Küresel grip salgınına (pandemi) ilişkin Cumhurbaşkanlığı Genelgesi Resmi Gazete'de yayımlandı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yayımlanan genelgede, nüfusun büyük çoğunluğunu etkileyebilecek küresel grip salgını ihtimaline karşı kamu kurum ve kuruluşlarınca alınması gereken tedbirler belirtildi.
Küresel grip salgınına (pandemi) ilişkin Cumhurbaşkanlığı Genelgesi, Resmi Gazete'de yayımlandı.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayımlanan genelgede, influenza virüslerinin yol açtığı bir solunum yolu hastalığı olan, özellikle sonbahar ve kış aylarında görülen ve mevsimsel olarak seyreden influenzanın (grip) zaman zaman pek çok kişinin ölümüyle sonuçlanan salgınlara neden olduğu, zaman zaman da küresel çapta görülen ve pandemi olarak adlandırılan salgınlara yol açabildiği belirtildi.
İnfluenza virüslerinin genetik yapısında meydana gelen değişikliklere bağlı yeni tipte bir influenza virüsü ortaya çıkabildiği ve insandan insana kolayca geçiş yeteneği kazanabildiği kaydedilen genelgede, yeni tipte influenza virüsü ile daha önce hiç teması olmayan veya virüsün yol açacağı enfeksiyonun gelişmesine yatkın olan kişilerin önemli bir kısmının etkilenmesiyle pandeminin ortaya çıkabildiği ifade edildi.
Genelgede, nüfusun büyük çoğunluğunu etkileyebilecek böyle bir pandemi ihtimaline karşı kamu kurum ve kuruluşlarınca alınması gereken tedbirler şöyle sıralandı:
- Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan, bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının pandemiye yönelik görev ve sorumluluklarının belirtildiği 'Pandemik İnfluenza Ulusal Hazırlık Planı' (Plan) 'www.grip.gov.tr' adresinde yayımlanacak. Konuyla ilgili ayrıntılı bilgilendirmeler ve güncel duyurular, bu adresten düzenli olarak yapılacak.
- Pandemi sırasında yapılacak çalışmaların belirlenmesi ve pandeminin toplumdaki etkisinin azaltılması amacıyla valiliklerin koordinasyonunda, "Pandemik İnfluenza İl Hazırlık ve Faaliyet Planı" hazırlanacak.
- Küresel bir grip salgınında hizmet sunumunun aksamaması amacıyla il sağlık müdürlükleriyle işbirliği içinde pandemi hazırlık çalışmaları yapılarak hastaneler ve tedavi merkezlerinin yanı sıra kamu kurumlarında da sağlık hizmeti verilebilmesi için ilde ihtiyaç duyulan ek hizmet, birim, alan, araç ve malzemelerin tedariki ile bunların hizmete sunulması planlanacak.
- Kamu kurum ve kuruluşlarının bilgilendirilmesi amacıyla merkezde Sağlık Bakanlığı, illerde ise valiliklerin koordinasyonunda il sağlık müdürlükleri tarafından bilgilendirme ve iş birliği toplantıları düzenlenecek, uygulamalar Sağlık Bakanlığınca takip edilecek.
- Pandemi döneminde kamu hizmetlerinde herhangi bir aksaklığa yol açmayacak şekilde gerekli tedbirler alınacak, "Pandemik İnfluenza Ulusal Hazırlık Planı" ve "Pandemik Influenza İl Hazırlık ve Faaliyet Planı"nın uygulanması ve bu kapsamdaki görevlerin yerine getirilmesi konusunda Sağlık Bakanlığının merkez ve taşra teşkilatınca ihtiyaç duyulacak her türlü katkı ve destek bütün kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle sağlanacak.
13 Nisan 2019 Cumartesi
Sağlık Bakanlığından aşı uyarısı: Salgın yaşanabilir
Ceyhan, çocuklarına aşı yapılmasını reddedenlerin sayısının 40 bine yaklaştığını belirterek, “Aşı reddi 50 binleri bulursa Türkiye’de salgın yaşanabilir” uyarısı yaptı
ABD’nin New York Eyaleti’nin kuzeyindeki Rockland County’de 153 kızamık vakasının ardından, aşısız çocukların kamuya açık alanlara girmesi yasaklanırken, yasağa uymayanlara 500 dolar para cezası, 6 ay hapis cezası uygulanacağı açıklandı. Türkiye’de ise son dönemde henüz kızamık nedeniyle ölüm kaydı bulunmasa da çocuklarına aşı yaptırmayı reddedenlerin sayısı giderek artıyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 2015’te yüzde 97, 2016’da yüzde 98 olan aşılama oranı 2017’de yüzde 96’ya düştü.
