18 Haziran 2020 Perşembe

Dünyada Kovid-19 nedeniyle ölenlerin sayısı 450 bini aştı

Dünya genelinde yeni tip korona virüs (Kovid-19) salgını nedeniyle ölenlerin sayısı 450 bini aştı
Yeni tip korona virüs (Kovid-19) verilerinin derlendiği "Worldometer" internet sitesine göre, dünya genelinde virüs nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı 450 bin 88'e, vaka sayısı 8 milyon 377 bin 466’ya ulaştı.

Kovid-19 kaynaklı bugüne kadar en fazla can kaybı 119 bin 880 ölümle ABD'de görüldü.

Bu ülkeyi 46 bin 510 ile Brezilya, 42 bin 153 ile İngiltere, 34 bin 448 ile İtalya, 29 bin 575 ile Fransa, 27 bin 136 ile İspanya, 18 bin 310 ile Meksika, 12 bin 262 ile Hindistan, 9 bin 675 ile Belçika, 9 bin 185 ile İran, 8 bin 918 ile Almanya, 8 bin 254 ile Kanada, 7 bin 478 ile Rusya, 7 bin 257 ile Peru, 6 bin 75 ile Hollanda ve 5 bin 41 ile İsveç izledi.

Ölü sayısının 1000'den fazla olduğu diğer ülkeler şöyle sıralandı:

"Türkiye (4 bin 861), Çin (4 bin 634), Ekvador (4 bin 7), Şili (3 bin 615), Pakistan (2 bin 975), Endonezya (2 bin 276), İsviçre (1956), Mısır (1850), Kolombiya (1801), İrlanda (1710), Güney Afrika (1674), Portekiz (1523), Romanya (1451), Bangladeş (1305), Polonya (1286), Filipinler (1108) ve Suudi Arabistan (1091)."

Çin'in Vuhan kentinde Aralık 2019'da ortaya çıkan Kovid-19, 200'den fazla ülke ve bölgeye yayıldı.

Virüs bulaşan 3 milyon 384 bin 805 kişi iyileşti, 4 milyon 375 bin 172 kişinin tedavisi ise sürüyor.

Deksametazon Türkiye'de nasıl kullanılıyor?

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, İngiltere'de yapılan araştırma sonucu "Şimdiye kadar ölüm oranını azaltan ilk ilaç" olarak açıklanan Deksametazon ilacının, Türkiye'de koronavirüs salgını başladığından beri hastaların tedavisinde kullanıldığını açıkladı.
BBC Türkçe'ye konuşan hekimler, ilacın koronavirüs tedavisindeki etkisinin 'şaşırtıcı olmadığını', on yıllardır çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılan kortizon ilacı Deksametazon'un salgından önce de yoğun bakımda solunum sıkıntısı çeken hastalar için kullanıldığını söyledi.

Oxford Üniversitesi öncülüğünde İngiltere'de yapılan kapsamlı bir araştırma, "deksametazon" adlı ucuz ve kolay bulunabilen bir ilacın kovid-19 virüsüyle mücadelede önemli bir rol oynayabileceğini açıkladı.

Deksametazon: Koronavirüsle mücadelede 'şimdiye kadar ölüm oranını azaltan ilk ilaç'

Araştırmada ilacın solunum cihazına bağlı hastalarda ölüm riskini üçte bir, oksijen verilen hastalarda ise beşte bir oranında azalttığı ortaya kondu.

Ucuz olması nedeniyle ilacın yüksek vaka sayısıyla baş etmekte zorlanan yoksul ülkeler için de yararlı olacağı belirtilen Deksametazon'un yüksek risk grubundaki hastalarda etkili olduğu görüldü.

İlaç denemesinde hastanede tedavi gören 2000 hastaya deksametazon verildi ve sonuçlar, bu ilacı almayan 4 bin hastanın verileriyle kıyaslandı. İlaçla solunum cihazına bağlı hastaların ölüm riski oranı yüzde 40'tan yüzde 28'e düştü.

