ABD Başkanı Trump'ın Kovid-19 ekibinden Dr. Fauci, Amerikan Gilead ilaç şirketinin ürettiği "Remdesivir" adlı anti-viral ilacı alan Kovid-19 hastalarının "plasebo" alan hastalara kıyasla yüzde 31 oranında daha hızlı iyileştiğini belirtti
ABD Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü Direktörü Dr. Anthony Fauci, Kovid-19 virüsünün tedavisi için yapılan klinik testlerde alınan sonuçların 'oldukça iyi haberler' taşıdığını bildirdi.
Aynı zamanda Beyaz Saray Kovid-19 ile Mücadele Görev Gücü'nün üyesi olan Fauci, Beyaz Saray'da düzenlenen basın toplantısında yapılan test çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Fauci, yapılan uluslarası araştırmalara göre Amerikan Gilead ilaç şirketinin ürettiği "Remdesivir" adlı anti-viral ilacı alan Kovid-19 hastalarının "plasebo" alan hastalara kıyasla yüzde 31 oranında daha hızlı iyileştiğini belirtti.
Fauci, “Yüzde 31'lik bir rakam, bitirici yüzde 100'lük bir sonuca göre çok yüksek sayılmasa da ilacın bu virüsü engellediğine dair oldukça önemli bir deliller taşımaktadır" dedi.
Öte yandan Remdesivir ilacı alan hastalarda görülen ölüm oranının yüzde 8 olduğunu ve bu rakamın yüzde 11,6 aralarındaki "plasebo" alan hastalara göre kısmen daha düşük olduğunu ifade eden Fauci, Remdesivir'in Kovid-19 bağlantılı ölüm oranlarına yaptığı etkinin daha fazla analiz edilmesi gerektiğini vurguladı.
Yapılan klinik testlerde alınan sonuçların "oldukça iyi haberler" taşıdığını kaydeden Fauci, ilgili firma ve araştırmacıların artmasıyla söz konusu ilacın daha da geliştirileceğini belirterek, "Bu ilaç, Kovid-19 virüsünü tedavi etme kabiliyetine ulaşmamızın kapılarını aralıyor" ifadelerini kullandı.
Plasebo ile yeni ilaç karşılaştırılıyor
İlaç şirketlerinin, çeşitli hastalıkların tedavisi için ortaya çıkarılan yeni bir ilacı denerken etkilerini anlayabilmek için hastaların bir kısmına ilacı, diğer bir kısmına ise daha çok psikolojik bir etki yapan "plasebo" verdikleri biliniyor.
Hastaların hangi hapı aldıklarını bilmediği bu süreçte, araştırmacılar, ilacın ve "plasebo"nun sonuçlarını karşılaştırarak yeni ilacın etkisi ve yan etkisini belirliyor.
30 Nisan 2020 Perşembe
28 Nisan 2020 Salı
İsveç basını ambulans uçakla hasta naklini konuşuyor
Kovid-19 testi pozitif çıkmasına rağmen hastanede tedavi edilmeyen 47 yaşındaki Türk vatandaşının ambulans uçakla Türkiye'ye getirilmesi İsveç basınında geniş yer buldu
İsveç'in Malmö kentinde Kovid-19 testi pozitif çıkmasına rağmen tedavi edilmeyerek evine gönderilen 47 yaşındaki Emrullah Gülüşken'in, Türkiye Sağlık Bakanlığının ambulans uçağıyla Türkiye'ye getirilmesi İsveç basınında büyük ilgi gördü.
İsveç'in önemli gazetelerinden Aftonbladet, "İsveç'te tedavi edilmedi, Türkiye'ye ambulans uçakla götürüldü" başlığıyla duyurduğu haberde, hastanın kızları Leyla ve Samira Gülüşken'in sosyal medyadan yardım çağrısı yaptığı hatırlatıldı. Bu çağrıya Twitter hesabından açıklama yapan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın ''Baban için hastanemiz, hekimlerimiz hazır.'' mesajıyla karşılık verdiği vurgulandı.
İsveç'teki Türk hasta ambulans uçakla Türkiye'ye getirildi
Cumhurbaşkanı Erdoğan İsveç'ten Türkiye'ye getirilen Emrullah Gülüşken'in kızı ile telefonda görüştü
Gazeteye açıklamalarda bulunan Gülüşken'in İsveç'te kalan kızı Leyla Gülüşken, hastalıktan dolayı babasının öleceğini sandıklarını söyledi. Babasının Kovid-19 testi pozitif çıkmasına rağmen eve gönderildiğini hatırlatan Gülüşken, çaresiz biçimde sosyal medyadan yardım istediğini ve Türkiye'nin yardıma çok çabuk cevap vererek hemen uçak gönderdiğini anlattı.
İsveç devlet televizyonu SVT ise haberinde, İsveç'te tedavi göremeyen Kovid-19 hastası bir babanın kızlarının sosyal medyadan yardım isteğine Bakan Koca'nın cevap verdiğini vurguladı. Haberde, Koca'nın Gülüşken'in kızına ''Baban için hastanemiz, hekimlerimiz hazır. Cumhurbaşkanımızın, bütün halkımızın geçmiş olsun dileklerini iletiyorum.'' mesajı verdiği aktarıldı.
Expressen gazetesi ise ''Koronavirüs hastası tedavi olamayınca Türkiye'ye uçtu'' başlığıyla okuyucularına duyurduğu haberinde, Kovid-19 hastası bir babanın çocuklarının sosyal medyada yayımladığı videonun ses getirdiğini aktardı.
Türkiye'nin ambulans uçak gönderip Gülüşken ailesi fertlerini, Malmö Sturup Havalimanı'ndan alarak Türkiye'ye götürdüğü hatırlatılan haberde, Skona İl Genel Meclisi Başkanı Jimmy Gottfridsson'un, ''Birçok koronavirüs hastası hastanede tedavi olmuyor, evde karantina altında tutuluyor.'' açıklamasına yer verildi.
SVD gazetesi "Türkiye Strump Havalimanı'ndan hasta aldı'' başlığı ile haberi okurlarına duyururken, 47 yaşındaki Kovid-19 hastası bir babanın kızlarının sosyal medyada yardım isteklerinin Türkiye tarafından karşılandığı bildirildi.
Kızlarının sosyal medyadan yaptığı çağrı karşılık buldu
İsveç'in Malmö kentinde, yeni tip koronavirüs testi pozitif çıkmasına rağmen tedavi edilmeyerek eve gönderilen 47 yaşındaki Emrullah Gülüşken'in kızları Samira ve Leyla Gülüşken, sosyal medyadan yardım çağrısı yaptı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yardım çağrısı ve görüntüler üzerine devreye girerek hastaların Türkiye'ye getirilmesi için ambulans uçak gönderilmesi talimatı verdi.
Emrullah Gülüşken ve çocuklarını taşıyan ambulans uçak, saat 13.30'da Ankara Esenboğa Havalimanı'na indi. Uçağın iniş yapmasının ardından koruyucu kıyafetli sağlık görevlileri uçak içerisine girdi. Emrullah Gülüşken ve çocukları, yapılan kontrollerin ardından havalimanında bekletilen ambulanslarla Ankara Şehir Hastanesine sevk edildi.
İsveç'in Malmö kentinde Kovid-19 testi pozitif çıkmasına rağmen tedavi edilmeyerek evine gönderilen 47 yaşındaki Emrullah Gülüşken'in, Türkiye Sağlık Bakanlığının ambulans uçağıyla Türkiye'ye getirilmesi İsveç basınında büyük ilgi gördü.
İsveç'in önemli gazetelerinden Aftonbladet, "İsveç'te tedavi edilmedi, Türkiye'ye ambulans uçakla götürüldü" başlığıyla duyurduğu haberde, hastanın kızları Leyla ve Samira Gülüşken'in sosyal medyadan yardım çağrısı yaptığı hatırlatıldı. Bu çağrıya Twitter hesabından açıklama yapan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın ''Baban için hastanemiz, hekimlerimiz hazır.'' mesajıyla karşılık verdiği vurgulandı.
