30 Aralık 2020 Çarşamba

ÜTS Mobil ile Maske Sorgulama

 TÜBİTAK BİLGEM #YTE olarak Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu #TİTCKK) adına geliştirdiğimiz Ürün Takip Sistemi (ÜTS) Projesi kapsamındaki mobil uygulama ile maskelerinizi sistemden sorgulayabilirsiniz.

Kapsamı ve fonksiyonalitesi itibariyle dünyada tek olan ÜTS, vatandaş odaklı bir sistemdir. ÜTS Mobil, kullanıcılarını aynı zamanda ürün denetmeni haline getirmektedir. Vatandaşların uygunsuz durumları bildirmeleri, piyasa gözetimi ve denetimi anlamında büyük kolaylık sağlamaktadır.


ÜTS mobil ile ilgili TV haberi için: 

http://share.interpress.com/share.aspx?mid=69094&i=1567047175&ei=74DAACAF2B7AF4406809CA7C54F2D1DE&m=4&midEnc=undefined






3 milyon doz aşı Türkiye'ye geldi

 Çin'den sipariş edilen korona virüs aşısının ilk partisini taşıyan uçak Ankara Esenboğa'ya iniş yaptı. Sağlık Bakanı Koca, 14 günlük test sürecinin bitmesiyle aşılamanın başlayacağını söyledi

Çinli Sinovac firmasından sipariş edilen yeni tip korona virüs (Kovid-19) aşılarının ilk partisi Sabaha karşı Türkiye'ye getirildi.

Kovid-19 aşılarını taşıyan Türk Hava Yolları'na ait "TK 6175" sefer sayılı "Boeing 777" tipi uçak, saat 05.44'te Ankara Esenboğa Havalimanı'na indi.

Türkiye saati ile 19.50'de Çin'in başkenti Pekin'deki havalimanından hareket eden uçağın Ankara'ya inişi ile aşıların bulunduğu konteynerler, uçaktan alınarak depolara taşınmaya başlandı.

14 gün test edilecek

Sosyal medya hesabından açıklama yapan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, "Aşılarımızı getiren uçak Esenboğa Havalimanımıza ulaştı. 14 gün sürecek testleri hemen Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumumuzda başlayacak. Testleri biter bitmez ise aşılama programımız Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü koordinasyonunda gerçekleşecek. Birlikte başaracağız." ifadelerini kullandı.

Astrazeneca aşısı İngiltere'de onaylandı

 Oxford Üniversitesi ve AstraZeneca firmasının ortak geliştirdiği Kovid-19 aşısı İngiltere'de kullanım için onay aldı.

AstraZeneca ve Oxford tarafından geliştirilen korona virüs aşısı, İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Dairesi (MHRA) tarafından onaylandı.

Geçtiğimiz gün AstraZeneca CEO’su Pascal Soriot, Oxford Üniversitesi ile birlikte geliştirilen korona virüs aşısının Kovid-19’a karşı yüzde 95 koruyacağını ve Pfizer/BioNtech ile Moderna aşıları kadar etkili olacağını açıklamıştı.

28 Aralık 2020 Pazartesi

Yüzde 100 etkili olan aşı geliyor

 Dünya genelinde aşılama çalışmaları devam ederken bir müjde de AstraZeneca’dan geldi

İngiltere ve İsveç’in ortaklaşa geliştirdiği, Oxford üniversitesince test edilen AstraZeneca aşısı, bu hafta onaylanıyor. Hıfzısıhha’nın ürettiği çiçek aşı gibi, zayıflatılmış virüsle üretilen aşının "Yüzde 100 koruma sağladığı" açıklandı. Aşı, vücuda verilen zayıflatılmış korona virüsüyle, t-hücreleri ve antikorlar üretilmesini sağlıyor.

Sözcü’den Ali Gülen’in aktardıklarına göre, şu ana kadar 1.4 milyardan fazla sipariş alan AstreZeneca'nın İngiltere'nin ardından AB ve diğer yerlerden arka arkaya onay alması bekleniyor.
Aşının yüzde 100 koruma sağlayacağı haberleri Avrupa medyasında manşetlere çıkmaya başladı. İngiliz basınının dışında Alman, İsviçre ve Avusturya medyası konuya geniş yer veriyor.

İngiliz ilaç üreticisi AstraZeneca'dan yapılan, “Bu savaşı nasıl kazanacağımızı öğrendik. Korona virüsüne veya ağır geçecek virüse karşı yüzde 100 koruma ağlıyor. İkinci dozla birlikte en az diğerleri kadar iyi” açıklaması yapıldı.
 Aşının, korona virüsünün tüm mutasyonlarına karşı da etkili olduğu açıklandı. Fiyatı, BioNTech/Pfizer ile Moderna'nın 10'da biri olan aşıdan İngiltere ilk etapta 100 milyon doz sipariş etti. Avrupa Birliği de, şu anda BioNTech aşısı kadar sipariş etti ama dünyadan gelen siparişler 1.4 milyarı buldu. AstraZeneca aşısının öyle aşırı soğuklarda saklanması zorunluluğu da bulunmuyor. Bu da onu daha cazip kılıyor.

25 Aralık 2020 Cuma

Koca, BioNTech ile aşı anlaşmasının imzalandığını açıkladı

 Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Alman biyoteknoloji firması BioNTech'in ABD'li ilaç şirketi Pfizer ile geliştirdiği yeni tip korona virüs (Kovid-19) aşısı için anlaşmanın imzalandığını açıklarken, "Yapılan anlaşmaya göre bu yıl için ayrılan, depolarda hazır beklediğini PROF. DR. UĞUR ŞAHİN hocamızın açıkladığı doz miktarı 550.000 dozdur" dedi.


Koca, Mart ayı sonuna kadar 4,5 milyon doz aşının Türkiye'ye teslim edilmesi için anlaşma sağlandığını belirtirken, "Anlaşmamıza göre tarafların mutabakatı ile 30 MİLYON doza kadar aynı şartlarda aşı temin edilebilecektir" ifadesini kullandı.


Koca'nın Twitter hesabından yaptığı açıklama şöyle:


"BIONTECH aşısı ile ilgili anlaşmanın imzalanmak üzere olduğunu dün sizlerle paylaşmıştım. Bu gece 04.30 itibariyle anlaşma imzalandı. Yapılan anlaşmaya göre bu yıl için ayrılan, depolarda hazır beklediğini PROF. DR. UĞUR ŞAHİN hocamızın açıkladığı doz miktarı 550.000 dozdur.


"Bu miktarın Türkiye’ye yıl sonuna kadar ya da ocak ayı başında gelmesi beklenmektedir. Bununla birlikte MART ayı sonuna kadar 4.5 MİLYON doz aşı ülkemize teslim edilecektir. Anlaşmamıza göre tarafların mutabakatı ile 30 MİLYON doza kadar aynı şartlarda aşı temin edilebilecektir.


"Gecikmenin nedeni üreticinin aşının üretiminden kaynaklanabilecek sorunlarla ilgili SORUMLULUK KABUL ETMEK İSTEMEMESİYDİ. Bu konuda üreticinin sorumluluğunun sözleşmenin mali büyüklüğü ile sınırlı tutulmasında anlaşıldı. Bu aşıyı kullanmak için vatandaşlarımızdan ONAM ALINACAK.


"Bu anlaşmanın hayata geçmesinde engellerin ortadan kalkmasında PROF. DR. UĞUR ŞAHİN hocamızın büyük emekleri vardır. Türkiye için yaptığı ayrıcalık unutulmayacaktır. Kendisine milletimiz adına bir kez daha teşekkür ederim."


24 Aralık 2020 Perşembe

Arjantin, Rus aşısı Sputnik V'nin kullanımını onayladı

 Arjantin Ulusal İlaç, Gıda ve Sağlık Teknoloji İdaresi (ANMAT), Rusya'nın yeni tip korona virüse (Kovid-19) karşı geliştirdiği Sputnik V aşısının kullanılmasına onay verdi.

Arjantin Sağlık Bakanı Gines Gonzalez Garcia'nın imzasıyla acil koduyla çıkan kararda, ANMAT yetkililerinin Rusya'da Sputnik V'nin geliştirildiği tesislere yaptıkları ziyaret ve araştırmalar birlikte aşkının güvenli olduğu belirtildi.

ONAYLANAN İKİNCİ AŞI ESKİ

Arjantin'e perşembe günü 300 bin doz ulaşması planlanan Sputnik V, ikamet onaylanan ikinci Kovid-19 aşısı oldu.

Devlet Başkanı Alberto Fernandez, 10 Aralık'ta, Sputnik V aşısından 10 milyon doz satın almak için Rusya ile anlaşma imzalandığını duyurmuştu.

Sputnik V aşısının haftadan itibaren halka uygulanmaya başlanması planlanıyor.

ANMAT, dün, hükümetin satın alma konusunda anlaşma sağlayamamasına rağmen BioNTech / Pfizer aşısının çiftleştirilmesi onaylanmıştı.

22 Aralık 2020 Salı

Çin aşısının Brezilya'daki test sonuçları ABD medyasında

 Çinli Sinavac tarafından geliştirilen ve Türkiye'de de deneyleri yapılan CoronaVac isimli aşının Brezilya'daki testleri tamamlandı. Wall Street Journal aşının korona virüse karşı etkili olduğunun kanıtlandığını yazdı

Çinli ilaç şirketi Sinavac Biotech'in geliştirdiği, Türkiye'de de deneyleri yapılan "CoronaVac" isimli yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşı adayının insanlar üzerinde yapılan 3. faz son deneylerinin tamamlandığı açıklandı. ABD'li Wall Street Journal gazetesi ise sonuca dair çok önemli veriler paylaştı.

Brezilya'da biyolojik araştırmalar yapan, Sinovac'ın Kovid-19 aşı adayının deneylerinde ve Brezilya'daki üretiminde işbirliği yaptığı Butantan Enstitüsü, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, "1. ve 2. faz deneylerinin mükemmel sonuçlarının ardından, CoronaVac'ın 3. faz deneyleri tamamlandı." ifadesini kullandı.

Enstitü, aşının onaylanması için sonuçların Brezilya Sağlık Düzenleme Kurumuna (ANVISA) gönderileceğini belirtti. Böylece Brezilya, CoronaVac'ın klinik testlerini tamamlayan ilk ülke oldu.

Aşı adayının, Kovid-19'a karşı insanlara bağışıklık kazandırmasında etkili olup olmadığının ölçüldüğü deneylerin sonuçları henüz açıklanmadı.

Öte yandan, Amerikan Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin, deneye katılan gönüllülerle yaptığı görüşmeye dayandırdığı haberine göre, CoronaVac'ın 3. faz deneyleri, aşı adayının Kovid-19'a karşı etkili olduğunu ortaya koydu. Haberde, CoronaVac'ın son deney sonuçlarının, uluslararası çevrelerden bilim insanlarının, bir aşı adayının bağışıklık kazandırabilmesi için alt sınır olarak değerlendirdiği yüzde 50 eşiğini geçtiği belirtildi.

CoronaVac'ın Brezilya'da insanlar üzerindeki deneyleri, Brezilya'da biyolojik araştırmalar yapan Butantan Enstitüsünün iş birliğinde temmuz sonlarında başlamıştı.

Ülkede 13 bin gönüllü üzerinde denenen aşı adayının deneyleri, beklenmedik bir yan etki nedeniyle 10 Kasım'da durdurulmuş ve 12 Kasım'da yeniden başlatılmıştı.

Sao Paulo eyaleti, başarılı olması durumunda 46 milyon dozluk aşı almanın yanı sıra Çinli ilaç şirketiyle aşının üretimi için gerekli teknolojinin Butantan Enstitüsüne aktarılması üzerine anlaşmıştı.

CoronaVac'ın klinik deneyleri Brezilya'nın yanı sıra Türkiye ve Endonezya'da da yapılıyor.

BioNTech aşısı mutasyona uğrayan virüse de etkili

 BioNTech aşısının mimarlarından Uğur Şahin, aşıyı 20 kadar virüs varyasyonu üzerinde denediklerini belirterek aşının İngiltere'de ortaya çıkan yeni tür korona virüsü üzerinde de etkili olacağına inandıklarını söyledi.

Almanya merkezli biyoteknoloji firması BioNTech'in Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Uğur Şahin, ABD'li Pfizer şirketi ile geliştirdikleri aşının İngiltere'de mutasyona uğrayarak ortaya çıkan yeni tür koronavirüse karşı da koruma sağlayacağına inandığını söyledi.


Almanya'da bir haber ajansına konuşan Şahin, bilimsel açıdan ihtimalin yüksek olduğuna dikkat çekerek: "Aşıyı mutasyona uğramış yaklaşık 20 virüs varyasyonu üzerinde test ettik. Aşının sağladığı bağışıklık tepkisi, her virüs varyasyonunu etkisiz hale getirdi." açıklamasında bulundu.


Virüsün şu anda güçlü bir şekilde mutasyona uğradığını ifade eden Şahin, testlere devam etmeleri gerektiğini ve bunun da yaklaşık iki hafta süreceğini belirterek: "Ancak (aşının) etki mekanizmasınının önemli ölçüde etkilenmeyeceğine eminiz." şeklinde konuştu.


AŞI ETKİLİ ANCAK VİRÜS ZARARSIZ DA DENEMEZ

Pfizer şirketi ile birlikte geliştirdikleri aşıda kullanılan antijenin (antikor üreten madde) bin 270 aminoasitten oluştuğunu anlatan Şahin, bunlardan dokuzunun mutasyona uğradığını ve bunun da aminoasitlerin yüzde biri bile olmadığını ifade etti.


"Aşımız tüm proteini görüyor ve çoklu bağışıklık tepkileri geliştiriyor. Dolayısıyla virüsün kaçamayacağı kadar çok kenetlenme noktası var." şeklinde aşının özelliklerinden bahseden Şahin, ancak bunun virüsün yeni türünün zararsız olduğu anlamına gelmediğini de vurguladı.


Şahin, geliştirdikleri aşının haberci molekül olan mRNA bazlı olduğunu vurgulayarak bu aşının prensipte virüsün yeni varyasyonlarına karşı etki sağladığını kaydetti. 


AB'DE AŞILAMA 27 ARALIK'TA BAŞLIYOR

Pfizer ve Biontech'in koronavirüse karşı geliştirdiği aşı, Avrupa İlaç Dairesi'nin tavsiye kararının ardından AB Komisyonu'ndan da onay aldı. AB'de aşılamalara 27 Aralık'ta başlanacak.


Koronavirüsü öldürdüğü öne sürülen maske, Türkiye’de

 Adana'da medikal firma sahibi Mehmet Ceyhan, Avrupa Birliği ülkelerinde satışı onaylanan 'bakır iyonlu korona maskesi'ni Sağlık Bakanlığı'ndan onay alarak Türkiye’ye getirdi.

