının korunmasına yönelik katı tutumu ile bilinen ABD, aşılar için bu öneriye destek verebileceğini açıkladı.


ABD’yi bugün diğer bazı ülkeler de izledi. Ancak öneriye Brezilya, İsviçre, Japonya ve bazı Latin Amerika ülkeleri dahil hala karşı çıkan ülkeler bulunuyor.


DTÖ'de öneriyi sunan üye ülkelerin hazırladıkları öneriyi yeniden düzenlemesi ve bu ay içinde metin üzerinde müzakerelere başlanılması bekleniyor.


DTÖ'de bir ülke dahi itiraz ederse ABD'nin kararı kabul edilmeyecek

Özellikle muafiyetin sadece aşılara yönelik olacak şekilde daraltılması, fikri mülkiyet hakkı sahiplerine uygun bir ücret ödenmesi ve uygulama süresinin belirli tutulması bu müzakerelerde en önemli tartışma maddeleri olacak.


Önerinin mevcut halinde Fikri Mülkiyet Haklarının Ticari Niteliklerine İlişkin Anlaşmada (TRIPS) yer alan genel hükümler, telif hakları, endüstriyel tasarımlar, patentler gibi fikri mülkiyet haklarının uygulanmasına ilişkin II. Kısmının 1, 4, 5, ve 7. Bölümleri ile Anlaşmanın III. Kısmı hükümlerinin ve bu kapsamda getirilen yükümlülüklerin Kovid-19 salgınının tedavisi, önlenmesi ve teşhisi süresince askıya alınması ve bunlara ilişkin yaptırımlardan üyelere muafiyetler tanınması öngörülüyor.


DTÖ'de kararlar uzlaşıyla alınıyor ve bir ülkenin dahi itiraz etmesi halinde karar kabul edilmiyor.


ABD'nin kararının yankıları sürüyor

Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki'nin dün düzenlediği basın toplantısında, Kovid-19 aşılarının üzerindeki fikri mülkiyet haklarının kaldırılmasının gündemde olduğunu açıklamasının yankıları sürüyor.


Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen, Kovid-19 aşılarında fikri mülkiyet haklarının kaldırılmasını tartışmaya hazır olduklarını belirtmişti.


Von der Leyen, bununla beraber kısa vadede, aşı üreten tüm ülkeleri ihracata izin vermeye ve tedarik zincirlerini bozan önlemlerden kaçınmaya davet etmişti.


Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus da yaptığı yazılı açıklamada, salgını en kısa zamanda sona erdirmek için ABD Başkanı Joe Biden ve Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in Kovid-19 aşıları üzerindeki fikri mülkiyet hakkından geçici olarak feragat edilmesini destekleme taahhüdüne övgüyle karşılamıştı.


ABD yönetiminin açıklamasını "cesur bir hareket" olarak niteleyen Ghebreyesus, "Bu, Kovid-19 ile mücadelede muazzam bir an." ifadesini kullanmıştı.


IFPMA'dan ABD'ye tepki

Cenevre merkezli Uluslararası İlaç Üreticileri ve Dernekleri Federasyonu (IFPMA) ise ABD'nin kararına tepki göstermişti.


Küresel ilaç ve aşı firmalarının pek çoğunu bünyesinde barından IFPMA, aşı üreticilerinden yana tavır sergilemişti.


IFPMA, ABD'nin Kovid-19 aşıları üzerindeki fikri mülkiyet hakkından geçici olarak feragat edilmesini destekleme taahhüdü, "hayal kırıklığı" olarak nitelendirerek, "Kovid-19 aşılarının patentlerinden feragat etmek, üretimi artırmayacak veya bu küresel sağlık kriziyle savaşmak için gereken pratik çözümleri sağlamayacaktır." görüşünü savunmuştu.


Putin'den destek

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de yaptığı açıklamada Kovid-19 aşılarının üretim kapasitesini artırmak için fikri mülkiyet hakkının kaldırılmasını desteklediklerini söylemişti.


Putin, "Pandemi de acil durum. Elbette Rusya modern koşullarda böyle bir yaklaşımı destekleyecektir." ifadesini kullanmıştı.


Almanya ihtiyatlı

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas ise Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ikili ve heyetler arası görüşmelerinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, Kovid-19 aşıları üzerindeki fikri mülkiyet hakkından geçici olarak feragat edilmesinin tartışılmasına Almanya olarak katılmaya açık olduklarını ancak dünya çapında bir aşılama yapılırsa virüsün mağlup edilebileceğini vurgulayarak, "Daha çok insanı daha hızlı aşılamaya yardımcı olmanın bir yolu buysa, o zaman bu soruyu kendimize sormamız lazım. Çünkü hepimiz bu salgını bitirmek istiyoruz." şeklinde konuşmuştu.


İtalya Dışişleri Bakanı Di Maio ise Facebook hesabındaki paylaşımında, zamana karşı yarış olarak tanımladığı bu dönemde virüs varyantlarının etkisinden kaçınmak için herkesin iş birliğine ihtiyaç duyulduğunu belirterek "Kısa zamanda Kovid-19 aşılarının patentlerine serbest erişim hakkı gerekiyor." ifadesini kullanmıştı.


ABD dün açıklamıştı

Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, dün düzenlediği basın toplantısında, Kovid-19 aşılarının üzerindeki fikri mülkiyet haklarının kaldırılmasının gündemde olduğunu ancak bu konuda karar alınmadığını belirtmişti.


ABD Ticaret Temsilcisi Tai de Kovid-19 aşılarının üretim kapasitesini artırmak için fikri mülkiyetin kaldırılmasını desteklediklerini, DTÖ'de gerekli müzakerelere katılacaklarını bildirmişti.


Alman ilaç firması BioNTech'in kurucularından Prof. Dr. Uğur Şahin ise Kovid-19 aşılarının üretim kapasitesini artırmak için fikri mülkiyet hakkından vazgeçmenin doğru bir yol olmadığını, bunun yerine üretim lisansları verilmesi gerektiğini dile getirmişti.


Pfizer/BioNTech'in aşısının tam onayı için ABD'de başvuru yapıldı

 ABD ilaç firması Pfizer ile Alman ortağı BioNTech ürettiği yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısının tam onayı için ABD Gıda ve İlaç Dairesi'ne (FDA) başvurdu

Pfizer’dan yapılan açıklamada, Pfizer/BioNTech Kovid-19 aşısının 16 yaş ve üzerine uygulanmak üzere FDA’nın tam onayı için BLA olarak bilinen "Biyolojik Lisans Başvurusu"nda bulundukları kaydedildi.


Pfizer’in Üst Yöneticisi Albert Bourla, ürettikleri aşının acil kullanım onayının verildiği 11 Aralık'tan bu yana büyük ilerleme kaydettiklerini ve 170 milyon doz aşıyı Amerikalıya ulaştırdıklarını belirterek, “FDA’dan aşının tam yasal onayını almayı dört gözle bekliyoruz.” ifadesini kullandı.


Aşı üreticilerinin tam onay için FDA’ya tüm klinik verilerle birlikte aşının üretim süreçleri, tesis bilgileriyle aşının güvenilir ve tutarlı bir şekilde üretilebileceğini gösteren belgeleri sunması gerekiyor.


Talep edilen bilgi ve belgelerin sunulmasından sonra FDA’nın değerlendirme yapıp 6 ay içinde tam onay için karar vermesi bekleniyor.


Pfizer ile BioNTech'in geliştirdiği BNT162b2 adındaki Kovid-19 aşısına, 11 Aralık 2020’de pandemi ile mücadele için FDA tarafından “Acil kullanım onayı” verilmişti.


6 Mayıs 2021 Perşembe

Türkiye'de iki doz koronavirüs aşısı yaptıranların sayısı 10 milyonu geçti

 Sağlık Bakanlığının "Kovid-19 Aşısı Bilgilendirme Platformu"nda yer alan anlık verilere göre, saat 10.30 itibarıyla 14 milyon 352 bin 956 kişiye Kovid-19 aşısının birinci dozu uygulanırken, 10 milyon 680 kişinin ikinci dozları da tamamlandı

Sağlık Bakanlığının "Kovid-19 Aşısı Bilgilendirme Platformu"nda yer alan anlık verilere göre, yapılan birinci ve ikinci doz toplam aşı sayısı 24 milyon 353 bin 636 oldu.


İstanbul'da 2 milyon 415 bin 529'u birinci doz, 1 milyon 579 bin 379'u ikinci doz olmak üzere uygulanan toplam aşı miktarı 3 milyon 994 bin 908 oldu.


Ankara'da toplam 1 milyon 958 bin 875 doz aşı yapılırken, birinci dozu olan kişi sayısı 1 milyon 161 bin 460'a, ikinci dozu olanların sayısı da 797 bin 415'e yükseldi.


İzmir'de ise 974 bin 27'si birinci doz, 677 bin 800'ü ikinci doz olmak üzere toplam 1 milyon 651 bin 827 doz Kovid-19 aşısı yapıldı.