İsveç'teki Türk hasta ambulans uçakla Türkiye'ye getirildi
Cumhurbaşkanı Erdoğan İsveç'ten Türkiye'ye getirilen Emrullah Gülüşken'in kızı ile telefonda görüştü
Gazeteye açıklamalarda bulunan Gülüşken'in İsveç'te kalan kızı Leyla Gülüşken, hastalıktan dolayı babasının öleceğini sandıklarını söyledi. Babasının Kovid-19 testi pozitif çıkmasına rağmen eve gönderildiğini hatırlatan Gülüşken, çaresiz biçimde sosyal medyadan yardım istediğini ve Türkiye'nin yardıma çok çabuk cevap vererek hemen uçak gönderdiğini anlattı.
İsveç devlet televizyonu SVT ise haberinde, İsveç'te tedavi göremeyen Kovid-19 hastası bir babanın kızlarının sosyal medyadan yardım isteğine Bakan Koca'nın cevap verdiğini vurguladı. Haberde, Koca'nın Gülüşken'in kızına ''Baban için hastanemiz, hekimlerimiz hazır. Cumhurbaşkanımızın, bütün halkımızın geçmiş olsun dileklerini iletiyorum.'' mesajı verdiği aktarıldı.
Expressen gazetesi ise ''Koronavirüs hastası tedavi olamayınca Türkiye'ye uçtu'' başlığıyla okuyucularına duyurduğu haberinde, Kovid-19 hastası bir babanın çocuklarının sosyal medyada yayımladığı videonun ses getirdiğini aktardı.
Türkiye'nin ambulans uçak gönderip Gülüşken ailesi fertlerini, Malmö Sturup Havalimanı'ndan alarak Türkiye'ye götürdüğü hatırlatılan haberde, Skona İl Genel Meclisi Başkanı Jimmy Gottfridsson'un, ''Birçok koronavirüs hastası hastanede tedavi olmuyor, evde karantina altında tutuluyor.'' açıklamasına yer verildi.
SVD gazetesi "Türkiye Strump Havalimanı'ndan hasta aldı'' başlığı ile haberi okurlarına duyururken, 47 yaşındaki Kovid-19 hastası bir babanın kızlarının sosyal medyada yardım isteklerinin Türkiye tarafından karşılandığı bildirildi.
Kızlarının sosyal medyadan yaptığı çağrı karşılık buldu
İsveç'in Malmö kentinde, yeni tip koronavirüs testi pozitif çıkmasına rağmen tedavi edilmeyerek eve gönderilen 47 yaşındaki Emrullah Gülüşken'in kızları Samira ve Leyla Gülüşken, sosyal medyadan yardım çağrısı yaptı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yardım çağrısı ve görüntüler üzerine devreye girerek hastaların Türkiye'ye getirilmesi için ambulans uçak gönderilmesi talimatı verdi.
Emrullah Gülüşken ve çocuklarını taşıyan ambulans uçak, saat 13.30'da Ankara Esenboğa Havalimanı'na indi. Uçağın iniş yapmasının ardından koruyucu kıyafetli sağlık görevlileri uçak içerisine girdi. Emrullah Gülüşken ve çocukları, yapılan kontrollerin ardından havalimanında bekletilen ambulanslarla Ankara Şehir Hastanesine sevk edildi.
25 Nisan 2020 Cumartesi
Virüsü dünyaya yayan Çin'in ilaç oyunu
Korona virüs tedavisinde umut olarak görülen Remdesivir ilacı için "Hiçbir etkisi yok" haberlerinin, Çin'in bir propagandası olduğu ortaya çıktı
Dünya Sağlık Örgütü, Çin’den gelen yetersiz ve az kişiyle yapıldığı belirtilen deneyleri ‘yanlışlıkla’ sayfasına koyduğunu resmen kabul etti. Çin tarafından ise bu deneylerin kasıtlı olarak yapıldığı ve corona virüsü salgınına yönelik üzerinde çalışılan Remdesivir ilacının ön plana çıkmaması için böyle bir propagandaya başvurulduğu açıklandı.
“DÜNYAYA YALAN SÖYLEDİLER”
ABD merkezli ilaç üreticisi Gilead, Çin’in ilacın etkisiz olduğuna ilişkin açıklamasının ve gösterdikleri deneylerin toptan yanlış olduğunu ve dünyaya yalan söylediklerini ifade eden bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Çin’in yaptıkları araştırmalar, ilacın etkisizliği nedeniyle değil, katılımın az olması nedeniyle iptal oldu. Ayrıca yapılan araştırmalar, bir sonuç doğuran araştırmalar değildir” ifadesi kullanıldı.
RESMİ AÇIKLAMA: GERİ ÇEKTİK
Dünya Sağlık Örgütü Basın Sözcüsü Tarik Jasarevic, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Çin'in açıklamasının yanlış olduğunu ve hiçbir araştırmaya dayanmadığını fark eder etmez, Remdesivir'le ilgili açıklamamızı geri çektik” dedi. Bu açıklama, TIME dergisi ve TIP bilim dergisi STAT'ta da yer aldı.
Çin’in ABD’li ilaç firmasına karşı patent savaşına girmesi nedeniyle böyle bir taktiğe başvurduğu ifade ediliyor. ABD Başkanı Trump tarafından “Çin’in etkisinde” diye suçlanan Dünya Sağlık Örgütü’nde ise bu olay ‘skandal’ diye nitelendirilirken, kurumda istifaların yaşanabileceği belirtiliyor.
Dünya Sağlık Örgütü, Çin’den gelen yetersiz ve az kişiyle yapıldığı belirtilen deneyleri ‘yanlışlıkla’ sayfasına koyduğunu resmen kabul etti. Çin tarafından ise bu deneylerin kasıtlı olarak yapıldığı ve corona virüsü salgınına yönelik üzerinde çalışılan Remdesivir ilacının ön plana çıkmaması için böyle bir propagandaya başvurulduğu açıklandı.
“DÜNYAYA YALAN SÖYLEDİLER”
ABD merkezli ilaç üreticisi Gilead, Çin’in ilacın etkisiz olduğuna ilişkin açıklamasının ve gösterdikleri deneylerin toptan yanlış olduğunu ve dünyaya yalan söylediklerini ifade eden bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Çin’in yaptıkları araştırmalar, ilacın etkisizliği nedeniyle değil, katılımın az olması nedeniyle iptal oldu. Ayrıca yapılan araştırmalar, bir sonuç doğuran araştırmalar değildir” ifadesi kullanıldı.
RESMİ AÇIKLAMA: GERİ ÇEKTİK
Dünya Sağlık Örgütü Basın Sözcüsü Tarik Jasarevic, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Çin'in açıklamasının yanlış olduğunu ve hiçbir araştırmaya dayanmadığını fark eder etmez, Remdesivir'le ilgili açıklamamızı geri çektik” dedi. Bu açıklama, TIME dergisi ve TIP bilim dergisi STAT'ta da yer aldı.
Çin’in ABD’li ilaç firmasına karşı patent savaşına girmesi nedeniyle böyle bir taktiğe başvurduğu ifade ediliyor. ABD Başkanı Trump tarafından “Çin’in etkisinde” diye suçlanan Dünya Sağlık Örgütü’nde ise bu olay ‘skandal’ diye nitelendirilirken, kurumda istifaların yaşanabileceği belirtiliyor.
'Covid-19 Türkiye Platformu
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, 25'i üniversite toplam 41 kuruluşun oluşturduğu 'Covid-19 Türkiye Platformu'nun seferberlik halinde ilaç ve aşı çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi. Mandal, "Klinik öncesi aşamaları ilaç için bu yaz aylarında belki daha da erken üretme noktasında olacağız. Aşı çalışmalarında ise 9 aylık bir zaman dilimi içinde klinik öncesi aşama tamamlanacak" dedi.
