Sağlık Bakanlığı hasta mahremiyetini koruyacak yeni bir uygulama başlatıyor. Poliklinik ekranlarında istemeyen hastaların isimleri gizlenecek.
Hastalar isimlerinin ekrana yansıtılmasını istememeleri durumunda sıra numarası, hasta numarası ya da TC kimlik numaralarıyla muayene alanlarına çağırılacak.
UYGULAMAYLA HASTA MAHREMİYETİ SAĞLANMIŞ OLACAK
Uygulamayla hasta mahremiyeti maksimum ölçüde sağlanmış olacak. Yaşadığı rahatsızlığın duyulacağı endişesiyle doktora başvurmaktan çekinen çok sayıda hastaya bu yolla sağlık hizmeti verilebilecek.
Akşam Gazetesi'nden Doruk Çakar'ın haberine göre, söz konusu uygulamanın pilot olarak psikiyatri ve kadın doğum gibi polikliniklerde başlatılması planlanıyor.
24 Ağustos 2018 Cuma
1 Ağustos 2018 Çarşamba
Karatay'dan 'meslekten men cezası' açıklaması
Kalp ve İç Hastalık Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, Danıştay 8’inci Dairesi tarafından meslekten 15 gün men cezasının onandığına yönelik çıkan haberlerle ilgili açıklama yaptı.
Gebelere şeker yüklemesine karşı olduğu yönündeki açıklamasının ardından başlayan süreçle ilgili konuşan Prof. Dr. Karatay, gebelere şeker yüklemesine hâlâ karşı olduğunu belirterek, kararın daha eline ulaşmadığını, çıkacak kararın kesin olmadığını, bir üst mahkemeye itiraz etmek için hukuki yolların açık olduğunu söyledi.
Bodrum’un Akyarlar Mahallesi’ndeki sitede yaz tatilini geçiren Kalp ve İç Hastalık Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, 3 yıl önce gebelere şeker yüklemesine karşı olduğu yönündeki açıklamasının ardından pek çok uzmanın tepkisini çekmiş, Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği 2015 yılının Ocak ayında kendisini İstanbul Tabip Odası’na şikayet etmişti. Yapılan soruşturma sonunda Prof. Dr. Karatay hakkında, '15 gün meslekten alıkoyma' kararı verilmiş ve 3 yıllık temyiz süresi başlamıştı. Basında yer alan ’Danıştay 8’inci Ceza Dairesi, Karatay’a verilen 15 gün süreyle meslekten men cezasını onadı’ yönündeki haberleri DHA’ya değerlendiren Prof. Dr. Canan Karatay, adli tatil nedeniyle böyle bir kararın kendisine tebliğ edilmediğini belirterek, şöyle dedi:
"Daha üst hukuk süreci devam etmekte. Sonuç ve kesin karar yok. Fakat 3 yıldır adli tatil sırasında bunlar aynı şekilde gündeme getiriliyor. Maalesef nöbetçi hakimler tarafından gündeme getiriliyor. Ben kendilerine çok teşekkür ediyorum. Çünkü ben burada sessiz sedasız otururken kendileri benim reklamımı yapmış oluyorlar. Ceza vermelerinin biri de sık sık televizyona çıkmam ama kendileri bunu sağlıyor. O yüzden çok teşekkür ediyorum."
’HİÇBİR ŞEY ELİMİZE ULAŞMIŞ DEĞİL’
Konuyla ilgili geri adım atmadığını söyleyen ve gebelere şeker yüklemesine hâlâ karşı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Canan Karatay, yurt dışındaki profesörlerin de açıklamalarını örnek gösterdi. Prof. Dr. Karatay, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Gebelere şeker yüklemesine karşıyım ve gebelere şeker yüklemesinin çok tehlikeli olduğunu söyledim, hâlâ da söylüyorum. Bunun için ben halkı yönlendiriyorum diye Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği suç duyurusunda bulundu. 2015 Nisan ayında Cumhuriyet savcısı buna takipsizlik kararı verdi. Onun üzerine ’Vay efendim siz takipsizlik kararı verirsiniz ama biz ceza vermesini biliriz’ diye her sene bunu yaptılar. Bunu medyaya servis ediyorlar. Bakın daha adli tatildeyiz, şu sırada daha hiçbir şey elimize ulaşmış değil. Tatil bittikten sonra ulaşacak ama bunlar servis edilmiş oluyor."