Adana'da medikal firma sahibi Mehmet Ceyhan, 'Bakır İyonlu Korona'nın yaptığı araştırmalar sonucu koronavirüsü yüzde 99.9 oranında öldürdüğünü iddia etti.

Nisan 2020 yılında Alman TUV SUD laboratuvarlarında test edilerek onaylanan ve Avrupa Birliği'nde (AB) satışı onaylanan 'bakır iyonlu korona maskesi', Amerika ve Avrupa birliği ülkelerinden sonra Türk girişimciler tarafından Türkiye'ye getirildi. Sağlık Bakanlığı'na bağlı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihazlar Kurumu (UTS) bağlı kayıtlı olan maskenin, yurt dışında yapılan testler sonucu koronavirüsü yüzde 99.9 oranında öldürdüğü sürüldü.

YÜZDE 99.9 ORANINDA ÖLDÜRÜYOR

Adana'da 10 yıldır medikal firma işleten Mehmet Ceyhan, bakır iyonlu maskenin Avrupa Birliği tarafından onaylandığını söyledi. Maskenin Amerikan bakır bilişimleri söyleyen Ceyhan, maskenin laboratuvar laboratuarlarda partiküllerinin emdirildiğini belirtti. Ceyhan, "Bu maske 2020 yılı" Alman TUV SUD laboratuvarlarında zorlu bir testten geçti. Bu test süreci sonunda ise koronavirüsü bir dakika öldürdüğü ispatlandı. Bu testlerin ardından bu Avrupa birliği ülkelerinde satışa sunuldu "dedi.

BAKANLIK SİSTEMİNE KAYITLI

Mehmet Ceyhan, koronavirüs döneminde çok fazla kalitesiz maskelerin sürülmesinden sonra arayışına girdiğini, “Araştırmalarımız yurt dışında kullanılan bu ürünü bulup, girişimlerde bulunarak Türkiye distribütörlük aldık. Şu anda piyasada bulunan maskelerin Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihazlar Kurumu (UTS) kayıtlı olması gerekiyor. Hatırlanması gerekiyor. Bu ürünlerimizin de kalite sertifikaları ve UTS ile konuşuluyor "diye konuştu.

ARAŞTIRMALAR SONUCU KANITLANMIŞTIR

Maskenin virüs ve bakterilerle temas ettiğinde üzerinde bulunan bakır iyonları sayesinde virüs ve bakterilerin DNA ve RNA’sını bozduğunu söyleyen Ceyhan, "Bu nedenle herhangi bir virüs yada bakteri maskeye bulaştığında bakır iyonları ile tepkimeye girerek ölüyor. Bu maskenin virüsü bir dakika içerisinde öldürdüğü de araştırmalar sonucu kanıtlanmıştır’’ ifadelerini kullandı.

BİR AY KULLANILABİLİR

Maskenin ömrünün, yırtık ve delik olmadığı sürece bir ay kullanılabileceğini aktaran Ceyhan suya karşı da dayanıklı olduğunu söyledi. Ceyhan, "Üzerindeki bu renk maskenin orijinal rengidir. Rengini ise bakır iyonlarından alıyor. Hiçbir şekilde bir boya kullanılması söz konusu değildir. Suya dayanıklı olan bu maske, ıslandığında yarım saat güneşte kurutularak tekrar kullanılabilir’’ dedi.

BAKTERİLER BAKIRA DİRENÇ GÖSTEREMEZ

Bakır iyonlarının yapılan laboratuvar çalışmalarında antiviral olduğunu söyleyen İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Can Şen, "Bakır iyonları yüzeylerde mikropları ve virüsü kısa sürede öldürebilir. Bu maksatla bakır içeren maddeler virüsten önce üretilmiştir. Bazı kapılar gibi ürünlerde bakırlardan yararlanılmıştır. Bakteriler bakıra Bakırlar anti mikrobiyal özelliği bakımından etkilidir "uzun direnç gösteremiyorlar.




Korona virüs hangi sıcaklıkta daha çok yayılıyor?

 Fransa'da korona virüsün hangi hava koşullarında daha çok bulaşıcı olduğuna dair bir çalışma yapıldı. Çalışmaya göre, Covid-19 enfeksiyonlarının yüzde 90'ının sıcaklığın 3 ila 17 deree arasında dalgalandığı zamanlarda yayıldığı belirtildi.

Fransa'da hava koşullarının korona enfeksiyonunu hızlandırıp hızlandıramayacağı konusu üzerine çalışma gerçekleştirildi. Fransa'da Ulaştırma Bakanlığı'na bağlı Meteo France'ın alt iştiraki olan Predict ile inceleme bir araştırmaya göre, sıcaklık ve nemin virüsün yayılımında önemli faktörler olduğu tespit edildi.

Fransız Les Echos'un haberinde geçtiğimiz hafta virüsün yayılmasında insan davranışlarının etkili olduğunun altını çizen Sağlık Bakanı Olivier Veran'ın ardından çalışmayı gerçekleştiren şirket Predict Services başkanı Alix Roumagnac, “Virüs, hidrometrik sıcaklıklara bağlı olan damlacıklara bağlanıyor. Hava çok soğuk ya da çok sıcak olduğunda, bu damlacıklar askıda kalamazlar ”ifadelerini ifade etti.

NEM DE ETKİLİ

Geçtiğimiz Mart başında göre, Covid-19 enfeksiyonlarının yüzde 90'ınınlığın 3 ila 17 derece arasında dalgalandırıldığı belirtilirken aynı zamanda mutlak nemin 4 ila 9 gram arasında olduğu virüsün daha hızlı yayıldığı belirtildi.

Geçtiğimiz Nisan ABD'de ABD'de MIT ve Kanada'da Toronto Üniversitesi tarafından yapılan iki farklı araştırmada hava sıcaklığının yeni tip koronavirüs (Covid-19) enfeksiyonunu etkilemediği açıklanmıştı. Toronto Üniversitesi'nden araştırmacılar, Mart ayından bu yana ABD ve Kanada'da 375 bin 600'den fazla Covid-19 vakasını incelemiş, hava sıcaklığının korona virüse etkisi olmadığını belirtmişti.

60 DERECEDE İŞLEVİNİ YİTİRİR

Haziran ABD'de ABD'de Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) tarafından bir virüsün işlevini yitirmesi için 60 dk boyunca 60 ° C sıcaklığa maruz bırakılması açık açıklama, bu protokolün Ebola virüsünde yüksek bir başarı belirtti.

Hong Kong Üniversitesi'nin geçtiğimiz aylarda araştırmaya göre ise corona virüsün 5 dakika boyunca 70 ° C sıcaklığa maruz bırakılırsa yitirdiği belirtilmişti.

BioNTech CEO'su Şahin: Türkiye için yeterli doz depoladık

 Yeni tip korona virüs (Kovid-19) aşısını geliştiren Alman biyoteknoloji BionTech'in kurucu ortağı Prof. Dr. Uğur Şahin, "Türkiye için yeterli doz depoladık. Nispeten hızlı teslimat yapılabilir." dedi.

Alman biyoteknoloji firması BioNTech'in kurucu ortağı Prof. Dr. Uğur Şahin, yaptığı açıklamada, Kovid-19'a karşı geliştirdikleri "BNT162b2" aşısının Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde onay almasından mutluluk duyduklarını dile getirerek, "Bu bizim için çok mühim bir olay Avrupa İlaç Ajansı (EMA) diğer ülkeler için bir örnek model 27 sınırlayacaklar aşılara Tabii şimdi elimizde yeterince aşı dozu yok Her devlete birkaç yüz bin aşı dozu gidecek Ondan sonra ocak ve şubatta belki 10-15 milyon doza kadar imkanımız var bu aşıları. " dedi.

BİR PROBLEM GÖRMÜYORUZ

"BNT162b2" aşısının mutasyonlara etkisi sorunu görmediklerini vurgulayan Şahin, şöyle devam etti:

"Bu ilk mutasyona uğrayan bir virüs değil. Bundan önce de değişik değişik değişiklikler vardı. bunda etkili olmayacak diye bir konu yok. "

Yazmak mutasyona uğrayan virüs üzerinde henüz yeterli olmadığına işaret eden Şahin, "Şimdi bu virüs üzerine araştırmalar yok Bugüne kadar bildiğimiz yeni çıktığı bazı insanlar diyor ki daha çabuk insandan insana bulaşıyor Bilmiyoruz çünkü bilim makalesinde makale yazmadı, makale olarak okumadık daha. Biz genetik mutasyonları laboratuvarlarımıza getirdik. Onun üzerine yazılacak Bu virüsün genetik kodunun yüzde biri mutasyona uğramış, yüzde 99'u uğramamış Bizim aşımız çok değişik resim için biz bildik ki yüzde biri değişmişse bile yüzde 99'u konsolide edebilecek. " ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE İÇİN YETERLİ DOZ DEPOLADIK

Türkiye ile aşı konusunda görüşmelerin sürdüğünü hatırlatan Şahin, kısa süre imzalamanın mümkün düşündüğünü belirtti.
Türkiye'ye aşı göndermekten mutlu yazmak dile getiren Şahin, "Türkiye için yeterli doz depoladık. Nispeten hızlı sevk edilebilir." dedi.

ÇOK KONSANTREYİM

EMA'nın onayından memnuniyet duyduğunun altını çizen Şahin, "(Aşının geliştirilmesinde) Katkı sağlayanlar için çok büyük bir işti. Bu çok güzel. Bu çok başka bir önemli adımdır. Ben mutluyum ancak fark gibi çok yüksekreyim. düşünmek zorundayım. Duygular için fazla zaman yok. " şeklinde konuştu.

AŞI SÜREKLİ ÜRETİLİYOR

Şahin, aşının üretiminin sürdüğüne dikkati çekerek, şöyle devam etti:

"Çalışanlarımız hem burada Almanya'da hem Belçika'da hem de ABD'de. Orada aşı sürekli üretiliyor. Şimdi önemli olan ilk teslimat. Ardından insanlar aşılanmaya başlanabilir. Daha fazla ihtiyaç duyulduğunda sevkiyatı yapacağız. Teslim ettiklerimiz bittiğinde ve ihtiyaç duyulursa yeniden teslimat yapacağız çünkü aşılama da kolay değil. Aşılanması gereken 500 milyonun üzerinde Avrupalı var. Her birinin aydınlatılması lazım. Çok kağıt işi, lojistik konusu var. Bu çok hızlı olmuyor. Benim görüşüme göre yüksek aşı oranını elde etmek yaza kadar sürer.”

ASLA TAMAMEN YENEMEYECEĞİZ

Virüs ile mücadelede ne zaman galip gelineceğine ilişkin olarak Şahin, şunları söyledi:

"Virüsü asla tamamen yenemeyeceğiz. Ulaşmak istediğimiz şey, insanların evden çıkamayacakları bu duruma tekrar gelinmemesidir. Bunu, herkes iyi çalışır ve yeterince doz aşıyı teslim edebilirsek başarabiliriz. Buna yaz sonunda ulaşabiliriz. Yazın daha kolay olacak. Bu yaz hayatın neredeyse normal olduğu zamanları siz de fark ettiniz çünkü yazın virüs daha az aktif. İnsanlar da çoğu zaman dışarıda. Dışarıda enfeksiyon kapma olasılığı daha düşük. Önemli olan kışı atlatmamız. Bu ancak herkesin disiplinli olması, kendine ve başkalarına dikkat etmesiyle mümkündür. Diğer taraftan gelecek kışa girmeden önce insanların yüzde 60-70'inin aşı olması çok önemli. O zaman tekrar kapanmaya girmek zorunda olmayacağımızı söyleyebiliriz."

Aşının etkili olduğunu geçici sonuçlar elde edildiğinde anladıklarını ifade eden Şahin, "Verileri aldığımızda hey bu işliyor, süper dedik." ifadesini kullandı.
Bu konuda ilk olarak Pfizer'ın Üst Yöneticisi (CEO) tarafından bilgilendirildiğini anlatan Şahin, "Ben de hemen yanı başımdaki kapıyı açarak eşime söyledim." dedi.

Kendisinin aşı olup olmayacağına ilişkin soruya da Şahin, "Bunu şu an inceliyoruz. Çalışanlar için ekstra küçük sayıda üretim yapmak istiyoruz. O zaman muhtemelen aşı olurum." diye konuştu.

HARİKA MESAJLAR ALIYORUM

Türkiye'de akrabalarının olduğunu ve zaman zaman onlarla görüştüğünü anlatan Şahin, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Elbette hepsi gururlu ve iyi dileklerde bulunuyor ve heyecan duyuyorlar. Bunu çok güzel buluyorum. Türkiye'den ve Almanya'da yaşayan Türklerden harika mesajlar aldım. Bunları çok güzel buluyorum. Hepsi çok gurur duyuyor. Ne hissettiklerini anlıyorum. Ne yazık ki sadece çok azına cevap verebiliyorum. Hepsine teşekkürlerimi iletin. Başkası bir şeyler başardığında biz Türkler onlarla mutlu olduğumuzu da hissediyorum. Bu her zaman iyi."

Şahin, "Almanya'da entegrasyon konusunda örnek olarak görülüyorsunuz. Kendinizi rol model olarak görüyor musunuz?" şeklindeki soruya, "Hayır. Üniversiteye gittiğim için şanslıydım. Bazı şeyleri iyi yapabildiğim için şanslıyım. Harika insanlarla olduğum için şanslıyım. Her insanın bir rol model olduğuna inanıyorum. Görevinin ve yeteneklerinin arkasından giden, başkalarına saygılı davranan, ebeveynlerine saygı duyan herkes rol modeldir. Her insanın yapması gereken neyse onu yapıyorum." ifadesini kullandı.

Gençlere de tavsiyelerde bulunan Şahin, "Ben sadece yaptığımı tavsiye edebilirim. Her zaman kendimi iki şeylere yönlendirdim. Bilime olan sevgimle ve meraklı olmakla. Her zaman bir şeylerin nasıl işlediğini anlamaya çalışıyorum. İnsanlara neyi sevdiklerini bulmalarını, kariyerini düşünmelerini tavsiye edebilirim. Ben tıp okudum, doktor ve profesör oldum ancak hiçbir zaman kariyerimle ilgilenmedim. Bir şeyi 10 bin kere de yapsanız bunu canınız sıkılmadan yapmanız önemli. Beni yönlendiren şey de insanlara yardım etmek. Önemli olan ve yönü belirleyen aydınlanma bu. İki şeyi birleştirirseniz güzel bir şey ortaya çıkabilir." şeklinde konuştu.