Dünyayı saran koronavirüs salgınına karşı çalışmalarını hızlandıran TÜBİTAK, aşı ve ilaç geliştirme projelerini sürdürüyor. Bu kapsamda TÜBİTAK desteği ile oluşturulan 'Covid-19 Türkiye Platformu' çatısı altında 25 farklı üniversite, 8 kamu araştırma kurumu, 8 firmadan toplam 225 araştırmacı, çalışma yürütüyor.
Prof. Dr. Mandal, pandemi öncesinde son 5 yıl içinde TÜBİTAK olarak Türkiye'deki ilaç ve aşı geliştirmelerine 2,3 milyar TL kaynak ayırdıklarını kaydetti. Mandal, "Bizim çalıştığımız kurumlarımız bu işe bugün başlamadı. Bu şu anda bizim kendimizi gösterme zamanımız. Araştırmacılarımız, firmalarımız olarak ve ülkemiz olarak biz bunu yapabileceğimiz noktasındayız. Ülkemizin en seçkin araştırma grupları, bilim insanları bu iş için çözüm üretme noktasında gece gündüz çalışıyor. Covid-19 Türkiye Platformu'nda yapılan aşı ve ilaç çalışmaları ve bu sürecin yönetilmesiyle ilgili topyekun bir seferberlik söz konusu" dedi.
'16 PROJE YÜRÜRLÜKTE'
Prof. Dr. Mandal, TÜBİTAK olarak, Covid-19 ile ilgili aşı ve ilaç çalışmalarına, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın koordinesinde Aralık ayının sonundan itibaren başladıklarını ifade ederek, "Biz bununla ilgili hocalarımızdan 9 ay veya 12 aylık zaman dilimi içerisinde projelerini gerçekleştirilebilecek olanlardan önerilerini aldık. 10 günde projelerin alımı, değerlendirilmesi ve sonuçlandırılması gerçekleştirildi. Başlangıçta 14 projeyle başlandı. Daha sonra 15 ve yakın zamanda da 16 proje şu an yürürlükte. Bu projelerden hem ilaçla hem aşışıyla ilgili gruplarımız var. Bu oluşan platformun en büyük özelliği bu yapılar birbirinden bağımsız çalışmıyor. Dolayısıyla hem ilaç grubundakiler hem de aşı grubundakiler bir sinerji halinde çalışıyor" diye konuştu.
'VİRÜSE ÇÖZÜM OLABİLECEK 26 MOLEKÜL'
İlaç grubundakilerin moleküllerinin modellenmesine 10 bin molekül üzerinden başlandığını belirten Prof. Dr. Mandal, "İn siliko çalışmalar sonrasında bu virüse çözüm noktası oluşturabilecek noktada 26 tane molekül belirlendi. Bununla ilgili şu an sentez çalışmaları başladı. Bir taraftan molekül çalışması gerçekleşti. Daha sonra bununla ilgili çalışmanın sentez ve takibinde de üretimle ilgili bir yapı başlamış oldu. Bunun memnuniyet verici bir gelişme olduğunu söyleyebilirim. Bunun arkasında çok farklı gruplarımız var" ifadelerini kullandı.
'VİRÜSÜN GENETİK KARATERİZASYONUNU ÇIKARMIŞ OLACAĞIZ'
Prof. Dr. Mandal, Türkiye'de yapılan en başarılı çalışmaların değişik gruplar tarafından virüsün izole edilmesi aşaması olduğunu kaydederek, bunun takibinde izole edilmiş virüsün genetik karakterizasyonunun yapılması gerektiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Mandal şöyle konuştu:
"Yeni karşılaştığınız bir virüsle mücadele edebilmeniz için onu tanımanız ve doğru tanımlamanız lazım. Akabindeki tüm aşamalar buna bağlı. Bunun için de öncelikle bunun tüm dışsal koşullardan izole edilmesi ve takibinde de bu virüsün genetik karakterizasyonunun yapılması lazım. Gelecek hafta içerisinde bu virüsün genetik karakterizasyonunu çıkarmış noktasında olacağız. Bu durum, bu ülkenin yetkinliğini gösteriyor. Biz bu virüsü artık tanıyoruz ve bununla hem ilaç tarafında olsun hem aşı tarafında olsun nasıl mücadele edeceğimizin en önemli göstergeleri arasında olacak."
'BU YAZ ÜRETME NOKTASINDA OLACAĞIZ'
Aşı ve ilaç için tarih veren Prof. Dr. Mandal, "Klinik öncesi aşamaları ilaç için bu yaz aylarında belki daha da erken biz bunu sentezleme ve üretme noktasında olacağız. Aşı çalışmalarında ise 9 aylık bir zaman dilimi içinde klinik öncesi aşama tamamlanmış olacak. Takibinde sürecin yönetim başarısında örnek ülke noktasında olacağımızı düşünüyoruz. Şu soru hep soruluyor; 'Ülkemizde aşı geliştirilebilir ama üretilebilir mi?' Türkiye'de belki beşeri ilaç fabrikamız yok; ama daha önceki hazırlanmış Sağlık Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığımızın ilgili yönetmelikleri kapsamında bizim hayvan aşısı üretimi için yetkin firmalarımız var. Bu yetkinlikteki firmalar gerekli koşulları sağladıklarında aynı zamanda beşeri ilaç ve aşı üretebilmek için de yetkilendirilebiliyorlar. Ülkemizde inşallah aşı çalışmaları araştırma noktasını tamamladığında aşı da üretilebilecek" ifadelerini kullandı.
Dünyayı saran koronavirüs salgınına karşı çalışmalarını hızlandıran TÜBİTAK, aşı ve ilaç geliştirme projelerini sürdürüyor. Bu kapsamda TÜBİTAK desteği ile oluşturulan 'Covid-19 Türkiye Platformu' çatısı altında 25 farklı üniversite, 8 kamu araştırma kurumu, 8 firmadan toplam 225 araştırmacı, çalışma yürütüyor.
Prof. Dr. Mandal, pandemi öncesinde son 5 yıl içinde TÜBİTAK olarak Türkiye'deki ilaç ve aşı geliştirmelerine 2,3 milyar TL kaynak ayırdıklarını kaydetti. Mandal, "Bizim çalıştığımız kurumlarımız bu işe bugün başlamadı. Bu şu anda bizim kendimizi gösterme zamanımız. Araştırmacılarımız, firmalarımız olarak ve ülkemiz olarak biz bunu yapabileceğimiz noktasındayız. Ülkemizin en seçkin araştırma grupları, bilim insanları bu iş için çözüm üretme noktasında gece gündüz çalışıyor. Covid-19 Türkiye Platformu'nda yapılan aşı ve ilaç çalışmaları ve bu sürecin yönetilmesiyle ilgili topyekun bir seferberlik söz konusu" dedi.
'16 PROJE YÜRÜRLÜKTE'
Prof. Dr. Mandal, TÜBİTAK olarak, Covid-19 ile ilgili aşı ve ilaç çalışmalarına, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın koordinesinde Aralık ayının sonundan itibaren başladıklarını ifade ederek, "Biz bununla ilgili hocalarımızdan 9 ay veya 12 aylık zaman dilimi içerisinde projelerini gerçekleştirilebilecek olanlardan önerilerini aldık. 10 günde projelerin alımı, değerlendirilmesi ve sonuçlandırılması gerçekleştirildi. Başlangıçta 14 projeyle başlandı. Daha sonra 15 ve yakın zamanda da 16 proje şu an yürürlükte. Bu projelerden hem ilaçla hem aşışıyla ilgili gruplarımız var. Bu oluşan platformun en büyük özelliği bu yapılar birbirinden bağımsız çalışmıyor. Dolayısıyla hem ilaç grubundakiler hem de aşı grubundakiler bir sinerji halinde çalışıyor" diye konuştu.