'NASIL TÜTÜN VERMİYORSAK, ŞEKER DE VERİLMEYECEK'
Yaşananların kasıtlı olduğunu iddia eden Prof. Dr. Canan Karatay, sözlerini şöyle tamamladı:
"Hakikaten biz Danıştay’a başvurumuzu yaptık, ondan gelecek cevabı bekliyoruz. Ondan gelen cevaba göre bir üst mahkemeye ve daha bir üst mahkemeye müracaat etme yönünde hukuk yolumuz açık. Yani hukuk süreci devam ediyorken, bu haberlerin servis edilmesi manidar. Bütün mesele bu. Neden bu? Çünkü gebelere hâlâ şeker yüklemesi yapılıyor. Mümkün olduğu kadar azaldı ama korkutarak yapıyorlar. Halbuki bakın Londralı kardiyolog diyor ki ’Şeker bir tütün gibidir. Nasıl gebelere tütün vermiyorsak, gebelere şeker de verilmeyecek’. Ben de bir kardiyolog olarak bunu söylüyorum. Stanford Üniversitesi’nde yapılan çok önemli bir araştırma, bu yılın şubat ayında yayınlandı. Şeker hastası olmayan annelerin hamileliğinin ilk 3 ayında şekeri yüksekse bu bize gösterdi ki çocuklarının kalbi delik doğuyor. İşte ben de bunu anlatmaya çalışıyorum. Siz bir hamileye şeker yükleyemezsiniz, lütfen zorlamayın. Bir de ülkemizde maalesef mısır şurubu şekeri yükleniyor. Bu şekerin ne kadar toksik olduğunu biliyoruz. Bunun sebebi ’endotel’ dediğimiz her türlü hücreyi bozmasıdır. Çocuklar bu yüzden maalesef sakat, kalbi delik, beyni gelişmemiş, bağırsağı gelişmemiş doğuyor. Ben onu söylüyorum. Bütün dünya sağlık organizasyonunda gebelerin sağlığı için bu öneriliyor. Ben de bunu öneriyorum."
Gebelere şeker yüklemesine karşı olduğu yönündeki açıklamasının ardından başlayan süreçle ilgili konuşan Prof. Dr. Karatay, gebelere şeker yüklemesine hâlâ karşı olduğunu belirterek, kararın daha eline ulaşmadığını, çıkacak kararın kesin olmadığını, bir üst mahkemeye itiraz etmek için hukuki yolların açık olduğunu söyledi.
Bodrum’un Akyarlar Mahallesi’ndeki sitede yaz tatilini geçiren Kalp ve İç Hastalık Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, 3 yıl önce gebelere şeker yüklemesine karşı olduğu yönündeki açıklamasının ardından pek çok uzmanın tepkisini çekmiş, Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği 2015 yılının Ocak ayında kendisini İstanbul Tabip Odası’na şikayet etmişti. Yapılan soruşturma sonunda Prof. Dr. Karatay hakkında, '15 gün meslekten alıkoyma' kararı verilmiş ve 3 yıllık temyiz süresi başlamıştı. Basında yer alan ’Danıştay 8’inci Ceza Dairesi, Karatay’a verilen 15 gün süreyle meslekten men cezasını onadı’ yönündeki haberleri DHA’ya değerlendiren Prof. Dr. Canan Karatay, adli tatil nedeniyle böyle bir kararın kendisine tebliğ edilmediğini belirterek, şöyle dedi:
"Daha üst hukuk süreci devam etmekte. Sonuç ve kesin karar yok. Fakat 3 yıldır adli tatil sırasında bunlar aynı şekilde gündeme getiriliyor. Maalesef nöbetçi hakimler tarafından gündeme getiriliyor. Ben kendilerine çok teşekkür ediyorum. Çünkü ben burada sessiz sedasız otururken kendileri benim reklamımı yapmış oluyorlar. Ceza vermelerinin biri de sık sık televizyona çıkmam ama kendileri bunu sağlıyor. O yüzden çok teşekkür ediyorum."
’HİÇBİR ŞEY ELİMİZE ULAŞMIŞ DEĞİL’
Konuyla ilgili geri adım atmadığını söyleyen ve gebelere şeker yüklemesine hâlâ karşı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Canan Karatay, yurt dışındaki profesörlerin de açıklamalarını örnek gösterdi. Prof. Dr. Karatay, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Gebelere şeker yüklemesine karşıyım ve gebelere şeker yüklemesinin çok tehlikeli olduğunu söyledim, hâlâ da söylüyorum. Bunun için ben halkı yönlendiriyorum diye Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği suç duyurusunda bulundu. 2015 Nisan ayında Cumhuriyet savcısı buna takipsizlik kararı verdi. Onun üzerine ’Vay efendim siz takipsizlik kararı verirsiniz ama biz ceza vermesini biliriz’ diye her sene bunu yaptılar. Bunu medyaya servis ediyorlar. Bakın daha adli tatildeyiz, şu sırada daha hiçbir şey elimize ulaşmış değil. Tatil bittikten sonra ulaşacak ama bunlar servis edilmiş oluyor."