Araştırma heyetinin başkanı Prof. Peter Horby, "Bu şimdiye kadar ölüm oranını azaltan tek ilaç" dedi.

İlacın Türkiye'de de kullanıp kullanılmadığı merak konusuyken, dün düzenlenen basın toplantısında konuşan Fahrettin Koca, kortizon ilacı olan Deksametazon'un Türkiye'de salgının başından beri yoğun bakımda ileri derece solunum sıkıntısı olan koronavirüs hastalarının tedavisinde kullanıldığını söyledi.

Koca, Bilim Kurulu tarafından hazırlanan rehber ve tedavi algoritmasında ilacın yer aldığını ve en başından beri özellikle 'sitokin fırtınası' olan hastalarda kullanıldığını belirtti:

"Başından beri kullandığımız ama hangi hastaya kullandığımızın da net belirli olduğu, özellikle riskli solunum sıkıntısı olan hastalara hem genel hem de hedefe yönelik bu ve benzeri ilaçları kullandığımızı ve rehberimizde olduğunu, bunun Türkiye'nin kendi algoritmasının ne kadar geniş ve önceden tedbir aldığını göstermek açısından da önemli olduğunu söylemek istiyorum."

Bazı bilim insanları ilacın yan etkilerine karşı uyarıyor
Onlarca yıldır çeşitli hastalıklar için kullanılan bir tür kortizon ilacı Deksametazon'un kovid-19 tedavisinde kullanılmasına karşı 'temkinli' yaklaşan bilim insanları da var.

Bazı uzmanlar ilacın dozajı ve zamanlaması konusunda yeterli bilgiye sahip olunmadığı için yanlış kullanımın, hastalara zarar verebileceğine işaret ediyor.

Leuven Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Geert Meyfroidt da ilaca ilişkin araştırma sonuçlarının, bilimsel dergiler aracılığıyla değil de dünya çapında daha hızlı kullanılabilmesi için, bir basın bülteni aracılığıyla duyurulduğunu düşünüyor.

Belçikalı profesör, tüm dünyada isteyen herkesin kolayca ve ucuza ulaşabileceği ilacın hızla yaygın bir şekilde kullanılmasının kendisini biraz endişelendirdiğini söylüyor.

BBC Türkçe'ye konuşan Bilim Kurulu üyesi Sema Turan da "Bu çalışma öncelikle bir tıp dergisinde yayımlanmalı ve ondan sonra detaylı konuşulmalıdır" diyor.

Frankfurt kentindeki Goethe Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyonoloji Bölümü Başkanı Maria Vehreschild, ilacın yan etkileri üzerinde çalışılmasının da önemli olduğuna dikkat çekiyor.

Hannover Tıp Fakültesi'nden Pnömolog Tobias Welte de "Elde edilen sonuçlar bağımsız ve tam yetkili bilir kişiler tarafından incelemeden araştırmayı değerlendiremezsiniz" diyor.

Regensburg Üniversite Hastanesi Enfeksiyonoloji Bölümü'nden Bernd Salzberger ise deksametazon maddesinin virüse karşı vücudun bağışıklık yanıtını frenleyebileceğine ve bunun da virüsün yok edilmesini yavaşlatabileceğini savunuyor.

Öte yandan Dünya Sağlık Örgütü Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus ilacın ağır korona hastaları için hayat kurtarıcı olabileceğini söyledi.

Belçika Halk Sağlığı Enstitüsü (Sciensano) Viral Hastalıklar Bölümü Başkanı Steven Van Gucht, ilacın, oksijen yoksunluğu veya mekanik solunum desteğine ihtiyaç duyan hastalarda ölüm oranını yüzde 30'a kadar düşmesinin 'çok iyi bir sonuç' olduğunu belirtti.

Ghent Üniversitesi'nden akciğer hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Bart Lambrecht ise, kovid-19 hastalarındaki iltihap sorununun, kolay bulunan ve çok ucuz bir ilaçla ortadan kaldırılabildiğini vurgulayarak, bunun çok önemli bir adım olarak değerlendiriyor.