240 milyon doz aşı için anlaşma yapıldı

Sağlık Bakanlığınca "Kovid-19 Aşısı Ulusal Uygulama Stratejisi" kapsamında öncelikli grupların aşılanmasına hızla devam ediliyor.


Şu ana kadar 100 milyon doz Sinovac, 90 milyon doz BioNTech ve 50 milyon doz Sputnik V olmak üzere toplam 240 milyon doz aşının temini için anlaşma yapıldı.


Aşılama programında şu an Sinovac ve BioNTech aşıları kullanılırken Sputnik V aşısının ilk partisinin bu ay içinde Türkiye'ye ulaşması bekleniyor.


Yerli Kovid-19 aşısının geliştirilmesi için sürdürülen 18 çalışmadan biri olan Erciyes Üniversitesi'nin inaktif aşısının Faz-3 çalışmasına da birkaç hafta içinde başlanması hedefleniyor.


Merkel, aşı patentinden feragat etme teklifine karşı çıktı

 Almanya Başbakanı Angela Merkel, aşı patentinden feragat etme teklifine karşı olduğunu açıkladı

Almanya Başbakanı Angela Merkel, ABD Başkanı Joe Biden'ın aşı patentinden feragat etme taklifini olumsuz karşıladı ve karşı olduğunu açıkladı.


Alman hükümeti tarafından yapılan açıklamada ABD'nin planının aşı üretimi için ciddi komplikasyonlar yaratacağı belirtildi.


Biden yönetimi Kovid-19 aşıları için fikri mülkiyet korumasından feragat etmeyi desteklediğini duyurmuş, konuyla ilgili olarak ABD Ticaret Temsilcisi Katherine Tai de yaptığı yazılı açıklamada.“Bu küresel bir sağlık krizi ve Kovid-19 salgınının olağanüstü koşulları olağanüstü önlemler gerektiriyor. Yönetim fikri mülkiyet korumasına güçlü bir şekilde inanıyor, ancak bu salgını sona erdirme sürecinde Kovid-19 aşıları için bu korumalardan feragat etmeyi destekliyor. Amerikan halkı için aşı tedariğimiz güvence altına alındıkça, yönetim, aşı üretimini ve dağıtımını genişletmek için özel sektör ve tüm olası ortaklarla çalışarak çabalarını artırmaya devam edecek. Ayrıca bu aşıları üretmek için gereken hammaddelerin artırılması için çalışacak ”demişti.


Dünya Sağlık Örgütü genel müdürü Tedros Adhanom Ghebreyesus de ABD’nin kararını, pandemiyi sona erdirme mücadelesinde anıtsal bir an olarak nitelemişti.


Avrupa Birliği, ise ABD’nin Kovid-19 aşısının patent haklarının kaldırılması talebini tartışmaya hazır olduğunu söyledi.


Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, konuyla ilgili “AB kriz ile ilgili hehangi bir teklifi etkin ve pragmatik bir biçimde tartışmaya hazır. Bundan dolayı ABD’nin kovid aşıları için patent haklarının kaldırılmasını talebini bu hedefe ulaşmak için tartışmaya hazırız” dedi.


Biden, aşıda patentlerin kaldırılması taraftarı

 Biden yönetimi aşılar üzerindeki patentlerin kaldırılmasını desteklediğini açıkladı

Biden yönetimi Kovid-19 aşıları için fikri mülkiyet korumasından feragat etmeyi desteklediğini duyurdu.


Konuyyla ilgili olarak ABD Ticaret Temsilcisi Katherine Tai yaptığı yazılı açıklamada.“Bu küresel bir sağlık krizi ve Kovid-19 salgınının olağanüstü koşulları olağanüstü önlemler gerektiriyor. Yönetim fikri mülkiyet korumasına güçlü bir şekilde inanıyor, ancak bu salgını sona erdirme sürecinde Kovid-19 aşıları için bu korumalardan feragat etmeyi destekliyor. Amerikan halkı için aşı tedariğimiz güvence altına alındıkça, yönetim, aşı üretimini ve dağıtımını genişletmek için özel sektör ve tüm olası ortaklarla çalışarak çabalarını artırmaya devam edecek. Ayrıca bu aşıları üretmek için gereken hammaddelerin artırılması için çalışacak ”dedi.


Dünya Sağlık Örgütü genel müdürü Tedros Adhanom Ghebreyesus, ABD’nin kararını, pandemiyi sona erdirme mücadelesinde Beyaz Saray’ın ahlaki liderliğini yansıtan Kovid-19 ile mücadelede anıtsal bir an olarak övdü.


Amerika İlaç Araştırmaları ve Üreticileri Grubu ise Biden yönetiminin aşı patentlerinin kaldırılması yönündeki desteğine karşı olduğunu ifade etti. Ticaret grubunun üyeleri arasında AstraZeneca, Pfizer ve Johnson & Johnson gibi aşı üreticileri bulunuyor.


4 Mayıs 2021 Salı

Avrupa İlaç Ajansı Sinovac aşısını ön değerlendirmeye alıyor

 vrupa Birliği’nin (AB) ilaç düzenleyicisi Avrupa İlaç Ajansı (EMA),Çin'in Sinovac firması tarafından üretilen Kovid-19 aşısı için ön değerlendirme sürecini başlattığını açıkladı

AB’nin ilaç düzenleyicisi Avrupa İlaç Ajansı’nın ilaç komitesi CHMP, Sinovac Life Sciences Co. tarafından geliştirilen ve Türkiye’de de uygulanan inaktif Kovid-19 aşısı için ön değerlendirme sürecini başlattı.


EMA'dan yapılan açıklamada, "İnaktif Kovid-19 Aşısı (Vero Cell)" için ön değerlendirmeye başlama kararının laboratuvar ve klinik çalışmalardan elde edilen ilk sonuçlara dayanarak alındığı belirtildi. İlk sonuçlarda aşının Kovid-19 hastalığına neden olan virüse karşı antikor ürettiğinin görüldüğü bildirildi.


Daha önce BioNTech-Pfizer, AstraZeneca, Moderna ve Johnson and Johnson aşılarının kullanımına onayı veren EMA, “Curevac, Novavax, Sputnik V” aşılarının ön değerlendirmesine devam ediyor.


30 Nisan 2021 Cuma

Rus aşısına acil kullanım onayı

 Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Rus aşısı Sputnik V'nin acil kullanımına onay verildiğini duyurdu

Türkiye Sinovac ve Biontech aşısının ardından üçüncü aşıya da kullanım onayı verdi.


Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Twitter hesabından yaptığı açıklamada Rus aşısının Türkiye'de acil kullanım onayı aldığını duyurdu. Koca, "Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumumuz yaptığı inceleme ve değerlendirmeler sonunda Sputnik V aşısının acil kullanımına onay vermiştir. İki ülke için hayırlı olmasını dilerim. Böylece üçüncü aşı olarak Sputnik V aşısı da ülkemizde kullanıma girecek." dedi.

Türkiye'de üretimi için imzalar atılmıştı

Türkiye ile Rusya arasında Sputnik V koronavirüs aşısının Türkiye'de üretilmesine yönelik anlaşma sağlanmıştı.


Rusya Doğrudan Yatırım Fonu, yazılı açıklamasında Türk Viscoran İlaç’ın aşının yerlileştirilmesi çalışmaları yürüttüğünü ve önümüzdeki aylarda birçok tesiste aşıyı üretmeyi hedeflediğini açıkladı.


Viscoran İlaç, diğer Türk ilaç üreticileriyle de ortaklıklar kurulmasında yardımcı olacak.


CinnaGen İlaç ile teknoloji transferi anlaşmasında son noktaya gelinirken, iki üretim tesisiyle de kapasite artırım görüşmeleri sürüyor.


Koca: 6 ayda 50 milyon doz Sputnik-V aşısının teslim edilmesi bekleniyor

 Sağlık Bakanı Koca, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadelede acil kullanımına onay verilen Sputnik-V ile ilgili 6 ayda 50 milyon doz aşı teslim edilmesi ve ilk sevkiyatın bu ay gerçekleşmesinin beklendiğini söyledi

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Antalya İl Değerlendirme Toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, Kovid-19 ile mücadelede sıkılaştırılmış tedbirlere vatandaşların çok iyi uyum gösterdiğini, bu durumdan çok memnun olduklarını ifade etti.


BioNTech aşısıyla ilgili olarak Bilim Kurulunun aldığı 2 doz arası uygulama süresinin 28 günden 6-8 haftaya çıkarılması kararının yanlış anlaşıldığını belirten Koca, "Öncelikle bu karar, bilimsel gerekçelerle ve somut kanıta dayalı verilerin incelenmesiyle alınmış bilimsel bir karardır." dedi.