NOBEL KONUSUNDA YORUM YAPAMAM

Şahin, Nobel Ödülü'ne aday gösterilebileceğine ilişkin değerlendirmeler konusunda yorum yapamayacağını belirterek, "Başka kişilerin karar verdiği bilimsel ödül olduğu için bununla ilgili bir yorum doğru değil. Benim için şu anda önemli olan başarmaya çalıştığımız şeyi gelecek yıl gerçekten başarmak. Ardından ondan sonraki yıl başarmak istediğimizi gerçekleştirmek. Farkı yaratmayı başarırsanız, bir şekilde takdir edilirsiniz. Bu konuyu düşünmüyorum. Takdir her zaman sonradan gelir." dedi.

Uğur Şahin, kanser araştırmalarını da sürdürmeye devam edeceklerini dile getirerek, "Her gün kanser araştırmalarıyla ilgili çalışıyoruz." dedi.

Aşı karşıtlarıyla ilgili de aşıya güven duyuları aydınlatmak ve şeffaf olarak bilgilendirmek söyleyen Şahin, "Bunu yapmamız lazım. Yanlış bilgileri çürütmek ve sabırlı olmak zorundayız. Sonra bu düzelecektir." diye konuştu.

Memleketi İskenderun'a 30 çevrildiğinden gitmediğini anlatan Şahin, İskenderun'da akrabalarının kalmadığını, hepsinin Mersin'de, Ankara'da veya İstanbul'da yaşadığını söyledi.

Şahin, İskenderun'da küçük bir evleri oldugunu, şimdi orada çocukken geçirdiği vakti hatırladığını kaydetti.

Sosyal medyada kendi fotoğrafı gibi paylaşılan fotoğrafların gerçek olmadığını vurgulayan Şahin, `` İskenderun'daki evin olduğu fotoğrafın doğru olduğunu belirtti.

21 Aralık 2020 Pazartesi

Avrupa İlaç Ajansı'ndan Türk profesörlerin aşısına onay

 Avrupa İlaç Ajansı (EMA), Pfizer - Biontech'in korona virüs aşısına şartlı onay verdiğini açıkladı

Avrupa ilaç düzenleme kurulu (EMA), ABD’li Pfizer ile Alman BioNTech tarafından geliştirilen Kovid-19 aşısının Avrupa’da kullanımını onayladı.

EMA başkanı Emer Cooke yaptığı sanal basın toplantısında "EMA bilimsel komitesinin bugün toplandığını ve  Pfizer - BioNTech tarafından geliştirilen aşı için AB'de şartlı bir pazarlama izni önerdiğini duyurmaktan mutluluk duyuyorum" dedi.

Aşının faydalarının risklerinden daha fazla olduğunu açıklayan EMA yaptığı açıklamada, "Aşının yeni korona virüs mutasyonuna karşı işe yarayıp yaramayacağını gösteren hiçbir kanıt yok" ifadelerini kullandı.

Pfizer - Biontech korona virüs aşısına İngiltere 2 Aralık'ta, ABD ise 11 Aralık'ta acil kullanım izni vermişti.

AB KOMİSYON BAŞKANI: 27 ARALIK'TA BAŞLAYACAK
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Birliği'ndeki (AB) Kovid-19 aşılama kampanyasına 27 Aralık tarihinde başlanacağını duyurmuştu.
 
Konuyla ilgili Twitter'dan açıklama yapan Ursula von der Leyen, "AB sınırları içerisinde aşılama çalışmalarının ilk etabı 27, 28 ve 29 Aralık tarihlerinde başlayacak. Vatandaşlarımızı birlik içerisinde koruyoruz. Bir arada daha güçlüyüz." ifadelerini kullanmıştı.

Virüsün etkisinin yok edilmesi konusunda emin olduğunu dile getiren Leyen, komisyonun büyük bir sorumluluk altına girdiğini belirterek 2021'de de AB'ye üye 27 ülkede aşı kampanyasının hızla devam edeceğini söylemişti.

Yaklaşık 450 milyon kişinin yaşadığı Avrupa Kıtası'nda 470 binin üzerinde kişi korona virüs nedeniyle hayatını kaybetti.

19 Aralık 2020 Cumartesi

İlk kovit aşısı müzeye konuldu

 Kovid-19 aşısını ilk olan kişi Margaret Keenan’a (90) uygulanan aşının şişesi ve şırıngası, Londra’da bulunan Bilim ve Sanayi Müzesi’ne konuldu

İngiltere’nin başkenti Londra'da bulunan Bilim ve Sanayi Müzesi, dünyada ilk olarak Margaret Keenan’a uygulanan koronavirüs aşısının şişesini ve şırıngasını müzenin eserleri arasına koydu. Ziyaretçiler, aşının şişesi ve şırıngasını, 2021'in ilk aylarında müzede görebilecek.

Korona virüs aşısını ilk uygulayan ülke İngiltere’de, Coventry Üniversite Hastanesi'nde 8 Aralık 2020 Salı günü sabah saat 6.45'te, Pfizer BioNTech Covid-19 aşısı dünyada ilk kez uygulanarak tarihte yerine aldı. Kovid-19 aşısını ilk olan kişi Margaret Keenan’a (90) uygulanan aşının şişesi ve şırıngası, Londra’da bulunan Bilim ve Sanayi Müzesi’ne konuldu.

ŞİŞENİN VE ŞIRINGANIN TARİHİ DURUMU ÖLÜMSÜZLEŞTİRİLDİ


Müzeden yapılan açıklamada “Bu küçük ama önemli nesneyi koruyarak, gelecek nesillerle paylaşılacak ilk COVID-19 aşılamasının tarihi durumunu ölümsüzleştiriyoruz. 2021'in başlarında, şişe, tıp tarihine adanmış en büyük galeride sergilenecek" ifadeleri kullanıldı.

Bilim ve Sanayi Müzesi yaptığı açıklamada, geçmişte salgınla ilgili nesnelerin elde edilmesinin zor olduğunu ifade ederek “Bu eşyalar, geçici nitelikleri nedeniyle yok edildikleri için (patojenler veya vücut sıvılarıyla temas nedeniyle) veya belki de bu travmatik olayları yaşayan insanların unutmaya istekli olması nedeniyle nadiren hayatta kalır” dedi.







Pfizer/BioNTech ve Moderna aşılarının içeriği açıklandı

  Korona virüse karşı, sırasıyla yüzde 95 ve yüzde 94 etkinlik gösterdiği açıklanan Pfizer/BioNTech ve Moderna, asılsız iddialara karşın aşılarının içerdiği tüm maddeleri çevrimiçi olarak yayımlandı.

Amerikan ilaç şirketi Pfizer ile Türk bilim insanı Prof. Dr. Uğur Şahin'in kurucu ortağı olduğu Alman biyoteknoloji firması BioNTech'in geliştirdiği yeni tip korona virüs (Kovid-19) aşısı şimdiye kadar ABD, İngiltere ve Kanada’da kullanılmaya başlandı. Yüzde 95 etkinlik gösterdiği açıklanan aşı 27 Eylül itibariyle Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde de kullanılmaya başlanacak. BionTech/Pfizer ile aynı teknolojiyi kullanan Moderna aşısının da kısa bir süre içinde Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi’nden (FDA) acil kullanım onayı alması bekleniyor.

ASILSIZ İDDİALAR NEDENİYLE BİNLERCE KİŞİ AŞIYI REDDETME EĞİLİMDE

Ancak, pandeminin başlangıcından bu yana  aşılar hakkında üretilen  komplo teorilerinin de ardı arkası kesilmedi. Microsoft’un kurucusu Bill Gates’in aşılarla insanlara çip takacağı ya da mRNA aşılarının insanların DNA’sını değiştireceğine dair iddialar ise hala on binlerce aşıyı reddetmesine neden oluyor. 

Bilim insanları, aşıyla sürü bağışıklığı sağlanabilmesi için bir toplumdaki nüfusun en az ortalama olarak yüzde 60-80'inin aşı olması gerektiğini söylüyor. Ancak son zamanlarda yapılan çalışmalar, ABD'de yaşayanların yüzde 40'tan fazlasının aşıyı reddedebileceğini gösteriyor.

AŞILARIN İÇERİĞİ ÇEVRİMİÇİ OLARAK PAYLAŞILDI

Milyonlarca doz Pfizer/BionTech aşısının onaylanan ülkelerde  dağıtılmasıyla birlikte, asılsız iddialar tekrar ortaya çıktı. Bunun önüne geçmek isteyen üç şirket de aşılarının tam içeriğini çevrimiçi olarak paylaştı.

KORONA VİRÜS AŞILARI NASIL ÇALIŞIYOR?

Hem Pfizer hem de Moderna aşısı haberci RNA (mRNA) teknolojisini kullanıyor. Bu aşılar türünün ilk örneği olsa da, ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ne (CDC) göre bilim insanları mRNA, teknolojisi üzerinde 20 yıldan bir süredir çalışıyor. 

mRNA teknolojisi kanser ve diğer hastalıklarla mücadele etmek için geliştirildi, ancak yeni tip corona virüs için yeniden uyarlanıncaya kadar erken aşama klinik denemeleri geçemedi.

Corona virüse karşı geliştirilen mRNA aşıları canlı veya inaktive edilmiş virüs içermiyor, yeni tip corona virüsün yüzeyinde bulunan başak proteinin  bir parçasını kodlayarak çalışıyor. Başak protein ayrıca virüsün vücuda tutunduğu kısım olarak biliniyor.

İşte Pfizer/BioNtech aşısının içindekiler;

-mRNA

-Lipitler ((4-hydroxybutyl)azanediyl)bis(hexane-6,1-diyl)bis(2-hexyldecanoate), 2 [(polyethylene glycol)-2000]-N,N-ditetradecylacetamide, 1,2-Distearoyl-sn-glycero-3- phosphocholine, ve kolesterol)

-Potasyum klorür

-Monopotasyum fosfat

-Sodyum klorür

-Dibasic sodium phosphate dehydrate

-Sükroz (Şeker)

Moderna aşısının içeriği ise şu şekilde;

-mRNA

-Lipitler (SM-102, 1,2-dimyristoyl-rac-glycero3-methoxypolyethylene glycol-2000 [PEG2000-DMG], cholesterol, and 1,2-distearoyl-snglycero-3-phosphocholine [DSPC]),

-Trometamin,

-Trometamin hidroklorür  

-Asetik asit

-Sodyum Asetat

-Sükroz (Şeker)

KOVİD-19 AŞILARININ İÇİNDE YER ALAN MADDELER HANGİ İŞE YARIYOR?

Michigan Eyalet Üniversitesi'nden farmakoloji ve toksikoloji uzmanı olan Doktor D. Pharm, “İçerikler her aşı için biraz farklı olsa da, sonuçta aynı hedefe ulaşıyor. mRNA, her iki aşının da güç merkezidir” dedi.

Ancak yağ olan lipitler de önemli bir rol oynar. Johns Hopkins Üniversitesi’nden Amesh A. Adalja, ise yağ hücreleri olan lipitlerin mRNA'nın hücrelere iletimini kolaylaştırdığını ifade etti. Adalja, “Lipitler, vücuda enjekte edileNE kadar aşıdaki mRNA'yı sarar ve korur” dedi.

Bununla birlikte uzmanlar, aşılarda kullanılan potasyum klorür, sukroz (şeker) ve asetik asit gibi diğer maddelerin daşının pH değerinin  veya stabilitesini korumaya çalışmaya yönelik olduğunu söyledi. Aldalja, “Örneğin asetik asit sirkede bulunur. Sodyum asetat aynı zamanda bir dengeleyicidir"Pek çok gıdada bulunur ve ayrıca sıvılarda elektrolit olarak kullanılabilir” dedi. 

ÇOK UFAK FARKLILAR BİLE DEPOLAMA ŞEKLİNDE FARKLILIK YARATIYOR

Diğer taraftan, bilim insanları, Kovid-19  aşılarının benzer bir formüle formülleri vardığı, ancak çok küçük farklıların biile depolama şekillerini değiştirebileceğini belirtti. 

Pfizer/BioNTech aşısının, optimum etkinliği sürdürmesi için -70 santigrat derecede saklanması, ayrıca uygulanmadan önce başka bir sıvıyla karıştırılması gerekiyorBu durum ise aşının özellikle gerekli teknolojik altyapıya sahip olmayan yoksul ülkelere dağıtılmasının önündeki en büyük engellerden birini oluşturuyor. Moderna aşısının normal buzdolabı sıcaklığında 30 gün boyunca, -20 derece sıcaklıkta 6 ay ve oda sıcaklığında 12 saate kadar dayandığı duyuruldu. Şirket, bu nedenle,  “mRNA-127”'ün günümüzdeki mevcut aşı dağıtım ve depolama altyapısı kullanılarak dağıtılabileceğini iddia ediyor.

AŞILAR KODLANMIŞ PROTEİNİ NASIL KULLANIYOR?

Aşının içeriğinde bulunan mRNA, hücrelere corona virüsün başak proteinine benzer bir protein üretme talimatı veriyor. Bu durumun ardından bağışıklık sistemi savaşması gereken bir enfeksiyon olduğunu düşünerek hareket geçiyor ve üretilen proteinlere karşı bir yanıt oluştuyor. Bu süreçte vücüt yeni tip corona virüse özgü antikor geliştiriyor. Antikorlar ise corona virüs ile tekrar karşılaşıldığında vücudun savunulmasını sağlıyor. 

İsviçre'den Pfizer-BioNTech aşısına onay

 Dünyada Pfizer-BioNTech aşısına 'standart prosedürlerde' onay veren ilk ülke İsviçre oldu

İsviçre'de tedavi ve sağlık alanındaki mevzuatları düzenleyen kurum Swissmedic, Pfizer ve BioNTech'in geliştirdiği yeni tip korona virüs (Koid-19) aşısına onay verdi. İngiltere, Kanada ve ABD'de 'acil kullanımına' izin verilen Pfizer ve BioNTech'in aşısına, İsviçre dünyada ilk 'standart prosedürlerde' onay veren ülke oldu.


Swissmedic'ten yapılan yazılı açıklamada, tüm yaş gruplarından elde edilen verilerin, aşının 'yüksek etkinlik ve güvenlik şartlarını' karşıladığını gösterdiği aktarıldı. Açıklamada, aşıya acil kullanım için değil, 'standart prosedürler' kapsamında onay verildiği ve bunun da dünyada bir ilk olduğu vurgulandı. 


Swissmedic Direktörü Raimund Bruhin, onay sürecinde titizlikle hareket ettiklerini belirterek, Pfizer ve BioNTech'in geliştirdiği aşının 'güvenlik, etkinlik ve kalite' kriterlerini karşıladığını belirtti.


Bruhin, "Hastaların güvenliği, özellikle aşıların ruhsatlandırılması söz konusu olduğunda önemli bir ön şarttır" ifadelerini kullandı. İsviçre, Pfizer ve BioNTech aşının yanı sıra, Moderna ve AstraZeneca’nın geliştirdiği Kovid-19 aşıları için toplam 15.8 milyon doz sipariş verdi.