Bilim Kurulu üyesi Ünal: Beklediğimiz ve bildiğimiz bir sonuçtu
BBC Türkçe'ye konuşan Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Serhat Ünal, Türkiye'de de kovid-19 tedavisinde kullanılan ilacın işlevini şöyle açıklıyor:

"Vücuda herhangi yabancı bir mikrop girdiğinde savunma sistemi zaten buna cevap verir ama koronavirüs diğerlerinden farklı olarak çok farklı sistemi uyarıyor. Bunu da sitokin fırtınası yani immün sistemin çok fazla çalıştığının göstergelerinden anlıyoruz."

"Fazla çalışan immün sistemi vücuda hasar veriyor. Akciğerde koronavirüsün yaptığı hasardan ziyade, immün sistem vücuda yani kendi kendisine zarar veriyor. O yüzden tedavide bir taraftan virüsün çoğalmasını engelleyecek ilaçlar başlanırken, bir taraftan da immün sistemimizde fazla tetiklenme olmuşsa, akciğerimize hasar vermesin diye immün sistemin hızını yavaşlatıcı ilaç veriyoruz. Kortizon da bu grupta bir ilaçtır."

Türkiye'de şu ana dek kovid-19 tedavisinde Deksametazon'un muadili sayılabilecek bir başka kortizon ilacının kullanıldığını ifade eden Ünal, bu ilaçların 'keskin bıçak' olduğunu söylüyor:

"Biz hidrokortizon kullanıyoruz. Kortizon, hidrokortizon, deksametazon hepsi aynı grup ilaçlar. Onlar deksametazonun iltihap önleyici etkisi biraz daha fazla olabileceği için araştırmada deksametazonu tercih etmişler. Bizler de bundan sonra deksametazonu tercih edebiliriz ki zaten kullanıyoruz, esasında bunların hepsi kortizon."

"Bu ilaçlar keskin bıçaktır; bir taraftan iyileştirir ama bir taraftan zarar verebilir. Aslında tedavideki etkisi bizim açımızdan yeni bir bilgi değil, sadece İngiltere'de deksametazon ile yapılan klinik çalışmaların sonuçları yeni çıktı. Beklediğimiz ve bildiğimiz bir sonuçtu."

Ünal, bu ilacın direkt kovid-19'a yönelik bir ilaç olmadığının altını çiziyor ve "Virüsün yarattığı immün sistem alevlenmesine karşı, alevlenmeyi azaltıcı bir ilaç" diyor.

'Bu sadece kovid-19'a özgü, antiviral bir ilaç değil'

Türk Tabipler Birliği kovid-19 İzleme Grubu Üyesi Prof. Dr. Özlem Kurt Azap, bu ilacın pek çok hastalıkta kullanıldığını ve kovid-19'a özgü olmadığını söylüyor.

Kortizonların immün sistemdeki aşırı yanıt durumlarını düzenlemeye yönelik olarak pek çok hastalıkta sıklıkla kullanıldığını belirten Azap, salgından önce de yoğun bakımda solunum yetmezliği yaşayan hastaların tedavisinde kullanıldığını ifade ediyor.

Araştırmada ilacın koronavirüs hastalarının tamamının tedavisinde değil, sadece solunum cihazına ihtiyaç duyan hastalarda kullanıldığını hatırlatan Azap, 'koronavirüsten korunmak için' kullanılabilecek bir ilaç olmadığının altını çiziyor:

"Bu bir antiviral ilaç ya da kovid19'a özgü bir tedavi değil. Solunum cihazına bağlı hastalarda kullanılır. Sıvı tedavisi, oksijen tedavisi gibi destek tedavilere ek olarak verilecek bir ilaçtır. Tek başına hastalığın ilacı değildir. Bu çalışmanın verileri elbette önemli ama tek bir çalışma yeterli değil, hasta grubunun yanı sıra diğer destek tedavilerin de irdelenmesi gerekiyor."

Öte yandan Dünya Sağlık Örgütü Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus ilacın ağır korona hastaları için hayat kurtarıcı olabileceğini söyledi.