183 kişiden 40 bine
Sağlık Bakanlığı Bağışıklama Danışma Kurulu üyesi ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Ceyhan ise 2011’de 183 kişiyle başlayan aşı karşıtlığının, günümüzde 40 bine yaklaştığını söyledi. Çocuklara aşı yaptırmayı reddetmenin bedelinin büyük olduğuna dikkat çeken Ceyhan, “Aşı reddi 50 binleri bulursa Türkiye’de salgın meydana gelebilir” dedi. Kızamığın tehlikeli bir hastalık olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ceyhan, şunları dedi:
“Geçen yıl kızamık vaka sayısı 100’e yaklaştı. Eğer aşı reddi devam ederse bu rakamın artması kaçınılmaz. Kızamığa yakalanan her bin çocuktan 20’sinde ölüm riski vardır. İnsanlar aşıyı ilaç tedavisi ile karıştırıyor. Başka çocukların sağlığını etkiliyorsa bunu özgürlük olarak değerlendirmeyiz. ‘Aşı yaptırmayın’ diyen herkesin çocuklarının aşıları tam yapılmıştır. Aşı sayesinde 3 milyon çocuğun ölümü engellenirken, 25 enfeksiyon hastalığı ile mücadele ediliyor. Aşılama çocuğa 72 yıl kazandırıyor. 750 milyon çocuk sakat kalmaktan kurtuluyor.”
Milliyet'ten Mert İnan'ın haberine göre, aşı karşıtlığını “bilim düşmanlığı” olarak nitelendiren İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Selim Badur da ABD’de yaşanan kızamık salgınının Türkiye için uyarıcı olması gerektiğini söyledi. Aşı karşıtlığının fitilinin 1998’de İngiltere’de Andrew Wakefield adında bir İngiliz cerrahın ateşlediğini anımsatan Badur, söylediklerin gerçeği yansıtmaması nedeniyle Wakefield’ın doktorluk yapma yetkisinin elinden alındığını ifade etti. “Aşıların otizme yol açtığı, İsrail’in Müslümanların DNA’sını bozmak için özel olarak aşı ürettiği söylemleri saçmalık ve safsatadan ibaret” diyen Badur, çocukların risk altında olduğunu söyledi: “Yıllar içerisinde aşıların kullanımında artış var ancak otizm sayısında atış yok. Türkiye’de İsrail’den ithal edilen herhangi bir aşı da yok. Fransa ve İtalya 11 aşıya zorunluluk getirdi. Bu aşıları yaptırmayan çocuklar okullara kabul edilmiyor. ABD’nin bazı bölgelerinde aşısız çocuklar, izole edilmiş eğitim kurumlarına gönderiliyor. İlerleyen günlerde bizim ülkemizde ABD’de benzeri sıkıntılar olabilir. Çocuklarını aşılatmayan aile sayısı artıyor. Bilimden uzak söylemler nedeniyle çocuklarımız risk altında.”
Formül her yer için aynı
İstanbul Aile Hekimliği Derneği Aşı Çalışma Grubu Genel Sekreteri Dr. Hamza Özdemir, aşıların güvenliğinin defalarca kanıtlandığı belirterek, “Ücretsiz olarak uygulanan aşı sayısı 13 ve Aile Sağlığı Merkezleri’nde kolay ulaşılabilir halde. Aşı kararsızlığı yanlış inanışlardan kaynaklanıyor. Aşı üretimi yapılan firmalar aşıların içeriğinde bulunan formülleri Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği raporlara uygun olarak üretmek zorunda. Firmalar DSÖ tarafından her 2 yılda rutin olarak tepeden tırnağa denetimden geçirilir. Aşı içeriği tüm dünya için aynı formül ile üretilir” dedi.