Aşı ücretsiz olacak


İsviçre İçişleri Bakanı Alain Berset, Twitter'dan yaptığı açıklamada, aşılamaların günler içinde başlayacağını belirtti. Barset, aşının ücretsiz olduğunu ve 'şiddetle' tavsiye ettiklerini vurguladı. Planlamalara göre, ülkede yaygın aşılamanın 4 Ocak'tan itibaren 100 bin dozluk ilk parti ile başlaması bekleniyor.


FDA'dan Moderna'nın aşısına onay

 FDA, Pfizer'in aşısının ardından Amerikan ilaç firması Moderna'nın geliştirdiği yeni tip korona virüs aşısının kullanımını da onayladı

Amerikan ilaç firması Moderna'nın geliştirdiği yeni korona virüs (Kovid-19) aşısı, Pfizer ve BioNTech tarafından geliştirilen aşının ardından ABD Gıda ve İlaç Dairesi'nden (FDA) onay aldı. 


Yüzde 94,1 etkili olduğu açıklanan Kovid-19 aşısı, 18 yaş ve üzeri kişilerde kullanılabilecek.


Moderna'dan 200 milyon doz aşı alımı için anlaşma yapılan ABD'de, yaklaşık 5,9 milyon doz aşının dağıtımına pazar günü başlanacak.


ABD Başkanı Donald Trump, FDA'nın onayının ardından Twitter hesabından, "Tebrikler, Moderna'nın aşısı artık hazır!" açıklamasında bulundu.


FDA, 11 Aralık Cuma günü de Pfizer ve BioNTech'in geliştirdiği Kovid-19 aşısı için onay vermişti.


Pfizer ve BioNTech'in geliştirdiği aşı ise 16 yaş ve üzeri kişilerde kullanılabiliyor.


15 Aralık 2020 Salı

Dünyada Kovid-19 vaka sayısı 73 milyonu geçti

 ABD, 16 milyon 870 bin 28 ile en fazla vaka sayısına sahip ülke konumunda bulunuyor.

Kovid-19 verilerinin derlendiği Worldometers internet sitesine göre, Çin'in Hubey eyaletine bağlı Vuhan kentinde ortaya çıkan ve dünya geneline yayılan salgında tespit edilen toplam vaka sayısı 73 milyon 79 bin 242'ye yükseldi.


ABD, 16 milyon 870 bin 28 ile en fazla vaka sayısına sahip ülke konumunda bulunuyor.


Bu ülkeyi 9 milyon 906 bin 484 ile Hindistan, 6 milyon 927 bin 145 ile Brezilya, 2 milyon 681 bin 256 ile Rusya, 2 milyon 379 bin 915 ile Fransa, 1 milyon 869 bin 666 ile İngiltere, 1 milyon 866 bin 345 ile Türkiye, 1 milyon 855 bin 737 ile İtalya, 1 milyon 762 bin 36 ile İspanya, 1 milyon 498 bin 160 ile Arjantin, 1 milyon 425 bin 774 ile Kolombiya ve 1 milyon 357 bin 141 ile Almanya izliyor.


Kovid-19 nedeniyle dünya genelinde 1 milyon 625 bin 904 kişi yaşamını yitirdi, 51 milyon 153 bin 298 kişi virüsü yenerek sağlığına kavuştu.


Moderna'nın geliştirdiği Kovid-19 aşısının güvenilirliğini ve etkinliğini FDA tarafından teyit edildi

 FDA, yayımladığı incelemede, ABD merkezli ilaç şirketi Moderna tarafından geliştirilen Kovid-19 aşısının "güvenilirliğini ve etkinliğini" doğruladı.


54 sayfalık incelemede, yaklaşık 30 bin kişi üzerinde denenen aşının yüzde 94 etkili olduğu, özel bir güvenlik endişesi taşımadığı, yaygın olarak görülen ateş, baş, kas ve eklem ağrıları dışında ciddi bir yan etkisinin bulunmadığı kaydedildi.


Moderna’nın Kovid-19 aşısı perşembe günü FDA bağımsız bilim insanlarının oluşturduğu uzman panel tarafından değerlendirilerek acil kullanımına izin verilip verilmeyeceği oylanacak.


ONAYLANAN İKİNCİ AŞI OLACAK


Moderna’nın aşısının da resmen onaylanması durumunda, Pfizer’in Kovid-19 aşısından sonra bir hafta arayla ABD’de onaylanan ikinci aşı olacak.


Amerikan ilaç şirketi Pfizer ile Türk bilim insanı Prof. Dr. Uğur Şahin'in kurucu ortağı olduğu Alman biyoteknoloji firması BioNTech'in geliştirdiği Kovid-19 aşısı, geçen hafta FDA uzmanlar kurulundan geçerek FDA tarafından resmen onaylanmış ve ilk olarak sağlık çalışanlarına uygulanmak üzere hafta sonu eyaletlere dağıtımına başlanmıştı.


11 Aralık 2020 Cuma

Teflon ve seramik tavalar sağlığa zararlı mı?

 Günümüzde çoğu insan sağlıklı beslenmenin öneminin farkında ancak kullandığımız tencereler de en az tükettiğimiz gıdalar kadar önemli. Kötü bir tencerenin zehirlenmelere ve diğer sağlık sorunlarına yol açabildiğini bilmeniz gerekir.

Birçok kişi yapışmaz özelliğinden ve ucuz olduğundan dolayı tercih ediyor ama, listedeki en tehlikeli ürün teflon.


TEFLON TAVA


Teflon tavaların üretiminde kullanılan kimyasal maddeler, bu tavaların yüzey kısımları çizildiği zaman ortaya çıkmakta ve yemekle birlikte direkt olarak vücudumuza girmektedir. Teflonun dikkat çeken en önemli noktalarından bir tanesi, içerisinde bulunan ve yapışmayı önleyen bazı kimyasalların tiroid bezinin işleyişini bozabileceğine dair güçlü kanıtlar olması. Zira tiroit hastalığına sahip olanların bezlerinde teflonda yer alan kimyasalların daha fazla bulunduğu saptanmış durumda ve dolayısıyla teflonun tiroit bezi ile direkt olarak bir ilişkisi olduğunu söylemek mümkün.



Teflon tencere ürünlerinin yapışmaz özellikleri, 572 derece sıcaklığının üzerinde ısıtıldığında toksinlerin ayrılmaya başladığı bir plastik polimer olan PTFE (politetrafloroetilen) kaplaması ile elde edilir. Bu zehirli dumanlar, Teflon gribi olarak bilinen, polimer duman ateşi adı verilen grip benzeri semptomlara yol açar. Hastalık, dumana maruz kaldıktan 4-8 saat sonra ani olarak titreme, yüksek ateş, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, öksürük ve göğüste sıkışma hissi ile grip gibi başlar.


Teflon gribi, çoğu zaman selim seyirli bir hastalıktır ve duman maruziyetinin bitmesinden 12-48 saat sonra kendiliğinden düzelir ama özellikle altta yatan kalp ve akciğer hastalığı olanlarda nadir de olsa ağır tablolar gelişebilir. Sadece insanlar için tehlikeli değil, aynı zamanda papağan, muhabbet kuşu gibi evcil kuşlara da ciddi zararları dokunur. Kuşların akciğerlerinin şişmesine, kanla dolmasına ve kısa sürede ölmesine neden olurlar.


İçinde bulunan bir başka kimyasal bileşik, meme, prostat ve yumurtalık kanseri dahil olmak üzere çeşitli kanser türlerine neden olur. PFOA (perflorooktanoik asit) içeren teflon ürünleri pek çok gündelik eşyada da kullanılabilir. Bu yüzden mümkün olduğunca uzak durmaya çalışmalısınız.


PTFE (Politetrafloretilen) ve PFOA (perflorooktanoik asit) içermeyen (granit gibi) ürünler kullanılabilir. Ancak kullandığınız ürünlerin kaplamasına çok dikkat etmeli, sağlam olduğundan emin olmalısınız. Kaplama ince ve çabuk aşınır. Bir kez aşındıktan sonra hemen kullanımı kesmelisiniz.


Bunun yerine bu güvenli alternatifi deneyin: gerçek dökme demir tencere kullanın. Dökme demir tencere ısıyı eşit yayar ve gıdalarınıza zehirli bir şey sızdırmaz. Ayrıca demir seviyenizi arttırmak için iyi bir doğal yoldur. Demir seviyeleriniz iyiyse, güvenli ve kullanışlı olan emaye dökme demir tencere deneyebilirsiniz.


ALÜMİNYUM TENCERE VE ALÜMİNYUM FOLYO


En bol metal olmasının yanı sıra çok güçlü, hafif, çok yönlü ve geri dönüştürülebilir olması nedeniyle alüminyum kullanımı oldukça yaygındır. Ancak gizli tehlikeleri vardır. Alüminyum nörotoksik bir metaldir. Yükseltilmiş alüminyum seviyeleri Alzheimer ve ALS dahil olmak üzere birçok merkezi sinir sistemi hastalığına neden olabilir. Alüminyum tencere genellikle kaplı olsa da, kaplama aşınmaya eğilimlidir ve bu nedenle zehirli metali yiyecekinize bırakır.


Bunun yerine bu güvenli alternatifi deneyin: Cam tencere. Bu, dikkate alınması gereken başka bir güvenli seçenektir. Dayanıklı, çevre dostu olmasının yanı sıra ısıtıldığında zehirli hiçbir şey salmaz. Tek eksisi yapışmaz yüzey olmayışı gösterilebilir. Ancak sağlığınız için buna değer.



BAKIR TENCERE


Mağazalarda bakır tencere görmüş olabilir ve ne kadar güzel olduğunu fark etmiş olabilirsiniz. Ayrıca, hızlı ve eşit ısıtma sağlayan iletken özellikleri hakkında da bilgi sahibi olmuş olabilirsiniz. Ancak, bakırın tencerelerde kullanıldığında gerçekten tehlikeli olabileceğini biliyor musunuz?


Bazı diğer ağır metaller gibi, bakır da sağlık için zararlı olabilir. Vücutta aşırı miktarda ağır metal zehirlenmesine yol açabilir.


Bunun yerine bu güvenli alternatifi deneyin: paslanmaz çelik tencere. Hafif ve çizilmeye karşı dayanıklıdır.


Sadece alırken paslanmaz çelik aldığınızdan emin olun. Bu ürünler herhangi bir nikel veya krom içermez.



SERAMİK KAPLAMALI TENCERE


Seramik kaplı tencere güzel görünüyor ve ilk başta güvenli bir seçenek gibi duruyor. Sonuçta, % 100 seramik pişirme amaçlı tamamen güvenlidir. Bununla birlikte, bir seramik kaplama genellikle kötü malzemeleri saklamaktadır.


Yumuşak seramik kaplama dayanıklı değildir ve birkaç zaman sonra aşınmaya başlar. Aşınma olduğunda, kaplamada bulunan kurşun ve kadmiyum, yemeğinize ve daha sonra vücudunuza geçecektir.


Kurşun zehirlenmesi en tehlikeli metal zehirlenmelerinden biridir. Karın ağrısı, baş ağrısı, kısırlık ve diğer sağlık komplikasyonları (ve ciddi vakalarda, koma ve ölüm) ile sonuçlanabilir. Kaplama kurşunsuz olsa bile, aşınmış tencere hala tehlikeli olabilir - Çünkü genellikle seramik kaplamanın altında nörotoksik alüminyum bulunur.


Bunun yerine bu güvenli alternatifi deneyin: % 100 seramik tencere. Bu, tamamen doğal malzemelerle yapıldığı için soyulmaz ve aşınmaz. Bu yüzden en iyi ve en güvenli seçeneklerden biridir. Ayrıca yapışmaz ve bulaşık makinesinde yıkanabilir. % 100 seramik çok pahalı olabilir, ama sağlığınız her şeyden daha önemlidir değil mi?



Kaynak:

https://www.borsagundem.com/haber/teflon-ve-seramik-tavalar-sagliga-zararli-mi/1536179


10 Aralık 2020 Perşembe

Pfizer'dan aşıyla ilgili flaş 'doz' uyarısı

 FDA tarafından yayınlanan yeni verilerde korona virüs aşısının bir doz vurulması durumunda yaklaşık yüzde 52 etkili olduğu açıklanması üzerine Pfizer CEO’su Albert Bourla açıklama yaptı.

NTV'de yer alan habere göre, Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi'nin (FDA) Pfizer-Biontech’in koronavirüs aşısının verilerinin acil kullanım yetkisi için 'öngörülen başarı kriterlerini karşıladığını' ve aşının acil kullanım izni verilmesini engelleyecek herhangi bir güvenlik endişesi uyandırmadığını söylemesi üzerine Pfizer CEO’su Albert Bourla açıklama yaptı.

Tek doz yapıldığında yaklaşık yüzde 52, iki doz yapıldığında ise yüzde 95’e kadar etkili olduğu açıklanan aşı ile ilgili Bourla, aşıyı yalnızca bir doz olmanın ‘çok büyük bir hata’ olacağını söyledi.

FDA’nın Pfizer-BioNTech aşısıyla ilgili yayınladığı belgelerde, aşının tek doz alınmasından on gün sonra bir miktar koruma sağladığı, ancak yirmi bir gün sonra olunacak ikinci dozdan sonra çok etkili olduğunun altı çizildi.

Bourla, bir doz aşının sağladığı kısmi korumanın "epidemiyoloji açısından" koronavirüs hastalarına yardımcı olabileceğini söylerken "Biri bunu yalnızca bir dozla yapmaya çalışırsa çok büyük bir hata olduğunu söylüyorum, iki dozla korumayı neredeyse ikiye katlarsınız" ifadelerini kullandı.

ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından yapılan açıklamada, Pfizer-BioNTech koronavirüs aşısına ilişkin verilerin, acil kullanım yetkilendirmesine ilişkin kurallarla uyumlu olduğunu ve aşının 16 yaş ve üzeri kişiler için umutları arttırdığını açıklamıştı.

FDA yayınladığı raporda, Alman Pfizer ve BioNTech tarafından geliştirilen koronavirüs aşısının COVID-19'u önleme noktasında oldukça etkili olduğunu belirterek aşının acil kullanım izni verilmesini engelleyecek hiçbir güvenlik endişesi barındırmadığının altını çizmişti.

FDA, daha önce koronavirüs geçirmiş kişilerin aşı olabileceğini belirtirken Pfizer-BioNTech koronavirüs aşısının 16 yaşından küçük bireylerde, hamilelerde ve bağışıklığı zayıflamış bireylerde kullanılıp kullanılamayacağına dair ellerinde yeterli veri bulunmadığını belirtmişti.