Belçika Halk Sağlığı Enstitüsü (Sciensano) Viral Hastalıklar Bölümü Başkanı Steven Van Gucht, ilacın, oksijen yoksunluğu veya mekanik solunum desteğine ihtiyaç duyan hastalarda ölüm oranını yüzde 30'a kadar düşmesinin 'çok iyi bir sonuç' olduğunu belirtti.

Ghent Üniversitesi'nden akciğer hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Bart Lambrecht ise, kovid-19 hastalarındaki iltihap sorununun, kolay bulunan ve çok ucuz bir ilaçla ortadan kaldırılabildiğini vurgulayarak, bunun çok önemli bir adım olarak değerlendiriyor.

Bilim Kurulu üyesi Ünal: Beklediğimiz ve bildiğimiz bir sonuçtu
BBC Türkçe'ye konuşan Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Serhat Ünal, Türkiye'de de kovid-19 tedavisinde kullanılan ilacın işlevini şöyle açıklıyor:

"Vücuda herhangi yabancı bir mikrop girdiğinde savunma sistemi zaten buna cevap verir ama koronavirüs diğerlerinden farklı olarak çok farklı sistemi uyarıyor. Bunu da sitokin fırtınası yani immün sistemin çok fazla çalıştığının göstergelerinden anlıyoruz."

"Fazla çalışan immün sistemi vücuda hasar veriyor. Akciğerde koronavirüsün yaptığı hasardan ziyade, immün sistem vücuda yani kendi kendisine zarar veriyor. O yüzden tedavide bir taraftan virüsün çoğalmasını engelleyecek ilaçlar başlanırken, bir taraftan da immün sistemimizde fazla tetiklenme olmuşsa, akciğerimize hasar vermesin diye immün sistemin hızını yavaşlatıcı ilaç veriyoruz. Kortizon da bu grupta bir ilaçtır."


Kovid-19'da yaşam şansını artıran ve DSÖ'yü mutlu eden ilaç: Deksametazon

Dünya Sağlık Örgütü, steroid ilacının Kovid-19'da hayatta kalma şansını arttırmasını memnuniyetle karşıladı

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, örgütün İsviçre'nin Cenevre kentindeki merkezinde video konferans yoluyla basın toplantısı düzenledi.

İngiltere'de yapılan testlerde "Deksametazon" adlı yaygın olarak bulunan bir ilacın ağır Kovid-19 hastalarının iyileşmesine yardımcı olduğunun saptandığını ifade eden Ghebreyesus, bu ilaçla yapılan tedavide, solunum cihazına bağlı hastalarda ölüm oranının üçte bir, standart oksijen tedavisi görenlerde ise beşte bir azaldığının belirlendiğine işaret etti.

Test sonuçlarının gerçekten çok sevindirici olduğunu ifade eden Ghebreyesus, ilacın sadece klinik gözetim altında kullanılması gerektiğini vurguladı.

DSÖ Acil Durum Program Direktörü Mike Ryan, İngiltere'de yürütülen test sonuçlarının "çok önemli" olduğunu, yine de ilacın kullanımıyla ilgili daha fazla araştırmanın yapılmasının gerektiğini dile getirdi.

Çin'in Hubey eyaletine bağlı Vuhan kentinde ortaya çıkan yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) tespit edildiği kişi sayısı dünya genelinde 8 milyon 345 bini aştı. Dünya genelinde virüs nedeniyle 449 bin 66 kişi öldü.

7 Haziran 2020 Pazar

Economist dergisi Türkiye'nin Kovid-19'la mücadele stratejisini övdü

Dergide "Türkiye'nin pandemi konusunda doğru yaptıkları" başlığıyla yer alan yazıda, Ankara'nın salgını birçok ülkeden çok daha iyi idare ettiği belirtildi.
Economist dergisi, Türkiye'nin yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadele planını överek, Ankara'nın uyguladığı stratejinin işe yaradığını, ölüm sayılarının diğer ülkelerin gerisinde olduğunu ve yapılan yatırımlar sayesinde salgın sırasında hiçbir zaman hastanelerin kapasitelerinin aşılmadığını yazdı.