ABD’nin New York Eyaleti’nin kuzeyindeki Rockland County’de 153 kızamık vakasının ardından, aşısız çocukların kamuya açık alanlara girmesi yasaklanırken, yasağa uymayanlara 500 dolar para cezası, 6 ay hapis cezası uygulanacağı açıklandı. Türkiye’de ise son dönemde henüz kızamık nedeniyle ölüm kaydı bulunmasa da çocuklarına aşı yaptırmayı reddedenlerin sayısı giderek artıyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 2015’te yüzde 97, 2016’da yüzde 98 olan aşılama oranı 2017’de yüzde 96’ya düştü.
183 kişiden 40 bine
Sağlık Bakanlığı Bağışıklama Danışma Kurulu üyesi ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Ceyhan ise 2011’de 183 kişiyle başlayan aşı karşıtlığının, günümüzde 40 bine yaklaştığını söyledi. Çocuklara aşı yaptırmayı reddetmenin bedelinin büyük olduğuna dikkat çeken Ceyhan, “Aşı reddi 50 binleri bulursa Türkiye’de salgın meydana gelebilir” dedi. Kızamığın tehlikeli bir hastalık olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ceyhan, şunları dedi:
“Geçen yıl kızamık vaka sayısı 100’e yaklaştı. Eğer aşı reddi devam ederse bu rakamın artması kaçınılmaz. Kızamığa yakalanan her bin çocuktan 20’sinde ölüm riski vardır. İnsanlar aşıyı ilaç tedavisi ile karıştırıyor. Başka çocukların sağlığını etkiliyorsa bunu özgürlük olarak değerlendirmeyiz. ‘Aşı yaptırmayın’ diyen herkesin çocuklarının aşıları tam yapılmıştır. Aşı sayesinde 3 milyon çocuğun ölümü engellenirken, 25 enfeksiyon hastalığı ile mücadele ediliyor. Aşılama çocuğa 72 yıl kazandırıyor. 750 milyon çocuk sakat kalmaktan kurtuluyor.”
Milliyet'ten Mert İnan'ın haberine göre, aşı karşıtlığını “bilim düşmanlığı” olarak nitelendiren İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Selim Badur da ABD’de yaşanan kızamık salgınının Türkiye için uyarıcı olması gerektiğini söyledi. Aşı karşıtlığının fitilinin 1998’de İngiltere’de Andrew Wakefield adında bir İngiliz cerrahın ateşlediğini anımsatan Badur, söylediklerin gerçeği yansıtmaması nedeniyle Wakefield’ın doktorluk yapma yetkisinin elinden alındığını ifade etti. “Aşıların otizme yol açtığı, İsrail’in Müslümanların DNA’sını bozmak için özel olarak aşı ürettiği söylemleri saçmalık ve safsatadan ibaret” diyen Badur, çocukların risk altında olduğunu söyledi: “Yıllar içerisinde aşıların kullanımında artış var ancak otizm sayısında atış yok. Türkiye’de İsrail’den ithal edilen herhangi bir aşı da yok. Fransa ve İtalya 11 aşıya zorunluluk getirdi. Bu aşıları yaptırmayan çocuklar okullara kabul edilmiyor. ABD’nin bazı bölgelerinde aşısız çocuklar, izole edilmiş eğitim kurumlarına gönderiliyor. İlerleyen günlerde bizim ülkemizde ABD’de benzeri sıkıntılar olabilir. Çocuklarını aşılatmayan aile sayısı artıyor. Bilimden uzak söylemler nedeniyle çocuklarımız risk altında.”
Formül her yer için aynı
İstanbul Aile Hekimliği Derneği Aşı Çalışma Grubu Genel Sekreteri Dr. Hamza Özdemir, aşıların güvenliğinin defalarca kanıtlandığı belirterek, “Ücretsiz olarak uygulanan aşı sayısı 13 ve Aile Sağlığı Merkezleri’nde kolay ulaşılabilir halde. Aşı kararsızlığı yanlış inanışlardan kaynaklanıyor. Aşı üretimi yapılan firmalar aşıların içeriğinde bulunan formülleri Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği raporlara uygun olarak üretmek zorunda. Firmalar DSÖ tarafından her 2 yılda rutin olarak tepeden tırnağa denetimden geçirilir. Aşı içeriği tüm dünya için aynı formül ile üretilir” dedi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)