--

ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) uzmanlar kurulu, Amerikan ilaç şirketi Pfizer ile Türk bilim insanı Prof. Dr. Uğur Şahin'in kurucu ortağı olduğu Alman biyoteknoloji firması BioNTech'in geliştirdiği yeni tip korona virüs (Kovid-19) aşısının kullanımını onayladı.

Bağımsız uzmanlardan oluşan FDA danışma kurulu, dün gün boyu süren toplantı sonrasındaki yaptığı oylamada 4'e karşı 17 oyla ilaç şirketi Pfizer ve BioNTech tarafından geliştirilen Kovid-19 aşısının acil kullanımı için FDA'ya yetki verdi.

Düzenleyici kurulun ülkenin ilk Kovid-19 aşısına verdiği bu onaydan sonra FDA'nın aşı konusundaki resmi teyit prosedürünü tamamlayıp en erken bugünden itibaren eyaletlere dağıtımına başlaması bekleniyor.

Bu ay sonuna kadar ilk parti olarak 6,4 milyon doz aşının dağıtılması ve iki doz aşılama uygulaması nedeniyle ilk etapta 3 milyon kişiyi kapsaması planlanıyor.

AŞININ ÖNCELİĞİYLE İLGİLİ NİHAİ KARAR EYALETLERDE

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) aşılamada önceliğin sağlık çalışanlarına ile bakım evlerinde kalan yaşlı nüfusa uygulanması tavsiyesinde bulunmakla birlikte bu konuda nihai kararın eyalet yönetimlerine ait olduğunu belirtiyor.

FDA, 8 Aralık'ta yaptığı ön açıklamada, Pfizer ve BioNTech'in geliştirdiği Kovid-19 aşısının "güvenilirliğini ve etkinliğini" doğrulamış, yüzde 95 etkili olduğu belirtilen aşının ilk dozdan yaklaşık 10 gün sonra Kovid-19'a karşı güçlü koruma sağladığı kaydedilerek aşının 21 gün arayla 30 mikrogramlık iki doz şeklinde uygulanması önerilmişti.

BNT162b2 olarak bilinen Pfizer/BioNTech aşısı geçen hafta çarşamba İngiltere'de, bu çarşamba da Kanada'da onaylanmıştı.

ABD merkezli biyoteknoloji firması Moderna'nın "mRNA-1273" adlı aşı adayı da 17 Aralık'ta aynı şekilde FDA bağımsız uzmanlar kurulu tarafından değerlendirmeye alınacak.


9 Aralık 2020 Çarşamba

ABD, Türk bilim insanlarının aşısına onay verdi

 ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından yapılan açıklamada, Pfizer-Biontech korona virüs aşısına ilişkin verilerin, acil kullanım yetkilendirmesine ilişkin kurallarla uyumlu olduğunu ve aşının yakın zamanda 16 yaş ve üzeri kişiler için umutları arttırdığını açıkladı. Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), Pfizer-Biontech Kovid-19 aşısının bir dozdan sonra bir miktar koruma sağladığını söylerken aşının etkinliğinin birinci dozdan sonra yüzde 52 civarında olduğunu belirtti.


Ölümlere karşı koruyabilir

FDA, daha önce korona virüs geçirmiş kişilerin aşı olabileceğini belirtirken Pfizer-Biontech korona virüs aşısının 16 yaşından küçük bireylerde, hamilelerde ve bağışıklığı zayıflamış bireylerde kullanılıp kullanılamayacağına dair ellerinde yeterli veri bulunmadığını belirtti. Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi, Pfizer-Biontech aşısının ön verilerinin Kovid-19'dan kaynaklanan ciddi ölümlere karşı koruyabileceğini, ancak sınırlı veriler olduğu için genel bir sonuç çıkarılamayacağının altını çizdi.


FDA, Pfizer-Biontech korona virüs aşısının 55 ve üzeri yaş grubunda yüzde 94 başarı sağladığını da sözlerine ekledi. Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi'nin 10 Aralık Perşembe günü, Pfizer-Biontech koronavirüs aşısı için acil kullanım izni onayı vermesi bekleniyor.


5 Aralık 2020 Cumartesi

Korona virüs aşısını bulan Türk çift Dr. Özlem Türeci ve Prof. Dr. Uğur Şahin, skandal iddiaya ilk kez yanıt verdiler!

 Tüm dünyanın konuştuğu korona virüs aşısını bulan Türk çift Dr. Özlem Türeci ve Prof. Dr. Uğur Şahin, ABD Başkanı Trump'ın 'aşının kasten geciktirildiği' yönündeki iddialarına ilk kez yanıt verdi. Ayrıca Türeci ve Şahin çifti aşıya dair çok kritik bilgiler de verdi. İşte tüm detaylar...

Amerikan New York Times gazetesinin podcast'inde sunucu Kara Swisher'ın Amerikan ilaç devi Pfizer ile ürettikleri aşının BioNTech şirketi çalışanlarına yapılıp yapılmadığına ilişkin sorusuna Şahin-Türeci çifti "Henüz değil" yanıtını verdi.


Swisher'ın "İkinizden biri" sorusuna ise Prof. Dr. Şahin'in açıklayıcı yanıtı şöyle oldu:"Henüz değil. Klinik düzenlemelerden dolayı aşı yaptırmamıza izin verilmiyor. Aşı şu anda sadece klinik deneyler dahilinde uygulanabiliyor. Ve klinik denemelere şirket çalışanlarının katılmasına izin verilmiyor. Yani bu, aşıya diğer insanların da erişimi olduğunda bizim de erişebileceğimiz anlamına geliyor."

Swisher'ın "Bu aşının işe yarayıp yaramayacağını bilmiyorum, tehlikeli olabilir" şeklinde düşünen insanları nasıl ikna edecekleri yolundaki sorusuna Dr. Özlem Türeci'nin yanıtı ise şöyle:


"Hiç kimseyi ikna etmek istemiyoruz. Katkımızın şöyle olması gerektiğini düşünüyoruz, ki mümkün mertebe şeffafız... Halkın denemelerimizden elde ettiğimiz datayı mümkün mertebe ayrıntılı şekilde almasını sağlıyoruz. Ve bunu değerlendirip yorumlamayı uzmanlara bırakıyoruz."

Slovakya ve Polonya gibi ülkelerde ulusal ölçekte aşılamanın zorunlu olacağını, ABD'de ise bu zorunluluğun olmadığını hatırlatan Kara Swisher, "İnsanların aşılanması gerektiğini düşünüyor musunuz" sorusuna ise Dr. Türeci, "Hayır, ABD'deki yöntemi tercih ediyorum, herkes kendi kararını verebilir" yanıtı verdi.


Kara Swisher, ABD Başkanı Donald Trump'ın seçimi kaybetmesi için aşı keşfinin geç açıklandığı yolundaki iddiasını da Şahin-Türeci çiftine sordu.

Dr. Türeci'nin yanıtı şöyle: "Burada Almanya'da, geciktirmek ya da ABD seçimlerine müdahale etmekte herhangi bir çıkarımız yok. Ve biliyorsunuz ki, klinik denemeler son derece kurallara uygun düzenleniyor ve bu gerçekten geciktirebileceğiniz, durdurabileceğini ya da hızlandırabileceğini bir şey değil."

Dr. Şahin'in yanıtı ise şu oldu: "Siyasetle ilgilenmiyoruz. Günün sonunda bizim çıkarımız mümkün mertebe en hızlı şekilde bu aşıyı geliştirmek. Etik standartları takip etmek, bilimsel standartları takip etmek zorundayız.


Pazar günü akşam etkinlik sonuçlarını öğrendim ve ertesi sabah sonuçları açıkladık. Bu öylesine önemli bir bilgiydi ki, ekibimiz, basın ekibimiz uygun haberle ortaya çıkmak için bütün gece çalıştı.

Yani günün sonunda, biz bilimle hareket ediyoruz, kendi standartlarımızla hareket ediyoruz. Ki bu, hiçbir siyasi gündemle eşleşmez."


Dünyanın dikkatle izlediği iki bilim insanının Türk kökenli olmasına ilişkin yöneltilen soruya Uğur Şahin şöyle yanıt verdi: Evet, bir taraftan bizim yaşamlarımızın başkaca insanlara ilham vermesini tamamıyla anlıyorum. Sadece göçmenlere ilişkin de değil. Aşının Almanya'da üretilmesiyle de ilgili. 


Yani, insanlar bu Alman aşısı olduğu için gurur duyuyor, ya da bu aşı Türkiye'den gelen insanlar tarafından yapıldı. Sanıyorum ki tüm bu olumlu duygular tamamıyla güzel. İnsanlara ilham verebiliyorsak, bu iyi bir şey.


Çin aşısı hakkında bilinmeyenler

 CNN'de 5N1K  programında Cüneyt Özdemir'e konuşan gazeteci Emre Demir açıklamalarda bulundu. Brezilya'da da aynı aşının uygulanacağını söyleyen Demir, Çin aşısının cazip bir aşı olduğunu dile getirdi.


Pekin'de yaşayan Emre Demir yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: 


Türkiye'ye aşı sağlayacak Sinovac şirketi Pekin merkezli bir şirket. Şirket hepatit a ve b infulanza aşısı, su çiçeği, kabakulak aşıları yapmış olduğunu görüyoruz. Bir ve ikinci denemeler için bazı bilgiler verecek olursam iki grup üzerinde denendi. Henüz bir etkinlik kapasitesi açıklanmadı şu ana kadar Çin aşıları etkinlik açıklaması yapmadı. Analizlerin sürdüğü belirtiliyor. Eski bir yöntemle geliştirilmiş bir aşı. Vücudun hastalığa bağışıklık kazanması hedefleniyor. Brezilya'ya da bu aşı sağlanacak.

Önemli avantajları olduğu belirtiliyor. Buzdolabında bile muhafaza edilecek özellikte olduğu belirtiliyor.


Çin'de aşılama başladı mı?

Çin genelinde genel bir aşılama söz konusu değil. Bunun dışında aşılama yapılırken yüksek riskli gruplara yöneliyorlar. İki şirket aşının ticari kullanımı için onay bekliyor. Çin, Brezilya'ya 46 milyon doz aşı sağlayacak. Meksika'ya 35 milyon doz aşı sağlayacaklarını biliyoruz.


Geçtiğimiz günlerde önemli bir gezi vardı. Çin başbakan yardımcısı Pekin'de iki ilaç firmasını denetleyen ajansı ziyaret etti. Ziyaret ettiği şirketlerden birinde Sinovac şirketi de vardı.


Acil program kapsamında yüksek riskli grupların aşılanması gerektiğini söyledi.


Çin'den tepki

CNN'de çıkan resmi bir karşılık olmadı henüz. Fakat Çin'de medyanın CNN'in bu haberine karşılık olarak kabul edilebilecek yayınlar yaptığına şahit olduk. CNN'in açıkladığı belgelerin hiçbirinin gizli olmadığı hatırlatıldı.


3 Aralık 2020 Perşembe

Japonya'da aşı ücretsiz olacak

 Japonya’da parlamento, 2021’nin ilk yarısında yeni tip korona virüse (Kovid-19) karşı halkın aşılanmasıyla ilgili masrafların hükümet tarafından karşılanmasını içeren yasa tasarısını kabul etti

Japonya Danışman Meclisi (Sangiin) bağışıklık ve karantina mevzuatını içeren mevcut kanunda değişiklik öngören yasa tasarısını oy birliğiyle onayladı.

Buna göre, aşılanma yerel idareler tarafından uygulanacak ve Japonya hükümeti halkın aşılanmasına yönelik tüm masrafları karşılayacak.

Aşının sağlık sorunlarına sebep olması halinde, tedavi masrafları yine hükümet tarafından ödenecek. Aşı üreticilerinin, muhtemel zararlara karşı, tazminat ödemeleri de sağlanacak.

Hükümet, aşı ve aşının muhafaza edileceği soğutucuları dağıtacak, 2021’in ilk yarısında aşılamaya başlanmasına yönelik yerel idareleri bilgilendirecek.

Program, sağlık çalışanları ve yaşlıların öncelikli olarak aşılanmasını hedefleyecek.

Halka aşılanmaları yönünde kuvvetli çağrıda bulunulan tasarıya göre, hükümet bireylere, aşıların etki ve güvenliğinin yeterli seviyede kanıtlanamaması durumunda aşılanmayı reddedebilme hakkı sağlayacak.

Tasarının, ülke genelinde oturumu bulunan yabancıları kapsayıp kapsamayacağına dair ise açıklık getirilmedi. Kyodo ajansının Sağlık Bakanlığı yetkililerine dayandırdığı bilgiye göre, oturumu bulunan yabancıların da ücretsiz olarak faydalanabilmesi bekleniyor. 

Öte yandan kabul edilen diğer bir tasarıda, şubat sonrası Japonya’ya gelen yolcuların Kovid-19 testlerinin pozitif çıkması halinde, karantina altına alınmaları yönetmelik de uzatıldı.

Başbakan Suga Yoşihide, gelecek yılın ilk yarısında ülke geneli oturumu bulunan 126 milyon kişinin aşılanmasını hedeflediklerini söylemişti.

Japonya, üretimlerinin başarıya ulaşması halinde, toplamda 145 milyon aşı tedarik edilebilmesi amacıyla şimdiye dek Pfizer, Moderna, AstraZeneca ile toplam 6.4 milyar dolarlık mutabakata vardı.

Bilim Kurulu açıkladı: Aşı kimlere ve ne zaman yapılacak?

 03.12.2020

Bilim Kurulu Kovid-19 aşısı hakkında "İlk aşamada sağlık çalışanları, 65 yaş üstü vatandaşlarımız ile yaşlı, engelli, koruma evlerinde kalanlar gibi toplu ve kalabalık yerlerde yaşayan yetişkinler aşılanacaktır" açıklamasında bulundu

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın başkanlık ettiği Bilim Kurulu toplantısı video konferans yöntemiyle gerçekleşti. Toplantıda, Kovid-19 aşı çalışmalarına ilişkin Türkiye ve dünyadaki gelişmeler, aşının kimlere yapılacağı ve öncelikli gruplar ele alındı.


Bilim Kurulu'nun açıklaması şu şekilde:


Ülkemizin seçkin bilim insanlarından oluşan Bilim Kurulu üyelerinin hiçbir karşılık beklemeksizin yoğun çalışmaları, bu sürecin yönetilmesinde önemli katkı sağlamıştır. Kurulumuz düzenli olarak toplanmakta, bilimsel gelişmeleri ve ortaya çıkan yeni durumları değerlendirmektedir. Bilim insanlarımız korunma, tanı, takip ve tedavi konularında görüşlerini paylaşmakta; rehberler, kılavuzlar ve algoritmalar hazırlayarak mücadeleye yol göstermektedir.