Sputnik V aşısının acil kullanımına onay verildiğini vurgulayan Koca, şunları kaydetti:


"En kısa sürede Sputnik V aşısı da ülkede kullanımıma başlanacak. 6 ayda 50 milyon doz aşı teslim edilmesi ve ilk sevkiyatın bu ay gerçekleşmesi beklenmektedir. Mayıstan itibaren aşıların ilk etabının geleceğini söylemek istiyorum. Bir hafta 10 gün içinde ne kadar aşının gelebileceği konusu netleşmiş olacak. 23 milyona yakın doz aşı yapıldı. İlave olarak 6 milyon doz aşımız da hazırda var. Haziranla birlikte daha yoğun aşı gelecek. Haziranda en az 40 yaş üstü vatandaşımızı aşılama noktasında kararlıyız. Yaz dönemi itibarıyla da 18 yaş ve üstü herkesin aşılanması için yoğun bir çaba içindeyiz."


Aşılama çalışmaları

Antalya'da yapılan toplantıda Isparta ve Burdur ile 3 ilin tedbirlerini, sağlık çalışmalarını her yönüyle ele aldıklarını, değerlendirdiklerini anlatan Koca, şöyle konuştu:


"Bugün virüs hareket alanlarını kısıtlayacağımız, ona yayılma şansı tanımamak için gayret edeceğimiz sıkılaştırılmış tedbirlerin uygulanacağı 17 günün ilki. Sokağa çıkma kısıtlamasının daha sıkı olarak uygulandığı bu dönem öncesinde tatil beldelerinde daha hareketlilik gerçekleşti. Başka illerden kısıtlama süresini turizm bölgelerinde geçirmeye karar veren vatandaşlarımızın hareketliliğine sebep oldu. Bu durumun virüsün yayılması için yeni bir fırsat olmaması amacıyla tedbir ve uygulamaları yerinde görmek üzere Antalya'da bir durum değerlendirmesi yaptık."


Aşı programında planlanan sevkiyat takvimiyle uyumlu olarak ve birinci doz aşısını olmuş vatandaşların ikinci doz aşılarını uygulayacağı güne kadar saklı tutarak aşılamaya devam ettiklerini aktaran Koca, daha fazla aşı temin edildikçe günlük aşılama miktarının da artacağını söyledi.


Bugün itibarıyla Türkiye'de üçüncü bir aşı kullanımına onay verildiğine işaret eden Koca, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun Sputnik V aşısının acil kullanım onayını bugün verdiğini dile getirdi.


BioNTech aşısı hakkında bilgi veren Koca, "BioNTech aşısı haziran sonuna kadar 30 milyon doz olarak ülkemize teslim edilmiş olacak. Benzer şekilde Sinovac aşısı da tedarikte yaşanan olumlu gelişmelerle yakında planladığı şekilde sevk edilmeye devam edecektir." dedi.


BioNTech aşısında ilk doz aşısını olup, ikinci dozları için randevu alan vatandaşları aynı tarihlerde aşılarını olabileceklerine değinen Koca, şöyle konuştu:


"Alternatif bir uygulama yöntemi olan iki doz arası sürenin uzatılmasının uygun olduğuna bilim kurulumuz karar vermiştir. Yeni uygulamalarda bu süreler dikkate alınacaktır. Kısıtlamalar ile birlikte vaka sayılarında zirveyi gördüğü günden bugüne önemli bir düşüş yaşanmıştır. Sıkılaştırılmış kısıtlamalar ile vaka sayısındaki düşüş hızı da daha da artacağı öngörülmektedir. Kısıtlamalara uyum iyi seviyede başladı, böyle devam etmesi halinde bayram sonrasında çok daha öngörülebilir planlar yapabileceğiz."


İllere göre vaka oranları

İller bazında değerlendirme yapan Koca, Antalya'da her biri 3 kişiden oluşan filyasyon ekibinin 358 olduğunu, son bir haftada vaka sayısının yüzde 35 azaldığını kaydetti. Antalya'da yatak doluluk oranının yüzde 47,7, yoğun bakım doluluk oranının ise yüzde 66,3 olduğunu belirten Koca, Antalya'da 65 yaş üstü vatandaşların aşılanma oranının da yüzde 85 olduğunu söyledi.


Burdur'da da 127 filyasyon ekibi bulunduğuna değinen Koca, şöyle devam etti:


"Son bir haftada Burdur'da vaka sayısında yüzde 25 oranında azalma, yatak doluluk oranımız yüzde 32,7. Yoğun bakım doluluk oranımız ise yüzde 52,9. Burdur'da 65 yaş üstü vatandaşlarımızın aşılanma oranı yüzde 83. Isparta'da 311 filyasyon ekibimizle mücadeleye devam ediyoruz. Vaka sayısı son bir haftada yüzde 35 oranında azaldı. Yatak doluluk oranımız yüzde 53,1, yoğun bakım doluluk oranımız ise yüzde 70,4. Isparta 65 yaş üstü vatandaşlarımızın aşılanma oranı yüzde 84."


Koca, Antalya, Isparta ve Burdur'a sağlık alanında yapılan yatırımlar hakkında da bilgilendirme yaptı.


Sağlık Bakanı Koca, "Haziranla birlikte daha yoğun aşı gelecek. Haziranda en az 40 yaş üstü vatandaşımızı aşılama noktasında kararlıyız. Yaz dönemi itibarıyla da 18 yaş ve üstü herkesin aşılanması için yoğun bir çaba içindeyiz." dedi.


29 Nisan 2021 Perşembe

Hindistan'daki Kovid-19 krizi neden tüm dünyayı tehdit ediyor?

 Uzmanlar, Hindistan’daki salgın durumunun, Güney Afrika ve Brezilya'nın da dahil olduğu 92 yoksul ülkenin aylarca hatta yıllarca tamamen aşılanamaması anlamına geldiğini belirterek dünya için bir tehdit oluşturduğunu söyledi.


Bununla birlikte uzmanlar, virüs ne kadar yayılırsa, mutasyona uğraması ve mevcut aşılara nihayetinde direnebilecek varyantlar yaratma olasılığının o kadar yüksek olduğunu ve bu durumun diğer ülkelerin pandemiyi kontrol altına almasını tehdit ettiğini söyledi. 

SON 24 SAATTE YAKLAŞIK 380 BİN VAKA MEYDANA GELDİ


NTV'deki habere göre; Hindistan son 24 saatte 379 bin 459 vaka ve 3 bin 647 ölüm bildirerek yeni bir rekor kırdı. Hindistan'ın ölümcül ikinci Kovid-19 ikinci dalgası, Delhi, Mumbai, Lucknow ve Pune gibi büyük şehirleri mahvetti. Hastaneler ve krematoryumlarda yer kalmadı ve cenazeler otoparklarda yapılıyor. Ancak pandemi, yıkımın büyük ölçüde eksik bildirildiği birçok küçük şehri, kasabayı ve köyü de etkisi altına aldı.

Ancak, Hindistan’daki yıkıcı salgın tüm dünya için bir tehdit oluşturuyor. ABD’de Brown Üniversitesi Halk Sağlığı Okulu dekanı Dr. Ashish Jha, "Hindistan'a yardım etmezsek, dünya çapında bir vaka patlaması olacağından endişeleniyorum. Bu nedenle Hindistan'daki Kovid salgını, koordineli bir yanıt gerektiren küresel bir sorundur” ifadelerini kullandı. 

Bununla birlikte ülkede acil öncelik, halihazırda hasta olanların hayatını kurtarmak olsa da, virüsün yayılmasını önlemek için ülke nüfusunun aşılanması büyük bir önem taşıyor. Ancak, dünyanın en büyük aşı üreticisine ev sahipliği yapmasına rağmen, Hindistan'da yeterli doz yok ve daha fazla insanı aşılamanın daha hızlı ve basit bir yolu yok.

Batılı ülkeler aşı stoklaması nedeniyle eleştirildi, ancak İngiltere Sağlık Bakanı Matt Hancock, İngiltere'nin göndereceği fazla aşısının olmadığını öne sürdü. ABD Başkanı Joe Biden ise Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile görüştüğünü ve ABD'nin Hindistan'a aşı göndermeyi planladığını doğruladı. Haftanın başlarında ABD, 60 milyon AstraZeneca dozunu diğer ülkelerle paylaşacağını söyledi, ancak bunun ne zaman gerçekleşeceği ve aşıların hangi ülkelere gönderileceği açıklanmadı.

ABD Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü Direktörü Dr. Anthony Fauci, korona virüs aşılarının dünya çapında adil bir şekilde dağıtılmasının çok önemli olduğunu ifade etti:


"Çünkü hepimiz bu işin içindeyiz. Küresel bir dünyada yaşıyoruz. Özellikle zengin bir ülkeyseniz ve elinizdeki çok fazla kaynak varsa diğer ülkelerden sorumlusunuz.”

HİNSİATAN'DAKİ SALGIN YOKSUL KOMŞU ÜLKELER ARACILIĞIYLA TÜM DÜNYAYA YAYILABİLİR


Bununla birlikte, uzmanlar Hindistan salgını kontrol altına alınamaz ve düşük aşı kaynaklarına ve zayıf sağlık sistemlerine sahip komşu ülkelere yayılırsa, Hindistan'da tanık olunan sahnelerin dünya genelinde artacağı konusunda uyarıyor. Hindistan'ın diğer ülkeler için aşı yapımında öncü bir rolü olduğu için, virüsün orada yayılmasını durdurmamak, aşının dünya çapında yaygınlaşmasını tehlikeye atacak.