Dergide "Türkiye'nin pandemi konusunda doğru yaptıkları" başlığıyla yer alan yazıda, Ankara'nın salgını birçok ülkeden çok daha iyi idare ettiği belirtildi.

Türkiye'nin katı bir karantina uygulamasına karşı çıktığı belirtilen yazıda, "Yetkililer, bütün ekonomiyi komaya sokmak yerine, gençler ve yaşlılara evde kalmalarını söyledi ve tüketiciyle doğrudan muhatap olunan işletmelerde çalışanlar hariç herkesten işe gelmelerini istedi. En büyük şehirlerde hafta sonları ve tatillerde sokağa çıkma yasağı uygulandı." ifadesi kullanıldı.

Bazı iç hat uçuşlarının 1 Haziran'da başladığı; kafeler, restoranlar, plajlar ve parkların yeniden açıldığı ancak çocuklar ile 65 yaş ve üstü vatandaşların haftada birkaç saatten fazla dışarı çıkmasına hala izin verilmediği ifade edildi.

"Strateji işe yaramış gibi görünüyor"
Metinde, "Strateji işe yaramış gibi görünüyor. En çok etkilenecekler salgının en kötüsünden kurtulmayı başarırken, çoğu çalışma çağındaki yetişkinlerden oluşan enfekte olanlar genellikle iyileşti." ifadesi kullanıldı.

Ölümlerin hiçbir zaman tek bir günde 127'den fazla olmadığı, Türkiye'nin Fransa'yla aynı test oranını yakaladığı ve ölüm oranında da İngiltere'den 10 kat daha iyi durumda olduğu vurgulanan yazıda, Avrupa ve Amerika'nın aksine çok az sayıda Türk'ün bakımevlerinde yaşadığına işaret edilerek yaş faktörüne de dikkat çekildi.

"Erdoğan uluslararası havaalanları büyüklüğünde bir hastane ağı kurdu"
Bir salgın sırasında fabrikalarını açık tutan herhangi bir ülkenin sağlık sisteminin olası sonuçlarla başa çıkabileceğinden emin olması gerektiği belirtilen yazıya şöyle devam edildi:

"Türkiye bu zorluğun üstesinden geldi. Son 20 yıl içinde Sayın Erdoğan ve hükümetleri, sağlık hizmetleri için 10 milyarlarca dolar akıttı ve son olarak uluslararası havaalanları büyüklüğünde bir hastane ağı kurdu. Bunların sonuncusu 21 Mayıs'ta hizmete açıldı ve altıda biri yoğun bakım ünitesinden oluşan yaklaşık 2 bin 700 yatak kapasitesi sağladı."

"AK Parti çok çalışıyor ve işleri hallediyor"
Kovid-19 dalgasının hiçbir zaman sağlık sisteminin kapasitesini aşacak bir noktaya gelmediği ve süreçte tıbbi malzemelerin hiç tükenmediği vurgulanan yazıda, başarının sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın değil aynı zamanda yardım toplayan ve maske dağıtan muhalif belediyelerin de olduğu belirtildi.

Erdoğan ve iktidardaki AK Parti'nin neredeyse 20 yıldır genel seçimleri kaybetmediğine dikkat çekilen yazıda, "Hatta eleştirenlerin de kabul ettiği gibi AK Parti çok çalışıyor ve işleri hallediyor." ifadesi kullanıldı.

Muhalefet partilerinin iktidara gelebilmeleri için bu kadar sıkı çalışabileceklerini kanıtlamaları gerekeceği de kaydedildi.

Kumaş maskeler de koruyor

Korona virüs salgınının başından bu yana maske konusunda çelişkili açıklamalar yapan Dünya Sağlık Örgütü, önerisini değiştirdi. Örgüt, ortak kullanıma açık kamusal alanlarda maske takılması uyarısı yaptı
Korona virüs dünya genelinde can almaya devam ederken, salgın sürecinde en tartışmalı kurumlardan biri de Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) haline geldi.