'NASIL TÜTÜN VERMİYORSAK, ŞEKER DE VERİLMEYECEK'
Yaşananların kasıtlı olduğunu iddia eden Prof. Dr. Canan Karatay, sözlerini şöyle tamamladı:
"Hakikaten biz Danıştay’a başvurumuzu yaptık, ondan gelecek cevabı bekliyoruz. Ondan gelen cevaba göre bir üst mahkemeye ve daha bir üst mahkemeye müracaat etme yönünde hukuk yolumuz açık. Yani hukuk süreci devam ediyorken, bu haberlerin servis edilmesi manidar. Bütün mesele bu. Neden bu? Çünkü gebelere hâlâ şeker yüklemesi yapılıyor. Mümkün olduğu kadar azaldı ama korkutarak yapıyorlar. Halbuki bakın Londralı kardiyolog diyor ki ’Şeker bir tütün gibidir. Nasıl gebelere tütün vermiyorsak, gebelere şeker de verilmeyecek’. Ben de bir kardiyolog olarak bunu söylüyorum. Stanford Üniversitesi’nde yapılan çok önemli bir araştırma, bu yılın şubat ayında yayınlandı. Şeker hastası olmayan annelerin hamileliğinin ilk 3 ayında şekeri yüksekse bu bize gösterdi ki çocuklarının kalbi delik doğuyor. İşte ben de bunu anlatmaya çalışıyorum. Siz bir hamileye şeker yükleyemezsiniz, lütfen zorlamayın. Bir de ülkemizde maalesef mısır şurubu şekeri yükleniyor. Bu şekerin ne kadar toksik olduğunu biliyoruz. Bunun sebebi ’endotel’ dediğimiz her türlü hücreyi bozmasıdır. Çocuklar bu yüzden maalesef sakat, kalbi delik, beyni gelişmemiş, bağırsağı gelişmemiş doğuyor. Ben onu söylüyorum. Bütün dünya sağlık organizasyonunda gebelerin sağlığı için bu öneriliyor. Ben de bunu öneriyorum."
Ölümcül hataya rekor tazminat
Şiddetli baş ağrısı şikayetiyle gittiği hastaneden "Bir şeyin yok" diye geri çevrilen genç mühendis, beyin kanaması sonucu hayatını kaybetti. Ailesi hastaneye tazminat davası açtı
Ümitcan Altuğ şiddetli baş ağrısı şikayetiyle gittiği hastaneden ‘bir şeyin yok’ diyerek evine gönderildi. Bir saat sonra beyin kanaması geçiren Altuğ hayatını kaybetti. Ailesi, yanlış teşhis koydukları iddiasıyla hastaneye tazminat davası açtı.
Galatasaray Üniversitesi mezunu 39 yaşındaki Ümitcan Altuğ, Türkiye'nin sayılı bilgisayar mühendislerinden biriydi. Dünya devi markalara bilgisayar yazılımı üreten bir şirketin sahibi ve genel müdürüydü. İstanbul Tüketici Mahkemesi Hakimliği'ne avukat İsmail Çağrı Karataş'ın açtığı davada yer alan iddialara göre; evli ve bir çocuk babası olan, düzenli spor yapan ve sigara içmeyen Altuğ, geçen yıl 15 Kasım'da şiddetli baş ağrısıyla özel bir hastaneye gitti. Acil doktoru Erdoğan A., Altuğ'a "Bilgisayar karşısında uzun oturmaya bağlı boyun tutulması" dedi. Altuğ da "Doktor bey bu ağrı çok şiddetli, beyin kanaması olabilir mi?" diye sordu. "Önemli bir şeyin yok iğne yapılınca düzelirsiniz" cevabı aldı. Kas gevşetici ilaç verildi ve evine gönderildi ancak ağrılar kesilmedi. Bir saat geçmeden fenalaştı ve şiddetli kusma başladı. Vücudunu hareket ettiremez hale geldi.