Ülkemizin de içinde olduğu birçok ülke, aşı geliştirme çalışmaları için tüm bilimsel birikimlerini ve maddi kaynaklarını seferber etmiştir ve salgına karşı daha etkili bir korunma sağlayabilmek için çaba göstermektedir.


Daha önce kamuoyu ile paylaşıldığı gibi farklı aşı çalışmalarını yakından takip ediyor ve olabilecek en erken dönemde, etkili ve güvenli olduğu kanıtlanmış aşılara ulaşmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bir inaktif virüs aşısının temini için sözleşme imzalamış durumdayız. Bir mRNA aşısı için de görüşmelerimiz devam ediyor.


Önümüzdeki günlerde uygulamaya başlanacak aşılar ile birlikte salgına karşı korunmada elimiz daha fazla güçlenecek ve diğer tedbirlerle birlikte salgına karşı başarılı sonuçlar almamız mümkün olacaktır. Aşılar konusunda bilimsel gerçeklikten uzak tartışmalar, kazanmayı umduğumuz mücadelede gücümüzün kırılmasından başka fayda sağlamamaktadır. Gerek bilim insanlarımız, gerek Bakanlığımız aşının menşei ile değil, güvenliliği ve etkililiği ile ilgilenmektedir. Bu nedenle, aşılar konusunda verilecek kararları ve atılacak somut adımları, geliştirilen aşıların kısa ve uzun dönem güvenliliği ile etkililiği belirleyecektir.


Şu anda teminine en yakın olduğumuz üç aşıdan birisi olan, sözleşme imzaladığımız aşı ile ülkemizde geliştirilen aşılardan ilk klinik çalışmalara ulaşan aşı “inaktif” diye bilinen aşılardır. İnaktif aşılar, farklı hastalıklar için uzun yıllardır ülkemizde uygulanmakta olan ve uzun dönem güvenlilikleri bilinen aşılardır. Aşıların temini sonrasında uygulanmasına yönelik olarak lojistik imkanlarımız ve alt yapımız hazır durumdadır.


Temin etmek üzere olduğumuz diğer aşı ise mRNA aşısıdır ve genetik yoldan etki eden ve daha kısa sürede üretilebilen bir aşıdır. mRNA aşıları insanlarda yeni uygulanan bir teknoloji ile hazırlanmaktadır. Çalışmalarda kısa dönem başarılı sonuçlar alınmıştır. Türkiye’nin standartlarına uygun olabilecek diğer alternatif aşılar için de görüşmelerimiz devam etmektedir.


Sözleşme yaptığımız aşının ilk kısmının Türkiye’ye 11 Aralıktan sonra gelmesi beklenmektedir. Aşılar geldiğinde öncelikle uluslararası akredite Halk Sağlığı ve Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) Laboratuvarları tarafından, ülkemize ithal edilen tüm aşılarda da uygulanmakta olan incelemeler yapılacaktır. Bu incelemelerde aşının güvenlilik testlerinin olumlu çıkması ve sonuçlanmakta olan Faz 3 çalışmalarının erken sonuçlarının açıklanmasını takiben veriler, TİTCK tarafından değerlendirilecek ve ülkemiz standartlarına uygun bulunduğu takdirde erken kullanım izni verilecektir. Aşıların uygulanmasına bu aşamadan sonra geçilecektir.


Ülke olarak önceden hazırlıklı olmanın gayreti içindeyiz. Bilim Kurulumuz aşılama stratejisi üzerindeki çalışmalarını yürütmektedir. Riskli grupların tespiti ve önceliklendirilmesi, yoğun hasta yükü altında tüm enerjisini harcamakta olan sağlık personelimizin aşılama kampanyasında yeniden organizasyonu, lojistik yönetimi dahil detaylı bir planlama yapılmaktadır.


Aşı dağıtım planlamasında DSÖ tarafından dikkat çekilen insan hakları, eşitlik, adalet ve meşruiyet çerçevesinde bir dağıtım çerçevesinin oluşturulmasına çalışılmaktadır. Bu çerçevenin temelini oluşturan etik ilkeler arasında maksimum fayda sağlanması, sağlık eşitsizliklerinin azaltılması, aşının adil, şeffaf ve kanıta dayalı dağıtılmasının sağlanması bulunmaktadır.


Bilim Kurulumuzca çeşitli nüfus grupları arasında enfeksiyon kapma, ölüm oranı, olumsuz toplumsal etki riski gibi unsurlar göz önüne alınarak genel öncelikler belirlenmektedir. Bu önceliklere göre aşılama çalışmalarının dört aşamada yürütülmesi planlanmaktadır.


İlk aşamada sağlık çalışanları, 65 yaş üstü vatandaşlarımız ile yaşlı, engelli, koruma evlerinde kalanlar gibi toplu ve kalabalık yerlerde yaşayan yetişkinler aşılanacaktır.


İkinci aşamada toplumun işleyişi için gerekli sektörlerde ve yüksek riskli ortamlarda bulunan ve kritik işlerde çalışan kişiler ile 50 yaş ve üzeri en az bir kronik hastalığı bulunan kişiler aşılanacaktır.


Üçüncü aşama, 50 yaş altı en az bir kronik hastalığı bulunan vatandaşları, genç yetişkinleri, ilk iki grupta yer almayan sektör ve mesleklerde çalışanları kapsamaktadır.


Dördüncü ve son aşamada ise ilk üç grubun dışında kalan tüm bireyler aşılanacaktır.


Gelişmeler beklediğimiz yönde olumlu seyrederse Türkiye, dünyada aşılama çalışmalarına erken dönemde başlayan ilk ülkelerden biri olacaktır. Ancak aşının mücadele gücümüzü artıracağını; kısıtlamalara ve mevcut tedbirlere hassasiyetle uymamız, en küçük bir ihmale fırsat vermememiz gerektiğini hatırlatmak isteriz. Normal hayatımıza dönebilmenin anahtarı ülke olarak birlikte davranmamıza, bütün tedbirleri hep birlikte titizlikle uygulamamıza bağlıdır.



1 Aralık 2020 Salı

Türkiye'de ilk aşı 11 Aralık'ta yapılacak

01.12.2020

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Aralık'ta 20 milyon aşının geleceğini söyledi. Koca, aşılamanın 11 Aralık'ta sağlık çalışanları ile başlayacak.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 11 Aralık'ta aşılamanın başlayacağını açıkladı. 

İlk aşıların sağlık çalışanlarına yapılacağını söyleyen Bakan Koca, Bilim Kurulu'nun aşının uygulama planı üzerinde çalıştığını bildirdi.

Bakan Koca, aşıda ilk fazın 14-15 Aralık'ta bitirilmesinin planladığını aktardı.

ANLAŞMALAR YAPILDI

Türkiye, Kovid-19 aşısı ile ilgili ilk anlaşmaları yaptı. Yapılan sözleşme ile aralık-ocak-şubat ayında Çin menşeli 50 milyon Sinovac aşısının Türkiye’ye gelmesi planlanıyor. Buna göre ilk etapta Aralık ayında asgari 20 milyon, Ocak ayında ise 10 milyon doz aşının Türkiye’ye gelmesi hedefleniyor. Bilim Kurulu ise aşının öncelikli olarak kimlere yapılması gerektiği konusunda çalışmalarını sürdürüyor. Aşının sağlık çalışanlarından başlamak üzere riskli gruplar ve enfeksiyonu yayma potansiyeli yüksek olan kesimlere uygulanması planlanıyor. Aşıyı yaptıran vatandaşlardan ise herhangi bir ücret alınmayacak.

Türk profesörler Uğur Şahin ve Özlem Türeci çiftinin kurucusu olduğu Alman BioNTech firmasının ABD merkezli Pfizer ortaklığında geliştirdiği Kovid-19 aşısı için ise aralık ayında 1 milyon, devamında da 25 milyona kadar alınması konusunda görüşmeler sürüyor. 50 milyon Çin aşısı, 25 milyon Alman aşısının alınmasıyla toplam 75 milyon aşının Türkiye’ye gelmesi planlanıyor.

YERLİ AŞI NİSAN'DA

Öte yandan Türkiye'de yerli aşı çalışmaları da sürüyor. Sağlık Bakanlığı tarafından desteklenen toplam 16 aşı çalışması bulunuyor. Erciyes Üniversitesi tarafından geliştirilen ve faz 1 çalışmaları kapsamında 44 gönüllü üzerinde denemeleri başlayan Kovid-19 aşısında şu ana kadar ciddi bir yan etki gözlenmedi. Yerli aşının Faz 2 ve Faz 3 çalışmalarının da tamamlanması ardından en geç nisan ayında yaygın kullanıma geçmesi planlanıyor.

28 Kasım 2020 Cumartesi

İngiltere'de halka vitamin desteği

 İngiltere’de korona virüsle mücadele kapsamında 2,5 milyondan fazla insana ücretsiz D vitamini desteği verileceği açıklandı.

Pandemi sürecinden en büyük darbelerden birini alan İngiltere, yeni kapanmaların daha kısa süreli olması için korona virüs ile mücadelesini genişletiyor. İngiltere’de 2,5 milyondan fazla insana ücretsiz D vitamini desteği verileceği açıklandı.

Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs (kovid-19) can almaya devam ediyor. Salgından en çok etkilenen İngiltere salgınla mücadele kapsamında halka D vitamini takviyesi yapma konusunda karar aldı.D vitamini eksikliğinin koronavirüs (kovid-19) riskini artırdığına dair çalışmalar üzerine İngiltere’de yaklaşık 2,7 milyon insana D vitamini takviyesinin ücretsiz sağlanacağı açıklandı.


Ücretsiz teslimatın Ocak ayından başlayarak 4 ay geçerli olacağı belirtilirken, hizmetten desteğe ihtayacı olan kişiler yararlanabilecek.


25 Kasım 2020 Çarşamba

Bakan Koca: Erişkin tipi tetanos-difteri yerli aşısı kullanıma hazır

Sağlık Bakanı Koca, "Uluslararası standartlarda üretilen ilk yerli aşımız kullanıma hazır" dedi.

Bakan Koca, yaptığı yazılı açıklamada, yerelleşme ve millileşme politikası doğrultusunda bakanlığın desteğiyle 2015 yılından beri yürütülen çalışmaların ilk sonuçlarını verdiğini bildirdi.

Uluslararası standartlarda üretilen ilk yerli aşının kullanıma hazır olduğunu belirten Koca, şunları kaydetti:

"Bakanlığımızın onaylayıp desteklediği proje ilk ürünlerini verdi. Teknoloji transferini de kapsayan aşı çalışması başarıyla sonuçlandı. Erişkin tipi tetanos-difteri aşısının tüm üretim süreçleri tamamen yerli imkanlarla tamamlandı. Ankara’nın Akyurt ilçesinde 2015 yılında başlanan proje kapsamında yüklenici firma Turk İlaç, ilk dolumu 2017’de yaptı. İyi Üretim Prosesi (GMP) belgesi olan tesislerde antijen üretimi de dahil tüm süreçler yerli imkanlarla tamamlanarak üretime geçildi. Gerekli kalite denetimleri yapılan ve uygunluğu onaylanan erişkin tipi tetanos-difteri aşısının ilk teslimatı Bakanlığımıza yapıldı. Böylece yerli aşı üretiminin gündemde olduğu bir dönemde bu alanda önemli bir başarıya imza atılmış oldu. Yerlileşme politikası çerçevesinde başlattığımız yerli aşı üretimine yönelik süreç yeni müjdelerle devam edecek. Hayırlı olsun."


24 Kasım 2020 Salı

Türkiye’de gizli şeker yüzde 100 arttı!

 Dünyadaki tüm ülkeler gibi ülkemizin de koronavirüs salgını ile mücadele ettiği bu günlerde diyabet hastalığıyla savaşın geri planda kaldığını vurgulayan Prof. Dr. Fulya Akın, “Diyabet sıklığı Türkiye’de son 10 yılda yüzde 80 ile 100 arasında arttı. Oysa ki, bu artışı önlemek elimizde” dedi.

Türkiye’nin günümüzde diyabetin en hızlı artış gösterdiği ülkelerden biri olduğuna dikkat çeken Bahçeşehir Üniversite Hastanesi Medical Park Göztepe’den Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanımız Prof. Dr. Fulya Akın, bunun en önemli nedeninin ise hayat modeli, gelişen teknolojinin getirdiği hareketsiz yaşam, stres, geleneksel beslenmenin kaybolması ve kötü beslenme olduğunu ifade etti. Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, 14 Kasım Diyabet Günü dolayısıyla önemli uyarılarda bulundu.

Fast-food tüketimi diyabeti tetikledi

Giderek yaygınlaşan fast food, şekerli gıda tüketiminde artış, spordan uzak bir yaşam tarzı diyabetin hızla artmasına yol açtığını belirten Prof. Dr. Fulya Akın, "Türkiye’de diyabetin önlenmesi, toplumun diyabetten korunması, erken tanı, diyabetin ilerlemesinin önlenmesi ve komplikasyonlardan korunma amacıyla beslenme ve fiziksel aktivite konularına önem verilmesi ile mümkündür" dedi.



Akın sözlerini şöyle sürdürdü: "Toplumun çok önemli bir bölümü diyabeti tanımamakta ve diyabetin en önemli hazırlayıcı risk faktörleri (hareketsiz yaşam ve kötü beslenme) ile ilgili tehlikelerin farkında değildir.

14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nde amacımız, diyabet algısı ve bilincini artırmak olmalıdır.
Tip 2 diyabetin yaşam tarzı değişiklikleri ve farmakolojik tedavilerle önlenmesi ucuz, kolay ve toplumsal ölçekte uygulanabilecek bir yöntem olarak görülmektedir."

Haftada 150 dakika egzersiz yapın

Akın, Türkiye’de diyabet konusunda yapılan önemli çalışmalardan TURDEP 2 araştırmasının sonuçlarına göre, diyabet sıklığının yüzde 90, gizli şeker hastalığının ise yüzde 110 arttığını belirterek, "Tip 2 diyabet, önlenebilir bir hastalıktır. Sadece haftada 150 dakika (haftada 5 gün, günde 30 dakika tempolu yürüyüş) yapılan egzersizin diyabet gelişimini yüzde 40 azalttığını biliyoruz. Buna diyet, beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi de eklendiğinde Tip 2 diyabeti yüzde 70 oranında önlemek mümkündür. Geleceğimizi diyabetten koruyalım. Ulusal düzeyde ilk hedefimiz, toplumsal olarak doğru beslenme alışkanlıklarının geliştirilmesi olmalıdır" ifadelerini kullandı.