Salgına karşı gerekli uyarıları zamanında yapmadığı yönünde başta ABD tarafından olmak üzere ağır eleştirilerin yöneltildiği DSÖ, çelişkili açıklamalarla da okları üzerine çekiyor.

Korona virüse karşı mücadelede sosyal mesafeyle birlikte ilk akla gelen korunma yöntemlerinden biri maske. Pek çok ülkede toplu taşımada ve market gibi kapalı alanlarda maske takma zorunluluğu bulunurken, DSÖ maskenin koruyuculuğunu tartışmaya açmıştı.

DSÖ hasta olanların virüsü bulaştırmamak için maske takması gerektiğini, bunun dışında sağlıklı kişilerin maske takmasına gerek olmadığını duyurmuştu. Kurumdan, bu önerinin yanı sıra kumaş maskelerle ilgili tavsiyeleri de değiştirdikleri yönünde bir açıklama geldi.

Dr. Maria Van Kerkhove, sağlıklı kişiler de dahil herkesin kamuya açık ortak kullanım alanlarında maske takması gerektiğini söyledi.

‘ÜÇ KATMANDAN OLUŞMALI’

Cerrahi maskelerin yanı sıra kumaş maskelerin de koruyucu olduğunu ifade eden Kerkhove, “Yeni araştırma sonuçlarımız var. Kanıtlar gösteriyor ki, eğer düzgün bir şekilde kullanılırsa enfeksiyon taşıyan potansiyel damlacıklara karşı koruyuculuk sağlar” dedi.

Kerkhove, maskenin üç katmandan oluşması gerektiğini, dıştaki ilk katmanın polyester benzeri bir kumaş olması, ikinci katmanın da filtre görevi görmesi gerektiğini belirtti.

Kerkhove, maske kullanımına rağmen sosyal mesafeyi de elden bırakmamak gerektiğini yineledi.

Sağlık turizminde hedef dünyada ilk 3’e girmek

Türkiye, 100 milyar doları aşan sağlık turizminde sıçrama yapmak istiyor. Uzmanlar, 2023 gelmeden Türkiye’nin sağlık turizminde ilk üç ülkeden biri olacağını müjdeliyor.
Sağlık turizminde büyük bir sıçrama yapmak için tüm altyapı ve hizmet kalitesine sahip olan Türkiye, 2023’te yıllık 20 milyar doların üzerinde bir gelire ulaşmayı hedefliyor. Kovid-19 salgını döneminde dünyada sağlık altyapısının gücüyle dikkat çeken Türkiye’ye gelen talepler de artıyor. Milliyet'ten Duygu Erdoğan haberine göre, sektörün temsilci kuruluşları, Türkiye’nin ‘ayağına gelen’ bu fırsatı çok iyi kullanması gerektiğini iletiyor.

100 milyar doları aşan sağlık turizmi pazarının yüzde 40’ını  Hindistan alıyor. Türkiye sağlık turistini çeken ilk 10 ülke arasına girmeye çalışırken, 2019 gelirinin 6-8 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Türkiye ile birlikte en güçlü ülkeler Hindistan, ABD, Tayvan ve Almanya. Bu pastadan en büyük payı alan Hindistan’ın hijyen standartlarıyla ilgili çekinceler olsa da, özellikle ABD ve Avrupa’da okuyan Hindistanlı hekimlerin, ülkelerine dönerek bağlantılarıyla hasta çektikleri biliniyor.