KORONA VİRÜS AŞILARINA KARŞI MUTASYONLAR


Korona virüs ilk olarak 2019’un sonunda Çin'in Hubei eyaletine bağlı Wuhan kentinde tespit edildi ve o zamandan beri dünya çapında insandan insana yayıldı, bazı ülkelerde mutasyona uğrayarak yeni varyantlara dönüştü.


Geçen yılın aralık ayında, bilim insanları Hindistan'da B.1.617 olarak bilinen yeni bir varyant keşfetti, ancak bunun genomik sürveyans eksikliğinden dolayı yerel salgına neden olup olmadığı bilinmiyor.

Hindistan Genomik ve Bütünleştirici Biyoloji Enstitüsü Müdürü Anurag Agrawal varyantların artan yaygınlığı ile Hindistan vaka sayılarındaki artış arasında bir korelasyon olduğunu doğruladı.


Agrawal, "Maharashtra'da B.1.617’in neden olduğu vakaların yükseldiğini gördük. Bu tür vakaların başkent Delhi'de de yükseldiğini görüyoruz. Bunlar çok önemli epidemiyolojik korelasyonlar" ifadelerini kullandı.

ÜLKEDE İNGİLTERE MUTASYONU HALA ETKİN


Diğer taraftan Agrawal, Delhi ve Hindistan'ın kuzeyinde ilk olarak İngiltere'de tanımlanan ve B.1.1.7 olarak bilinen başka bir varyantın B.1.617'den daha baskın olduğunu belirtti. B.1.1.7 varyantının virüsün orijinal versiyonuna göre yüzde 60 daha aktarılabilir olduğu biliniyor.


Fauci ise son verilerin Hindistan'da üretilen Kovid-19 aşısı Covaxin'in B1.617 varyantını etkisiz hale getirdiğini gösterdiğini söyledi.

MEVCUT AŞILARIN İNSANLARI YENİ VARYANTLARDAN KORUYACAĞININ GARANTİSİ YOK


Bununla birlikte, İlk olarak Güney Afrika ve Brezilya'daki bilim insanları tarafından tespit edilen diğer varyantların da orijinal virüsten daha fazla bulaşabilir olduğuna inanılıyor ve daha şimdiden bu mutasyonlu virüsler ondan fazla ülkeye sıçramış durumda. Pfizer/BioNTech, Moderna ve Johnson & Johnson'ın aşıları, bu varyantlara karşı değişen derecelerde etkililik gösterdi. Ancak, corona virüs sürekli mutasyona uğradığından mevcut aşıların insanları yeni varyantlardan koruyacağının garantisi yok. 

Avrupa Birliği’ne bağlı Adalet ve İçişleri Konseyi (JHA) "Her ülke kontrolden çıkmış büyük salgınlarla ilgilenmelidir. İngiltere ve ABD gibi ülkeler aşı konusunda harika bir iş çıkarıyorlar ve bu konuda kendilerini iyi hissetmeleri gerekiyor, ancak bu sadece aşılar dolaşımdaki varyantlara etkili oluncaya sürecek” açıklanmasını yaptı. 

HİNDİSTAN'DA AŞILAMA ÇOK YAVAŞ GERÇEKLEŞİYOR


Hindistan Sağlık Bakanlığı’nın bildirdiğine göre, 27 Nisan itibariyle ülkede yaklaşık 129 milyon kişi en az bir doz aşı oldu. Bu, 1,3 milyar nüfuslu Hindistan'da halkın yüzde 8’inden biraz fazlasının aşı olduğu anlamına geliyor. Uzmanlar ise, Hindistan’da aşılamanın bu kadar yavaş ilerlemesinden hükümetin kayıtsızlığını sorumlu tutuyor. Epidemiyolog Brahmar Mukherjee, ülkenin önümüzdeki beş ila altı ay içinde tüm yetişkinleri aşılamak için günde 10 milyon doz uygulaması gerektiğini belirtti. 

HİNDİSTAN COVAX'IN EN ÖNEMLİ OYUNCULARINDAN BİRİ: 92 ÜLKEYE AŞI GÖNDERME SÖZÜ VERDİ


Diğer taraftan, yeni mutasyon riskinin yanı sıra Hindistan'daki ikinci korona virüs dalgası dünya için başka bir sorunu teşkil ediyor. Çünkü, ülke , düşük gelirli ülkelere indirimli veya ücretsiz dozlar sağlayan küresel aşı paylaşım girişimi COVAX'ın önemli oyuncularından biri.

Hindistan, 92 fakir 200 milyon COVAX aşı dozu tedarik etme sözü verdi. Ancak ülkenin hızla kötüleşen kendi durumu, Delhi'nin odak noktasını COVAX'tan Hindistan vatandaşlarına öncelik vermeye kaydırmasına neden oldu.

YOKSUL ÜLKELERİN AŞILANMASI AYLARCA HATTA YILLARCA ERTELENEBİLİR


Hindistan Serum Enstitüsü (SII), Mart ayında yaptığı açıklamada, COVAX’a 28 milyon doz AstraZeneca aşısı teslim ettiğini, ancak Mart ve Nisan aylarında 90 milyon doz daha göndereceğini aöylemişti. Ancak, Hindistan'da artan talep nedeniyle bu teslimatların gecikeceği uyarısında bulundu. Hindistan'ın aşı konusunda yetersiz kalması, Güney Afrika ve Brezilya gibi diğer ülkelerin beklemesi gerektiği anlamına geliyor. Yani, dünyanın aşılanmasını aylarca belki yıllarca erteleniyor. 

MODİ’NİN SALGIN YANITI ELEŞTİRİLİYOR


Hindistan, ülkedeki corona virüs krizinden önce, pandemiyi sona erdirme için küresel liderlik pozisyonunu üstlendi. Başbakan Narendra Modi, COVAX girişimi kapsamında bu yılın başlarında Guyana, Guatemala, Seyşeller ve Maldivler de dahil olmak üzere diğer ülkelere aşı bağışladı.

Bununla birlikte, Başbakan'ın cömertliği, onu iç sağlık krizini şiddetlendirmedeki iddia edilen rolü nedeniyle, memleketteki halkın öfkesinden korumadı. Örneğin Modi, sayısız eyalette milyonlarca katılımcının seyahat etmesiyle haftalarca süren büyük bir Hindu hac yolculuğuna izin verdi ve siyasi partisi, dört eyalette yaklaşan seçimler için büyük mitingler düzenledi.

Öte yandan, Modi krizin boyutunu kabul etti ve ülke çapında aşılama programını hızlandırmaya çalışıyor. Hindistan Serum Enstitüsü (SII) ise eyaletlerin daha fazla insanı aşılayabilmesi için doz başına daha az ücret alacağını duyurdu.


Sputnik V aşısı dünyada 60'tan fazla ülkede tescil edildi

 21 gün arayla iki doz halinde uygulanan Sputnik V aşısı, bağışıklık sistemini daha fazla güçlendirmesi için her dozun içeriğinin farklı olmasıyla dikkati çekiyor.

Türkiye'ye mayıs ayında getirilmesi beklenen, dünyada 60'tan fazla ülkenin tescil ettiği yeni tip korona virüs (Kovid-19) aşısı Sputnik V, iki farklı doz ile antikor üretme yeteneğine sahip olmasıyla dikkati çekiyor.


Rusya'da Gamaleya Ulusal Epidemiyoloji ve Mikrobiyoloji Enstitüsü tarafından geliştirilen Sputnik V, virüs vektörü yöntemiyle geliştirilen aşılar arasında yer alıyor. Aşının çalışmalarını Rusya Doğrudan Yatırım Fonu destekliyor.


Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçen yıl 11 Ağustos'ta yaptığı açıklamada, Sputnik V'nin erken aşamadaki klinik denemelerde kaydettiği olumlu sonuçların ardından "aşı" olarak tescillendiğini ve yaygın kullanımına başlanacağını duyurmuştu.


Aşı adını, 1957'de uzaya fırlatılan ilk Sovyet uzay aracı "Sputnik"ten alıyor.


Adenovirüsten alınan bileşenlere sahip


Sputnik V, soğuk algınlığına yol açan bir adenovirüsten (Viral vektör) alınan, ayrı dozlar halinde uygulanan iki virüs bileşeni (rAd26 ve rAd5) içeriyor.


Şempanzelerde grip hastalığı yapan bir virüs olan adenovirüsün genetik olarak koronavirüs proteini ile desteklenerek insana verildiğinde bağışıklık sağladığı teorisi üzerine kurulu olan bu tip aşılar, yıllardır ebola, zika, chikungunya gibi viral hastalıklara karşı denendiği için uzun süredir Faz 3 aşamasında bulunuyordu.


Aşıların içindeki mikroorganizmalar canlı olmanın yanı sıra zayıflatıldıklarından insanlarda hastalık yapmıyor.