Ülkemizde 10 milyon kişi diyabet sorunu yaşıyor

Fulya Akın, "14 Kasım, Kanadalı doktor Frederick Banting’in insülini bulup diyabet tedavisinde çığır açtığı gündür. Bu nedenle her yıl 14 Kasım Dünya Diyabet Günü olarak kutlanmaktadır. İnsülin yaşamsal öneme sahip bir hormondur. İnsülin eksikliği veya etkisizliği nedeniyle oluşan diyabet ve prediyabet (diyabet hastalığı adaylığı) toplumda yaklaşık 10 milyon kişiyi kapsayan önemli bir halk sağlığı sorunudur. Her yıl dünyada 7 milyon kişiye diyabet tanısı konulmaktadır. Yaşam tarzı diyabet riskini artıracak yönde hızla değişen toplumumuzda diyabet bilincinin yerleştirilmesi açısından farkındalığı artırmak son derece önemlidir" değerlendirmesinde bulundu.

Risk grubundakiler test yaptırmalı

Diyabet semptomları açısından kuşkulu durumlar ve yüksek riskli kişiler dışında, çocuklar ve gebe olmayan erişkinlerde diyabet tanısı için açlık kan şekerinin tercih edilmesini gerektiğini ifade eden Akın, "Diyabet semptomları açısından kuşkulu durumlarda ve yüksek riskli kişilere açlık kan şekeri normal sınırlarda olsa bile, OGTT (Oral Glukoz Tolerans Testi) de yapılmalıdır. Risk grubundaysanız, test yaptırmalısınız" dedi.

Tedavideki temel sorunlar

Akın, günümüzde diyabet tedavisinin önündeki temel sorunların genel olarak 5 başlıkta tanımlanabileceğini belirterek sözlerine şöyle sürdürdü:

• Diyabeti önlemedeki başarısızlık.

• Tanı konmamış diyabetliler.

• Diyabet tanısı konmuş kişilerin tedavi altına alınamaması.

• Tedavi gören diyabetlilerin optimal tedavi hedeflerinden uzak olması.

• İnsülin tedavisine geçişteki direnç.

Doymuş yağlardan uzak durun!

Tip 2 diyabetin gelişmesinde çevresel faktörlerin rolü açıktır. Toplumların modern yaşam biçimini benimsemesi, insanları daha az hareket etmeye ve beslenme alışkanlıklarını hızla değiştirmeye yöneltmiştir. Son çeyrek yüzyılda doymuş yağlardan zengin, posadan fakir, kalorisi yüksek ve hızlı hazırlanan beslenme tarzının benimsenmesi diyabet sıklığında hızlı bir artışa yol açmıştır. Bugünkü bilgilerimiz ışığında, Tip 2 diyabetin yaşam tarzı değişiklikleri ve farmakolojik tedavilerle önlenmesi ucuz, kolay ve toplumsal ölçekte uygulanabilecek bir yöntem olarak görülmektedir.

Diyabet sadece kan şekeri yüksekliği mi?

Kanda şeker seviyesinin uzun süreli olarak yüksek olması, diyabet sorunlarına yol açar.

Bu durum kalp ve kan damarlarını bozarak göz, sinir ve böbrek hasarlarına, kalp krizi ve inmeye neden olabilir. Kan yağlarının yüksek olması ve hipertansiyon gibi ek sorunlar diyabeti daha da ağırlaştırabilir.

Diyabet kontrolünün sırları

Diyabetle mücadele için beslenme konusuna yeteri kadar önem verin. Özellikle şeker ve şekerli besinlerle un-nişasta zengini yiyecekler, yüksek kalorili şeyleri yiyip içerken bir kez değil, 41 kez düşünün. Hareketsizlik sorununuzu ortadan kaldırın. Hayatınıza aktivite katın. Bununla da yetinmeyin, hemen her gün en az 30 dakika yürüyün veya başka bir egzersiz yapın. Kilo fazlalığı tuzağına düşmeyin. Bel çevrenizi dikkatle izleyin. Kilo artışlarını önemseyin. İnsülin direncinin, reaktif hipogliseminin, açık ve gizli diyabetin işaretlerini öğrenip ciddiye alın. Yıllık sağlık kontrollerinizde sadece açlık şekerinizi değil, tokluk şekeri ve insülin değerlerinizi de öğrenip değerlendirin.

COVID-19 diyabetlilerde daha şiddetli geçiyor

Diyabet hastalarının daha sık COVID-19 geçirdiğine dair elimizde bir kanıt bulunmuyor. Bununla beraber diyabetli hastalar COVID-19’a yakalandığı zaman koronavirüs hastalığı daha şiddetli seyrediyor. Aslına bakarsanız, şeker hastalarında çeşitli enfeksiyonların daha sık geliştiği ve daha şiddetli seyredebildiği uzun zamandır biliniyor. Şeker hastaları influenza ve zatürre açısından da sağlıklı topluma göre daha büyük risk altındadır.

Şeker hastaları ilaçlarını aksatmamalı

Şeker hastaları özellikle bu dönemde kan şekerlerinin düzenli gitmesi için çaba göstermelidir. Mümkünse sosyal mesafeyi koruyarak ve hijyene dikkat ederek egzersizlere başlamalıdır.

Diyetin yanında şeker ilaçlarının kullanılması aksatılmamalıdır. Hastanın hastaneye gidemediği dönemde hastalar evde kan şekeri ölçümlerini yapmalıdır. Gerekli durumlarda hastalar doktoruna başvurmalı ve kan şekeri tedavisi her hastaya özgü olarak deneyimli hekimler tarafından düzenlenmelidir. Eğer bir şeker hastasında öksürük, ateş, nefes darlığı gibi COVID-19 bulgusu varsa zaman kaybetmeden hastaneye başvurmalıdır.

Alıntı:
https://www.dunya.com/saglik/acibademden-dijital-saglik-yonetim-sistemi-ihraci-haberi-600115


22 Kasım 2020 Pazar

Kovid-19 aşısı ücretsiz mi olacak? Bakan Koca açıkladı...

 Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Hürriyet gazetesi başyazarı Prof. Dr. Osman Müftüoğlu'nun "Korona virüs aşısı ücretsiz mi yapılacak?” sorusuna, "Risk grubundaki ortalama 5 milyon kişinin aşılanmasının ücretsiz olarak tamamlanacak" yanıtını verdi.


Müftüoğlu aşıyla ilgili soruları bugünkü köşesinde derledi.


Müftüoğlu, "Pek çok ülke gibi (mesela Japonya, İngiltere) bizde de aşının ücretsiz uygulanacağı düşüncesindeyim. Birkaç hafta önce Sağlık Bakanı’mız Dr. Fahrettin Koca ile yaptığım görüşmede de Sayın Bakan bana açık ve net olarak uygulamaya Çin aşısıyla başlanacağını, ilk iki ay içerisinde risk grubundaki ortalama 5 milyon kişinin aşılanmasının ücretsiz olarak tamamlanacağını açıklamıştı. Kanaatim o ki aşı bizde de ücretsiz yapılacak. Ama bilelim ki öncelik risk grubundakilerin olacak." ifadesini kullandı. 


Müftüoğlu yazısında şunları kaydetti: 


"Pfizer-BioNTech ikilisi 'Yıl sonuna kadar en fazla 20 milyon insana yetecek kadar aşı üretebilirim' diyor. Gelecek yıl için de en fazla 600-650 milyon kişiye yetecek kadar aşıyı üretebilmeyi taahhüt ediyor. Amerika’nın 300, Avrupa Birliği’nin 200, İngiltere’nin 50, Kore ve Japonya’nın 100’er milyon doz aşı siparişi verdikleri eğer doğruysa -ki doğru olduğu anlaşılıyor- özellikle mRNA aşısına hepimizin ulaşması maalesef mümkün görünmüyor. Bu nedenle bazı ülkelerde Çin ve Rus aşılarının da kullanılacağı anlaşılıyor. Bizde zaten yola Çin aşısıyla çıkıyoruz."


Şehir hastaneleri kara deliği ürkütüyor

 Şehir hastanelerinin rasyonaliteden uzak bir modelle yapıldığı her gün daha net ortaya çıkarken, 25 yıl için yapılmış sözleşmelerden doğan yük sözleşme süresi bitiminde milyarlarca doları bulabilir.

Sağlık Bakanlığı tarafından her ay bütçe gider detayları arasında açıklanan “yap-işlet-kirala” yöntemiyle işletilen “şehir hastaneleri”ne ödenen kira ve hizmet bedelleri, onunla ilgili ortaya dökülen fatura, o kadar isyan ettirici ki içine düşülen dehşetli yanlışı ifade edecek sıfatı bulmak zorlaşıyor. Görüntü, savurganlıktan çok akıl dışı bir tercihin karanlık, ürpertici sonuçlarını yansıtıyor. Şehir hastaneleri için merkezi bütçeden, yani vergi ödeyenlerin sırtından ödenenler inanılmaz boyutlara ulaşırken 25 yıllık sözleşmelerin toplamdaki yükünün ne olacağı tahmin bile edilemiyor. 


2020 ocak-temmuz ayında bu hastanelerin işletme hakkını üstlenen firmalara ödenen 4.8 milyar TL’ye (645.5 milyon USD) ulaşan bedel alarm verici.Bu tutarın yaklaşık yarısı kira, yarısı hizmet bedeli. 


Beş tanesi de 2021’de faaliyete geçecek şehir hastanelerinin üstlenicileri ile yapılan sözleşmeler avro üstünden. Dolayısıyla kurdaki her artış, üstlenici firmalara bütçeden yapılan ödemeleri katlıyor. Devlet, sadece ilk yedi ayda bu firmalara ödediği 5 milyar TL ile 10 adet 1000 yataklı hastane yaptırabilirdi. Bu durum, akıl dışı bir modelin ağır sonuçlarını her gün daha çok ortaya koyarken 25 yıl için yapılmış sözleşmelerden doğan yük, sözleşme süresi bitiminde milyarlarca doları bulabilir. 


Sağlığa kolayca erişim, 18 yıldır iktidarda bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) başından beri önemsediği bir konuydu. AKP’nin ilk yıllarında, dış kaynak girişinin istikrarıyla yakalanan yüksek oranlı büyüme oranları, sağlığa daha çok kaynak ayıracak bir bütçe imkânı da yarattı. Bu rüzgârla, seçmenin daha kolay sağlık hizmeti almasının yolları genişletildi. Erişimden kaynaklanan niceliksel yük, başta doktorlar olmak üzere sağlık çalışanlarına bindirilirken bütçeden artırılan kaynaklar, sağlıkta seçmen memnuniyetini de artırdı. Niteliksel bir sıçramadan çok, niceliksel bir gelişme kaydedildi. 


Sağlık hizmetine erişimi artırmakla seçmen memnuniyetinde gözlediği artış, AKP’yi, İngiltere’de deneyimlenen yap-işlet-kirala yöntemiyle şehir hastaneleri yapımına da yönlendirdi. Sağlık Bakanlığı, kendi bütçesinden hastane yatırımı yapmak yerine, üstlenici firmaları, içinde hastane de olan yapı komplekslerinin inşasına özendirdi. Arazi tahsisatı başta olmak üzere cömert teşvikler seferber edildi. Kira bedeline ek olarak, verilen fizik tedavi-rehabilitasyon, radyoloji, radyasyon onkolojisi, patoloji gibi hizmetlerin faturası da “hizmet bedeli” olarak bakanlıktan, sözleşmede belirtilen Avro üstünden tahsil ediliyor. Ayrıca, hastane içinde ve çevresinde yapılan ve yapılacak kafeterya, yemekhane, kreş, servis, otel, otopark, temizlik, diyetisyenlik, hastane bilgi yönetim sistemi de şirketlerce işletiliyor.


İlk örnekleri Adana, Mersin, Isparta gibi güney illerinde faaliyete geçen bu hastaneler ortalama bin yataklı iken İstanbul, Ankara gibi metropollere 3 bin yataklılara varan daha büyükleri yapıldı. Üstleniciler, başta Rönesans, CCN, YDA, Türkerler, Astaldi olmak üzere AKP’nin “gözde” firmaları.


2020 ortalarında hizmette olan şehir hastanesi sayısı 11’i, yatak kapasiteleri 16 bini buldu. Yıl sonuna kadar iki, 2021 sonuna kadar da beş yeni hastanenin hizmete girmesiyle, sayı 2021 sonunda 18’i, yatak kapasitesi de 26 bini bulacak.


Yerli ve yabancı firmalara AVM tarzında yaptırılan şehir hastanelerinde kullanılan yatak sayısı 2020 ortalarında 16 bini bulurken bu hastaneler için 2020'nin ilk yedi ayında yaklaşık 5 milyar TL kira ve hizmet bedeli ödendi. Ocak-Temmuz ödemesinin 5 milyar TL’ye yaklaşması yıl sonunda toplam ödemenin 10 milyar TL’yi bulacağı sinyalini gönderiyor. Yıllık ödeme burada kalsa 25 yıllık sözleşmeler için milyarlarca doları buluyor. Ama unutulmaması gereken sadece 2021’de 10 bin yataklı beş hastane daha hizmete girecek. 16 bin yatak için yıllık 10 milyar TL ödeniyorsa 26 bin yatak için ödeme neredeyse yılda ortalama 15 milyar TL’yi bulacak.


COVID-19 salgınının öncelik alması ile bu büyük savurganlık yeterince gündeme taşınamıyor. Türkiye’nin bu en büyük kara deliğinin baş savunucusu olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir açılış konuşmasında şöyle diyordu: “Ne zaman ki bu ülkede Başbakan oldum, o süreçte hep bunu söyledim. ‘Şehir hastaneleri benim rüyamdır, benim hayalimdir’ dedik ve elhamdülillah o günden itibaren başladık ve şehir hastanelerimizi inşa ederek her geçen gün asgari tüm büyük şehirlerimizde bunları yapacağız.” 


Bu konuda en hararetli tartışmalar 2019 sonunda bütçe görüşmelerinde yapılmıştı. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda konu tartışılırken Erzurum’da bin 200 yataklı tam donanımlı devlet hastanesinin 30 milyon TL bedel aşımına karşın 213 milyon TL’ye yaptırıldığı, bunun Kayseri Şehir Hastanesi’nin yaklaşık üç yıllık kira bedeli olduğu konuşulmuştu. Sağlık Bakanlığı temsilcileri de maliyetin yükseldiğini kameralar kapalıyken TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul etmişti. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 6 bin 100 yatak kapasiteli üç şehir hastanesinin kamu-özel işbirliği (KÖİ) modeli ile değil, “genel bütçe kaynaklarıyla” yapılması için ihaleye çıkıldığını belirten bir açıklama yapmıştı. Bu açıklama, Sağlık Bakanlığı’nın şehir hastanesi çarpıklığını nihayet anlaması olarak yorumlanmıştı.