İlk 3 ülkeden biri

Uluslararası Antalya Sağlık Turizmi ve Eğitimi Derneği (UASTED) Başkanı ve Türkiye Sağlık Turizmi Dernekleri Federasyonu (TURSAF) Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Kanpolat, uluslararası toplumun; Kovid-19 sürecinde Türkiye’nin sağlıktaki gücünü kabul ettiğini belirtirken, bu gücün hızla sağlık turizminde kullanılması gerektiğini söyledi. Bürokratik sorunların çözülerek, konuyla ilgili tanıtımların süratle yapılmasını beklediklerini ileten Kanpolat, “Altyapımız güçlü, biz hazırız, sağlık turizminde dünyanın ilk 3 ülkesinden biri olmak için önümüzde engel yok. Rekabette öndeyken, bu fırsatı kullanmakta gecikmeyelim. Türkiye’ye gelmek isteyen binlerce hasta var. Türkiye sağlık turizmi ile iyi döviz rezervi elde edebilir” dedi.

Rekabette ‘5 adım ileride’

Türkiye Sağlık Turizmini Geliştirme Konseyi Derneği Başkanı Köksal Holoğlu, sağlık turizminde Türkiye’nin ‘5 temelde’ önde olduğunu vurguladı. Holoğlu, şunları söyledi:

“Türkiye 4 saatlik uçuş mesafesiyle, 1.5 milyar insanın ulaşabileceği bir konumda. Uluslararası standartlarda çalışıyoruz. Dünyada Türk hekimleri bir marka. Fiyatta çok avantajlıyız. Beşincisi ise yüksek teknolojili sağlık tesislerinin olması. İstanbul’daki MR, tomografi sayısı; tüm İngiltere’den daha fazla. Saç ekimi için yılda 1 milyon kişi geliyor.”

Fonlar ‘6 aylık köy’ istiyor...

Mehmet Kanpolat, “İskandinav ülkeleri, sağlık turizmi için ‘6 ay yaşanacak merkezler, köyler oluşturun’ diyor. Ama bu tesislerin hangi bakanlığa ait olacağında bile belirsizlik var; bürokratik sorunları aşmamız lazım” dedi.

BBC'den Türkiye'ye övgü: Alınacak dersler var

Türkiye'nin korona virüs salgınıyla mücadelede elde ettiği başarı, dünya basınında yer alıyor. Bu mücadelede Türkiye'nin birçok ülkeyi geride bıraktığı vurgulanıyor. İngiliz yayın kuruluşu BBC, Türkiye'nin çabalarını övdü.
Türkiye’nin hem korona virüs salgınıyla mücadelede hem de hastalığa yakalananların tedavisinde elde ettiği başarı dikkat çekiyor. İngiliz yayın kuruluşu BBC, “Türkiye’de korkulan olmadı” vurgusu yaptı. BBC, hazırladığı haberde uzman görüşlerine de yer verdi.

İngiltere’deki Kent Üniversitesinde Viroloji Bölümü Öğretim Üyesi Doktor Jeremy Rossman, "Türkiye, açık bir şekilde çok daha büyük bir felaketin önüne geçti” dedi.

Rossman, Türkiye’nin, test yapma, takip etme, izolasyon ve kısıtlamalarla salgına hızla müdahale eden ülkeler kategorisine girdiğinin altını çizdi.

"Türkiye, bir başarı hikayesi olarak görülüyor"

Virüsün yayılımını etkin şekilde azaltan ülkelerin çok fazla olmadığını da vurguladı. 

Haberde, Dünya Sağlık Örgütü Türkiye temsilcisi Doktor İrshad Ali Shaikh’in “Türkiye’nin kamu sağlığı konusunda vereceği dersler var” şeklindeki değerlendirmesi de dikkat çekti. 

İngiliz yayın kuruluşu BBC, habere, “Türkiye, bir başarı hikayesi olarak görülüyor. Hala birçok tedbir alınıyor, çünkü hikaye henüz bitmedi" cümlesiyle son verdi. 


Bakan Koca'nın çabası sonuç verdi: Geri çektiler

"New England Journal of Medicine" ve "Lancent" dergilerinde yayımlanan ve "Hidroksiklorokin" adlı ilacın ölüm oranlarını artırdığına kanıt olarak sunulan makaleler, tıp dünyasından gelen itirazlar üzerine yazarları tarafından geri çekildi
Türkiye'deki korona virüs vakaları konusunda gerçekle bağdaşmayan verilerin yer aldığı ve sıtma tedavisinde başarısı kanıtlanan, Kovid-19'la mücadelede de büyük yararı görülen "Hidroksiklorokin" adlı ilacın ölüm oranlarını artırdığına yönelik iddiaların yer aldığı uluslararası iki dergideki makaleler, tıp dünyasından gelen itirazlar üzerine yazarları tarafından geri çekildi.