YEDİ KİŞİYE CAN VERDİ
Hemen başka bir hastaneye kaldırılan Altuğ'a bu defa beyin kanaması teşhisi kondu. Yoğun bakıma alınan Altuğ bir süre sonra koma halinde Gaziosmanpaşa'daki başka bir hastaneye sevk edildi. 6 gün hastanede yoğun bakımda yatan Altuğ, geçen yıl 21 Kasım'da öldü. Ailesinin aldığı kararla organları bağışlandı. Organları 7 kişiye can verdi. Altuğ'un ailesi de zamanında teşhis koyamayan ve boyun tutulması denilerek eve gönderilen hastane ile doktor aleyhine 520 bin liralık tazminat davası açtı. Beyin kanamasında erken ve doğru teşhisin hayatta kalmayı sağlayabilecekken hastaneye gelen hastanın evine gönderilerek ölüme itildiği belirtildi. Dilekçede, "Şiddetli baş ağrısı, yüzde kayma ve his kaybı şikâyetlerinin detaylı araştırılması gerekir. Hiçbir tetkik yapılmamıştır. Hasta nöroloğa da sevk edilmemiştir. Detaylı bilgi verilmemiş, hastanın epikrizi hatalı tutulmuş, hekim ve hastane kusurunu gizlemek için müdahale tarihleri ile içerikte oynama yapmıştır. 520 bin lira maddi ve manevi tazminatın davalılardan tahsilini istiyoruz" denildi.
Ümitcan Altuğ şiddetli baş ağrısı şikayetiyle gittiği hastaneden ‘bir şeyin yok’ diyerek evine gönderildi. Bir saat sonra beyin kanaması geçiren Altuğ hayatını kaybetti. Ailesi, yanlış teşhis koydukları iddiasıyla hastaneye tazminat davası açtı.
Galatasaray Üniversitesi mezunu 39 yaşındaki Ümitcan Altuğ, Türkiye'nin sayılı bilgisayar mühendislerinden biriydi. Dünya devi markalara bilgisayar yazılımı üreten bir şirketin sahibi ve genel müdürüydü. İstanbul Tüketici Mahkemesi Hakimliği'ne avukat İsmail Çağrı Karataş'ın açtığı davada yer alan iddialara göre; evli ve bir çocuk babası olan, düzenli spor yapan ve sigara içmeyen Altuğ, geçen yıl 15 Kasım'da şiddetli baş ağrısıyla özel bir hastaneye gitti. Acil doktoru Erdoğan A., Altuğ'a "Bilgisayar karşısında uzun oturmaya bağlı boyun tutulması" dedi. Altuğ da "Doktor bey bu ağrı çok şiddetli, beyin kanaması olabilir mi?" diye sordu. "Önemli bir şeyin yok iğne yapılınca düzelirsiniz" cevabı aldı. Kas gevşetici ilaç verildi ve evine gönderildi ancak ağrılar kesilmedi. Bir saat geçmeden fenalaştı ve şiddetli kusma başladı. Vücudunu hareket ettiremez hale geldi.
YEDİ KİŞİYE CAN VERDİ
Hemen başka bir hastaneye kaldırılan Altuğ'a bu defa beyin kanaması teşhisi kondu. Yoğun bakıma alınan Altuğ bir süre sonra koma halinde Gaziosmanpaşa'daki başka bir hastaneye sevk edildi. 6 gün hastanede yoğun bakımda yatan Altuğ, geçen yıl 21 Kasım'da öldü. Ailesinin aldığı kararla organları bağışlandı. Organları 7 kişiye can verdi. Altuğ'un ailesi de zamanında teşhis koyamayan ve boyun tutulması denilerek eve gönderilen hastane ile doktor aleyhine 520 bin liralık tazminat davası açtı. Beyin kanamasında erken ve doğru teşhisin hayatta kalmayı sağlayabilecekken hastaneye gelen hastanın evine gönderilerek ölüme itildiği belirtildi. Dilekçede, "Şiddetli baş ağrısı, yüzde kayma ve his kaybı şikâyetlerinin detaylı araştırılması gerekir. Hiçbir tetkik yapılmamıştır. Hasta nöroloğa da sevk edilmemiştir. Detaylı bilgi verilmemiş, hastanın epikrizi hatalı tutulmuş, hekim ve hastane kusurunu gizlemek için müdahale tarihleri ile içerikte oynama yapmıştır. 520 bin lira maddi ve manevi tazminatın davalılardan tahsilini istiyoruz" denildi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)