Viral vektör aşılarının en avantajlı tarafı 2-8 santigrat derece arasında, yani rutin kullanılan aşı dolaplarında saklanabilmeleri olarak gösteriliyor. Bu özelliği aşının sevkiyatını da kolaylaştırıyor.


Sputnik V dünyanın en etkili üç aşısı arasına girdi


Söz konusu özelliklere sahip "Sputnik V" aşısının üçüncü aşama klinik denemelerinin erken sonuçları, şubat ayında tıp dergisi "The Lancet"te yayımlandı.


Gamaleya Enstitüsü araştırmacıları, 20 binden fazla deneğe iki doz aşı yapılan denemede, aşının ilk dozunun uygulanmasından 21 gün sonra tüm yaş gruplarında hastalığı önlemede yüzde 91,6 başarı gösterdiğini belirtti.


Böylece Sputnik V'nin etkinliğini kanıtlamış Pfizer ve Moderna ile dünyanın en etkili üç aşısı arasına girdiği ifade edildi.


Aşı adayının kısa süren 1. ve 2. aşama klinik denemelerin ardından Eylül 2020'de, 3'üncü aşamaya geçildi. Aşı insanlar üzerinde test edilmeye başlandı.


İki farklı dozuyla bağışıklığı güçlendiriyor


Sputnik V, 21 gün arayla iki doz halinde uygulanıyor. Yapılan birinci doz ile ikinci dozun içeriği, çok az da olsa birbirinden farklılık gösteriyor. Gamaleya Enstitüsü yetkilileri, dozlardaki farklı formüllerle bağışıklık sisteminin daha da güçlendirilmesinin amaçlandığını belirtiyor.


Dünyada 60'ın üzerinde ülkede tescillendi


Sputnik V, dünyada şu ana kadar toplam nüfusu 3 milyara ulaşan 60'ın üzerinde ülkede tescillenmiş durumda. Rusya'da üretimi yapılan aşının dünyanın diğer ülkelerindeki firmalarla da ortaklaşa seri üretimi için anlaşmalar yapıldı. Anlaşma yapılan ülkeler arasında Hindistan, Güney Kore, Brezilya, Çin, Suudi Arabistan ve Türkiye de bulunuyor.


Sputnik V, geçen yılın sonunda ülkelere gönderilmeye başlandı. Şubat itibarıyla Arjantin, Macaristan, Bolivya, Cezayir, Karadağ, Paraguay başta olmak üzere 20’den fazla ülkede Sputnik V kullanımı başladı. Rusya’nın bu yılın ilk yarısında, 83 milyon doz Sputnik V üretmesi bekleniyor.


DSÖ ve Avrupa Birliği'nin ilaç düzenleyicisi Avrupa İlaç Ajansı (EMA) uzmanları, Sputnik V aşısına yönelik değerlendirme çalışmalarını sürdürüyor. Bir sonraki değerlendirme aşamasının 10 Mayıs'ta başlanıp haziranın ilk haftasında bitirileceği kaydediliyor. Gelecek günlerde EMA'dan bir heyetin, Rusya'da Sputnik V aşısının üretim tesislerini denetlemesi planlanıyor.


Mayısta Türkiye'ye gelecek aşının üretimi için de anlaşmaya varıldı


Rusya'da büyük çoğunluğu Sputnik V olmak üzere 12 milyondan fazla kişiye tek doz, 8 milyona yakın kişiye ise iki doz aşı yapıldı. Aşılama için ülke genelinde aralarında alışveriş merkezlerinin de bulunduğu 5 bin 500 nokta kuruldu.


Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) ve Viscoran İlaç, 26 Nisan'da Sputnik V aşısının Türkiye'de üretilmesi için anlaşmaya vardı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da dün Türkiye'de iki aşının kullanıma girdiğini hatırlatarak "Üçüncü olarak ise Sputnik V aşısının acil kullanım onayı için son aşamaya gelindi ve aşı tedariki için bir anlaşma da yapıldı. Türkiye, Sputnik V aşısından 6 ay içinde 50 milyon doz almak üzere anlaşmayı imzaladı. İlk sevkiyat mayıs ayı içinde gerçekleşecektir. Ayrıca bu aşının ülkemizde üretilmesi için de teknoloji transferi yapılacaktır." ifadesini kullandı.


28 Nisan 2021 Çarşamba

Zeytin yaprağı korona virüs tedavisinde umut oldu

 Zeytin yaprağının vücudu korona virüse karşı korumada ve hastalığın tedavisinde etkinliği araştırıldı

Vücudu korona virüse karşı korumada doğal tedavilerin rolü araştırılıyor. Zeytin yaprağı çayı da bu doğal tedavilerden biri. Bu çayın bağışıklık sistemini desteklediği biliniyordu. Türkiye'den bir grup bilim insanı bu etkinliği laboratuvar ortamında araştırdı. Türkiye'de 3 üniversite ve 3 devlet hastanesinden 15 hekimin katılımıyla gerçekleşen çalışma, demleme zeytin yaprağı çayının laboratuvar ortamında vücudun savunma sisteminin bazı hücrelerini (lökositlerin bazılarını) aktive ettiği ve gücünü artırdığını gösterdi.


"SAĞLIK BAKANLIĞI ONAYI İLE KLİNİK BOYUTU ARAŞTIRILIYOR"

Çalışma ekibinde yer alan Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu, "Bu bir laboratuvar çalışmasıydı ve bu çalışmalar her zaman birebir kliniğe yansımaz. O nedenle şu anda da araştırmanın 2'nci ayağı olarak zeytin yaprağı çayını hastalara veriyoruz. Hastalık öncesinde hastalığa yakalanmayı azaltıp azaltmadığı araştırılıyor. Sağlık Bakanlığı onayı ile birlikte şu anda araştırmanın klinik boyutu araştırılıyor" diye konuştu.


"İLK SONUÇLAR BİZİM İÇİN BİR UMUT IŞIĞI OLDU"

Laboratuvar sonuçlarına göre araştırmanın başarılı olduğunu aktaran Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu, "Kısmi de olsa zeytin yaprağı çayının vücutta bir fark oluşturduğunu gördük. Ama çalışma sona ermeden sonuçlar hakkında kesin bir yorum yapmak mümkün değil. İlk sonuçlar bizim için bir umut ışığı oldu. Zeytin yaprağı çayının usulüyle yapıldığında kısmen de olsa korona virüsün hem tedavisi hem önlenmesinde koruyucu etkisi olacağı gördük. Laboratuvar çalışmalarında bu çayın savunma sistemi hücrelerindeki etkisine bakıldı. Lökositlerin makrofaj aktivitesini (bağışıklık sistemi üzerinde etki) kısmen de olsa etkilediğini ve gücünü artırdığını gördük. İlk çalışma ayrı ikinci çalışma ise ayrı yayın şeklinde olacaktır" değerlendirmesinde bulundu.


ZEYTİN YAPRAĞI ÇAYI NASIL TÜKETİLMELİ?

Çalışmada zeytin yaprağı çayının demleme şeklinde yapıldığını anlatan Prof. Dr. Akkoyunlu, "1 fincan kaynar suya 1 tatlı kaşığı kadar öğütülmüş zeytin yaprağını atıyorsunuz. 10 dakika demlendikten sonra tüketiyorsunuz. Sabah 1, akşam 1 fincan şeklinde günde 2 kez tüketilebilir. İnsanlar her gün sıcak içecek tüketiyor. Akşamları siyah çay tüketiliyor. Bunun yerine özellikle şu dönemde zeytin yaprağı çayını tüketebilirsiniz. Bunun yanında kekik çayı da aynı şekilde demlenerek tercih edilebilir" önerisinde bulundu.


İLAÇ ATIKLARI VE KATKI MADDELERİNE DİKKAT

Aşırı ve uygunsuz tüketim uyarısında bulunan Prof. Dr. Akkoyunlu şunları söyledi:

"Fazla tüketim vücutta toksik etkilere neden olabilir. O nedenle aşırıya kaçmadan, dozu ayarlanmış 1 tatlı kaşığı geçmeyecek ve sabah-akşam bir fincanı geçmeyecek şekilde tüketilebilir. Eğer uygun bir şekilde toplanmamış ve kurutulmamışsa bu ürünlerde küf oluşumu gerçekleşir. Bu da aflatoksin gibi karaciğerde kansere neden olabilecek düzeyde üremelere neden olabilir. Mantar üremeleri gelişebilir. O nedenle merdiven altı olmayan güvenilir işletmelerden bu ürünleri temin etmelisiniz. Burada marka ve sertifika çok önemli. CE ve TES sertifikalarına dikkat edilmesini öneririm. Özellikle ilaç atıklarının ve katkı maddelerinin bu üründe olmaması gerekiyor. Özel olarak toplanması gerekiyor ve alerjik reaksiyonlar oldukça önemli. Alerjik reaksiyonu olan kişilerin bu ürünlere dikkat etmesi gerekir."

Akkoyunlu, son olarak zeytin yaprağı çayının laboratuvarda 1 haftalık etkisinin gözlendiğini ancak insanlar üzerindeki koruyuculuğu etkisinin ne kadar olacağının henüz araştırma konusu olduğunu belirtti.