'VİRÜSE ÇÖZÜM OLABİLECEK 26 MOLEKÜL'
İlaç grubundakilerin moleküllerinin modellenmesine 10 bin molekül üzerinden başlandığını belirten Prof. Dr. Mandal, "İn siliko çalışmalar sonrasında bu virüse çözüm noktası oluşturabilecek noktada 26 tane molekül belirlendi. Bununla ilgili şu an sentez çalışmaları başladı. Bir taraftan molekül çalışması gerçekleşti. Daha sonra bununla ilgili çalışmanın sentez ve takibinde de üretimle ilgili bir yapı başlamış oldu. Bunun memnuniyet verici bir gelişme olduğunu söyleyebilirim. Bunun arkasında çok farklı gruplarımız var" ifadelerini kullandı.
'VİRÜSÜN GENETİK KARATERİZASYONUNU ÇIKARMIŞ OLACAĞIZ'
Prof. Dr. Mandal, Türkiye'de yapılan en başarılı çalışmaların değişik gruplar tarafından virüsün izole edilmesi aşaması olduğunu kaydederek, bunun takibinde izole edilmiş virüsün genetik karakterizasyonunun yapılması gerektiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Mandal şöyle konuştu:
"Yeni karşılaştığınız bir virüsle mücadele edebilmeniz için onu tanımanız ve doğru tanımlamanız lazım. Akabindeki tüm aşamalar buna bağlı. Bunun için de öncelikle bunun tüm dışsal koşullardan izole edilmesi ve takibinde de bu virüsün genetik karakterizasyonunun yapılması lazım. Gelecek hafta içerisinde bu virüsün genetik karakterizasyonunu çıkarmış noktasında olacağız. Bu durum, bu ülkenin yetkinliğini gösteriyor. Biz bu virüsü artık tanıyoruz ve bununla hem ilaç tarafında olsun hem aşı tarafında olsun nasıl mücadele edeceğimizin en önemli göstergeleri arasında olacak."
'BU YAZ ÜRETME NOKTASINDA OLACAĞIZ'
Aşı ve ilaç için tarih veren Prof. Dr. Mandal, "Klinik öncesi aşamaları ilaç için bu yaz aylarında belki daha da erken biz bunu sentezleme ve üretme noktasında olacağız. Aşı çalışmalarında ise 9 aylık bir zaman dilimi içinde klinik öncesi aşama tamamlanmış olacak. Takibinde sürecin yönetim başarısında örnek ülke noktasında olacağımızı düşünüyoruz. Şu soru hep soruluyor; 'Ülkemizde aşı geliştirilebilir ama üretilebilir mi?' Türkiye'de belki beşeri ilaç fabrikamız yok; ama daha önceki hazırlanmış Sağlık Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığımızın ilgili yönetmelikleri kapsamında bizim hayvan aşısı üretimi için yetkin firmalarımız var. Bu yetkinlikteki firmalar gerekli koşulları sağladıklarında aynı zamanda beşeri ilaç ve aşı üretebilmek için de yetkilendirilebiliyorlar. Ülkemizde inşallah aşı çalışmaları araştırma noktasını tamamladığında aşı da üretilebilecek" ifadelerini kullandı.
24 Nisan 2020 Cuma
DSÖ: Yarısı Çin’de olmak üzere 6 aşının insan testleri başladı
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), dünya genelinde 83 yeni tip korona virüs (Kovid-19) aşısının geliştirildiğini ve bunların altısının insan denemeleri aşamasında olduğunu belirtti.
Çin'in Wuhan kentinde başlayan yeni tip korona virüs / Kovid-19) salgını tüm dünyada etkili olan bir pandemiye dönüştü. Dünyanın dört bir yanından araştırmacılar salgını önleyecek aşıyı geliştirmek için çalışmalar yapıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), dünya genelinde 2 milyon 650 binden fazla kişiyi enfekte eden virüsü durdurma çabalarına yeni araştırmaların katıldığını duyurdu.
DSÖ, ilaç üreticilerinin yeni tip korona virüse yönelik bir aşı geliştirmek için küresel rekabette olduklarını ve dünya gelinde 83 korona virüs aşısının geliştirildiğini bildirdi.
DSÖ, yaptığı açıklamada, “Geliştirilen aşıların 6’sının insanlar üzerinde klinik testleri başladı. 6 potansiyel aşının 3’ü Çin’de test ediliyor” ifadelerini kullanıldı.
DSÖ, 13 Nisan’da yaptığı açıklamada, dünya genelinde 70 farklı aşı çalışması yapıldığını ve üçünün insan testlerine başladığını bildirmişti.
Çin'in Wuhan kentinde başlayan yeni tip korona virüs / Kovid-19) salgını tüm dünyada etkili olan bir pandemiye dönüştü. Dünyanın dört bir yanından araştırmacılar salgını önleyecek aşıyı geliştirmek için çalışmalar yapıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), dünya genelinde 2 milyon 650 binden fazla kişiyi enfekte eden virüsü durdurma çabalarına yeni araştırmaların katıldığını duyurdu.
DSÖ, ilaç üreticilerinin yeni tip korona virüse yönelik bir aşı geliştirmek için küresel rekabette olduklarını ve dünya gelinde 83 korona virüs aşısının geliştirildiğini bildirdi.
DSÖ, yaptığı açıklamada, “Geliştirilen aşıların 6’sının insanlar üzerinde klinik testleri başladı. 6 potansiyel aşının 3’ü Çin’de test ediliyor” ifadelerini kullanıldı.
DSÖ, 13 Nisan’da yaptığı açıklamada, dünya genelinde 70 farklı aşı çalışması yapıldığını ve üçünün insan testlerine başladığını bildirmişti.
18 Nisan 2020 Cumartesi
Koronavirüs aşısı çok önemli, önümüzdeki kış hastalık geri dönebilir
1964 yılında dünyayı saran bulaşıcı hastalık 'Kızamıkçığı' yenen aşıyı bulan doktor Stanley Plotkin şimdilerde 87 yaşında ve koronavirüs aşısını geliştirmek için yapılan çalışmalara destek oluyor. Dünya çapında 12 buçuk milyon insana bulaşan kızamıkçığı iyileştiren aşıyı geliştiren Plotkin, koronavirüs pandemisinden kurtulmak için gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini söylüyor. Mümkün olan en kısa sürede bir aşı geliştirme çabasının çok önemli olduğunu vurgulayan Plotkin, "Çünkü önümüzdeki kış hastalık geri dönebilir, o zamana kadar bir aşı yaptırmalıyız" uyarısını yapıyor.
1932 doğumlu olan Stanley Alan Plotkin, Sanofi Pasteur gibi aşı üreticilerinin yanı sıra biyoteknoloji firmaları, kar amacı gütmeyen kuruluşlar ve hükümetlere danışmanlık yapan Amerikalı bir hekimdir. 1960'larda Philadelphia'daki Wistar Enstitüsü'nde çalışırken kızamıkçık virüsüne karşı bir aşı bulunmasında çok önemli bir rol oynadı. (Wikipedia)
1932 doğumlu olan Stanley Alan Plotkin, Sanofi Pasteur gibi aşı üreticilerinin yanı sıra biyoteknoloji firmaları, kar amacı gütmeyen kuruluşlar ve hükümetlere danışmanlık yapan Amerikalı bir hekimdir. 1960'larda Philadelphia'daki Wistar Enstitüsü'nde çalışırken kızamıkçık virüsüne karşı bir aşı bulunmasında çok önemli bir rol oynadı. (Wikipedia)
1964 yılında dünyada eşi görülmemiş bir salgın dünyayı sarmıştı. 'Kızamıkçık' adı verilen bu salgın ABD'yi de vurmuş ve virüs bugün dünyaya yayılan koronavirüsün iki katı etkiliydi. Kızamıkçık yaklaşık 12 buçuk milyon insana bulaştı. ABD'de her 15 kişiden biri hastalığa yakalandı.