Nitekim başından beri AKP’nin sağlıkta metalaşma politikalarını eleştiren sağlıkçıların meslek odaları, yanlışın anlaşılmasının yeterli olmadığını, daha ileri adımlar atılmasını isteyecekti. Yapılan açıklamada şöyle denildi: “Türk Tabipleri Birliği ve İstanbul Tabip Odası olarak başından beri KÖİ modeline karşı çıktık. Bu modelin ülkemize büyük mali yük getirdiğini anlattık. Bakan Koca’nın açıklamasını sevinçle karşılıyoruz. Ancak KÖİ modelinden vazgeçilmesi yetmez! Mevcut şehir hastaneleri de Sağlık Bakanlığı’na devredilmelidir!” 


Bu talebi karşılamak, yapılan sözleşmelerin katılığı karşısında mümkün müydü bilinmez ama TTB, kalitesizliği her fırsatta şu cümlelerle ifade ediyor: “Şehir hastanelerinde karşılaşılan sorunlar, israf nedeniyle bu hastanelerin verimlilikten uzak olduğunu, coğrafi olarak makul bir yerde olmamaları yüzünden hasta ve yakınlarının erişim sorunu yaşadıklarını, hasta merkezli hizmet sunumunun söz konusu olmadığını ve hastalara yönelik risk ve zararı en aza indirgeyecek biçimde sağlık hizmeti sunumunun aksayabileceğini açık olarak ortaya koymaktadır."


Editör notu: Bu makalenin geçmiş versiyonunda şehir hastanelerinin işletme hakkını üstlenen firmalara temmuz ayında ödenen meblağ 4.8 milyar TL olarak belirtilmiştir. Bu rakam firmalara ocak-temmuz ayları arasında ödenen tutarın toplamıdır. Makale buna uygun olarak düzeltilmiştir


31.08.2020

Mustafa Sönmez

https://www.al-monitor.com/pulse/tr/contents/articles/originals/2020/08/turkey-city-hospitals-threaten-financial-black-hole-pandemic.html




21 Kasım 2020 Cumartesi

Sağlıkta mucize buluş altın çağını yaşıyor: ASA

 Kan sulandırıcılar, uzun zamandır özellikle kalp-damar hastalıklarıyla ilgilenen herkesin yakından tanıdığı bir ilaçlar. Özellikle damarlardaki pıhtı riskini azalttıkları için ailesinde 65 ve üstünde yaşlısı olan herkes bir şekilde herhangi bir marka kan sulandırıcı ile tanışmıştır. Şimdilerde ise COVID-19 nedeniyle daha da revaçta. Çünkü virüsün damarlarda pıhtılaşmaya neden olduğu öne sürülüyor.


COVID-19’la yıldızı parlayınca bu hafta “Bilmeniz gereken 5 Şey”de kan sulandırıcıları anlatalım dedik. Kan sulandırıcıların atasını yakından tanıyoruz aslında. Bilim dünyası olan asetilsalisilik asit (ASA) diyor. Hammaddesi söğüt ağacının kabuğu olan bu asit, Afrika’dan Kanada’ya kadar bütün dünya ise onu artık jenerikleşmiş adıyla tanıyor: Aspirin. Aslında bir asit olan saf asetilsalisilik asit, ilk olarak Kimyager Dr. Felix Hoff mann tarafından 1897’de üretilmiş. Basit ağrı kesici olarak yıllarca hayatına devam ettikten sonra 1971’de onun kalp krizi ve felci önleyici etkisini keşfeden İngiliz farmakolog Sir John R. Vane ise bu buluşuyla 1982’de Nobel Tıp Ödülü’nü kazanıyor. Yani bu asidin hayatımıza kan sulandırıcı olarak girmesini Sir Vane’e borçluyuz. Bugün kan sulandırıcılar dünyanın en çok kullanılan ilaçları arasında. Peki, nasıl kullanmak gerektiğini biliyor muyuz?


ASA hakkında bilmemiz gereken 5 şeyi, Prof. Dr. Burak Çatakoğlu anlattı…


1- MUADİLİNİN ÇOK OLMASI FİYATI DÜŞÜRÜYOR


Dünyanın en çok kullanılan ve en çok kazanç getiren ilaçlarından biri kan sulandırıcılar. ASA’nın enfarktüs riskini azalttığına yönelik ciddi deneyler söz konusu. Dünyanın en önemli buluşlarından biri olan ASA’ya yönelik patent koruması uzun yıllar önce kalktığı için birçok ülkede birçok ilaç şirketi tarafından muadilleri üretiliyor. Bu nedenle fiyatı ucuz ve her kesimin kolay ulaşabileceği bir sağlık ürünü olarak önemli bir hizmet veriyor. Türkiye’de de çeşitli muadilleri üretiliyor. 


2- MİDE KANAMASI RİSKİ VAR MI?


ASA bir asit. Dolayısıyla bütün asitler gibi yan etkileri olabiliyor. En çok etkilediği organların başında ise mide geliyor. Bazı ASA bazlı kan sulandırıcıların dışı film kaplı. Bu, ilacın midede değil, bağırsakta yavaş çözünmesini sağlıyor, dolayısıyla kanama gibi riskleri azaltıyor. Kalp-damar hastalıklarında verilen kan sulandırıcıların büyük kısmı bu tür ilaçlar. Kan sulandırıcılar sindirim sistemini etkilediğinden tok karnına alınmalı. Eğer ameliyata girecekseniz 5 gün önceden Aspirin almayı bırakmalısınız. Kan sulandırıcılar ise en az iki gün önceden bırakılmalı.


3- DOZU AZALTILDI


Eskiden hekimler daha yüksek dozda kan sulandırıcılar veriyordu. Artık daha düşük dozda ASA tabanlı kan sulandırıcıların da kalp hastalıklarına karşı koruyucu olduğu ortaya çıktı. Eskiden tabletler 300 mg iken, bu miktar Amerika’da 85’e, Türkiye’de 100’e geriledi. Bazı ülkelerde 75 mg’lık olanlar da var.


4- HERKES KULLANMAMALI!


Kalp-damar hastalıklarında primer ve seconder koruma vardır. Primer koruma, hastalığı engellemek anlamına gelir, seconder ise hastalık geçiren kişiyi ikinci krizden korumak anlamına gelir. Bugüne kadar hekimlerin aspirine yaklaşımı değişkenlik gösterdi. Uzun süre belli yaşın üzerindekilerin mutlaka günlük olarak kan sulandırıcı kullanması gerektiği söyleniyordu. Artık bunun doğru olmadığı çünkü yan etkilerinin bulunduğu belirtiliyor. Kan sulandırıcıların kanama riskini artırma etkisi var. Hayati organlarda meydana gelen majör kanamalara yol açabiliyor. Sindirim sistemine ağır geliyor. Ülser, gastrit yapabiliyor. Kalbi koruyalım derken kanamadan hastayı kaybedebiliyoruz. Kalp krizi geçirmemiş birine kan sulandırıcı vermek riskli. Eğer kriz geçirmişse, yani seconder koruma kapsamına giriyorsa verilebilir. Bir kalp-damar riski varsa ve hekim öneriyorsa alınmalı. “Nasıl olsa kan sulandırıcı, faydası vardır” deyip rastgele kullanılmamalı. Hemofili denilen kanamaya meyilli olan pıhtılaşma hücreleri çalışmayan kişilerde ciddi sonuçlar doğurabilir. Eğer ameliyata girecekseniz


5- COVID-19 TEDAVİSİNDE DİKKAT!


COVID-19’un damarda pıhtılaşmayı kolaylaştırıcı etkisi olduğundan bahsediliyor. Bu nedenle kan sulandırıcıların adı geçiyor. Ancak bilinmeli ki hastanede verilen kan sulandırıcı aspirin değil. Cilt altına yapılan uzun etkili bir heparin. Bu madde toplardamarlarda pıhtı oluşmasını engeller. Aspirin ise atardamarlarda etkilidir. COVID-19 hastaları hastanede hareketsiz kaldıkları için toplardamarlarda pıhtı riski oluşur. Yani kan sulandırıcı hastanede yatan hastalara veriliyor. Evdeki hastalar ayağa kalkabildikleri için buna ihtiyaçları yok. Bunun yerine evde virüsü atlatmaya çalışanlar düzenli egzersizle pıhtı riskini azaltabilir.


Aspirin direnci

Yıllarca Aspirin kullandığı halde kalp krizi ya da felç geçiren insanlar var. Tıp dünyasında “Aspirin direnci” denilen bir şey var. İlaç hastanın kanını sulandırmıyor. Bunun için büyük laboratuvarlarda Aspirin direnci testleri yapılabiliyor.


Kaynak:

https://www.dunya.com/kose-yazisi/saglikta-mucize-bulus-altin-cagini-yasiyor-asa/600981



Damgalama iyileşmeyi engelliyor!

 Dünyada 30 milyon, Türkiye’de yaklaşık 600 bin şizofreni hastası olduğu tahmin ediliyor. Uzmanlar bu kişilerin tedavisinde en büyük zararı toplumda farkında olarak ya da olmayarak yapılan “damgalama”nın verdiği görüşünde. Abdi İbrahim Otkusa’nın araştırmasına göre Türkiye’de her 10 kişiden biri şizofreniyi bulaşıcı sanıyor, insanların büyük bölümü ise şizofren bir doktor, öğretmen, komşu istemiyor. Abdi İbrahim Otsuka Genel Müdürü Elif Elkin, “Damgalama bu insanları intihara sürükleyebiliyor” diyor.


Abdi İbrahim Otsuka, bundan yaklaşık dokuz yıl önce “Türkiye’nin en büyük Japon ilaç şirketi olma” hedefiyle kurulduğunda, iki alanı sahiplenmiş: Psikiyatri ve nefroloji... Japonya merkezli Otsuka’nın global cirosu 10 milyar doları geçiyor. 29 ülkede Ar-Ge merkezi olan şirket, Abdi İbrahim ile el sıkışarak Türkiye’ye geldiğinde buradaki üretim deneyimi ve lokasyon avantajının cazibesiyle önemli hedefler belirlemiş. İlaçta niş tedavi alanlarına odaklanan şirket, psikiyatride dünyanın ilk üç firmasından biri olarak gösteriliyor. Geçtiğimiz günlerde farkındalık etkinlikleri düzenlenen Dünya Ruh Sağlığı Günü’nde öne çıkmasının sebeplerinden biri de bu. Özellikle şizofreniye sahip çıkmak istediklerini belirten Abdi İbrahim Otsuka Genel Müdürü Elif Elkin, “Bu hastalığı görmezden gelmek istemedik” diyor.


İnsanların yüzde 60’ı otobüste bile görmek istemiyor


2020’deki COVID-19 salgınıyla birlikte dünyada beklenen bir pandemi daha olduğunu söylüyor Elkin: Psikiyatri pandemisi. “Bunun nedeni sadece kaygı değil. Bu süreçte tüm dünyada insanlarda farklı takıntılar da gelişti. Eve kapanmanın doğurduğu depresifsonuçlar oldu” diyen Elkin, psikiyatriyle ilgili hastalıklarda kullandığımız dilin her zamankinden daha önemli hale geldiğinin altını çiziyor.


Dünyada 30 milyon Türkiye’de ise 450 bin ila 600 bin arasında şizofreni hastası bulunduğu tahmin ediliyor. Bu kişilerin normalde akademik hayat ya da kariyer olarak bir sıkıntı yaşamadan hayatlarını sürdürebileceklerine dikkat çekiyor Elif Elkin. Geliştirilen ilaçlar ve uzmanların yetkinliğiyle ilgili gerek Türkye gerekse dünya çapında bir sıkıntı yok. En büyük sorun stigmatizasyon, yani damgalama. Elif Elkin, “Şizofrenler şizofreniden ölmüyorlar; ya intihar ediyorlar ya da yanlış tedavinin yarattığı tahribattan hayatlarını kaybediyorlar.


Damgalama bu insanların tedavilerini zorlaştırıyor. Onları toplumdan uzak tutuyor. Sonuçta bu kişiler tedaviye devam etmeyebiliyorlar hatta yalnızlık onları intihara sürüklüyor” derken, çoğu insanın farkında olmadığı önemli bir konuya dikkat çekiyor.


Abdi İbrahim Otsuka, şizofreni hastalarına destek vermek için bir yol haritası belirleme kararı almış. Bunu yapmadan önce de Türkiye’deki resmi ortaya koymayı hedefleyerek bir araştırma yapmış. Elif Elkin, araştırmanın damgalamayı net bir şekilde gözler önüne serdiğini söylüyor.


Araştırmada çıkan sonuçlar şöyle: “İnsanların yüzde 10’u şizofreniyi bulaşıcı bir hastalık sanıyor. Yüzde 60’ı otobüste yanında şizofren birinin oturmasını istemediğini söylüyor. Yine toplumun yüzde 60’ı okulda öğretmen, hastanede doktor olarak bir şizofren ile karşılaşmak istemediğini vurguluyor. Nedeni de onları tehlikeli bulmaları.”


Araştırmanın detayları var. Tek başına, toplumun sağlıkla ilgili konularda, özellikle psikiyatriye bağlı sorunlarda bilgi eksikliği olduğunu, buna bağlı olarak da yargı kalıplarıyla hareket ettiğini gösteriyor.


İki yıllık program oluşturuldu


Abdi İbrahim Otsuka için bu araştırma bir milat olmuş. Elif Elkin, araştırma sonrasında öncelikle toplumu şizofreniyle ilgili bilgilendirmek ve farkındalık yaratmak için iki yıllık program oluşturduklarını belirtiyor. “Hemen bir stratejik aksiyon planı hazırladık” diyen Elkin’e göre damgalamanın nedeni ilgisizlik ve empati yapamama durumu. Bunu azaltmayı hedefliyorlar. İlk adımlardan birini Sabiha Gökçen Havalimanı’nda “Görmezden gelmeyelim” adında bir sergi açarak atmışlar. Bunun gibi farkındalık etkinliklerinin arkası gelecek ama sıradaki asıl adım lise ve üniversitelere giderek farkındalık eğitimleri vermek olacak. Elkin, “Ayrıca hasta ve hasta yakınlarıyla hekimleri bir araya getiren toplantılar düzenleyeceğiz.


Şizofreni Federasyonu ile işbirliği yapacağız. Kullanılan dil büyük zarar veriyor. Medyanın da damgalamada payı var. Örneğin bir böbrek hastası annesini öldürdüğünde ya da bir suç işlediğinde onun hastalığına dikkat çekilmiyor ama şizofreni hastasının bu özelliği mutlaka haberde belirtiliyor. Bütün bunları ortadan kaldırmak en azından azaltmak için çalışmalar yürüteceğiz. Planımız, araştırmayı 2021’de tekrar yapmak ve ölçümleme sonuçlarını kamuoyuyla paylaşmak” diyor.


Kaynak:

https://www.dunya.com/kose-yazisi/damgalama-iyilesmeyi-engelliyor/486712