27 Nisan 2021 Salı

Rus Sputnik V aşısı Türkiye'de üretilecek

 Rusya ile Viscoran İlaç şirketinin Sputnik V aşısının Türkiye’de üretimi için anlaşmaya vardıkları belirtildi.

Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) tüm haklarına sahip olduğu Kovid-19 aşısı Sputnik V'nin Türkiye'de üretimi için VisCoran İlaç Sanayii ile anlaştığını duyurdu.


RDIF tarafından yapılan açıklamada VisCoran'ın Sputnik V aşısının Türkiye'de üretimine birkaç tesiste gelecek aylarda başlamasının öngörüldüğünü belirtti.


RDIF açıklamasında VisCoran'ın Sputnik V'nin üretimi için önde gelen yerel ilaç üreticileri ile işbirliği yapacağı ve bu çerçevede CinnaGen İlaç yirketine teknoloji transferinin tamamlandığı da belirtildi.


VisCoran, Sputnik V aşısının Türkiye üretim haklarını aldığın Ocak ayında duyurmuştu.


24 Nisan 2021 Cumartesi

Korona ölü sayısı hızla artıyor

 ABD'de yeni tip korona virüs (Kovid-19) salgınında hayatını kaybedenlerin sayısı son 24 saatte 721 artarak 571 bin 922'ye çıktı

ABD'de Kovid-19 salgınında ölenlerin sayısı 571 bin 922'ye yükseldi. Johns Hopkins Üniversitesinin Kovid-19 verilerine göre, virüs tespit edilenlerin sayısı bir günde 111 bin 923 artarak 32 milyon 45 bin 168'e yükseldi.


Virüs nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı ise 721 artarak 571 bin 922 oldu.


ABD'deki vaka sayılarında California 3 milyon 731 binden fazla vaka ile ilk sırada yer alırken bu eyaleti 2 milyon 872 binden fazla vakayla Texas ve 2 milyon 203 binden fazla vakayla Florida izledi.


Can kaybı sayılarında da California 61 bin 445 ile ilk sırada bulunuyor, New York'ta ölü sayısı 51 bin 951 ve Texas'ta 49 bin 921 olarak kaydedildi.


91 MİLYONDAN FAZLA KİŞİYE İKİNCİ DOZ AŞI YAPILDI

ABD'de Kovid-19 aşılama istatistiklerini takip eden Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezine (CDC) göre, 138 milyondan fazla kişiye ilk doz, 93 milyonu aşkın kişiye de ikinci doz Kovid-19 aşısı yapıldı.


Salgında vaka ve ölü sayısında dünyada ilk sırada bulunan ABD'nin ardından 16 milyon 960 bini aşkın vakayla Hindistan ve 14 milyon 308 binden fazla vakayla Brezilya geliyor.


Kovid-19 kaynaklı can kaybında ise ABD'yi 389 bini geçen ölü sayısıyla Brezilya, 214 binden fazla ölümle Meksika izliyor.


Günlük Kovid-19 vaka sayıları hızla artan ve en çok vaka görülen ikinci ülke Hindistan'da ölü sayısı 192 bini aşmış durumda.


19 Nisan 2021 Pazartesi

Çağrılar artıyor: Aşıda patentleri askıya alın!

 Küresel çapta daha etkin mücadele için “COVID-19 aşı patentlerinin geçici olarak askıya alınması” çağrılarına, 100 Nobel ödüllü isim ve 70 eski ülke lideri de katıldı.

Tüm dünyayı zengin fakir gözetmeksizin vuran pandemide insanlık tarihin en hızlı aşılarını geliştirdi. Ancak ilaç devlerinin Dünya Ticaret Örgütü’ne ekim ayında gelen taleplere rağmen COVID-19 aşılarında patentleri hala askıya almamış olması, küresel iyileşmenin ve bu sağlık krizini yenmenin önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor.

250’den fazla sivil toplum kuruluşu, 100’den fazla Nobel ödüllü isim ve 70’ten fazla eski ülke lideri, Hindistan ve Güney Afrika’nın DTÖ’de yaptığı “patentler geçici olarak kalksın” çağrısına katılan 60’tan fazla ülke; hepsi aynı şeyi istiyor: Aşının zengin-fakir ayırmaksızın tüm dünyada ihtiyacı olan insanlara ulaştırılması ve dünya ekonomisinin bu işbirliği sayesinde bir an önce normale dönmesi.

Zengin ülkeler DTÖ’deki öneriyi bloke etti
Ekim ayında, 2. dalga başlamadan önce dünyanın en büyük aşı üreticisi Hindistan, Güney Afrika’yla birlikte DTÖ’de fikri mülkiyetlere ilişkin TRIPS anlaşmasında aşı patentlerine ilişkin istisna yapılmasını talep etmişti. Pandeminin sert vurduğu iki ülke inisiyatifiyle DTÖ’ye gelen talepte “Patent karşıtı değiliz, bu sağlık krizi çözülene kadar patentlerin askıya alınmasını istiyoruz” denilmişti. Patent, endüstriyel tasarım gibi hakların askıya alınması yaptıkları resmi talepteki ifadelerle “COVID-19’la mücadele etmek için gerekli olan aşılar da dahil birçok medikal ürünün araştırma, geliştirme, üretim ve tedarikinin ölçeğini artıracaktır.” Ancak bugüne kadar 60’tan fazla ülkenin destek verdiği öneri ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği gibi devlerin taş koyması nedeniyle gerçeğe dönüştürülemedi.

İlaç devleri ve iş dünyası da “patentçi”
Özel sektör de zengin ülkelerin itirazlarının büyük destekçisi olmuştu. ABD Ticaret Odası, bu tür önerileri “yanlış yöne saptırma” olarak nitelemişti. Pandeminin başında ilaç üreticilerinin “pandemide kâr amacı gütmeyeceğini” söyleyen Uluslararası İlaç Üreticileri ve Dernekleri Federasyonu IFPMA da patentleri askıya alma kararının “amaca zarar vereceğini” söyleyerek “hayli etkin aşılar üretilmesini sağlayan kâr amaçlı sisteme güvenin azalacağını” vurgulamıştı.

Ancak aralarında Sınır Tanımayan Doktorlar’ın (MSF) da olduğu 250 kadar sivil toplum kuruluşu bu kafa yapısının “geri kafalılık” olduğunu söylüyor ve dünya liderlerine patentlerin acilen askıya alınması çağrılarını yineliyor.

Patentlerin kaldırılması için DTÖ’nün fikri mülkiyet kurallarında istisnanın şu anda aşının büyük bölümünü almış olan zengin ülkelerin de desteğiyle bir an önce onaylanması gerekiyor.

Biden’a mektup: Kapasiteler ilaç tekelleri yüzünden kısıtlı
Nobel ödüllü isimler ve liderler ABD Başkanı Joe Biden’a gönderdikleri ve Financial Times'da da yayınlanan mektupta ABD’nin küresel aşılama oranlarının artmasını desteklemek amacıyla COVID-19 aşılarında patentlerin kaldırılması için “acilen adım atmasını” istiyor. “Bu pandeminin sonunu getirebilmek için DTÖ’de istisna hayati önem taşımaktadır ve zorunlu bir adımdır” diyen 175 önemli isim, istisnanın “şu anda sektörün tekelleri tarafından kısıtlanarak aşıya yaygın erişimi bloke etmekte olan” küresel üretim kapasitesini artıracağını belirtiyor. Mektubu imzalayan isimler arasında İngiltere eski Başbakanı Gordon Brown, Fransa eski Cumhurbaşkanı François Hollande, SSCB eski lideri Mihail Gorbaçov da bulunuyor.

Hindistan AstraZeneca’yı Covishield ismiyle üretiyor
Ancak konunun istisnaları da ülke ve şirketler özelinde mevcut. Bazı aşılar bazı ülkelerdeki ilaç şirketleriyle üretim ve satış yetki anlaşmaları yapmayı sürdürüyor. İngiliz- İsveç AstraZeneca aşısı, Hindistan’da dünyanın en büyük aşı üreticisi Hindistan Serum Enstitüsü tarafından “Covishield” marka ismiyle üretiliyor. Hedef yılda 1 milyar doz. ABD’li Novavax da Bharat Biotech şirketine üretim yaptıracak, hedef yılda 700 milyon doz. ABD’de kan pıhtısı sorunu nedeniyle askıya alınan Johnson & Johnson aşısı için ise Biological E. adlı Hint üreticiyle yılda 600 milyon doz hedefl enen bir üretim anlaşmasına ilişkin görüşmeler sürüyor. Rusya’nın 60 ülkeden onay alan Sputnik V aşısı Hindistan’da 4 şirket tarafından üretiliyor, Brezilya, Çin, Güney Kore ve hatta İtalya’da bile üretimleri oluyor.