Bugün mevcut pandemiye sebep olan yeni koronavirüs gibi, kızamıkçığa neden olan virüsün belirtisi tipik olarak ateş ve döküntüydü.
İnsanların yaklaşık üçte birinde ise hiçbir belirti vermedi. Koronavirüs bugün daha çok yaşlıları etkilerken 1964 yılında ortaya çıkan kızamıkçık, kadınlarda özellikle de hamilelerde çok daha etkili olmuştu. Salgın, gebelerin fetüslerine çok büyük zarar verdi.
Eğer birinin ateşi varsa, o kişiyle temas edilmemelidir. Özellikle gençlerde veya çocuklarda 'yeni koronavirüs' ile asemptomatik enfeksiyonlar olduğunu bildiğimizi düşünüyoruz.
Sciencemag.org sitesinde yer alan röportaja göre, salgın sırasında ABD'de dünyaya gelen yaklaşık 20 bin bebek körlük, sağırlık, kalp kusurları ve zihinsel engeller gibi ciddi doğum kusurlarıyla doğdu. Şimdiye kadar bu yeni koronavirüsün fetüslere bulaştığını veya zarar verdiğine dair kanıt yok.
O yıllarda Pensilvanya Üniveristesine bağlı Wistar Enstitüsü laboratuvarında çalışan Doktor Stanley Plotkin, 'kızamıkçık' virüsüne karşı dünya çapında kullanılan 'rubella' aşısını icat etti. O zamandan beri, şarbon, çocuk felci ve kuduz dahil olmak üzere diğer aşıların geliştirilmesi ve uygulanması üzerinde yoğun bir şekilde çalışan Doktor Plotkin, çocukluk aşısı programının bir parçası olan 'rotavirüs' aşısını da yapan isimdi.
Birinin ateşi varsa o kişiye temas etmeyin
Bugün 87 yaşında olan Plotkin'e ulaşan ilaç şirketleri, koronavirüse karşı aşı bulabilmek için kendisine
danışıyor. Plotekin, yeni koronavirüs aşılarının geliştirilmesi konusunda tavsiyelerde bulunuyor.
Kovid-19'un 'kızamıkçık' ile benzerliklerini değerlendiren Plotkin, "Eğer birinin ateşi varsa, o kişiyle temas edilmemelidir. Özellikle gençlerde veya çocuklarda 'yeni koronavirüs' ile asemptomatik enfeksiyonlar olduğunu bildiğimizi düşünüyoruz. Bu nedenle yetkililer, temas halinde olmaktan değil, sosyal uzaklıktan bahsediyorlar. Bugün, kızamıkçıkta olduğu gibi, kimin enfekte olabileceğini kesinlikle bilinmiyor" dedi.
Stanley Plotkin, koronavirüs aşısı geliştirmeye çalışan çok sayıda şirketle danışmanlık yapıyor.
Hastalık önümüzdeki kış geri gelebilirDünyanın koronavirüsten de gerekli tedbirlere uyarak kurtulabileceğini söyleyen Plotkin, mümkün olan en kısa sürede bir aşı geliştirme çabasının çok önemli olduğunu vurgulayarak, "Çünkü önümüzdeki kış hastalık geri dönebilir, o zamana kadar bir aşı yaptırmalıyız" ifadelerini kullandı.
Aşıyı piyasaya sürmek 5 yıl sürdü
1964 yılı şartlarının şimdiki kadar elverişli olmadığını söyleyen ve 'kızamıkçık' deneyiminde bir aşının piyasaya sürülmesi en az 5 yıl sürdüğünü hatırlatan Plotkin, şu an bu aşıyı bulacak çok büyük aşı şirketleri olduğunu ve böyle acil bir durumda bu tür bir gecikmeyi göze alınamayacağını vurguladı. Birden fazla 'antikoronavirüs' aşısı yaptırmanın avantajları olabileceğini söyleyen Plotkin, "Milyonlarca doza ihtiyaç duyuluyorsa, tek bir üreticiden dünya için yeterince üretim yapmasını istemek olası değildir" dedi.
Alıntı:
Yerli aşı 2019'da kullanılmaya başlanacak
Sağlık Bakanlığı Bağışıklama Danışma Kurulu Üyesi ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, difteri ve tetanoz için yerli aşının gelecek yıldan itibaren kullanılmaya başlanacağını bildirdi.
Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, Sağlık Bakanlığınca önerilen aşılar hakkında aile hekimlerini bilgilendirmek amacıyla Antalya'da düzenlenen 9. Uluslararası Katılımlı Aile Hekimliği Kongresi'ne katıldı. Aile hekimlerinden aşılamanın önemini vatandaşlara anlatmalarını isteyen Ceyhan, Türkiye'de aşı alanında yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Türkiye'nin 1800'lü yılların sonunda aşı üreten üç ülkeden biri konumunda olduğunu anlatan Ceyhan, cumhuriyetin ilk yıllarında 22 çeşit aşı üretildiğini, ancak yıllar sonra teknolojiye uyum sağlanamaması nedeniyle üretimin bırakıldığını ifade etti.
Son yıllarda milli aşı üretimi için önemli adımlar atıldığını belirten Ceyhan, sağlık camiasını heyecanlandıran gelişmelerin olduğunu bildirdi.
İlk olarak difteri ve tetanoz aşısı için çalışmaların başladığını söyleyen Ceyhan, Bakanlık ile yerli bir firma arasında 3 yıl önce sözleşme imzalandığını anımsattı. Ceyhan, firmanın da Ankara'da antijen üretim ve aşı dolum tesisi için çalışmalarına başladığını kaydetti. Çalışmaların tamamlanmak üzere olduğunu dile getiren Ceyhan, "Difteri ve tetanoz için 2019'dan itibaren Türkiye'de üretilen aşı kullanılmaya başlanacak." diye konuştu.
Bunun dışında halk arasında zatürre aşısı olarak bilinen her çocuğa yapılan konjuge pnömokok aşısı için de antijenlerin dışarıdan gelerek, İstanbul'daki bir merkezde işlendiğini dile getiren Ceyhan, beşli karma aşısının da Türkiye'de şişelendiğini, lokal olarak hepatit A aşısı ile ilgili çalışmalar da bulunduğunu bildirdi.
Aşı üretiminin sadece ülkenin ihtiyacını karşılaşacak şekilde düşünülmemesi gerektiğine işaret eden Ceyhan, aşı yaparken gelir elde etmenin de hedeflenmesi gerektiğini belirtti. Ceyhan, yüksek teknolojideki aşıların da üretilmesi ve yaygınlaştırılmasının önemine vurgu yaptı.
"AVRUPA'DA 50 ÜLKEDEN SADECE 5'İNDE"
Avrupa'da 50 ülkeden sadece beşinde aşı üretilebildiğini aktaran Ceyhan, "Şu anda paranız var, gidip aşıyı alabiliyorsunuz ama paranız olsa bile aşıyı alamayabilirsiniz. Biz bu gözle baktığımız için 'milli aşı üretimi' diye seferberlik başlattık. Sadece üretime başlamak önemli değil, o teknolojiyi sürdürmek, geliştirmek de önemli." dedi.
Aşılamanın hiçbir ilaçla kıyaslanamayacak kadar çok önemli bir konu olduğunu vurgulayan Ceyhan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İnsanlar yeni bir şey zannediyorlar ama aşılama bizim geleneksel tıbbımız. Bugün halk arasında bilinen hacamat, kupa, sülük, akupunktur gibi tedaviler bizim geleneksel tıbbımız değil, bunlar bize dışarıdan gelmiş. Halbuki aşılar atalarımızın Orta Asya'dan getirip, İngilizler aracılığıyla dünyaya öğrettikleri bir uygulama. Şu anda dünyada küçüklü büyüklü bütün ülkeler bir şema dahilinde ekonomik imkanlarına göre birçok hastalığa karşı aşıyla korunmaya çalışıyorlar. Hiçbir ülke 'aşı yaptırmayalım' demiyor. Herkes program dahilinde uyguluyor."