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, tıp camiasında "itibarlı yayınlar" olarak değerlendirilen "New England Journal of Medicine (NEJM)" ve "Lancent'te" kısa süre önce çıkan iki makalede, korona virüs vakaları konusunda "gerçekle bağdaşmayan" veriler yer aldı.

Sağlık Bakanı Koca da son basın toplantısında, uzun yıllardır sıtma tedavisinde başarısı kanıtlanmış, Kovid-19'a karşı ise dünyada ve Türkiye'de büyük yararı görülen Hidroksiklorokin'in ölüm oranlarını artırdığını ileri süren makaleleri bilimsel bulmadığını açıkladı.

Yazarlar, iddiaların dayanağı verilerin doğru olmadığı ortaya çıkınca makaleleri dergilerden geri çekerek özür diledi.

KOCA MEKTUBUNDA GERÇEK VERİLERİ PAYLAŞTI

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, NEJM dergisine yazdığı mektupta "doğruluktan uzak, mantıksal tutarlılıktan da yoksun" verilerin "Hidroksiklorokin" adlı ilacın ölüm oranlarını artırdığına kanıt olarak sunulmasını eleştirdi ve iddiaları çürüten bilgiler sundu.

Bakan Koca, mektubunda, Surgical Outcomes Collaborative (Surgisphere) adlı bir şirket tarafından toplanıp işlenmiş verilerin kullanıldığı söz konusu iki dergide yayımlanan makalelerin "oldukça dikkati" çektiğini ve bilim çevrelerince acilen yanıtlanması gereken bazı soruları ortaya çıkardığını belirterek "Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanı olarak NEJM'de yayınlanan makaledeki hatalara dikkati çekmek isterim." ifadesini kullandı.

Makalede, Hidroksiklorokin'in Kovid-19 tedavisinde ölüm oranlarını artırdığı iddiasına bir kanıt olarak başka ülkelerin yanı sıra Türkiye'deki 3 hastaneden 346 hastaya ait olduğu iddia edilen 20 Aralık 2019 ile 15 Mart 2020 tarihleri arasındaki verilerin yer aldığına işaret eden Koca, bu verilerin doğru olmadığını vurguladı. Koca, söz konusu döneme ait gerçek verileri paylaştığı mektupta, şunları kaydetti:

"Şunu belirtmek isterim ki bu dönemde tüm Polimeraz Zincir Reaksiyonu (PCR) testleri yalnızca Bakanlığım laboratuvarlarında yapılmaktaydı. 11 Mart 2020'de ilk PCR onaylı Kovid-19 vakasını açıkladık. 15 Mart 2020 itibarıyla resmi kayıtlarımıza göre, ülkemde sadece 18 PCR pozitif vaka tespit edilmişti. Açıkçası, makalede doğruluktan uzak, aynı zamanda tutarsız veriler sunulmaktadır."

Bakan Koca'nın dergi editörleri ve makalelerin yazarlarına yönelik mektubunda, "Ayrıca, ülkemde Surgisphere ile çalışan ve hasta verilerini veri tabanlarına kaydeden hiçbir hastane veya laboratuvar tespit edilememiştir." ifadeleri de yer aldı.

Söz konusu makalelerden sonra Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Hidroksiklorokin'in Kovid-19 tedavisinde sakıncalı olabileceğini varsaymış, DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus'un açıklamasıyla 25 Mayıs'ta ilaçla ilgili çalışmaları geçici olarak durdurmuştu.

Yaşanan gelişmeler üzerine, Dünya Sağlık Örgütü de 3 Haziran'da yeni bir açıklama yaparak, önceki açıklamasını geri çekti.