IMF: İşbirliği yapıp COVAX’ı fonlayın
Tüm bu çağrılara geçen hafta Uluslararası Para Fonu (IMF) da kısmen katılmış oldu. IMF doğrudan “patentler askıya alınsın” demiyor ancak fonun başekonomisti Gita Gopinath 6 Nisan’da yayımlanan IMF blog paylaşımında “İyileşme görünümünü düzeltmenin en hızlı yolu pandemiyi bastırmak - ve bunun için aşıların üretim ve dağıtımı konusunda küresel iş birliği şart” diyor. Hükümetlerin politikalarında ana odağının sağlık - aşı, tedavi ve sağlık altyapıları - harcamaları olması gerektiğini belirten Gopinath, “Her şeyden önce ülkelerin evrensel aşılama için beraber çalışması gerekiyor. Bazı ülkeler bu yaz yaygın aşılamaya ulaşsa da çoğu ülke - özellikle de düşük gelirli ülkeler 2022 sonuna kadar beklemek zorunda kalacak” diyor ve şöyle devam ediyor: “Aşılama kampanyalarının hızlanması için, ihracat kontrollerinden kaçınılmalı, aşı üretim ve dağıtımını artırmayı ve düşük gelirli ülkelere aşı tedariki amaçlayan COVAX koalisyonu tamamen finanse edilmeli ve fazla dozlar dünyaya paylaştırılmalı.”

DSÖ: Aşıdaki dengesizlik şok edici
Dünya Sağlık Örgütü geçen hafta yinelediği “aşı adaletsizliği” vurgulu açıklamasında, 9 Nisan itibariyle dünya genelinde üretilen aşıların sadece yüzde 0,2’sinin düşük gelirli ülkelere ulaştığını ve bunun yüzde 87’sinin yüksek gelirli veya üst-orta gelirli ülkelere gittiğini söyledi. DSÖ Genel Sekreteri Tedros Ghebreyesus “Dünya genelinde 700 milyondan fazla aşı üretildi ve bunun yüzde 87’si yüksek ve üst-orta gelirli ülkelere giderken, düşük gelirli ülkelere sadece yüzde 0,2’si gitti” ifadelerini kullandı. Bu durumu “şok edici bir dengesizlik” olarak niteleyen Ghebreyesus, dünya genelinde altı haftadır vaka ve ölümlerde artış olduğunu vurgulayarak “pandeminin yanlış yöne gittiğini” hatırlattı.

Küba, Türkiye ile iş birliğine hazır
Yeniçağ gazetesine konuşan ve Doğu görevi sırasında donup kesilecek noktaya gelen bacakları için Küba’da tedavi gören Emekli Albay Ömer Feza Güllü, Küba Sağlık Bakanlığı MİNSAP yetkililerinin Soberana aşısı için Türkiye ile - müşterek üretim ihtimali de dahil - anlaşmaya hazır olduğunu söylemişti. Küba, habere göre şu an ülkede sadece kırılgan gruplara ve sağlık çalışanlarına uygulanan - 45 bin gönüllüye ikinci doz uygulanmış - ve çalışmaları birkaç ay sonra bitecek yüzde 92 etkinlikteki Soberana aşısı karşılığında para değil, gıda ve tekstil ürünü talep ediyor.

İlaç üreticilerinden patent paylaşımına farklı yorum

 COVID-19 salgınıyla mücadelede en büyük silah olarak görülen aşının dağıtımındaki adaletsizlik kadar formüllerin patentinin kırılması da gündemde. Uluslararası sivil toplum kuruluşları bu yönde Dünya Ticaret Örgütü’ne çağrı yaparak aşı patentlerinin serbest bırakılması için baskıda bulunsa da konuyu DÜNYA’ya değerlendiren Türkiye’deki aşı üreticileri konunun farklı boyutlarına dikkat çektiler.


Herkes Türkiye’ye aşı ürettirmek istiyor

COVID-19 aşısı üretimi için BioNTech başta olmak üzere birçok uluslararası şirketle görüşmeler halinde olan Abdi İbrahim, Türkiye’de aşı üretim ruhsatı olan az sayıda şirketten biri. “Altyapı ve finansman olarak aşı üretmeye hazırız” diyen Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut, patent çağrısının sorunu tam olarak yansıtmadığını dile getirdi. Barut, “Şu anda en büyük sorun vakaların artması ve aşıdaki olağanüstü yoğunluk. Aşının formülünü geliştiren şirketlerin patent diye bir sorunu yok. Zaten ürettirmek istiyorlar ama kimsenin bunun detaylarıyla uğraşacak vakti yok. Az önce bir Çin firmasıyla görüştüm. Fransızlarla ve Hindistan ile de görüşüyorum. Herkes burada aşı ürettirmek istiyor. Patenti bende kalsın diyen yok ama iş o kadar basit değil” dedi.


Kimsede patent korkusu yok

Barut, şu anda faz aşamaları henüz bitmemiş birçok yabancı ilaç firmasının üretim anlaşması peşinde olduğunun da altını çizerek “Benim görüştüğüm hiçbir firmada patent korkusu yok” diye konuştu.


‘Patent çağrısının bilimsel karşılığı yok’

Aşı üretme ruhsatı olan şirketlerden Türk İlaç’ın Yönetim Kurulu Başkanı Berat Battal’a göre yapılan patent kırma çağrısının bilimsel bir karşılığı bulunmuyor. “Formülü bilmek yetmez, teknoloji transferi gerekiyor” diyen Battal, görüşlerini şöyle dile getirdi: “Üretim makinesinin kurulduğu yer, metrekaresi, havalandırma katsayısı gibi çok fazla bileşen var. Bu mesele ciddi bir teknoloji transferi gerektiriyor ki onun da ruhsat alması lazım. Ancak aşıyı bulan firma zaten şu anda yoğun bir üretim halinde ve kimsenin size bu danışmanlığı, süpervizörlüğü yapacak vakti yok.” Aşının, ilaçtan farklı üretim süreçleri içerdiğini hatırlatan Battal, patentlerin herkese açılmasının sağlık açısından da riskler taşıyacağına dikkat çekti. Battal, “Biz de birçok aşı geliştiren şirketle yakın temas halindeyiz. Patentleri herkese açın demek, biraz halk dili, bilimsel karşılığı yok. Sonu ciddi sağlık problemleriyle bitebilir. Onaylanmış teknoloji transferi olmayan bir şirketin bir aşıyı üretmesi mümkün değil. Bu, bürokratik ya da ticari bir mesele değil; bu bilimsel bir sorun. Yanlış yapılırsa kimse altından kalkamaz” diye konuştu.


Dr. Serdar Savaş: Bunu devletler yapmalı

Halk Sağlığı uzmanı ve Gentest’in kurucusu Dr. Serdar Savaş, “Patentler herkese açılmalı”, “Popülist ve bilimden uzak” diye nitelendirdi. Savaş, “Bu, Nasreddin Hoca’nın tarifesi bendedir hikayesine benziyor. Burada mesele formüle değil, teknolojiye sahip olmak” diye konuştu. Savaş, bilim şirketlerinden bir patent alınacaksa da bunun devletler aracılığıyla yapılması gerektiğini ifade ederek şöyle devam etti: “GSMH’sı ve dış ticareti fazla olan devletler bir araya gelerek söz konusu aşıyı üretmiş bilim şirketlerine bir Ar-Ge bütçesi çıkarmalı. Çünkü COVID-19 bittikten sonra da yeni salgınlar devam edecek. Bu şirketlerin araştırma kapasiteleri desteklenmezse, yatırımları üstlenilmezse yeni salgınlarda dünyanın eli boş kalacak.”


Koçak Farma: Patent açılsa üretime hazırız

Koçak Farma CEO’su Hakan Koçak, aşı üretimiyle ilgili tüm hazırlıkları yerine getirdiklerini belirterek, patentlerin açılmasını ‘haklı bir talep’ olarak nitelendirdi. Koçak, “Bu fikre katılıyorum. Dünya büyük zorluk içinde. En gelişmiş ülkelerde bile sorun yaşanıyorken aşıyı hiç bulamayan ülkeler var. Patentlerin açılması, üretimi de artıracaktır” dedi. Hakan Koçak, böyle bir durum gerçekleştiğinde şirket olarak hemen mevcut ruhsat almış bir aşıyı üretmeye hazır olduklarının da altını çizdi.