Aşılama ile dünyada 3 milyon çocuğun ölümden kurtulduğunu belirten Ceyhan, daha doğru bir planlama ile 2 milyon çocuğun daha hayatının kurtulabileceğini söyledi.
"AŞI, EN UCUZ SAĞLIKLI KALMA YÖNTEMİ"
Türkiye'de çocuk ve bebeklerdeki aşılanma oranlarının yüzde 96-98 civarında olduğunu dile getiren Ceyhan, yetişkinlerde aşılamanın yeterli düzeyle olmadığını bildirdi.
"Türkiye'de yetişkin aşılama çok kötü durumda. Maalesef yüzde 70-75 seviyelerde. Grip aşısı için yüzde 4, zatürre aşısı için ise yüzde birlerin altında. Yetişkinlerde de başarılı bir aşılama uygulayabilirsek milyonlarca yetişkini aşıyla korunabilen hastalıklardan koruyabilir, ölümlerden kurtarabiliriz." diyen Ceyhan, bu açıdan aşı güvenliğinin çok iyi bilinmesi gerektiğini kaydetti.
"Aşıda yan etki" olarak konuşulan iddiaların doğru olmadığını savunan Ceyhan, "En ucuz sağlıklı kalma yöntemi. Bunu hiçbir ilaçla kıyaslamak mümkün değil." dedi.
Vatandaşın da Sağlık Bakanlığının önerdiği aşıları yüksek oranda uygulandığını belirten Ceyhan, duyarlılığın daha da artırılması için hekimlerin daha hassas davranmalarını istedi.
Alıntı:
5 Nisan 2020 Pazar
Başkan Savaş: 2 aydır korona virüs hastasıyım
ENFEKSİYON Hastalıkları Uzmanı olan Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş, ocak ayında kentte, koronavirüse benzer semptomlar yaşandığını belirterek, "Yaklaşık 2 aydır bu hastalığı geçirdiğimizi düşünüyorum" dedi.
Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş, kendisinin de branş olarak enfeksiyon hastalıkları uzmanı olduğunu kaydetti. Ocak ayının sonlarında İspanya, Almanya ve Hollada ziyaretleri sonrasında 'kırgınlık' hali yaşadığını anlatan Savaş, "Genel başkanımızla depremin olduğu süreçte rahatsızlık geçirdiğim sırada Elazığ'a gitmiştim. İki gün sonra geldiğimizde orada zaten hastaydım, o gece çok rahatsız oldum. Ben hayatımda böyle hasta olmamıştım. Tabi ondan sonraki süreç içerisinde koronavirüs ile birbirine benzeyen belirtiler vardı. O süreçte komşularımız 30 yaşlarında karı- koca rahatsızlandı. Yine aynı bu semptomlara benzer şiddetli grip enfeksiyonu geçirdiler. Ama normal grip gibi değil. Çünkü daha uzun sürdü ve 2- 3 kat daha şiddetli oldu. Bu süreçte ve bundan sonraki günlerde Hatay’da ben 11 yıldır belediye başkanlığı yapıyorum. İnsanların cenazelerine katılırım, başsağlığı için ya da yakınlarını telefonla arayarak, dileklerimi iletirim. Yaşlı vatandaşlarımız öldüğü zaman yakınlarından hep şunu duymaya başladım 'Annemi- babamı acile götürdüm. Yoğun bakıma aldılar. İki gün geçmeden yoğun bakımda vefat etti'. Nedenler olarak astım krizi, bronşit, çoğunda zatürre olduğu söylenmiş. Geriye dönüp baktığımız zaman şu anki yaşanan koronavirüs salgınında yaşanan semptomlara benzer semptomlar görünüyor" dedi.
Hatay'da yaklaşık 2 aydır koronavirüs hastalığını geçirdiklerini öne süren Başkan Savaş, "Ben branş olarak enfeksiyon hastalıkları uzmanıyım. Bu konuda doçentliğim var. Epidemolojik ve sürveyans olarak yapılan araştırmalara bakacak olursak; Türkiye’de bu konuşmalarıma bilim adamlarının birçoğu hak verecektir. Çünkü şu an Hatay’da 22 vaka var, bu kadar dışarı ile ilişkisi olan Kıbrıs, İran, Irak, Suriye, Suudi Arabistan, Dubai gibi birçok ülkeyle ilişkisi olan Avrupa’yla ilişkisi olan bir kentiz. Bakıyoruz hastalara, hep dışarıdan gelmişler. Sanki toplumun büyük bir kısmı daha önce bu virüsle karşılaştı. Zaten Amerika’da yapılan bir araştırmada hastaların yüzde 83’ü hastalık belirtisi göstermiyor, yüzde 17’si belirti gösteriyor. Bunların da yüzde 5’i yoğun bakıma yatacak kadar hastalanıyor. Yani insanların yüzde 95’i yoğun bakıma gitmeden bu hastalıktan kurtulmuş oluyor. Birçok insanın da belirtisiz geçirdiğini düşünüyorum. Bakacak olursanız şu anda toplumun yüzde 80-85’inin bu hastalıkla karşılaştığını düşünüyorum" diye konuştu.
'O SEMPTOMLARI BEN DE YAŞADIM'
Yaşadığı hastalığı nasıl yendiğini anlatan Savaş, şunları kaydetti:
"Benim anlattıklarım insanları rehavete sokmasın, tabi ki benim branşım olduğu için, doktorluk misyonum olduğu için, yaşımda çok ileri olmadığı için, spor da yapıyorum. Ben bu hastalığı biraz kolay atlattım. Tabi ama o semptomları ben de yaşadım. Yüksek ateş, kuru öksürük, zaman zaman bulantı, kusma, ishal, halsizlik, boğaz ağrısı bu gibi semptomları bende de görüldü. Yaşayanları da gördüğüm, aradığım cenaze sahiplerinden de aynı söylemleri duyduğum için ben yaklaşık ocak ayının 15'inden itibaren özellikle bu hastalığı biz zaten geçiriyoruz. Şimdi insanlar şunu söylüyor; '19 Aralık‘ta Çin’de hastalık görüldü, hemen buraya nasıl geldi' diyorlar. Hastalık muhtemelen Çin’de de Kasım ayı başından itibaren başlamıştır. Pandemi haline geldiği için de inceleme gereği duymuşlardır. Araştırdıkları için de 19 Aralık'ta Covid-19’u bulduk, böyle bir hastalık etkeni var, bu etkene karşı korunalım, insanlar hasta olmasın ve olan hastaları tedavi edelim planlamasına gittiler. Bu planlamaya gittikleri zaman dünya bunu duydu. Bu hastalık Kasım ayı başından itibaren vardır ve oradan da yayılmıştır. Bu nedenle 19 Aralık'ı baz alarak düşünürsek yanlış yaparız."
'BİR KEZ DAHA BULAŞMA RİSKİ VAR'
Kendisinin normal tıbbi tedbirleri aldığını belirten Başkan Savaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu hastalığın belli şartlarda bir daha bulaşma olasılığı tabi ki var. Ama normal şartlarda birkaç hafta sonra sizi tekrar enfekte etmez ona karşı interferon oluşturursunuz. Kendi kendinizi korursunuz zaten. Şu anda dünyada gelinen noktada, virüse karşı enfekte olan insanların serumlarından faydalanmaya çalışılıyor, ona karşı antikor oluşturan insanların serumlarından faydalanıp diğer hastaları tedavi etme yoluna giden çok kurum, kuruluş, doktor var. Biz geldiğimiz noktada evrensel izolasyon kurallarına mutlaka uyacağız. Kişisel alışkanlıklarımızı kontrol edeceğiz ve sosyal mesafeye dikkat edeceğiz. İmkan buldukça elimizi yıkayacağız ve elimizi yıkamadan önce de yüzümüze gözümüze çok fazla temasta bulunmayacağız. Rahat olalım, ancak rahat olurken de kuralları işletelim. Yani rahat olurken psikolojik olarak rahat olalım, kendimizi strese sokmayalım ve sakin bir şekilde bu hastalıktan uzak duralım diyoruz."
Başkan Savaş, ülkede alınan tedbirlerle birlikte Nisan ayı sonunda hastalığın kontrol altına alınıp inişe geçebileceğini, Mayıs sonunda ise 'nadir hasta' pozisyonuna düşüp, insanların oldukça rahatlayabileceğini sözlerine ekledi.
Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş, kendisinin de branş olarak enfeksiyon hastalıkları uzmanı olduğunu kaydetti. Ocak ayının sonlarında İspanya, Almanya ve Hollada ziyaretleri sonrasında 'kırgınlık' hali yaşadığını anlatan Savaş, "Genel başkanımızla depremin olduğu süreçte rahatsızlık geçirdiğim sırada Elazığ'a gitmiştim. İki gün sonra geldiğimizde orada zaten hastaydım, o gece çok rahatsız oldum. Ben hayatımda böyle hasta olmamıştım. Tabi ondan sonraki süreç içerisinde koronavirüs ile birbirine benzeyen belirtiler vardı. O süreçte komşularımız 30 yaşlarında karı- koca rahatsızlandı. Yine aynı bu semptomlara benzer şiddetli grip enfeksiyonu geçirdiler. Ama normal grip gibi değil. Çünkü daha uzun sürdü ve 2- 3 kat daha şiddetli oldu. Bu süreçte ve bundan sonraki günlerde Hatay’da ben 11 yıldır belediye başkanlığı yapıyorum. İnsanların cenazelerine katılırım, başsağlığı için ya da yakınlarını telefonla arayarak, dileklerimi iletirim. Yaşlı vatandaşlarımız öldüğü zaman yakınlarından hep şunu duymaya başladım 'Annemi- babamı acile götürdüm. Yoğun bakıma aldılar. İki gün geçmeden yoğun bakımda vefat etti'. Nedenler olarak astım krizi, bronşit, çoğunda zatürre olduğu söylenmiş. Geriye dönüp baktığımız zaman şu anki yaşanan koronavirüs salgınında yaşanan semptomlara benzer semptomlar görünüyor" dedi.
Hatay'da yaklaşık 2 aydır koronavirüs hastalığını geçirdiklerini öne süren Başkan Savaş, "Ben branş olarak enfeksiyon hastalıkları uzmanıyım. Bu konuda doçentliğim var. Epidemolojik ve sürveyans olarak yapılan araştırmalara bakacak olursak; Türkiye’de bu konuşmalarıma bilim adamlarının birçoğu hak verecektir. Çünkü şu an Hatay’da 22 vaka var, bu kadar dışarı ile ilişkisi olan Kıbrıs, İran, Irak, Suriye, Suudi Arabistan, Dubai gibi birçok ülkeyle ilişkisi olan Avrupa’yla ilişkisi olan bir kentiz. Bakıyoruz hastalara, hep dışarıdan gelmişler. Sanki toplumun büyük bir kısmı daha önce bu virüsle karşılaştı. Zaten Amerika’da yapılan bir araştırmada hastaların yüzde 83’ü hastalık belirtisi göstermiyor, yüzde 17’si belirti gösteriyor. Bunların da yüzde 5’i yoğun bakıma yatacak kadar hastalanıyor. Yani insanların yüzde 95’i yoğun bakıma gitmeden bu hastalıktan kurtulmuş oluyor. Birçok insanın da belirtisiz geçirdiğini düşünüyorum. Bakacak olursanız şu anda toplumun yüzde 80-85’inin bu hastalıkla karşılaştığını düşünüyorum" diye konuştu.
'O SEMPTOMLARI BEN DE YAŞADIM'
Yaşadığı hastalığı nasıl yendiğini anlatan Savaş, şunları kaydetti:
"Benim anlattıklarım insanları rehavete sokmasın, tabi ki benim branşım olduğu için, doktorluk misyonum olduğu için, yaşımda çok ileri olmadığı için, spor da yapıyorum. Ben bu hastalığı biraz kolay atlattım. Tabi ama o semptomları ben de yaşadım. Yüksek ateş, kuru öksürük, zaman zaman bulantı, kusma, ishal, halsizlik, boğaz ağrısı bu gibi semptomları bende de görüldü. Yaşayanları da gördüğüm, aradığım cenaze sahiplerinden de aynı söylemleri duyduğum için ben yaklaşık ocak ayının 15'inden itibaren özellikle bu hastalığı biz zaten geçiriyoruz. Şimdi insanlar şunu söylüyor; '19 Aralık‘ta Çin’de hastalık görüldü, hemen buraya nasıl geldi' diyorlar. Hastalık muhtemelen Çin’de de Kasım ayı başından itibaren başlamıştır. Pandemi haline geldiği için de inceleme gereği duymuşlardır. Araştırdıkları için de 19 Aralık'ta Covid-19’u bulduk, böyle bir hastalık etkeni var, bu etkene karşı korunalım, insanlar hasta olmasın ve olan hastaları tedavi edelim planlamasına gittiler. Bu planlamaya gittikleri zaman dünya bunu duydu. Bu hastalık Kasım ayı başından itibaren vardır ve oradan da yayılmıştır. Bu nedenle 19 Aralık'ı baz alarak düşünürsek yanlış yaparız."
'BİR KEZ DAHA BULAŞMA RİSKİ VAR'
Kendisinin normal tıbbi tedbirleri aldığını belirten Başkan Savaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu hastalığın belli şartlarda bir daha bulaşma olasılığı tabi ki var. Ama normal şartlarda birkaç hafta sonra sizi tekrar enfekte etmez ona karşı interferon oluşturursunuz. Kendi kendinizi korursunuz zaten. Şu anda dünyada gelinen noktada, virüse karşı enfekte olan insanların serumlarından faydalanmaya çalışılıyor, ona karşı antikor oluşturan insanların serumlarından faydalanıp diğer hastaları tedavi etme yoluna giden çok kurum, kuruluş, doktor var. Biz geldiğimiz noktada evrensel izolasyon kurallarına mutlaka uyacağız. Kişisel alışkanlıklarımızı kontrol edeceğiz ve sosyal mesafeye dikkat edeceğiz. İmkan buldukça elimizi yıkayacağız ve elimizi yıkamadan önce de yüzümüze gözümüze çok fazla temasta bulunmayacağız. Rahat olalım, ancak rahat olurken de kuralları işletelim. Yani rahat olurken psikolojik olarak rahat olalım, kendimizi strese sokmayalım ve sakin bir şekilde bu hastalıktan uzak duralım diyoruz."
Başkan Savaş, ülkede alınan tedbirlerle birlikte Nisan ayı sonunda hastalığın kontrol altına alınıp inişe geçebileceğini, Mayıs sonunda ise 'nadir hasta' pozisyonuna düşüp, insanların oldukça rahatlayabileceğini sözlerine ekledi.
Japonya korona hastalarına bedava girip ilacı verecek
Japonya'nın koronavirüs salgınından etkilenen ülkelere ücretsiz şekilde "grip ilacı Avigan" yardımı yapabileceği duyuruldu
Japonya'nın yeni tip koronavirüs salgınından etkilenen ülkelere ücretsiz şekilde "grip ilacı Avigan" yardımı yapabileceği bildirildi.
Covid 19 ile mücadele kapsamında Avigan ilacının özellikle hafif semptomlar gösteren hastalara iyi geldiği yönünde çalışmalar ortaya konulmuştu.