Kaynak:
https://www.dunya.com/kose-yazisi/ilac-ureticilerinden-patent-paylasimina-farkli-yorum/618063


18 Nisan 2021 Pazar

Korona’ya karşı robot, teletıp, drone

 Türkçe Google’a “Korona ve Robot” yazınca 10.5 milyon kayıt çıkıyor. “Korona ve Drone” yazınca 3 milyon. Teletıp yazınca 400 bin. Ama İngilizce Google’da “telemedicine” yazınca 24.3 milyon !! Google’daki bu rakamların gösterdiği: Salgınla mücadelede robotlar, drone’lar ve teletıp arka plandalar, ama etkililer: Ortamı arındıran (dezenfekte eden) robotlar. Korona testi yapan robotlar. Sokağa çıkma yasağını delenlere “havadan” seslenen drone’lar. Öncü tanıyı hızla koymak için teletıp… Ve tabii bütün bunlar, sanayi-ötesi toplum düzenine geçmiş, teknik hükümetlere sahip ülkelerde…


Örneğin, Avrupa’da İtalya’dan sonra salgından en zarar gören İspanya’da Korona testini robotların yapacağını Bloomberg 21 Mart’ta haber verdi (https://bloom.bg/33OjdeL). Ülkede o tarihe kadar virüs kapan 35 bin kişiden 4 bin 200’ü (yüzde 12) sağlıkçılardı. Aradan geçen bir haftada teşhis sayısı 40 bine çıktı, virüs kapan sağlıkçı oranı yüzde 14’e. Bu durumun giderek daha da kötüleşmesini engellemek amacıyla günde 80 bin Korona testi yapacak robotlar kullanılacağı açıklandı. Şu sırada İspanya’da sağlıkçılar günde 15 – 20 bin test yapabiliyor. Göreve başlayacak 4 robotla bu test sayısı artacaktı. Ancak, robotların nasıl ve nerede çalışacağına dair bir bilgi dün sabaha kadar çıkmamıştı.


Çin de Korona’yla mücadelede robot kullanıyor. Salgının kaynağı Wuhan’da doktorlar, telekomcular, CloudMinds robotik şirketinin mühendis ve teknisyenleri sırf bu iş için kurulan “Akıllı Hastane”de 14 robotla deneysel olarak çalışmaya başladılar. Amaç, sağlıkçıların yaşamını tehlikeye atmadan, tanıyı robot kullanarak koyma yöntemi geliştirmek. Robotlar hastaların ateşini, nabzını, kanındaki oksijen oranını ölçecek, onlara su ve ilaçlarını getirecek şekilde programlandı. Hastanın bileğine takılı “akıllı bilezikler” robotla ilişkilerini ayarladı. Doktor ve hemşireler, hastanın yanına kadar gitmeye gerek kalmadan, robotun ilettiği bilgiyi ekrandan izlediler. Onlar da aynı bilezikten takarak robotun sürekli gözlemi altına girdiler. Hastalık kapma riskini azalttılar. Böylece, hem hasta bakımı, hem sağlıkçıların sağlığı yapay zekâya bırakıldı. [Wuhan’da 3 bin sağlıkçı virüse yakalandı, virüsü ilk haber veren dahil 13 doktor öldü (https://bit.ly/2vRfnop].



Akıllı Hastane’de yapay zekânın görevi giriş kapısında başlıyordu. Kapıdan girenlerin ateşini kızılötesi ışınla ölçen robotun yazılımı, kişinin acil bir durumu olup olmadığına “karar verecek” şekilde ayarlandı. Hastanede bütün bu işler ve “şeylerin interneti” (IoT) için 5G altyapısı “zaten” kurulmuştu.


Başka ülkelerin yenilikçi şirketleri de mücadeleye katıldı. Danimarka’lı UVD Robots, dezenfekte işlemi yapan robotlarını Wuhan’a gönderdi. İnsana gerek kalmadan, kendi kendine (sürücüsüz araç sistemiyle) hastane koridorlarını, hastası boşalan odaları ve diğer yerleri dezenfekte eden robotlar İtalya’ya da gönderildi. Bunlar, temizlik için ultraviyole ışın yayıyorlar. Odaya girmeden önce robot, “Burayı temizleyeceğim, odayı boşaltın” diye uyarıyor (https://bit.ly/3bwMQDE). Robot, bir şarjla 2,5 saat çalışabildiği için sağlıkçılar bir de arındırmayla uğraşmak zorunda değil artık. Amerikan Xenes Disinfection Services de benzer yöntemle çalışan LightStrike robotlarını, ambülans içlerini, acil servis ortamlarını sürekli arındırmak için işe koştu. Şirketin beyanına göre “binlerce robotu” halen İtalya, Japonya, Singapur, Tayland ve Güney Kore’de çalışıyor (https://bbc.in/2JkB3fW).


Sanal muayene: Teletıp


Özellikle Çin’de sadece robotlarla değil, “uzaktan muayene” (teletıp) yöntemiyle de salgın -şimdilik- yavaşlatılıyor mu acaba? Teletıp, 1990’lardan beri bilinen, bazı gelişmiş ülkelerde şöyle böyle uygulanan bir uzaktan tanı yöntemiydi. Yapay zekâdaki gelişmelerle birlikte iletişimde bant genişliğinin artması (4G), teletıbbın son 10 yılda “yeniden keşfedilmesini” sağladı. Hele şimdiki salgında, ilk tanıyı hızla koyma gereği ile birlikte teletıp “aniden” cankurtaran oldu. ABD’nin ciddi tv kanallarından CNBC’de “Çin’in teletıp ve robot kullanımından, Amerika’nın öğreneği şeyler var” bile denildi (https://cnb.cx/2UjuLSD). [Bizde de Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü’nün Teletıp ve Teleradyoloji Bölümü 2018’den beri var. MR, tomografi, röntgen kayıtları sistemde tutuluyor, paylaşım erişimi hızla sağlanıyor].


Ancak teletıp, sadece radyolojik bilgiyi dijital “depolamaktan” çok daha geniş bir uygulama: Hastaneye, doktora, acil servise gitmeden, internet üzerinden bir doktorla “yüzyüze” görüntülü veya sadece konuşmak, ona tahlil ve tetkik sonuçlarını gönderebilmek, ondan görüş almak, ilk öncü tanıyı koymasını sağlamak, doktorun ilaç yazması gibi bir bilgi alışveriş ortamı, aslında sanal bir muayene.


Bizde de bu tanıma en uygun ve tam zamanında girişimi Beykent Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof.Dr. Nebahat Bulut “Lütfen acil olmayan durumlar için hastanelere gitmeyelim, evde kalalım” diyerek “Sanal Hastane” adıyla twitter üzerinden başlattı. Girişime katılan uzmanlar ücretsiz gönüllü danışmanlık hizmeti veriyor. (https://twitter.com/BulutGulcuN).


Teletıp konusunda The Economist, “Akıllı Telefonunuz şimdi sağlık sorununuzla ilgilenecek” başlıklı makalesinde, Çin’de “Ping An, İyi Doktor” teletıp uygulamasının 300 milyon abonesi olduğunu, Korona’dan sonra da “internet hastaneleri”nin gündelik yaşamda yer alacağını yazdı (https://econ.st/2Jfop1L). Washington Post da “Web kamerası şimdi sizinle ilgilenecek” diyerek, doktorların, hele salgın koşullarında muayene¬/tanı işlemlerini “uzaktan” yapmak istediklerini haberleştirdi (https://wapo.st/33To6TB). Teletıp sektörü öncelikle ABD’de büyüyor: Oradaki en büyük teletıp şirketi Teladoc’un 36.7 milyon aboneli üyesi var. 19.3 milyon kişi ise abone olmadan, muayene başına ücret ödeyerek hizmet aldı (https://bit.ly/2Ukxywf). Üstelik bu veriler, şirketin 2019 yılı son çeyrek raporunda açıkladıkları. 13 Mart’ta Teladoc, günde 15 bin “teletıp talebi” almaya başladıklarını duyurdu. Acaba aradan geçen iki haftada talep nereye yükseldi?.. Teladoc doktorları profesyonel çalışıyorlar. Onlardan görüş almak bedava değil, ücretli. Şimdiki salgında bazı Avrupa hükümetlerinin sunduğu teletıp hizmeti ise sosyal devlet hizmeti kapsamında ücretsiz. 5G’nin 2030’larda yaygınlaşmasıyla teletıp uygulamaları da artacaktır.


Uçan robot: Drone


Drone, yerde yürüyen robotun havada uçanı… Korona mücadelesinde en kolay kullanılan ileri teknoloji bu oldu. Örneğin Güney Kore’de salgının yoğunlaştığı Deagu şehri ve başka yerler drone’larla arındırıldı. Çin’de drone’lara takılan hoparlörlerle halka uyarılar yapıldı. Bunlar bazen anonimdi, bazen de kişiye özel ayarlandı. Çin Global Times gazetesi twitter sitesinde yayınlanan videolarda, bazı vatandaşlara doğrudan seslenerek örneğin “Hey, sen, pembe montlu! Neden masken yok?” gibi uyarılar yapıldığı görülüyor (https://bit.ly/2QPKs39). Sadece Çin’de değil, Batı Avrupa’da Madrid, Paris ve başka şehirlerde drone’lar, korunma kurallarına uymayanlara havadan uyarı için kullanıldı. Ancak, galiba en sıra dışı uygulama Bulgaristan’ın Karadeniz kıyı şehri Burgaz’da olabilir (eğer gerçekleşirse?..). Buradaki “büyük” Roman yerleşiminde salgın durumu drone’larla yapılacak vücut sıcaklığı ölçümleriyle denetlenecekmiş.


Kaynak:

https://www.dunya.com/kose-yazisi/koronaya-karsi-robot-teletip-drone/466731