Ulusal NHK televizyonunun haberine göre Kabine Baş Sekreteri Yoşihide Suga Covid-19'la mücadele kapsamında yapılacak ilaç yardımı hakkında açıklamalarda bulundu. Suga, talep gönderen ülkelerle temaslarını sürdürdüklerini vurgulayarak, ülkelere hem bedelsiz hem de acil ihtiyaçları miktarınca ilaç göndereceklerini ifade etti.
Yaklaşık 30 ülkenin Japonya'dan ilaç yardımı talep ettiğini aktaran Suga, Avigan'ın klinik testlerinin sürdüğünü ve grip ilacının etkisini geliştirme çalışmalarının devam ettiği bilgisini paylaştı.
Almanya Sağlık Bakanı geçtiğimiz perşembe günü Japonya'dan milyonlarca tablet Avigan alabileceğini açıklamıştı. Fujifilm Toyama Chemical tarafından üretilen Avigan, ebola gibi vücutta yüksek ateşe neden olan hastalıkların tedavisinde de kullanılan bir ilaç.
Japonya'nın yeni tip koronavirüs salgınından etkilenen ülkelere ücretsiz şekilde "grip ilacı Avigan" yardımı yapabileceği bildirildi.
Covid 19 ile mücadele kapsamında Avigan ilacının özellikle hafif semptomlar gösteren hastalara iyi geldiği yönünde çalışmalar ortaya konulmuştu.
Ulusal NHK televizyonunun haberine göre Kabine Baş Sekreteri Yoşihide Suga Covid-19'la mücadele kapsamında yapılacak ilaç yardımı hakkında açıklamalarda bulundu. Suga, talep gönderen ülkelerle temaslarını sürdürdüklerini vurgulayarak, ülkelere hem bedelsiz hem de acil ihtiyaçları miktarınca ilaç göndereceklerini ifade etti.
Yaklaşık 30 ülkenin Japonya'dan ilaç yardımı talep ettiğini aktaran Suga, Avigan'ın klinik testlerinin sürdüğünü ve grip ilacının etkisini geliştirme çalışmalarının devam ettiği bilgisini paylaştı.
Almanya Sağlık Bakanı geçtiğimiz perşembe günü Japonya'dan milyonlarca tablet Avigan alabileceğini açıklamıştı. Fujifilm Toyama Chemical tarafından üretilen Avigan, ebola gibi vücutta yüksek ateşe neden olan hastalıkların tedavisinde de kullanılan bir ilaç.
Karatay: Virüse karşı yüksek doz C vitamini verilsin
Karatay, koronavirüsle mücadele kapsamında sağlık çalışanlarına acilen yüksek doz C vitamini verilmesi gerektiğini söyledi
Prof. Dr. Canan Karatay’ın İstanbul’da 1970 yılında patlak veren kolera salgınında görev aldığını hatırlatan Sözcü gazetesi yazarı Saygı Öztürk, Karatay'ın yolladığı mektubu köşesinde paylaştı. Çin, Güney Kore ve New York'ta yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı yüksek doz C vitamininin hastalara uygulandığına dikkat çeken Karatay, “Bizler de hastalanmaları ve ölümleri acilen önlemek zorundayız” görüşünü savundu:
‘Kem küme vakit yok, tüm sağlıkçılara yüksek doz C vitamini verilmeli’
“Kem küme vaktimiz yoktur. İki doktor, bir diş hekimi, bir hemşiremizi kaybettik. 600'den fazla sağlık çalışanı karantinada ya da yoğun bakımda tedavi altındalar. Senelerden beri bilinen ve halkımızdan saklanan, gizlenen bir gerçek var: Başta korona olmak üzere tüm virüs hastalıklarına en etken madde yüksek doz C vitaminidir. En ön safta ölesiye çalışan tüm sağlıkçılarımıza dinlenme süreleri içinde bir saat içinde yüksek dozda IV C-VİTAMİNİ vermeye başlamalıyız.
Yok efendim, ‘Deneme süresi', yok efendim ‘Kanıtlanmış mı?', yok efendim ‘Yan etkisi nedir?' sorularını soracak zaman olmaz acil durumlarda. Ayrıca, senelerden beri uygulanmakta ve başarılarla sonuçlanmış bir yöntemdir yüksek doz C vitamin infüzyonu. Duyulmamış, saklanmış, alay edilmiş olması ise endüstrinin etkisiyledir. Bu alanda yüzlerce çalışmanın yayını engellenmiştir.
‘Hepsi boş, ilaç firmalarının güdümünde olanların eveleme, gevelemeleri’
Yok efendim ilaç bulunmuşmuş, aşı çalışmaları başlamışmış. Hepsi boş, ilaç firmalarının güdümünde olanların eveleme, gevelemeleridir. Hiçbiri bizim en ön safta savaşan kahramanlarımıza yönelik, ifadeler değildir. Grip aşısının faydası yoktur. Gribin, ilaçla tedavisi yoktur. Sanki aşı yapılınca kimse grip olmayacakmış algısı yaygınlaştırılıyor.
Sağlık kahramanlarımızın tümünü korumak zorundayız. Geç kalınmadan bir an önce uygulamaya geçmemiz ve başlamamız şarttır. C vitamin doğaldır, çok ucuzdur, yan etkisi azdır, canlarımızı kurtaracaktır, uygulanması son derece kolaydır.”
Prof. Dr. Canan Karatay’ın İstanbul’da 1970 yılında patlak veren kolera salgınında görev aldığını hatırlatan Sözcü gazetesi yazarı Saygı Öztürk, Karatay'ın yolladığı mektubu köşesinde paylaştı. Çin, Güney Kore ve New York'ta yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı yüksek doz C vitamininin hastalara uygulandığına dikkat çeken Karatay, “Bizler de hastalanmaları ve ölümleri acilen önlemek zorundayız” görüşünü savundu:
‘Kem küme vakit yok, tüm sağlıkçılara yüksek doz C vitamini verilmeli’
“Kem küme vaktimiz yoktur. İki doktor, bir diş hekimi, bir hemşiremizi kaybettik. 600'den fazla sağlık çalışanı karantinada ya da yoğun bakımda tedavi altındalar. Senelerden beri bilinen ve halkımızdan saklanan, gizlenen bir gerçek var: Başta korona olmak üzere tüm virüs hastalıklarına en etken madde yüksek doz C vitaminidir. En ön safta ölesiye çalışan tüm sağlıkçılarımıza dinlenme süreleri içinde bir saat içinde yüksek dozda IV C-VİTAMİNİ vermeye başlamalıyız.
Yok efendim, ‘Deneme süresi', yok efendim ‘Kanıtlanmış mı?', yok efendim ‘Yan etkisi nedir?' sorularını soracak zaman olmaz acil durumlarda. Ayrıca, senelerden beri uygulanmakta ve başarılarla sonuçlanmış bir yöntemdir yüksek doz C vitamin infüzyonu. Duyulmamış, saklanmış, alay edilmiş olması ise endüstrinin etkisiyledir. Bu alanda yüzlerce çalışmanın yayını engellenmiştir.
‘Hepsi boş, ilaç firmalarının güdümünde olanların eveleme, gevelemeleri’
Yok efendim ilaç bulunmuşmuş, aşı çalışmaları başlamışmış. Hepsi boş, ilaç firmalarının güdümünde olanların eveleme, gevelemeleridir. Hiçbiri bizim en ön safta savaşan kahramanlarımıza yönelik, ifadeler değildir. Grip aşısının faydası yoktur. Gribin, ilaçla tedavisi yoktur. Sanki aşı yapılınca kimse grip olmayacakmış algısı yaygınlaştırılıyor.
Sağlık kahramanlarımızın tümünü korumak zorundayız. Geç kalınmadan bir an önce uygulamaya geçmemiz ve başlamamız şarttır. C vitamin doğaldır, çok ucuzdur, yan etkisi azdır, canlarımızı kurtaracaktır, uygulanması son derece kolaydır.”
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)